KÜNYE
T.C. Ankara Bölgeadliyemahkemesi 22. Hukukdairesi
- Mercii
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 14 Ekim 2024
- T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 22. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No
- 2022/1217 - 2024/1176
- Esas no
- 2022/1217 ( KABUL KALDIRMA
- Karar no
- 2024/1176
- İncelenen kararın mahkemesi
- ANKARA 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 27/06/2022
- Esas-karar no
- 2021/744 E 2022/475 K
- Davacı
- —
- Vekili
- —
- Davalı
- —
- Davanın konusu
- İtirazın İptali
- Yazıldığı tarih
- 14/11/2024
Karar Metni
1.038 kelime·5 dk okuma·8 bölüm
Taraflar arasında yukarıda bilgileri belirtilen kararın Dairemizce incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca, yapılan ön inceleme sonucu, istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği ve eksiklik bulunmadığı anlaşıldığından inceleme aşamasına geçilmiştir. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildi.
GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ
İDDİANIN ÖZETİ
Davacı vekili, müvekkilinin satım sözleşmesini konu alan faturalardan kaynaklanan alacağının tahsili amacıyla Ankara 24. İcra Müdürlüğü'nün 2021/11273 E. sayılı dosyası ile davalı aleyhine icra takibi yaptığını, davalının haksız itirazı ile takibin durduğunu belirterek itirazın iptali ile takibin devamına ve müvekkili lehine icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
SAVUNMANIN ÖZETİ
Davalı vekili, davanın zamanaşımına uğradığını, TTK'nın 1530/4 maddesi uyarınca faturaların tebliğ edilmesinden itibaren 30 günlük yasal süre dolmadığından alacağın muaccel olmadığını, kaldı ki taraflar arasında şifaen daha uzun ödeme vadesi öngörüldüğünü, faturanın tek taraflı düzenlenen bir belge olup, borç ikrarı niteliğinin bulunmadığını, faturayı keşide edenin fatura konusu mal ve hizmeti ifa ettiğini ispatla mükellef olduğunu, davacının fatura konusu ürünlerin tam olarak teslim etmediğini ve taraflar arasında bu hususta da ihtilaf bulunduğunu bildirerek davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
Mahkemece, toplanan delillere ve tüm dosya kapsamına göre, davacı tarafından davalı hakkında iki adet faturaya dayalı olarak başlatılan icra takibinin davalının itirazı ile durması üzerine itirazın iptali talebiyle eldeki davanın açıldığı, davalı vekilince cevap dilekçesi ile takip konusu alacağın muaccel olmadığının ve fatura konusu malların tam olarak teslim edilmediğinin savunulduğu, tarafların ticari defterleri incelenmek suretiyle düzenlenen bilirkişi raporu ile belirlendiği üzere takip konusu faturaların tarafların ticari defterlerine kaydedildiği, somut olayda TTK’nın 1530. maddesinin uygulanma yerinin bulunumadığı belirtilerek davanın kabulüne karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
İstinaf eden-davalı vekili tarafından; Mahkemece uygulanması gereken kanun maddelerinde hataya düşüldüğü, TTK’nın 1530/4 maddesi uyarınca henüz muaccel olmamışken icra takibinin yapıldığını, taraflar arasında şifahi görüşmelerde ödeme süresinin daha uzun belirlendiğini, tek taraflı düzenlenen faturanın malın teslim edildiği anlamına gelmeyeceğini bildirerek başvurulmuştur.
UYUŞMAZLIK KONUSU OLAN HUSUSLAR
Uyuşmazlık taraflar arasındaki satım sözleşmesine konu emtiaların teslimi ve bedelinin ödenmesi ile kötüniyet ve icra inkar tazminatı talepleri noktasında toplanmaktadır.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava, satım sözleşmesini konu alan faturalardan kaynaklanan alacağın tahsili talebi ile başlatılan takibe itiraz üzerine açılan itirazın iptali davasıdır.
İnceleme, 6100 sayılı HMK’nin 355. maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle sınırlı, ancak kamu düzenine ilişkin nedenler resen göz önünde tutularak yapılmıştır.
Dava konusu Ankara 24. İcra Müdürlüğü'nün 2021/11273 E. sayılı icra takip dosyasının UYAP üzerinde bulunan bir örneğinin incelenmesinden, davacı tarafından davalı hakkında 09/07/2021 ve 13/08/2021 tarihli iki adet faturaya dayalı olarak 63.968,51 TL alacağın tahsili amacıyla başlatılan takibin davalının itirazı ile durması üzerine yasal süresi içinde eldeki davanın açıldığı anlaşılmıştır.
Mahkemece dosya kapsamında alınan bilirkişi raporunda, tarafların 2021 yılı ticari defterlerinin HMK' nın 222. maddesi hükümleri gereği sahibi lehine delil olma niteliği taşıdığı, takip konusu iki faturanın da tarafların ticari defterlerine kaydedildiği, davacının ticari defter kayıtlarında davalıdan takip ve dava tarihi itibariyle 63.968,51 TL alacaklı olduğu, davalının ticari defter kayıtlarında davacıya takip ve dava tarihi itibariyle 63.969,57 TL borçlu olduğu yönünde görüş bildirilmiştir.
Mahkemece, yargılamanın HMK'da düzenlenen usul kurallarına uygun olarak yapılmış olmasına, kamu düzenine aykırılık hallerinin bulunmamasına, dosya kapsamındaki bilgi, belge ve toplanan deliller değerlendirilip yasal düzenlemelere uygun isabetli, yeterli gerekçeyle karar verilmiş olmasına, ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılığın olmamasına göre davalı vekilinin sair istinaf itirazlarının reddi gerekmiştir.
Davalı yanca somut olayda taraflar arasında peşin satış olmadığı, vadeli satış olduğu ve alacağın muaccel olmadığı savunmasında bulunulmuştur. Dosya kapsamına sunulan delillerin incelenmesinden taraflar arasındaki satışın vadeli olduğu yönünde herhangi bir delil sunulmamıştır. TMK 'nın 6.maddesi gereğince "Kural olarak, herkes iddiasını ispat etmekle yükümlüdür." hükmü getirilmiştir. Ticari satımda peşin satış kural olup aksini iddia eden tarafın bu iddiasını usulüne uygun delillerle ispat etmesi gerekmektedir. Dosya kapsamında davalı tarafın vadeli satış yapıldığı olgusunu yazılı delillerle kanıtlayamadığı görülmektedir. Ancak süresi içreisinde verilen cevap dilekçesi incelendiğinde davalının aynı zamanda yemin deliline de dayandığı anlaşılmaktadır.
Bir vakıayı ispat yükü kendisine düşen taraf o vakıayı başka delillerle ispat edemezse diğer tarafa yemin teklif eder. Yemin teklifini ispat yükü kendisine düşen taraf yapar. Yemin teklifine dayanan taraf bunu dava dilekçesinde veya cevap dilekçesinde açıkça belirtmesi gerekir. Mahkeme ancak bu halde (dava dilekçesinde veya cevap lahiyasında yemin deliline dayanıldığının bildirilmesi halinde) yemin teklifini hatırlatmakla yükümlüdür. Kendisine yemin teklif edilen taraf, yemin teklifinin kabulünden sonra, usulüne uygun biçimde (HMK m. 233) yemin eder ise, yemin teklif eden tarafın iddia ettiği vakıanın mevcut olmadığı kesin delil ile ispat edilmiş olur. Yemin teklif eden taraf, bundan sonra iddiasını ispat için başkaca delil gösteremez.
Açıklanan bu nedenlerle mahkemece; davalının yemin deliline de dayandığı dikkate alınarak, davalıya karşı tarafa yönelik olarak yemin teklif etme hakkı hatırlatılmadan, yazılı gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Bu durumda, davalının yemin teklif etme hakkının hatırlatılması suretiyle oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, dava dosyasının kapsamı ile mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri birlikte değerlendirildiğinde; mahkemenin hüküm kurmasını sağlayacak olan tüm esaslı delillerin toplanmamış, mahkemece değerlendirilmemiş olması nedeniyle, davalı yanın istinaf başvurusunun açıklanan nedenlerden ötürü kabulüne, yerel mahkeme kararının 6100 sayılı HMK’nun 353/1-a-6.maddesi uyarınca kaldırılmasına ve dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiştir.
NOT
BU BELGE ELEKTRONİK İMZA İLE İMZALANMIŞ OLUP, AYRICA FİZİKİ OLARAK İMZALANMAYACAKTIR. "5070 sayılı Kanun m. 5 ve 6098 sayılı TBK m. 15. uyarınca elektronik imza ile oluşturulan belgeler elle atılan fiziki imza ile aynı sonucu doğurur."
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi, E. 2022/1217, K. 2024/1176, 14 Ekim 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama