KÜNYE
T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi 2025/537 E., 2025/452 K.·T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21.HUKUK Dairesi
- Karar tarihi
- 30 Nisan 2025
- Esas no
- 2025/537
- Karar no
- 2025/452
- İncelenen dosyanın mahkemesi
- ANKARA 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 11/03/2025
- Numarası
- 2025/199 Esas (Ara Karar
- Dava
- Ticari Şirket (Genel Kurul Kararının İptali İstemli
- Dava tarihi
- 10/03/2025
- Gerekçeli kararın yazıldığı tarih
- 30/04/2025
Karar Metni
1.432 kelime·7 dk okuma·4 bölüm
Taraflar arasındaki ihtiyati tedbir davasında mahkemece ihtiyati tedbir talebinin reddine dair verilen ara karara karşı davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü.
TALEP
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle. 21/02/2025 tarihli Ticaret Sicil Gazetesi'nde tescil ve ilanına göre ...
İnşaat Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi'nin 13/02/2025 tarihinde 2025 yılına ait olağanüstü genel kurul toplantısını gerçekleştirip kararlar aldığını, davacının usule ve yasaya aykırı bir şekilde şirketteki hissedarlığı yok sayılarak Genel Kurul toplantısı gerçekleştirildiğini, söz konusu genel kurulun usule ve yasaya aykırı bir şekilde toplanmış olması nedeniyle 13/02/2025 tarihli genel kurul kararlarının iptaline karar verilmesini, şirketin iş ve işlemlerine sebebiyet verenlerin varlığı açık ve yakın bir tehlike olmakla,
şirketi zarara uğratan iş ve işlemlerin önlenebilmesi bakımından şirketin sözde genel kurul marifetiyle hissedar gözüken tüm ortakların hisse paylarına III. şahıslara devrin önlenmesi bakımından ihtiyati tedbir konulmasına, şirketin tüm iş ve işlemlerinin tedbiren durdurulmasına, TTK m. 438 hükmü yollaması ile şirkete özel denetçi atanmasına, esas hakkında karar verilinceye kadar şirkete tedbiren yönetim kayyımı atanmasına, şirket genel kurulunun kayyım marifetiyle toplanmasına, şirketin menkul, gayrimenkul malları ile üçüncü şahıslardaki hak ve alacakları üzerine ihtiyati haciz konulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece; davacının dava dilekçesindeki iddialarını yaklaşık olarak ispatlayamadığından, davacının haklılığının yaklaşık olarak da ispatının yargılamayı ve delil toplanmasını gerektirdiğinden, tedbir talebinin reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ihtiyati tedbir taleplerinin reddedilmesinin hukuka aykırı olduğunu, davacının dava konusu şirkette pay sahibi olduğunu, davacının usule ve yasaya aykırı bir şekilde şirketteki hissedarlığı yok sayılarak Genel Kurul toplantısının gerçekleştirildiğini, davacının dava konusu şirketteki paydaşlığından hukuka aykırı bir şekilde çıkartıldığını, Hazirun Cetvelindeki Yazılı Payların Gerçeği Yansıtmadığını,
davacının 14/09/2024 tarihinde Genel Kurul toplantısına paydaş olarak katılmış olmasına rağmen dava konusu 13/02/2025 tarihinde gerçekleşen Olağanüstü Genel Kurul toplantısı kendisinin haberi dahi olmadan gerçekleştirildiğini, davacının yasal olarak pay sahibi olmasına rağmen Olağanüstü Genel Kurul Toplantısına çağrılmadan alınan kararların usul ve yasaya aykırı olduğunu,
Davalı şirkete ilişkin miras paylaşımı henüz sonuçlanmadığını, miras paylaşımı sonucunda davalı şirkette pay değişikliği olacağı açık olup, bu bağlamda, davacının pay sahibi olduğu şirketten mal kaçırılması, şirketin zarara uğratılarak davacının zarara uğratılması riskinin söz konusu olduğunu, bu sebepler dikkate alındığına yerel mahkeme tarafından tedbiren yönetim kayyım atanmasına ilişkin taleplerimizin reddedilmesi açıkça hukuka aykırı olduğunu,
Ayrıca Ankara 6. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/689 E. Genel Kurul İptali davasında da ihtiyati tedbir talebinin reddedildiğini, devam eden süreçte davacının pay sahibi olduğu şirkette iptale konu miras sözleşmesi ile işlem yapılarak pay değişikliğine gidildiğini, davalı şirket yöneticileri tarafından davacıyı sürekli olarak zarara uğratıcı, hak kaybına yol açıcı hareket edildiğinden ihtiyati tedbir kararı verilmesinin elzem olduğunu, aksi takdirde davalı şirketin usulsüz ve yasaya aykırı işlemlerine devam edeceğini bildirerek,
Ankara 6. Asliye Ticaret Mahkemesi 2025/199 Esas sayılı dosyası kapsamında 11/03/2025 tarihinde verilen tedbiren yönetim kayyımı atanmasına ilişkin ihtiyati tedbir talebinin reddi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ
Talep; tedbiren yönetim kayyımı atanmasına ilişkin ihtiyati tedbir talebinin reddine ilişkin ara kararın kaldırılması istemine ilişkindir.
HMK'nun 389/1. maddesi uyarınca, mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle bir hakkın elde edilmesi önemli ölçüde zorlaşacak ya da tamamen imkansız hale gelecek ise veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir.
İhtiyati tedbir kesin hükme kadar devam eden yargılama boyunca tarafların dava konusu ile ilgili olarak hukuki durumunda meydana gelebilecek zararlara karşı öngörülmüş geçici nitelikte geniş veya sınırlı hukuki korumadır.
İhtiyati tedbir talep eden davacı vekili karşı taraf davalı şirkete yönetim kayyımı atanması yönünde ihtiyati tedbir talep etmiştir. Mahkemece yukarıda özetlenen gerekçeyle ihtiyati tedbir talebinin reddine hükmedilmiştir.
UYAP sistemi üzerinden temin edilip dosya arasına alınan 01/10/2024 tarih, 11176 sayılı Ticaret Sicil Gazetesi incelendiğinde;15/09/2024 tarih, 2024/4 sayılı Yönetim Kurulu kararı ile, dava dışı ...'ın 14/09/2027 tarihine kadar yönetim kurulu üyesi ve davalı şirketi münferiden temsile yetkili kılındığı, ara karar tarihi itibariyle şirketin yönetim organın mevcut olduğu görülmüştür.
UYAP sistemi üzerinden temin edilip dosya arasına alınan 21/02/2025 tarih, 11277 sayılı Ticaret Sicil Gazetesi incelendiğinde; 13/02/2025 tarih, 2025/3 sayılı Yönetim Kurulu kararı ile, dava dışı ... ile ...'un 13/02/2028 tarihine kadar yönetim kurulu başkan/yardımcısı ve davalı şirketi müştereken ve müteselsilen temsile yetkili kılındığı görülmüştür.
Davacı yanın ihtiyati tedbir talebi davalı şirkete yönetim kayyımı atanmasına yöneliktir. Ticaret Kanunumuzda mahkemeye anonim ortaklık yönetim kurulu üyelerini (gerekçe ne olursa olsun) görevden alma ve yerlerine yenilerini atama yetkisi tanınmamıştır; bu yetki genel kurula aittir.
Bu nedenle mahkemenin yönetim kurulu üyelerini yönetim ve temsil yetkilerinin ellerinden alması sonucunu doğuran yönetim kayyımı atanması kararını ancak bu yetkilerin hukuken veya fiilen kullanılamadığı hallere özgü olarak verilebilmesi gerekir.
Kısaca mahkeme yönetim kurulu üyelerinin sahip oldukları ve kullandıkları yönetim ve temsil yetkilerini, çoğunluğun gücünü kötüye kullandığı, azınlığı ezdiği, ortaklar veya yönetim kurulu üyeleri arasında derin anlaşmazlıklar olduğu, şirketin sürekli zarar ettiği vb. gibi gerekçelerle ellerinden alarak bir temsil kayyımına veremez.
Yönetim kayyımlığı, yönetim boşluğu giderilinceye kadar devam eden geçici bir koruma önlemidir. Yönetim kayyımının görevi tüzel kişinin yasal organın oluşması ya da organın çalışmasındaki fiili veya hukuki tıkanıklığın giderilmesi (engelin kalkması) ile sona erer.
Şu halde hakim, şirketin iyi yönetilmediği gerekçesiyle yönetim kayyımı atayamaz; diğer bir anlatımla, hakim şirket yönetiminde "yerindelik" denetimi yapamaz. TMK'nın 427/4. maddesinin amacı şirketi daha iyi bir yönetime kavuşturmak değildir; bu olgu şirketin iç sorunudur. Şirket yönetiminin izlemek ve değerlendirmek yetkisi münhasıran genel kurula aittir. Yönetimi beğenmeyen ve yerinde bulmayan genel kurul, yönetim kurulu üyelerine görevden alabilir, tekrar seçmeyebilir; ibra etmeyebilir ve haklarında sorumluluk davası açılmasına karar verebilir.
Yönetim kurulu üyelerinin şirketi özensiz yönettiği, hatta görev ve yetkilerini kötüye kullandıkları iddiaları da kayyım atanması yoluyla çözümlenemez. Ortaklar bu iddiaları genel kurula taşıyıp orada sorunlara çözüm arayabilirler.
Bu konuda TTK'nun 37. maddedeki bilgi alma ve inceleme, 438. madedeki özel denetim isteme, 553 vd.'da ki yönetim kurulu üyeleri aleyhine sorumluluk davası açma, 445 ve 447 uyarınca genel kurul ve yönetim kurulu kararları aleyhine iptal ve butlan davaları açma ve (azlık olarak) 531. maddeye göre şirketin haklı sebeple feshini dava etme haklarından yararlanabilirler.
Kısaca ortaklar bütün bu konulardaki ihlal iddialarını ve azınlığın çoğunluk tarafından ezildiği yakınmalarına TTK'nun tanıdığı bireysel ya da azlık hakları ile çözüm aramak zorundadırlar. Bu yolda gitmeyerek anılan gerekçelerle mahkemeden şirkete yönetim kayyımı atanmasını istemek mümkün değildir (Prof. Dr. Ersin Çamoğlu, Anonim Ortaklığa Yönetim Kayyımı Atanması, İstanbul Barosu Dergisi, Cilt 91, Sayı 5, Yıl 2017, sahife 17,24 ve 25).
Türk Medeni Kanunu'nun 403/2. maddesinde, kayyımın, belirli işleri görmek veya malvarlığını yönetmek için atanacağı, 426. maddesinde vesayet makamının, aşağıda yazılı olan veya kanunda gösterilen diğer hallerde ilgilisinin isteği üzerine veya re'sen temsil kayyımı atayacağı, kayyım atamasının yasal temsilcinin görevini yerine getirmesine bir engel olmayacağı, 427. maddesinde ise bir tüzel kişi gerekli organlardan yoksun kalmış ve yönetimi başka yoldan sağlanamamışsa kayyım atanacağına ilişkin düzenlemeler yer almaktadır.
Somut olayda ihtiyati tedbir talep eden davacı yan, davalı şirketin genel kurul kararının iptali ile şirkete özel denetçi atanması gerektiğini iddia ederek şirkete karar verilinceye kadar tedbiren yönetim kayyımı atanmasını talep etmiştir.
Türk Ticaret Kanunu'nda kayyım atanmasına ilişkin düzenleme mevcut olmadığından talebin Türk Medeni Kanunu'nda yer alan kayyıma ilişkin hükümlere göre değerlendirilmesi gerekecektir.
Türk Medeni Kanunu'nun 403/2. maddesinde kayyımın, belirli işleri görmek veya malvarlığını yönetmek için atayacağı, 426. maddesinde vesayet makamının, aşağıda yazılı olan veya kanunda gösterilen diğer hallerde ilgilisinin isteği üzerine veya re'sen temsil kayyımı atayacağı, kayyım atamasının yasal temsilcinin görevini yerine getirmesine bir engel olmayacağı, 427. maddesinde ise bir tüzel kişi gerekli organlardan yoksun kalmış ve yönetimi başka yoldan sağlanamamışsa kayyım atanacağına ilişkin düzenlemeler yapılmış olup mevcut düzenlemeler ile ilk derece mahkemesinin kayyım atanmasına yönelik ihtiyati tedbir talebinin reddi gerekçesi,
davanın genel kurul kararının iptaline ilişkin olduğu da birlikte değerlendirildiğinde ihtiyati tedbir talebinin reddine yönelik ilk derece mahkemesi ara kararında bir isabetsizlik görülmemiştir.
Tüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin ihtiyati tedbir talebinin reddi yönündeki ara kararında herhangi bir isabetsizlik görülmediğinden ihtiyati tedbir talep eden davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
Başkan- Üye - Üye - Zabıt Katibi
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi, E. 2025/537, K. 2025/452, 30 Nisan 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama