KÜNYE
T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi Bam 22. Hukuk Dairesi T.C. Ankara Bölgeadliyemahkemesi 22. Hukukdairesi
- Mercii
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 26 Eylül 2024
- Esas no
- 2022/1089 ( KABUL KALDIRMA
- Karar no
- 2024/1042
- Başkan
- ... (...
- Üye
- ... (...
- Üye
- DR. ... (...
- Katip
- ... (...
- İncelenen kararın mahkemesi
- ESKİŞEHİR ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 21/04/2022
- Esas-karar no
- 2017/749 E 2022/342 K
- Davacı
- —
- Vekilleri
- —
- Davalılar
- —
- Davanın konusu
- İtirazın İptali
- Yazıldığı tarih
- 23/10/2024
Karar Metni
1.416 kelime·7 dk okuma·8 bölüm
Taraflar arasında yukarıda bilgileri belirtilen kararın Dairemizce incelenmesi davalılar vekili tarafından istenmiş, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca, yapılan ön inceleme sonucu, istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği ve eksiklik bulunmadığı anlaşıldığından inceleme aşamasına geçilmiştir. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildi.
GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ
İDDİANIN ÖZETİ
Davacı vekili; davalıların müvekkili şirketten 13.11.2014 tarihinde 40.000,00 kg(21.995,20 TL), 18.12.2014 tarihinde 5.000,00 kg(3.069,00 TL), 22.12.2014 tarihinde 40.000,00 kg(18.880,00 TL), 12.02.2015 tarihinde 30.000,00 kg(20.001,00 TL) 26.10.2015 tarihinde 35.000,00 kg( 24.780,00 TL) tutarında kömür almalarına rağmen ödemediklerini alacağın tahsili için girişilen icra takibine davalıların itiraz ettiğini belirterek davalıların itirazının iptaline, takibin devamına, % 20 icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
SAVUNMANIN ÖZETİ
Davalı ...; davacı tarafın iddialarını kabul etmediğini, davacı taraf ile aralarında kömür alışverişi olduğunu, alınan kömürlere karşılık davacı tarafa 50.000 TLlık bono verildiğini ve akabinde alınan kömür borcu için bir kısmı elden bir kısmı banka havalesi ile davacı şirketin hesabına havale edildiğini bildirerek haksız icra takibi nedeniyle %20sinden az olmamak üzere tazminata ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Davalı ...; davacı tarafın iddialarını kabul etmediğini, davacı taraf ile aralarında kömür alışverişi olduğunu, alınan kömürlere karşılık 50.000 TLlık bono verildiğini ve teslim alınan kömür borcu için bir kısmı elden bir kısmı banka havalesi ile davacı şirketin hesabına havale yapıldığını ileri sürerek davanın reddine ve %20 tazminata karar verilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
Mahkemece benimsenen bilirkişi raporu doğrultusunda: davalının, davacı şirketten kömür aldığı, kömürün parasını ödemediği, bunun üzerine Eskişehir 4. İcra Müdürlüğünün 2017/5495 E sayılı dosyasında takip başlatıldığı, davalıların borca itiraz ederek takibi durdurdukları, davalı ise; davacı tarafla aralarında kömür alışverişi olduğu,
alınan kömürler için şirket yetkilisine bir kısmı elden, bir kısmı ..., ... ve eşi ...'ın banka havalesi ile davacı şirketin hesabına havale yapıldığı ve davacı şirkete borçlarının olmadığını iddia ettikleri, davacının ticari defter kayıtlarına göre takibe konu alacağın dayanağı olan faturaların davacının ticari defterlerinde kayıtlı bulunduğu, davacının davalı ...'a düzenlediği faturaların toplam 88.725,20 TL olduğu, davacının ticari defter kayıtlarına göre davalı ...'ın davacıya yaptığı ödemelerin toplam 82.550,00TL olduğu,
davacı tarafından davalı ...'ın banka hesabına 75.000 TL havale ettiği, davalı ...'la ilgili olarak davacının ticari defter kayıtlarında borç yada alacak ilişkisine rastlanılmadığı, davanın davalı ... yönünden reddine, davanın davalı ... yönünden kısmen kabulü ile davalının Eskişehir 4 İcra Müdürlüğünün 2017/5495 e sayılı dosyasında takibe yaptığı itirazın kısmen iptali ile takibin 81.175,20 TL asıl alacak, 15.091,77 TL faiz üzerinden devamına, itiraz haksız, alacak likit olduğundan asıl alacağın %20 sine karşılık gelen 16.235,04TL icra inkar tazminatının davalı ...'dan alınarak davacıya verilmesine,
karar verilmiş, hükme karşı davalılardan ... vekili tarafından istinaf yasa yoluna başvurulmuştur.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Davalılar vekili; müvekkili tarafından takibe konu kömür bedelinin ödendiğini davacının her hangi bir alacağı bulunmadığını, yargılama sırasında alınan bilirkişi raporları arasında çelişki bulunduğunu çelişki giderilmeden karar verilemeyeceğini, hükme esas alınamayacağını, ayrıca alacağın likit olmadığını müvekkili aleyhine tazminata da karar verilmeyeceğini bildirerek ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
UYUŞMAZLIK KONUSU OLAN HUSUSLAR
Uyuşmazlık; taraflar arasındaki alım satım ilişkisi kapsamında alacak borç ilişkisinin tayini hususuna ilişkindir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava; satım sözleşmesine konu faturalardan kaynaklanan alacak nedeniyle yapılan icra takibine davalı tarafça itiraz edilmesi üzerine açılan itirazın iptali istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK’nin 355. maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle sınırlı, ancak kamu düzenine ilişkin nedenler resen göz önünde tutularak yapılmıştır. Mahkemece , benimsenen bilirkişi raporu doğrultusunda ; davalılardan ... aleyhine itirazın kısmen iptali ile takibin 81.175,20 TL asıl alacak, 15.091,77 TL faiz üzerinden devamına, itiraz haksız, alacak likit olduğundan asıl alacağın %20 sine karşılık gelen 16.235,04 TL icra inkar tazminatının davalı ...'dan tahsiline karar verilmiştir.
Mahkemece benimsenen bilirkişi raporunda; raporun, olayın özelliklerine ve uyuşmazlığın çeşidine göre yapılması gerekli olan inceleme ve değerlendirmeleri içermesi, raporda hâkimin uyuşmazlığı çözmesi için gerekli olan tüm özel ve teknik bilgilere ve açıklamalara usulünce yer verilmesi, tarafların iddia, savunma ve itirazlarının gerekçeleriyle ve olayın özellikleriyle tartışılması, bu tartışmanın da denetime elverişli olması gerekmektedir.
Bilirkişi raporunun bu özellikleri taşımaması, denetime elverişli olmaması,hükme esas alınan mevcut bilirkişi raporu ile dosyada bulunan diğer raporun çelişki oluşturması ya da verilen bilgilere göre somut olayın özellikleri ve var olan verilere göre kendi içinde çelişki oluşturur tarzda olması hâlinde söz konusu rapor hükme esas alınamayacaktır.
Hâkim bu durumda, HMK'nın 31 inci maddesi hükmüne uygun şekilde davayı aydınlatma yükümlülüğünün de bir gereği olarak, eksiklik veya belirsizliğin ya da çelişkilerin giderilmesi ve gerçeğin ortaya çıkarılması için 6100 sayılı Kanun'un 281 inci maddesinde belirtilen yolu izlemelidir.
Mahkeme, bilirkişi raporundaki eksiklik yahut belirsizliğin tamamlanması veya açıklığa kavuşturulmasını sağlamak için, bilirkişiden, yeni sorular düzenlemek suretiyle ek rapor alabileceği gibi, tayin edeceği duruşmada, sözlü olarak açıklamalarda bulunmasını da kendiliğinden isteyebilir.
Mahkeme, gerçeğin ortaya çıkması için gerekli görürse, yeni görevlendireceği bilirkişi aracılığıyla, tekrar inceleme de yaptırabilir..." şeklinde belirtilmiştir.
Çözümü hukuk bilgisi dışında, özel veya teknik bilgiyi gerektirdiği için bilirkişiye başvurulan hâllerde Mahkeme, bilirkişi raporunda noksan veya müphem gördüğü hususların tamamlanması veya açıklanması için kendiliğinden veya tarafların itirazı üzerine bilirkişiden, yeni sorular düzenlemek suretiyle ek rapor alabileceği gibi gerçeğin ortaya çıkması için önceki bilirkişi veya yeniden seçeceği bilirkişi vasıtasıyla tekrar inceleme de yaptırabilir.
Davacı ile davalılardan ... arasında kömür ticareti bulunduğu, davalının da ödeme savunmasında bulunduğu anlaşılmakla; kömür alım satımından kaynaklanan alacağının tahsili için girişilen icra takibine vaki itirazın iptaline ilişkindir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın halli için taraflar arasındaki kömür ticaretine ilişkin olarak bilirkişi heyetinden tarafların iddia ve savunmaları doğrultusunda rapor alınarak oluşacak sonuca göre taraf ve yargı denetimine elverişli bir karar verilmesi gerekirken mahkemece hükme esas alınan bilirkişi heyeti raporunda; davacının alacak taleplerinin belirlenmesi konusunda, bilirkişi raporuna itirazlara rağmen itirazları gidermeye yönelik yeni bir bilirkişi kurulundan rapor alınmadığı da anlaşılmakta olup, eksik inceleme ile hüküm kurulması suretiyle gerekçe oluşturulması, usul ve yasaya aykırıdır.
Bu nedenle Mahkemece, öncelikle taraflar arasındaki kömür ticareti gerekse tarafların edimlerine ilişkin özellikle davalının ödeme savunması ve belgeleri incelenip değerlendirilerek, somut uyuşmazlığın çözümünde, kömür ticareti kapsamında alacak borç ilişkisinin üzerinde durularak bir karar verilmesi gerekirken davacı yanın ödünç olarak verdiği bedelinde ticari ilişkiye dahil edilmesi taraflar arasındaki ticari ilişki bir bütün olarak değerlendirilerek karar verilmesi doğru olmamıştır.
Mahkemece konusunda uzman taraf, mahkeme ve kanun yolu denetimine elverişli bilirkişi raporu da alınmak suretiyle, sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken uyuşmazlık tam olarak giderilmeden karar verilmesi isabetsizdir.
Ayrıca kabul şekli itibariyle de ; davacı icra takibinde asıl alacak yanı sıra işlemiş faiz talebinde de bulunmuş, mahkemece asıl alacak yanı sıra işlemiş faize de hükmedilmiş ise de dosyada davalının temerrüde düşürüldüğüne dair her hangi bir ihtara rastlanmamıştır. Davalının icra takibinden önce temerrüde düşürüldüğü araştırılmadan takipte işlemiş faize hükmedilmesi isabetli görülmemiştir.
Davanın esasıyla ilgili olarak gösterilen “uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin” toplanmaması ile anlaşılması gerekenin hakimin belirli bir yargıya vararak karar vermesinde etkili/esaslı nitelikteki deliller söz edilmekte olup bu özellikte delillerin toplanmaması tahkikatın büyük ölçüde yeniden yapılmasını gerektirir nitelikte ise HMK’nin 353/I-a-6.maddesi kapsamında değerlendirilmesi gerekmektedir.
Yukarıda açıklanan yönlerden tahkikat yapılması zorunlu olup anılan araştırma ile delil toplanmaması ve bu delillerin değerlendirilmemiş olması halinde yargı sistemimiz bakımından benimsenmiş olan dar istinaf sisteminden uzaklaşılarak ilk derece mahkemesince değerlendirilmemiş olan konularda ilk defa istinaf mahkemesince bir delile ilişkin olarak tartışma yapılarak yargıya varılacaktır ki bu da iki dereceli yargılama olan istinaf yargı sistemi ile bağdaşmayacaktır.
Bu durumda, dava dosyasının kapsamı ile mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri birlikte değerlendirildiğinde; mahkemenin hüküm kurmasını sağlayacak olan tüm esaslı delillerin toplanmamış, mahkemece değerlendirilmemiş olması nedeniyle, davalılar vekilinin istinaf başvurusunun açıklanan nedenlerden ötürü kabulüne, sair istinaf itirzlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına mahkeme kararının 6100 sayılı HMK’nun 353/1-a-6.maddesi uyarınca kaldırılmasına ve dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiştir.
NOT
BU BELGE ELEKTRONİK İMZA İLE İMZALANMIŞ OLUP, AYRICA FİZİKİ OLARAK İMZALANMAYACAKTIR. "5070 sayılı Kanun m. 5 ve 6098 sayılı TBK m. 15. uyarınca elektronik imza ile oluşturulan belgeler elle atılan fiziki imza ile aynı sonucu doğurur."
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi, E. 2022/1089, K. 2024/1042, 26 Eylül 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama