KÜNYE
T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi Bam 22. Hukuk Dairesi T.C. Ankara Bölgeadliyemahkemesi 22. Hukukdairesi
- Mercii
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2021/455
- Karar No
- 2021/2341
- Karar tarihi
- 31 Aralık 2021
Karar Metni
989 kelime·5 dk okuma·20 bölüm
...
TÜRK MİLLETİ ADINA
İSTİNAF KARARI
BAŞKAN : ... (...)
ÜYE : ... (...)
ÜYE : ... (...)
KATİP : ... (...)
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ESKİŞEHİR ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 26/01/2021
ESAS-KARAR NO ...
DAVANIN KONUSU
Menfi Tespit
KARAR TARİHİ : 31/12/2021
YAZILDIĞI TARİH : 27/01/2022
Taraflar arasında yukarıda bilgileri belirtilen kararın Dairemizce incelenmesi dava... vekili tarafından istenmiş, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca, yapılan ön inceleme sonucu, istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği ve eksiklik bulunmadığı anlaşıldığından inceleme aşamasına geçilmiştir. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildi.
GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ
İDDİANIN ÖZETİ
Davacı vekili; davalı tarafından davacı aleyhine 60.000TL bonoya dayalı olarak icra takibi başlatıldığını, söz konusu bononun taraflar arasındaki kira ilişkisi kapsamında teminat olarak düzenlendiğini, senedin başında büyük harflerle .... şeklinde ibare bulunmasına rağmen icra Müdürlüğü de kambiyo senetlerine mahsus ödeme emri göndermiş olduğunu, senedin şarta bağlı olduğunu, kambiyo senedi vasfını taşımadığını, fakat davalının ise icra takibine devam etmekte olduğunu, davalının kötü niyetli olduğunu belirterek menfi tespit talebinde bulunmuştur.
SAVUNMANIN ÖZETİ
Davalı vekili; Eskişehir 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2020/627 esas sayılı dosyasında; davanın taraflarının, konusunun, dayanağının ve tüm maddi unsurlarının aynı olduğu bu nedenle esasa girilmeksizin usulden reddine karar verilmesini talep ettiklerini, davacı-borçlunun dava dilekçesinde belirtildiği şekilde tarafların hukuki ilişki iddialarını kabul etmediklerini, icra takibine konu bononun, nakden ibaresine haiz olduğunu, teminat senedi niteliğinde olmadığını belirterek davanın reddini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
Mahkemece, davacının, davadan önce dava şartı olan arabuluculuğa başvurması ve arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorunda olduğu, ancak bu zorunluluğa uymadan davayı ikame ettiği, gerekçesiyle H.M.K.'nun 114/2 delaletiyle T.T.K.'nun 5/A, Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-2 ve H.M.K.'nun115/2. maddeleri gereğince arabuluculuğa yönelik dava şartı yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmiş, hükme karşı davacı vekilince istinaf yasa yoluna başvurmuştur.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili; taraflar arasındaki kira ilişkisi nedeniyle davanın Sulh Hukuk Mahkemesinde görülmesi gerektiğini, Sulh Hukuk Mahkemelerinde arabuluculuk dava şartı olmadığını belirterek, yerel mahkeme kararının kaldırılmasını istemiştir.
UYUŞMAZLIK KONUSU OLAN HUSUSLAR
Uyuşmazlık: Menfi tespit davasında zorunlu arabuluculuğa başvuru koşulunun bulunup bulunmadığı hususu öncelikle uyuşmazlık konusudur.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava, kambiyo senedinden kaynaklanan menfi tespit istemine ilişkindir.
İnceleme, 6100 sayılı HMK’nin 355.maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle sınırlı, ancak kamu düzenine ilişkin nedenler resen göz önünde tutularak yapılmıştır.
Bilindiği üzere 19.12.2018 tarihli ,,,, Gazete'de yayımlanan ve 01.01.2019 tarihinde yürürlüğe giren 7155 sayılı Abonelik Sözleşmesinden Kaynaklanan Para Alacaklarına İlişkin Takibin Başlatılması Usulü Hakkında Kanun'un 20. maddesi ile 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’na 5/A maddesi eklenmiştir.
Anılan maddenin 1. fıkrası "Bu Kanunun 4 üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır....” hükmünü içermektedir.
Maddede belirtildiği üzere ticari davalardan, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkındaki uyuşmazlıklarda, dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olmasını yasa dava şartı haline getirmiştir.
Öncelikle yasayla Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 114. maddesinde gösterilen genel dava şartlarına ek olarak bir özel dava şartı getirildiğinden, bu dava şartının ne şekilde anlaşılıp uygulanacağı üzerinde durmak gerekir.
Dava şartları mahkemece bir davanın esasına girilebilmesi için varlığı ya da yokluğu zorunlu şartlardır. Dava şartları taraflarca ileri sürülmese dahi hakim tarafından re’sen dikkate alınır. Dava şartı tamamlanmıyor ya da tamamlanamıyor ise mahkemece davanın usulden reddine karar verilir (HMK m.115).
Bu bakımdan dava şartlarının yanlış uygulanması, bir dava engeli ve mahkemeye erişim hakkı ile bu kapsamda adil yargılanma hakkının ihlaline neden olur (AİHS m.6).
Özel dava şartlarının bu niteliği gereği ve özellikle yukarıda özel dava şartı olarak öngörülen ticari davalarda arabuluculuk dava şartı istisnai bir hüküm teşkil ettiğinden dar biçimde yorumlanmaları gerekmektedir.
Zira Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin 04.06.2020 tarih, 2020/237 Esas, 2020/805 Karar sayılı Bölge Adliye Mahkemeleri Hukuk Daireleri’nin Kesin Nitelikteki Kararları Arasındaki Uyuşmazlığın Giderilmesine Yönelik Kararı ile Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin Yargıtay 11. Hukuk Dairesi ile birleştirilmesi neticesinde konu hakkında Yargıtay 11.Hukuk Dairesi tarafından verilen 21.09.2021 tarih, 2020/4551 Esas,
2021/5618 Karar sayılı kararlarında da "7155 sayılı Kanun'un 20. maddesi ile 6102 sayılı TTK'ya eklenen dava şartı olarak arabuluculuk başlıklı 5/A maddesinde madde metni herhangi bir tereddüde ve yanlış anlamaya yer vermeyecek şekilde açık yazıldığı, TTK'ya bu maddenin eklenmesini sağlayan 7155 sayılı Kanun'un genel gerekçesinin bu konuyla ilgili kısmı ve madde için özel olarak yazılan gerekçenin de bu açık anlamı desteklediği, bu nedenle menfi tespit davalarının ticari bir dava olduğu için TTK'nın 5/A maddesi kapsamına alınması ve böyle bir davayı açmak isteyen kişinin önce arabulucuya başvurmaya zorlanması,
kanuna aykırı olduğu gibi ticari davalarda arabuluculuğa başvuruyu dava şartı olarak öngören madde hükmünün amaçsal yorumundan da Yasa Koyucu'nun bilinçli olarak menfi tespit davalarını arabuluculuk dava şartına tabi tutmadığı anlaşılmaktadır" gerekçesi ile ticari nitelikteki menfi tespit davalarında dava açılmadan önce arabuluculuğa gidilmesinin zorunlu olmadığı ve arabulucuya gidilmiş olmasının bir dava şartı olmadığı sonucuna varılmıştır.
Dairemizce de her ne kadar aksi yönde ticari nitelikteki .... davalarının arabuluculuk dava şartına tabi olduğu değerlendirilmekte ise de, Yargıtay Daireleri arasındaki içtihat farklılığının giderilmiş olması dikkate alınarak ticari nitelikteki menfi tespit davalarında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmasının dava şartı olmadığı gözetilerek karar verilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır. Açıklanan nedenle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile, HMK’nin 353/1-a-4.maddesi uyarınca kararın kaldırılarak davanın yeniden görülmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekmiştir.
NOT
BU BELGE ELEKTRONİK İMZA İLE İMZALANMIŞ OLUP, AYRICA FİZİKİ OLARAK İMZALANMAYACAKTIR. "5070 sayılı Kanun m. 5 ve 6098 sayılı TBK m. 15. uyarınca elektronik imza ile oluşturulan belgeler elle atılan fiziki imza ile aynı sonucu doğurur."
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi, E. 2021/455, K. 2021/2341, 31 Aralık 2021 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama