KÜNYE
T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi Bam 22. Hukuk Dairesi T.C. Ankara Bölgeadliyemahkemesi 22. Hukukdairesi
- Mercii
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 14 Ekim 2024
- Esas no
- 2022/1084 (KABUL KALDIRMA
- Karar no
- 2024/1165
- Başkan
- ... (...
- Üye
- ... (...
- Üye
- DR. ... (...
- Katip
- ... (...
- İncelenen kararın mahkemesi
- ANKARA 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 03/12/2021
- Esas-karar no
- 2021/91 E 2021/908 K
- Davacı
- —
- Vekili
- —
- Davalı
- —
- Davanın konusu
- Tespit
- Yazıldığı tarih
- 11/11/2024
Karar Metni
2.119 kelime·11 dk okuma·8 bölüm
Taraflar arasında yukarıda bilgileri belirtilen kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca, yapılan ön inceleme sonucu, istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği ve eksiklik bulunmadığı anlaşıldığından inceleme aşamasına geçilmiştir. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildi.
GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ
İDDİANIN ÖZETİ
Davacı vekili; müvekkilinin ... Motorlu Araçlar Sanayi ve Ticaret A.Ş'den 15.05.2014 tarihli araç satış sözleşmesi ile ... plakalı aracı 73.000,00TL bedelle satın aldığını, 21.12.2014 tarihli ibranameyle tüm sözleşme şartlarını yerine getirdiklerini ve devir şartlarını yerine getirip arabanın satışını noterde vereceğini taahhüt ettiğini, müvekkilinin ... plakalı aracı ... şirketinden sözleşme ile satın alıp teslim aldıktan sonra,
mülkiyeti kendisine ait olan ... kupa arkası hidrolik 4 ayaklı halat tamburlu vinci ... plakalı araca monte ettiğini, ... plakalı araç üzerine Ankara 21.İcra Müdürlüğünün 2017/16 İflas sayılı dosyasından yakalama şerhi konması sebebiyle 15.09.2020 tarihinde emniyet güçlerince 15.09.2020 tarihinde ... plakalı araç ve araca monteli olan müvekkiline ait vincin ...
Yediemin otoparkına çekildiğini belirterek ... plakalı aracın müvekkile ait olduğunun tespiti ile trafikte müvekkili adına tesciline, mülkiyeti müvekkiline ait olan fakat ... plakalı araca monte ettirilen ... kupa arkası hidrolik 4 ayaklı halat tamburlu vincin ... plakalı aracın aparatı olmadığının tespiti ile araçtan ayrılarak müvekkiline teslimine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
SAVUNMANIN ÖZETİ
Davalı davaya cevap vermediği gibi yargılamaya da katılmamıştır.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ
Mahkemece; davaya konu ... plaka sayılı aracın davacı tarafından davalı müflis ... Motorlu Araçlar San. Ve Tic.
A.Ş.’den 15.05.2014 tarihli adi yazılı araç satış sözleşmesi bağıtlandığını iddia ettiği, ancak taraflar arasında noterde satış yapılmadığı gibi trafik sicil kaydının da davacıya devredilmediği, idari işlem tesis edecek şekilde, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'na tabi araçların trafik siciline tescili yönünde karar verilemeyeceği, davalının geçersiz sözleşme ile davacıya araç sattığı, geçersiz sözleşmeye konu ... plaka sayılı aracın mülkiyeti davacıya intikal ettirilmediğine göre davalının bu durumda aldığını iade etmesi gerektiği, ne var ki, davacının dava dilekçesinde ödediği bedeli talep etmediği,
geçersiz sözleşmeye dayanarak kamyonun mülkiyetinin davacıya ait olduğunun tespitine de karar verilemeyeceği, davacının adi yazılı sözleşme ile satın aldığını iddia ettiği ... plakalı kamyonun tescilini ve mülkiyetinin adına tespitini talep hakkı olmadığı, talebinin bu yönden reddi gerektiği, ancak kamyonu teslim aldıktan sonra üzerine monte edilerek kullanılan ve davacıya ait ...
Kupa Arkası Hidrolik 4 ayaklı Halat tamburlu Vincin kamyondan ayrılarak davacıya iadesine karar vermek gerektiği, yargılama sırasında davacı vekiline verilen yetkiyle vincin kamyondan ayrılması işleminin gerçekleştirildiği, ayırma masrafının dava açılmasına sebep olan davalıdan yargılama gideri olarak alınmasına karar verilmesi gerektiği gerekçeleriyle davanın kısmen kabulüne, ... plakalı aracın mülkiyetinin tespiti ve trafikte davacı adına tescili isteğinin reddine, ... arkası hidrolik 4 ayaklı halat tamburlu vincin ... plakalı aracın aparatı olmadığının tespiti ile,
vincin kamyondan ayrılarak davacıya teslimine, kamyonun İcra Dosyası Yediemin Otoparkında bırakılmasına, karar verilmiş, hükme karşı davacı vekilince istinaf yasa yoluna başvurulmuştur.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili; müvekkilinin davaya konu aracı satın aldığının ödeme belgesi, ibraname ile ispat ettiğini, müvekkili tarafından yapılan ödemenin davalı yanın ticari defter kayıtlarıyla sabit olduğunu, mahkemenin ticari defterleri incelemediğini, müvekkilinin hem parasından hem de aracından olduğunu yapılan ödeme nedeniyle tescil kararı verilmeyecek ise de araç mülkiyetinin tespitine karar verilebileceğini belirterek ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
UYUŞMAZLIK KONUSU OLAN HUSUSLAR
Uyuşmazlık; harici araç satış sözleşmesiyle satın alınan aracın mülkiyetinin tespiti ile tescili hususuna ilişkindir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava, taraflar arasında yapılan sözleşme kapsamında, davacı işletmeye devredilmesi öngörülen aracın mülkiyetinin davacıya ait olduğunun tespiti, davacı adına tescili, araca monte edilen vincin davacıya ait olduğunun tespiti ile araçtan ayrılarak davacıya teslim edilmesi istemine ilişkindir.
İnceleme, 6100 sayılı HMK’nin 355. maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle sınırlı, ancak kamu düzenine ilişkin nedenler resen göz önünde tutularak yapılmıştır.
Kural olarak, İİK 'nın 191. maddesi gereğince borçlunun iflas açıldıktan sonra masaya ait mallar üzerinde her türlü tasarrufu alacaklılara karşı hükümsüz olup, müflisin masa malları üzerindeki tasarruf yetkisi iflas ile kısıtlandığından, aynı Kanun’un 226. maddesinde de masanın kanuni mümessilinin iflas idaresi olduğu hükmü kabul edilmiştir. Diğer anlatımla, iflasın açılmasıyla dava takip yetkisi (ve taraf sıfatı), artık müflise değil, iflas idaresine ait olup, adi tasfiyede İİK'nın 226-229 maddeleri gereği iflas masasını temsil yetkisi iflas idare memurlarına, şayet basit tasfiye (İİK'nın m. 218) usulü benimsenmişse, bu temsil yetkisi İflas Müdürlüğüne (İflas Dairesine) aittir.
Somut olayda, müflis ... Motorlu Araçlar San. Ve Tic. A.Ş.’nin iflas tasfiyesinin yapıldığı anlaşılmıştır. Müflisin tasarruf yetkisinin kısıtlanmış olması (İİK'nın m.191), müflisin iflâs masasına giren mal ve haklarına ilişkin davaları takip etme yetkisini de etkiler. Müflis, nasıl iflâsın açılması ile hak ehliyetini kaybetmiyorsa, dava ehliyetini de kaybetmez. Ancak müflisin masa malları üzerindeki tasarruf yetkisi kısıtlandığından, masa ile ilgili davalar hakkındaki dava takip yetkisi (ve taraf sıfatı), artık müflise değil, iflâs idaresine aittir.
İflâs idaresinin bu dava takip yetkisini kullanıp kullanmayacağını (yani davalara devam edip etmeyeceğini) tespit edebilmek için, ilk önce iflâs organlarının oluşması ve her dava hakkında esaslı bilgi sahibi olunması gerekir. Bu ise, zaman isteyen bir husustur. İşte bu nedenle, Kanun, müflisin taraf bulunduğu hukuk davalarının, iflâsın açılması ile belli bir süre için durmasını kabul etmiştir. (md. 194).
İflastan önce açılmış olup da devam eden, müflisin (davacı veya davalı olarak) taraf bulunduğu hukuk davaları, (maddede yazılı istisnalar dışında) iflâsın açılması ile durur. Bu durma, ikinci alacaklılar toplantısından (md. 237) on gün sonraya kadar devam eder; ancak bundan sonra, duran hukuk davalarına devam edilebilir. (md. 194/1)
İflâsın açılması ile duracak olan davalar, iflâstan önce açılmış olup da halen derdest bulunan (görülmekte olan) ve iflâs masasına giren mal, alacak ve haklara ilişkin hukuk davalarıdır. Bunlar, (davacı olarak) müflisin açmış olduğu davalar ile müflise karşı (davalı olarak) açılmış olan davalardır. Mesela alacak, taşınır mal veya taşınmaz mal davaları gibi.
Yukarıda görüldüğü gibi, iflâs kararının kesinleşmesi ile düşen icra takipleri (md. 193/1 ve 3) ile ilgili itirazın kaldırılması, icra takibinin iptal ve taliki, itirazın incelenmesi ve icranın geri bırakılması talepleri de düşer. Yani, bu talepler, 194. madde hükmüne tabi değildir. İcra mahkemesi, artık bu talepler hakkında inceleme yapıp karar veremez.
Buna karşılık, iflâs kararının kesinleşmesi ile düşen icra takipleri (md. 193/1 ve 3) ile ilgili hukuk davaları, iflâs kararının kesinleşmesi ile düşmez; bu davalar, iflâsın açılması ile sadece durur. Buna göre, itirazın iptali davası, borçlunun iflâsı ile durur (md. 194). Buna göre itirazın iptali davası (md. 67), borçtan kurtulma davası (md. 69), menfi tespit davası veya istirdat davası (md. 72) borçlunun iflâsı ile sadece durur; fakat, iflâs kararının kesinleşmesi ile düşmez. Bilâkis, bu davalara da, ikinci alacaklılar toplantısından on gün sonra devam edilir. (md. 194)
Davaların durduğu bu süre içinde, iflâs idaresi, duran davalar hakkında araştırma yapar ve bu davaların geleceği hakkında karar verir. Burada, müflisin davacı veya davalı olmasına göre, bir ayrım yapmak gerekir:
Müflisin davacı olduğu davalarda, iflâs idaresi bir davanın başarı şansı olduğu kanısına varırsa, masanın bu davayı takip etmesine karar verir; bu karar ikinci alacaklılar toplantısının uygun bulması ile kesinleşir ve ikinci alacaklılar toplantısından sonraki on günlük süre geçince, bundan böyle davaya, davacı olarak iflâs idaresi tarafından devam edilir. İflâs idaresi ve ikinci alacaklılar toplantısı, davanın başarı şansı olmadığı kanısına varırlarsa, masanın davayı takip etmemesine karar verirler. Bu halde, o davayı takip yetkisi, isteyen alacaklıya devredilir (md. 245). Hiçbir alacaklı, davayı takip etmek istemezse, o zaman, müflisin dava takip yetkisi yeniden doğar ve müflis iflâsın kapanmasını beklemeden, davayı kendi adına devam ettirebilir.
Müflisin davalı olduğu davalara gelince:
İflâs idaresi, alacakları tahkik ederken, ( md. 230 vd) müflise karşı dava açan alacaklının alacağının mevcut olup olmadığı hakkında bir karar vermez; sadece, bu alacağı davalı (çekişmeli) alacak olarak sıra cetveline geçirir. Bu alacağın, dolayısıyla davanın kabul edilip edilmeyeceği hakkındaki kararı, ikinci alacaklılar toplanması verir.
İkinci alacaklılar toplanması davaya devam edilmesine karar verirse, iflâs idaresi, ikinci alacaklılar toplantısından on gün sonra (müflis yerine) davayı takip eder veya tayin edeceği bir avukat vasıtasıyla davayı takip ettirir.
Yargıtay 19. HD'nin 25.11.1999 tarih ve 7032 E, 7129 K; 11. HD'nin 22.08.2007 tarih ve 2005/13761 E, 2007/624 K; 02.11.2007 tarih ve 8826 E, 11712 K. 23. Hukuk Dairesinin 02.12.2013 tarih ve 6042 E., 7639 K. sayılı ilamlarında açıklandığı üzere; bir hukuk davasının kayıt-kabul davasına dönüşmesi için davalının iflas etmesi, iflas idaresinin de dava konusu alacağı iflas masasına kabul etmemesi gerekir.
Davalı tarafı dava sırasında iflas eden aleyhine iflastan önce açılan ve İİK'nın 194. madde hükmünde sayılan istisnalardan olmayan bir davaya bakan mahkemece asıl dava konusu alacağın, ikinci alacaklılar toplanmasında, iflas masasına kaydedilip, alacağın masaca kesin olarak kabul edilip edilmediğinin araştırılması ve şayet kesin suretle kayıt ve kabul edilmiş ise, konusu kalmayan davada hüküm tesisine yer olmadığına kararı verilmesi; masaya kayıt edilmesi istenip de alacak kısmen veya tamamen reddedilmiş ise ve kayıt-kabul davası ayrıca açılmamışsa, davaya, alacağın iflas masasına kayıt ve kabulü davası olarak devam edilerek,
varılacak sonuç dairesinde bir karar verilmesi gerekir.
Tüm bu açıklamalar sonucunda: İİK'nın 195/1. maddesinin "Borçlunun taşınmaz mallarının rehni suretiyle temin edilmiş olan alacaklar müstesna olmak üzere iflasın açılması müflisin borçlarını muaccel kılar.
İflasın açıldığı güne kadar işlemiş faiz ile takip masrafları anaya zammolunur." hükmü uyarınca mahkemece, asıl davada iflas tarihine kadar alacak ve fer'ileri ile takip masrafları konusunda uzman bilirkişiden rapor alınıp, belirlenen tutarın kayıt ve kabulüne karar verilmesi gerekir. İİK'nın 195. maddesine göre iflas masasına yazılacak alacakların iflas tarihi itibariyle hesaplanıp, belirlenmesi gerekir.
İflasın açılması ile ipotekle temin edilen alacaklar hariç, diğer alacaklar muaccel hale gelir ve iflasın açıldığı tarihe kadar işleyen faizler ve takip masrafları da asıl alacağa eklenerek masaya yazılır. Asıl alacağa faiz işlemeye devam ederse de, bu ancak tasfiye bakiyesi kalırsa ayrıca ödenir. Kayıt kabul davalarında tahsile değil, alacağın iflas masasına kaydına karar verilmekle yetinilir.
Alacağın ödenmesi ancak tasfiye sonunda masa mevcudunun sıra cetveline uygun biçimde dağıtımı aşamasında gerçekleşir ve alacakların tam olarak ödenip ödenmeyeceği ancak bu aşamada anlaşılabilir.
Bu durumda mahkemece, iflasına karar verilen davalı borçlular yönünden iflas idaresi oluştuğuna ve İİK'nın 226. maddesine göre adi tasfiye mi basit tasfiye mi olduğu iflas masasının kanuni mümessilinin iflas idaresi mi iflas müdürlüğüne mi ait olduğuna göre, iflas idaresine ve ya iflas müdürlüğüne tebligat yapılarak, münferiden ya da müştereken temsil durumuna göre iflas idare memuru ya da memurları veya varsa vekili huzuru ile davaya kayıt kabul davası olarak bakılması; iflas idaresince veya iflas müdürlüğünce kaydına karar verilen miktar yönünden davanın konusuz kaldığının kabulü, varsa kabul edilmeyen kısım yönünden ayrıca kayıt kabul davası açılmamışsa alacağın iflas masasına karşı kayıt kabul davası olarak devam edilerek bir karar verilmesi gerekir.
İflas eden davalı şirketin dava tarihinden önce 15/06/2017 tarihinde iflas ettiği, iflas yöntemi belirlenerek husumet yöneltilmesi, buna göre taraf teşkili sağlanması gerekirken mahkeme tarafından çıkartılan tebligatların ve bilahare gerekçeli karar tebliğinin Ankara 21. İcra Müdürlüğü’ne ...na yapıldığı anlaşılmıştır.
2004 sayılı İcra İflas Kanunu’nun 226/1. maddesi gereğince, iflasta adi tasfiyenin uygulanması halinde iflas masasını temsil yetkisi iflas idare memurlarına ait iken, basit tasfiye usulünün uygulanması halinde ise temsil yetkisi Kanun'un 218. maddesi gereğince iflas dairesine aittir.
Eldeki davada, adi veya basit tasfiye usulünün belirlenmediği, iflas idare memurlarının seçilip seçilmediği, iflas idare memurlarının atanması ile iflas masasını temsil yetkisinin İİK’nın 226. maddesi uyarınca iflas idare memurlarına ya da iflas müdürlüğüne geçip geçmediği belirlenerek dava dilekçesi de dahil olmak üzere yargılama sırasındaki tüm tebligatların davalıya tebliğinin usulüne uygun olmadığı anlaşılmıştır.
Bu durumda mahkemece yapılacak iş; yukarıda da belirtildiği şekilde iflas idare memurlarının seçilip seçilmediğinin araştırılması, iflas iflas idare memurları seçildikten sonra mahkemece Ankara 21. İcra (İflas) Müdürlüğü'ne müzekkere yazılarak davalı müflis şirketin iflas idare memurlarının tamamının isim, TC Kimlik No'su ve adres bilgileri istenerek ve bildirilen adreslere tebligat yapılamazsa, TC kimlik no'su üzerinden mernis adresi de araştırılarak iflas idare memurlarına usule uygun şekilde tebliğ edilip taraf teşkili sağlandıktan sonra yargılamaya devam edilmesi gerekir.
Gelinen noktada yukarıda gösterilen yasal düzenleme gereğinin yerine getirilerek, davalı ... idaresinin davadan haberdar edilmemesi, hukuki dinlenilme hakkını ihlal eder niteliktedir. Bu durumda yargılama yapılarak davalıya savunma hakkı tanınmalıdır.
Açıklanan duruma göre ilk derece mahkemesi kararının kaldırılması ve yeniden yargılama yapılması için dosyanın mahkemesine gönderilmesi gerekmiştir (HMK m.353/1-a.6).
Davacı vekilinin bu aşamada istinaf itirazlarının kaldırma kararının niteliği dikkate alınarak şimdilik incelenmemiştir.
NOT
BU BELGE ELEKTRONİK İMZA İLE İMZALANMIŞ OLUP, AYRICA FİZİKİ OLARAK İMZALANMAYACAKTIR. "5070 sayılı Kanun m. 5 ve 6098 sayılı TBK m. 15. uyarınca elektronik imza ile oluşturulan belgeler elle atılan fiziki imza ile aynı sonucu doğurur."
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi, E. 2022/1084, K. 2024/1165, 14 Ekim 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama