KÜNYE
T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi Bam 22. Hukuk Dairesi T.C. Ankara Bölgeadliyemahkemesi 22. Hukukdairesi
- Mercii
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2019/356
- Karar No
- 2021/1751
- Karar tarihi
- 2 Kasım 2021
Karar Metni
975 kelime·5 dk okuma·20 bölüm
...
TÜRK MİLLETİ ADINA
İSTİNAF KARARI
BAŞKAN : ... (...)
ÜYE : ... (...)
ÜYE : ... (...)
KATİP : ... (...)
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 26/11/2018
ESAS NO ...
DAVANIN KONUSU
İtirazın İptali
KARAR TARİHİ : 02/11/2021
YAZILDIĞI TARİH : 25/11/2021
Taraflar arasında yukarıda bilgileri belirtilen kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca, yapılan ön inceleme sonucu, istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği ve eksiklik bulunmadığı anlaşıldığından inceleme aşamasına geçilmiştir. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildi.
GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ
İDDİANIN ÖZETİ
Davacı vekili; taraflar arasında ticari ilişki olduğunu, müvekkilinin 07/11/2016 sevk irsaliyesi ve fatura ile malı davalıya teslim ettiğini, ancak fatura bedelinin müvekkiline ödenmediğini, bu nedenle davalı hakkında Ankara 15. İcra Müdürlüğünün.... sayılı dosyasında icra takibinde bulunduğunu, davalının haksız olarak takibe itiraz ettiğini, belirterek itirazın iptaline ve alacağın %20 si oranında inkar tazminatına karar verilmesini istemiştir.
SAVUNMANIN ÖZETİ
Davalıya usulüne uygun dava dilekçesi ile duruşma günü tebliğ edilmiş, davaya katılmamış, cevap dilekçesi de vermemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
Mahkemece,davacının takibe konu fatura bedelinin kısmen ödenmediğinden alacak ve işlemiş faiz talebinde bulunduğu, davalı borca itirazında ticari ilişkiyi reddettiği, ... beyannamesinde söz konusu faturanın beyan edilmesi, faturanın sevk irsaliyesine tabi olması karşısında davalının bu yönden itirazları yerinde görülmediği, taraflar arasında söz konusu malların davacı tarafından tedarik edilerek davalıya teslim ediliği, davalı teslim edilen malzemelerin bedelini ödediğini kanıtlamakla yükümlü olduğu, davalı tarafından fatura bedelinin tamamının ödendiğine ilişkin delil sunmadığı,
davacı tarafından ticari defter ve kayıtlarına göre yapılan ödemeler sonrasında davalının davacıya 25.000,06TL asıl alacağının bulunduğu, davacının asıl alacağına karşılık işlemiş faiz talep etmekte haklı olduğu, asıl alacağa takip tarihinden itibaren TTK m 1530/7 gereğince faiz işletebileceği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile takibin asıl alacak ve işlemiş faiz üzerinden devamına, asıl alacağa takip tarihinden itibaren TTK m 1530/7 gereğince yıllık %10,75 oranında ve her yıl Ocak ayında değişen oranlarda temerrüt faizine hükmedildiği, alacağın %20'si oranında icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
İstinaf kanun yoluna başvuran davacı vekili, yerel mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verildiğini, ancak icra inkâr tazminatıyla ilişkili hüküm kurulmadığını, delillerin değerlendirilmesi ve gerekçe kısmında icra inkâr tazminatı ödenmesine karar verilip hüküm fıkrasında bu hususa yer verilmesi hatalı olup kararını bu yönüyle kaldırılarak icra inkar tazminatının hüküm fıkrasında yer alması yönünde Karar verilmesi gerektiği, hükümdeki eksiklik sebebiyle yerel mahkeme kararının kaldırılarak icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini istinaf etmiştir.
UYUŞMAZLIK KONUSU OLAN HUSUSLAR
Uyuşmazlık, icra inkar tazminatı koşullarının oluşup oluşmadığı noktasında toplanmaktadır.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava, taraflar arasındaki ticari ilişkiden kaynaklanan alacak nedeniyle yapılan takibe vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK’nin 355.maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle sınırlı, ancak kamu düzenine ilişkin nedenler resen göz önünde tutularak yapılmıştır.
İİK’nın 67.maddesinin 2.fıkrası hükmüne göre icra inkâr tazminatına hükmedilebilmesi için borçlunun takip sırasında ödeme emrine itiraz etmesi ve alacağını mahkemede dava ederek haklı çıkması gerekir. Burada borçlunun kötüniyetli itiraz etmiş bulunması yasal koşullardan değildir. İcra inkar tazminatı, aleyhinde yapılan icra kovuşturmasına itiraz edip duran ve işin itirazla çabuk bitirilmesine engel olan borçluya karşı konulmuş bir yaptırımdır.
Bunlardan ayrı olarak alacağın likit ve belli olması gerekir. Daha geniş bir açıklama ile borçlu tarafından alacağın gerçek miktarının belli, sabit ve belirlenmek için bütün unsurlarının bilinmesi mümkün nitelikte olmalıdır. Borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda ise, alacağın likit ve muayyen olduğunun kabulü zorunludur. Öte yandan, alacağın muhakkak bir belgeye bağlı olması da şart değildir.
Açıklanan yasal kuralların ışığında takip konusu alacak değerlendirildiğinde, davalının ne kadar borçlu olduğunu tek başına tespit edecek durumda bulunduğu, bu nedenle alacağın likit ve muayyen nitelikte olduğu anlaşılmaktadır. Hal böyle olunca, mahkemece icra inkar tazminatının reddine karar verilmesi usul ve yasaya uygun bulunmamış, davacının bu yöndeki istinaf talebinin kabulüne karar verilmesi gerekmiştir.
Ne var ki bu durum yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden HMK 353/1-b-2. maddesi gereğince ilk derece mahkemesi kararının icra inkar tazminatına ilişkin kısmının düzeltilerek yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına karar verilmiştir.
NOT
BU BELGE ELEKTRONİK İMZA İLE İMZALANMIŞ OLUP, AYRICA FİZİKİ OLARAK İMZALANMAYACAKTIR. "5070 sayılı Kanun m. 5 ve 6098 sayılı TBK m. 15. uyarınca elektronik imza ile oluşturulan belgeler elle atılan fiziki imza ile aynı sonucu doğurur."
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi, E. 2019/356, K. 2021/1751, 2 Kasım 2021 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama