KÜNYE
T.C. Ankara Bölgeadliyemahkemesi 22. Hukukdairesi Vekilleri
- Mercii
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 5 Kasım 2024
- T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 22. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No
- 2022/1238 - 2024/1351
- Esas no
- 2022/1238 ( KABUL DÜZELTEREK YENİDEN ESAS
- Karar no
- 2024/1351 HAKKINDA KARAR VERİLMESİ
- İncelenen kararın mahkemesi
- ANKARA 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 15/06/2022
- Esas no
- 2022/123 E 2022/327 K
- Davacı
- —
- Davalı
- —
- Davanın konusu
- Menfi Tespit
- Yazıldığı tarih
- 18/11/2024
Karar Metni
1.510 kelime·8 dk okuma·8 bölüm
Taraflar arasında yukarıda bilgileri belirtilen kararın Dairemizce incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352.maddesi uyarınca, yapılan ön inceleme sonucu, istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği ve eksiklik bulunmadığı anlaşıldığından inceleme aşamasına geçilmiştir. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildi.
GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ
İDDİANIN ÖZETİ
Davacı vekili, davalı tarafından müvekkili hakkında 28/12/2017 tanzim, 26/06/2020 ödeme tarihli 500.000,00 TL bedelli senetten kaynaklı alacaklı olduğu iddiası ile Ankara 7. İcra Müdürlüğü'nün 2020/10316 sayılı dosyası üzerinden icra takibi başlatıldığını, ancak davacı şirket tarafından dava dışı ...'ın arsasına yapılacak olan binada yer alan dükkandan birinin satışının bedelinin satış anında ödenmesi karşılığında davalıya tescili karşılığında iade edilmek üzere teminat senedi olarak imzalandığını, takibe konu belgenin bono vasfı taşımadığından kayıtsız şartsız borç ikrarı içermediğini,
davaya konu senedin davacı şirket tarafından bedel kısmı, güvence senedi olduğuna ilişkin ibare ve teminatın neye ilişkin olduğu yazılmak suretiyle davalıya teslim edildiğini, teslim edildiğinde düzenleme, vade tarihinin, ödeme yerinin ve nakden ibaresinin yer almadığını, söz konusu senedin boş kısımlarının takibe konu edilmesi için daha sonradan davalı tarafından kötü niyetli olarak doldurulduğunu, takibe konu belgenin bono vasfı taşımadığından sebepten mücerret olmadığını belirterek Ankara 7. İcra Müdürlüğü'nün 2020/10316 esas sayılı dosyasına konu senetten kaynaklı borçlu olmadığının tespitine,
davalı aleyhine asıl alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere tazminata karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
SAVUNMANIN ÖZETİ
Davalı vekili, dava dayanağı bir para borcuna ilişkin olup, arabuluculuğa başvuru şartı gereğinin yerine getirilmediğini, bu nedenle davanın dava şartı yokluğundan usulden reddi gerektiğini, esasa ilişkin olarak da davaya konu edilen senedin teminat senedi niteliğine haiz olmadığını, takibe konu senette açık bir sözleşmeye bağlanmış bir teminat ya da şartın yer almadığını, davacı borçlunun, senedin Kastamonu 2. Noterliği'nin 28/12/2017 tarih,
10150 yevmiye numaralı düzenleme şeklinde taşınmaz satış vaadi ve arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesine dayanılarak verildiğini iddia etmekte ise de senet metninde bahsi geçen sözleşmeye atıfta bulunulacak bir ibarenin olmadığını, senedin teminat olarak verildiği iddia edilen sözleşmenin, senet metninde yer aldığı şekilde ...'dan satın alınan arsaya ilişkin olmadığını, ...'ın davacıya herhangi bir arsa satmadığını, sözleşmede teminat senedi verileceğine ilişkin bir hüküm bulunmadığını,
dava konusu bonoda "güvence senedi" ifadesinin yer alması ya da hangi sözleşmeye yönelik olduğu anlaşılamayan ifadelerin bulunmasının tek başına bonoyu teminat senedi haline getirmeyeceğini ve bononun kambiyo senedi vasfını yitirmeyeceğini, senedin sonradan doldurulduğuna dair iddiaların asılsız ve gerçeğe aykırı olduğunu, kabul anlamına gelmemekle birlikte mahkemenin bir an için dava konusu senedin teminat senedi olduğuna hükmetmesi halinde, davacının üzerine düşen yükümlülüklerini yerine getirmediğini bildirerek davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
Mahkemece, toplanan delillere ve tüm dosya kapsamına göre, dava konusu icra takibinin dayanağı senedin teminat senedi olduğu, Kastamonu 2. Noterliği'nden düzenli 28/12/2017 tarihli 10150 yevmiye numaralı düzenleme şeklinde taşınmaz satış vaadi ve arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi kapsamında arsa sahibinden alınan arsanın C Bloğunun altındaki 2 dükkandan birinin satışı verildiğinde iade edileceğinin belirtildiği, davalının Kastamonu 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 21/04/2022 tarih, 2020/194 esas sayılı dosyasında keşifte beyanında, bu inşaatın altındaki dükkanların verilmesi ile ilgili olduğunun da belirtildiği,
davalı taraf nakden düzenlendiğini iddia etmiş ise de dosya kapsamı itibariyle senedin verildiği anda nakden ibaresi olmadığı gibi esasen olsa dahi senedin güvence senedi olarak yazılıp sebebinin de belirtilmiş olması karşılığında güvence senedi olduğu, aksi iddiada ve teminat vasfının sona erip senet bedelinin istenir hale geldiği husunda kanıt yükünün davalı tarafta olduğu, davalı tarafça bu hususun kanıtlanamadığı, yemin delilini kullanmayacaklarını da 15/06/2022 tarihli oturumda bildirdiği belirtilerek davanın kabulüne, koşulları oluşmadığından kötüniyet tazminatı isteminin reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
İstinaf eden-davalı vekili tarafından; Davanın dava şartı yokluğu nedeniyle reddi gerektiğini, davaya konu senedin teminat senedi niteliğinde olmadığını, davacının senedin sonradan doldurulduğuna dair iddialarının yersiz olduğunui kabul anlamına gelmemekle birlikte teminat iddiası kabul edilse dahi davacının üzerine düşen yükümlülüklerini yerine getirmediğini bildirerek başvurulmuştur.
UYUŞMAZLIK KONUSU OLAN HUSUSLAR
Uyuşmazlık dava konusu icra takibinin dayanağı senedin teminat senedi olup olmadığı, teminat senedi ise vasfının sürüp sürmediği, borcun olup olmadığı ve kanıt yükünün taraflardan hangisinde olduğu noktasında toplanmaktadır.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava, teminat iddiasına dayalı menfi tespit davasıdır. İnceleme, 6100 sayılı HMK’nin 355. maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle sınırlı, ancak kamu düzenine ilişkin nedenler resen göz önünde tutularak yapılmıştır.
Ankara 7. İcra Müdürlüğü’nün 2020/10316 E. sayılı takip dosyası UYAP üzerinden incelenmesinden, davalı- alacaklı tarafından, davacı- borçlu ile dava dışı ... hakkında 28/12/2017 düzenleme tarihli, 29/06/2020 vade tarihli 500.000,00 TL bedelli bonoya dayalı olarak, 500.000,00 TL'si asıl alacak olmak üzere ferileriyle birlikte toplam 527.746,58 TL alacağın tahsili isteğiyle 18/11/2021 tarihinde kambiyo senetlerine özgü haciz yoluyla takibe geçildiği, takibin dayanağı senet örneğinin incelenmesinde; keşidecisinin ..., kefilin ...
Oto. İnş. San. ve Tic. Ltd. Şti., lehtarın ..., (...'nın davacı kefil şirketin yetkilisi olduğu) 28/12/2017 düzenleme tarihli, 29/06/2020 vade tarihli 500.000,00 TL bedelli olduğu, miktarın rakamla yazılı bölümünün sol tarafındaki ödeme günü bölümünde güvence senedi olarak yazıldığı, senet içinde nakden ifadesinin yer aldığı, yine senedin ön yüzünde ...'dan alınan arsanın C bloğunun altındaki 2 dükkandan birinin satışı verildiğinde iade edilecektir denildiği anlaşılmıştır.
Kastamonu 2. Noterliğinden düzenli 28/12/2017 tarihli 10150 yevmiye numaralı düzenleme şeklinde taşınmaz satış vaadi ve arsa payı karşılığı inşaat sözleşme örneğinin incelenmesinde, arsa sahibinin ..., müteahhidin ... ... Ltd. Şti. olduğu anlaşılmıştır.
01/07/2012 tarihinde yürürlüğe giren 6102 sayılı TTK'nın 701. maddesinde, "(1)Aval şerhi, poliçe veya alonj üzerine yazılır.
(2) Aval "aval içindir" veya bununla eş anlamlı başka bir ibareyle ifade edilir ve aval veren kişi tarafından imzalanır.
(3) Muhatabın veya düzenleyenin imzaları hariç olmak üzere, poliçenin yüzüne atılan her imza aval şerhi sayılır.
(4) Kimin için verildiği belirtilmemişse aval, düzenleyici için verilmiş sayılır."
Eski Türk Ticaret Kanunu'nun 613.maddesinde, "Aval şerhi, poliçe veya alonj üzerine yazılır.
Aval 'aval içindir' tabiri ile veya buna muadil diğer her hangi bir ibare ile ifade ve avalı veren kimse tarafından imza edilir.
Muhatap veya keşdecinin imzaları müstesna olmak üzere poliçenin yüzüne konan her imza, aval şerhi sayılır.
Kimin için verildiği aval şerhinde açıklanmak lazımdır; açıklanmadığı takdirde aval, keşideci için verilmiş sayılır." düzenlemeleri yer almaktadır.
Aval ile kefaleti birbirinden ayırmak gereklidir. Kefalet, fer'i nitelikte olmasına karşın, aval bağımsız ve aslî bir nitelik taşır. Aval veren, lehine aval verilenin ileri sürebileceği ve senedin şekline ilişkin olanlardan başka geçersizlik sebeplerini defi veya itiraz olarak alacaklıya karşı ileri süremez. Oysa kefil, asıl borçluya ait kişisel defilerden yararlanabilir. Kefaletin, mutlaka asıl borç senedi üzerinde gösterilmesine lüzum olmadığı halde, aval şerhinin mutlaka poliçe, bono veya alonj üzerine yazılması gerekir. Kambiyo senetleri bakımından kendine özgü bir teminat türü olarak aval müessesesi kabul edildiğinden, bono üzerinde "kefil" yazıyor olması, bu taahhüdü kefalet haline dönüştürmez. (Yargıtay HGK'nın 24/05/2017 tarih ve 2017/12-1135 Esas, 2017/1012 K sayılı ilamı).
Somut olayda, takibe konu edilen 28/12/2017 düzenleme tarihli, 29/06/2020 vade tarihli 500.000,00 TL bedelli bonoda keşidecisinin ..., kefilin ... Oto. İnş. San. ve Tic. Ltd. Şti., lehtarın ... olduğu, davacı şirketin avalist olarak adı ve imzasının yer aldığı anlaşılmıştır. TTK’nın 702. maddesinin ikinci fıkrasında; “Aval veren kişinin teminat altına aldığı borç, şekle ait noksandan başka bir sebepten dolayı batıl olsa da aval verenin taahhüdü geçerlidir” denilmiş olup, anılan madde hükmü uyarınca aval veren davacının dava dilekçesinde ileri sürdüğü iddialarla açtığı davanın reddi gerekmektedir.
Davacı iş bu davasında haksız ise de kötüniyetli olduğu ispat edilemediğinden davalı lehine kötüniyet tazminatına karar verilmemiştir.
Açıklanan bu nedenlerle davalı vekilinin istinaf isteminin kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının HMK'nin 353/1.b.2.maddesi uyarınca düzeltilerek yeniden esas hakkında karar vermek gerekmiştir.
NOT
BU BELGE ELEKTRONİK İMZA İLE İMZALANMIŞ OLUP, AYRICA FİZİKİ OLARAK İMZALANMAYACAKTIR. "5070 sayılı Kanun m. 5 ve 6098 sayılı TBK m. 15. uyarınca elektronik imza ile oluşturulan belgeler elle atılan fiziki imza ile aynı sonucu doğurur."
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi, E. 2022/1238, K. 2024/1351, 5 Kasım 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama