KÜNYE
T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi Bam 22. Hukuk Dairesi T.C. Ankara Bölgeadliyemahkemesi 22. Hukukdairesi
- Mercii
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2019/830
- Karar No
- 2021/2317
- Karar tarihi
- 30 Aralık 2021
Karar Metni
2.766 kelime·14 dk okuma·20 bölüm
...
TÜRK MİLLETİ ADINA
İSTİNAF KARARI
BAŞKAN : ... (...)
ÜYE : ... (...)
ÜYE : ... (...)
KATİP : ... (...)
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ESKİŞEHİR ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 20/12/2018
ESAS-KARAR NO :....
DAVANIN KONUSU
İtirazın İptali
KARAR TARİHİ : 30/12/2021
YAZILDIĞI TARİH : 28/01/2022
Taraflar arasında yukarıda bilgileri belirtilen kararın Dairemizce incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352.maddesi uyarınca, yapılan ön inceleme sonucu, istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği ve eksiklik bulunmadığı anlaşıldığından inceleme aşamasına geçilmiştir. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildi.
GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ
İDDİANIN ÖZETİ
Davacı vekili, müvekkil ile borçlu arasında ticari ilişki kapsamında borçlu yana 2016 yılı içerisinde beton satışı gerçekleştiğini ve karşılığında fatura düzenlendiğini, davacı ... A.Ş. tarafından davalı ... (... Ltd. Şti) adına düzenlendiği faturalardan kısmi tahsilat sonrası bakiye 6.609,64TL asıl alacağının ödenmediğini iddia ederek icra takibi başlatıldığını, davalının takibe itirazı üzerine takibin durduğunu belirterek, davanın kabulü ile itirazın iptaline, takibin devamına, borçlunun %20’den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
SAVUNMANIN ÖZETİ
Davalı vekili; davacı ile gerçekleştirilen alışveriş sebebiyle .... nolu fatura da dahil olmak üzere 3 adet fatura kesildiğini,bu fatarular itibariyle davacıdan toplam 16.399,64TL'lik mal/ürün satın alındığını, mal alımına karşılık nakit ve banka halvalesi yolu ile fatura bedellerinin davacıya ödendiğini, hatta davacıya fazla ödeme yaptıklarını, davacının kendilerine 391,36-TL borcu bulunduğunu belirterek, haksız ve mesnetsiz açılan davanın reddine, müvekkil aleyhine başlatılan icra takibinin iptaline, %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatının davacıdan alınarak davalıya verilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
Mahkemece, Eskişehir 7.İcra Müdürlüğünün 2016/12308 sayılı dosyasında davalının itirazının yerinde olup olmadığı, davacının davalıdan bu takip nedeniyle icra takip tarihi itibariyle alacağının ne miktarda olduğu noktalarında taraflar arasında uyuşmazlık olduğu, taraflar arasında hazır beton alım satımından kaynaklı ticari ilişki olduğu,
davacının davalıya 3 adet toplam 16.399,64TL bedelli fatura kestiği, davacı defterleri üzerinde yaptırılan bilirkişi incelemesi neticesinde davalının davacıya 2 adet tahsilatı bulunduğu ve icra takip tarihi itibariyle bakiye 6.609,64TL alacağı bulunduğu anlaşılmış, ancak davalı defterleri üzerinde yaptırılan incelemede ise davalının davacıya 3 adet ödeme kaydı bulunduğu ve davalının davacıdan 390,36TL alacaklı olduğu belirlenmiş olup,
her ne kadar taraf ticari defterleri arasında çelişki bulunmakta ve davalı tarafından 3 adet ödemenin yapıldığı bildirilmiş ise de davalının dosyaya sunduğu ödeme belgelerinden bir adet banka dekontu olan 07/06/2016 tarihli 6.900,00TL'nin davalının davacıya 06/06/2016 tarihinde elden yapılan tahsilatın davacı çalışanı ... tarafından davalının borcuna mahsuben banka hesabına yatırıldığı yönündeki davacı savunması yerinde bulunmakla,
ayrıca davalının davacıya borcundan fazla miktarda ödeme yapmasının da hayatın olağan akışına uygun olmadığı değerlendirilerek davanın kısmen kabulü ile alacak likit olduğundan davamına karar verilen asıl alacağın % 20'si oranındaki icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Davalı vekili, müvekkil ..., yetkilisi olduğu şirket adına .... ile ticari alışverişte bulunduğunu, ... no'lu fatura da dahil olmak üzere 3 adet fatura kesildiğini, davacıdan toplam 16.399,64-TL'lik mal-ürün satın alındığını, davacı ile gerçekleştirilen alışveriş sebebiyle mal alımına karşılık nakit ve banka havalesi ile fatura bedelleri davacıya ödendiğini, ödemelerin bilirkişi raporu ile de tespit edildiğini, müvekkilinin davacıya hiçbir borcu olmadığını, davacıdan alacaklı olduğunu, ödemelerin gerçekleşmesine rağmen davacının başlattığı icra takribine itiraz ettiklerini, ödemenin ...-... adına gerçekleştiğini,
6.900,00TLnin müvekkili tarafından nakit olarak şirkete verilmesi nedeniyle şirket çalışanının banka havalesini gerçekleştirdiğini, davalı defterleri üzerinde yapılan incelemede davalının davacıya 3 adet ödeme kaydı bulunduğu ve davalının davacıdan 390,36TL alacaklı olduğunun belirlendiğini, istinaf başvurusunun kabulü ile yerel mahkeme kararının kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini istinaf etmiştir.
UYUŞMAZLIK KONUSU OLAN HUSUSLAR
Uyuşmazlık, takibe konu faturalar bedelinin ödenip ödenmediği noktasında toplanmaktadır.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava, ticari satım sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili için girişilen takibe vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
İnceleme, 6100 sayılı HMK’nin 355. maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle sınırlı, ancak kamu düzenine ilişkin nedenler resen göz önünde tutularak yapılmıştır.
Davacı yan ile davalı yan arasındaki ticari ilişki kapsamında davacının düzenlemiş olduğu 3 adet takibe konu edilen faturaların davalı defterinde kayıtlı olduğu, bu durumun fatura içeriğindeki malların davalı tarafından teslim alındığının karinesini teşkil ettiği, zira davalı yanca da aksi yönde bir iddia ileri sürülmediği, ancak takibe konu fatura bedellerinin ödendiği yönünde vakıa ileri sürüldüğü, bu durumda ödeme iddiasının davalı yanca ispatı gerektiği anlaşılmaktadır.
Davalı yanın ödeme iddiasının ispatı yönünden sunmuş olduğu deliller ile 2 adet tahsilatın varlığı yine taraflar arasında çekişmeli değil ise de, 07.06.2016 tarihli 6.900,00.-TL tutarlı havalenin de ayrı bir ödeme olarak davacı yanca yapıldığı ileri sürülmüş ise de, esasen davalının elden yapmış olduğu ödemenin davacı çalışanı tarafından davacı şirket hesabına yapılan havale olduğunun anlaşılması karşısında bu yöndeki iddiasını ispat edememiş olup mahkemenin davanın kısmen kabulünde usul ve yasaya aykırılık bulunmamaktadır.
Ancak bir vakıayı ispat yükü kendisine düşen taraf o vakıayı başka delillerle ispat edemezse diğer tarafa yemin teklif eder. Yemin teklifini ispat yükü kendisine düşen taraf yapar. Yemin teklifine dayanan taraf bunu dava dilekçesinde veya cevap dilekçesinde açıkça belirtmesi gerekir. Mahkeme ancak bu halde (dava dilekçesinde veya cevap lahiyasında yemin deliline dayanıldığının bildirilmesi halinde) yemin teklifini hatırlatmakla yükümlüdür. Kendisine yemin teklif edilen taraf, yemin teklifinin kabulünden sonra, usulüne uygun biçimde (HMK m. 233) yemin eder ise, yemin teklif eden tarafın iddia ettiği vakıanın mevcut olmadığı kesin delil ile ispat edilmiş olur. Yemin teklif eden taraf, bundan sonra iddiasını ispat için başkaca delil gösteremez.
Buna göre davalı yan iddialarını göstermiş olduğu deliller ile ispat edememiş olup yemin deliline de dayandığı nazara alınarak yukarıda ki paragrafta açıklanan biçimde yemin teklifi hatırlatılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Davanın esasıyla ilgili olarak gösterilen “uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin” toplanmaması ile anlaşılması gerekenin hakimin belirli bir yargıya vararak karar vermesinde etkili/esaslı nitelikteki deliller sözedilmekte olup bu özellikte delillerin toplanmaması tahkikatın büyük ölçüde yeniden yapılmasını gerektirir nitelikte ise HMK’nin 353/I-a-6.maddesi kapsamında değerlendirilmesi gerekmektedir.
Zira somut olayda olduğu gibi davalı yanın takip nedeni ile borçlu olup olmadığının belirlenmesi için yukarıda açıklanan yönlerden tahkikat yapılması zorunlu olup anılan araştırma ile delil toplanmaması ve bu delillerin değerlendirilmemiş olması halinde yargı sistemimiz bakımından benimsenmiş olan dar istinaf sisteminden uzaklaşılarak ilk derece mahkemesince değerlendirilmemiş olan konularda ilk defa istinaf mahkemesince bir delile ilişkin olarak tartışma yapılarak yargıya varılacaktır ki bu da iki dereceli yargılama olan istinaf yargı sistemi ile bağdaşmayacaktır.
Bu bakımdan ilk derece mahkemesince davanın esasına yönelik uyuşmazlığın giderilmesi için yukarıda açıklanan delillerin toplanmaması ve bu delillere ilişkin herhangi bir değerlendirme yapılmamış olması bakımından davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nin 353/1-a-6. maddesi uyarınca kabulüne ve ilk derece mahkemesinin kararının anılan gerekçelerle kaldırılmasına karar vermek gerekmiştir.
NOT
BU BELGE ELEKTRONİK İMZA İLE İMZALANMIŞ OLUP, AYRICA FİZİKİ OLARAK İMZALANMAYACAKTIR. "5070 sayılı Kanun m. 5 ve 6098 sayılı TBK m. 15. uyarınca elektronik imza ile oluşturulan belgeler elle atılan fiziki imza ile aynı sonucu doğurur."
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi, E. 2019/830, K. 2021/2317, 30 Aralık 2021 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama