KÜNYE
T.C.Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21.Hukuk Dairesi 2025/564 E., 2026/76 K.·T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21.HUKUK Dairesi
- Mercii
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 6 Şubat 2026
- Esas no
- 2025/564
- Karar no
- 2026/76
- Başkan
- ... ...
- Üye
- ... ...
- Üye
- ... ...
- Katip
- ... ...
- İncelenen dosyanın mahkemesi
- KONYA 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 20/06/2018
- Numarası
- 2017/620 Esas 2018/502 Karar
- Dava
- Şirket Ortağı Olunmadığının Tespiti ve Alacak
- Dava tarihi
- 07/09/2017
- Gerekçeli kararın yazıldığı tarih
- 09/02/2026
Karar Metni
1.420 kelime·7 dk okuma·5 bölüm
Taraflar arasındaki şirket ortağı olunmadığının tespiti ve alacak istemine ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı davalı şirket ve davacı vekillerince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine Dairemizin 29/12/2020 tarih ve 2018/2406 Esas 2020/1447 Karar sayılı dosyasında verilen kararın Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin 14/06/2021 tarih ve 2021/2192 Esas 2021/5006 Karar sayılı onama ilamı üzerine davacının bireysel başvurusu sonucunda Anayasa Mahkemesi İkinci Bölümü 2020/22944 başvuru numaralı dosyada 24/10/2024 tarihli karar ile Anayasanın 35. maddesi
ile güvence altına alınan mülkiyet hakkı ile bağlantılı olarak Anayasanın 40. maddesinde düzenlenen etkili başvuru hakkının ihlal edildiğine, kararın bir örneğinin mülkiyet hakkı ile bağlantılı olarak etkili başvuru hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere ekli listenin (F) sütununda belirtilen mahkemelere gönderilmesine karar verilmiş olmakla dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin murisi ...'nun yatırılan paraların istenildiği her an geri ödeneceği garantisi ile davalı tarafa 18.403,95 Euro yatırdığını, talep etmesine rağmen yatırdığı parayı geri alamadığını ileri sürerek, müvekkillerinin murisinin davalı şirketle ortaklık ilişkisinin olmadığının tespitine, 18.403,95 Euro (35.995,00 DM)'nin fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 1.000,00 Euro'luk kısmının ödeme tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanunun 4A maddesi uyarınca işleyecek faiziyle birlikte müvekkillerine veraset ilamındaki payları oranında ödenmek üzere davalılardan müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı şirket vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın zaman aşımına uğradığını, davacıların iddialarının yerinde olmadığını bildirerek davanın reddini istemiştir. Davalı ...'a ve vasisine dava dilekçesinin usulüne uygun olarak tebliğ edilmesine rağmen davaya cevap vermemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece, tüm dosya kapsamına göre, davacının davasının kabulü ile, davacının davalı ... Holding A.Ş. nin şirket ortağı olmadığının tespitine, 16.797,00 Euro nun Türk Borçlar Kanununun 99. maddesi gereğince fiili ödeme günündeki Merkez Bankasınca belirlenen efektif satış kuru karşılığı üzerinden Türk parası ile ödenmesi kaydıyla 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanunun 4/a maddesi gereğince; devlet bankalarından birinin bir yıl vadeli Euro mevduat hesabına ödediği 07/09/2017 tarihinden itibaren döviz faizi ile birlikte davalılardan müteselsilen tahsili ile davacılara Eskişehir 3. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2009/609 E, 2009/588 K Sayılı veraset ilamındaki miras payları oranında verilmesine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; dava konusu alacağa haksız fiil tarihinden itibaren faize hükmedilmesi gerekirken dava tarihinden itibaren faiz yürütülmesinin hukuka aykırı olduğunu, vekalet ücretinin ıslah edilen miktar olan 110.507,26 TL üzerinden hesaplanması gerektiğini bildirerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
Davalı şirket vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesinin kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, İlk derece mahkemesi kararının davacının hile ve/veya kesin hükümsüzlük iddiasını ispat etmesine yönelik kabulünün dosya içeriğine ve yasaya aykırı olduğunu, davalının para toplanırken davacıya anonim şirkete ortak olacağı konusunda hiçbir bilgi vermediği,
aynı şekilde davacının da yatırım yaparken anonim şirkete ortak olacağı iradesiyle hareket etmediği yönündeki iddia ve kabulün yerinde olmadığını, davacının milli ve / veya dini duyguları istismar ederek yüksek oranda kar verileceği, verilen paranın istenildiği an geri alınabileceği vaatleri ile davalı müvekkili şirketçe kandırıldığı yönündeki iddiaların da kendi içinde çelişkili hemde gerekçe ile bağdaşmayan iddialar olduğunu, alacağın zaman aşımına uğradığını, davacı taraf ile davalı arasında geçerli bir ortaklık ilişkisi bulunduğunu, davanın temelinde zarara katlanmak arzu ve iradesinin yer aldığını,
davacının her türlü hak ve talebinin hak düşürücü süre içerisinde ileri sürülmediğini bildirerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ
Dava; geçerli şekilde ortaklık ilişkisinin kurulmadığının tespiti ve davalı şirkete ödenen paranın tahsili istemine ilişkindir.
6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede;
Mahkemece; davanın kabulüne dair verilen karara karşı davacı vekili ve davalı şirket vekilince istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemizin 29/12/2020 tarih ve 2018/2406 Esas 2020/1447 Karar sayılı ilamı ile davacı vekili, davalı şirket vekilinin istinaf başvurularının ayrı ayrı kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, 3332 Sayılı Yasanın geçici 4. maddesi gereğince davanın konusu kalmadığından karar verilmesine yer olmadığına yönelik verilen karara karşı, davacı vekilince temyiz yoluna başvurulması üzerine, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 14/06/2021 tarih ve 2021/2192 Esas 2021/5006 Karar sayılı ilamı ile Dairemiz kararının onanmasına kesin olarak karar verildiği anlaşılmıştır.
Dairemizin 29/12/2020 tarih ve 2018/2406 Esas 2020/1447 Karar sayılı ilamına yönelik verilen Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin anılan ilamı üzerine davacının bireysel başvurusu sonucunda bu kez Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm 2020/22944 başvuru numaralı dosyasında 24/10/2024 tarihli karar ile, Anayasanın 35. Maddesi ile güvence altına alınan mülkiyet hakkı ile bağlantılı olarak Anayasanın 40. maddesinde düzenlenen etkili başvuru hakkının ihlal edildiğine, kararın bir örneğinin mülkiyet hakkı ile bağlantılı olarak etkili başvuru hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere dosyanın ekli listenin (F) sütununda belirtilen mahkeme olan Dairemize gönderilmesine ilişkin karar verildiği görülmüştür.
Dairemizce Anayasa Mahkemesi kararı üzerine dosyanın yeniden esasa kaydedilerek yapılan yargılama sırasında, davacı vekili Av. ... 09/01/2026 tarihli UYAP üzerinden sunduğu e-imzalı dilekçe ile davadan feragat ettiğini bildirmiştir.
Davacı vekili Av. ...'ün dosya içerisinde yer alan Eskişehir 1. Noterliğinin 19/06/2017 tarih 11724 yevmiye numaralı vekaletnamesinde davadan feragat yetkisinin bulunduğu görülmüştür.
HMK'nun 307 vd. maddeleri uyarınca feragat davaya son veren ve davacının talep sonucundan vazgeçmesine ilişkin taraf işlemi olup karşı yanın ve mahkemenin kabulüne bağlı değildir.
Bilindiği üzere feragat, 6100 sayılı HMK'nun 307. maddesinde; davacının talep sonucundan kısmen veya tamamen vazgeçmesi olarak tanımlanmıştır. Hükmün kesinleşmesinden önceki herhangi bir aşamada davadan feragat edilebilir. Aynı Kanun'un 311. maddesinde ise, feragatin kesin hüküm gibi sonuç doğuracağı açıklanmıştır. Davadan feragatin, davayı sona erdiren kesin bir usul işlemi olması sebebiyle dilekçede açıkça gösterilmesi, kayıtsız ve şartsız olması gerektiği kuşkusuzdur.
Somut dosyada; Anayasa Mahkemesi tarafından verilen hak ihlali kararı ile yeniden yargılama yapılması için dosya Dairemize gönderilmekle kesinleşmeye yönelik hukuki sonuçlar ortadan kalkmakla feragat beyanı üzerine karar verilmesi gerektiği anlaşılmaktadır.
Hal böyle olunca, HMK'nun 310/2. "Feragat veya kabul, hükmün verilmesinden sonra yapılmışsa, taraflarca kanun yoluna başvurulmuş olsa dahi, dosya kanun yolu incelemesine gönderilmez ve ilk derece mahkemesi veya bölge adliye mahkemesince feragat veya kabul doğrultusunda ek karar verilir.
" maddesi gereğince davadan feragatin mümkün olduğu gözetilerek davacı vekili Av. ...'ün feragat talebinin kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın feragat nedeniyle reddine karar vermek gerekmiştir.
Dairemizce yeniden kurulan hüküm sırasında davalı şirket vekili Av. ...'un 12/01/2026 tarihli Uyap üzerinden gönderdiği e-imzalı dilekçesindeki feragat nedeniyle davacıdan vekalet ücreti ve yargılama gideri taleplerinin bulunmadığı hususu gözetilerek anılan davalı yararına vekalet ücretine hükmedilmediği gibi, anılan davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin anılan davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmiştir.
Tüm bu nedenlerle, davacı vekilinin istinaf aşamasında davadan feragat ettiği gözetilerek davacı vekili ile davalı şirket vekilinin istinaf başvurularının kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın feragat nedeniyle reddine karar verilmesi gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi, E. 2025/564, K. 2026/76, 6 Şubat 2026 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama