KÜNYE
T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi Bam 22. Hukuk Dairesi T.C. Ankara Bölgeadliyemahkemesi 22. Hukukdairesi Davacı Davalı
- Mercii
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 18 Aralık 2024
- Esas no
- 2022/1519 ( KABUL KALDIRMA
- Karar no
- 2024/1713
- Başkan
- ... (...
- Üye
- ... (...
- Üye
- ... (...
- Katip
- ... (...
- İncelenen kararın mahkemesi
- ANKARA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 27/01/2022
- Esas-karar no
- 2017/387 E 2022/54 K
- Vekili
- —
- Davanın konusu
- Menfi Tespit
- Yazıldığı tarih
- 13/01/2025
Karar Metni
1.150 kelime·6 dk okuma·8 bölüm
Taraflar arasında yukarıda bilgileri belirtilen kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca, yapılan ön inceleme sonucu, istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği ve eksiklik bulunmadığı anlaşıldığından inceleme aşamasına geçilmiştir. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildi.
GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ
İDDİANIN ÖZETİ
Davacı vekili; müvekkilinin davalıdan oto yedek parça satın aldığını, taraflar arasında mevcut oto yedek-parça alım satım ilişkisi kapsamında bir kısım malların ayıplı olduğu iade faturası kestiğini, iade edilen malların bulunmasına rağmen davalı yanca mal bedeli olarak teslim edilen senetlerin tamamının icra takibine konu edildiğini, belirterek ödeme aracı olarak verilen bonolara dayalı olarak yapılan icra takiplerinden nedeniyle davalıya borçlu olup olmadığının tespiti ile fazladan ödenen bedelin istirdadına karar verilmesini istemiştir.
SAVUNMANIN ÖZETİ
Davalı vekili; davacı ile ticaretin açık hesap şeklinde yürütüldüğünü, bildirerek haksız davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
Mahkemece; benimsenen bilirkişi raporu doğrultusunda: Davacı tarafça menfi tespit davasına konu ve iptali istenilen 4 adet icra takibine dayanak yapılan ve ödeme aracı olarak verilen bonoların toplam tutarı 44.000,00 TL olup davacı taraf ayrıca fazladan yaptığını iddia ettiği ödemenin istirdadını da talep ederek, ıslah dilekçesi ile istemini 46.446,34 TL'ye yükseltmiş ise de, davalının alacaklı olduğu tutar yukarıda açıklanan gerekçelerle 15.621,38 TL olmakla bu miktar için davanın reddi, bakiye için kabulü cihetine gidilerek davanın kısmen kabulüne.
A)Davacının Ankara 19. İcra Müdürlüğünün 2014/13470 Esas sayılı dosyasında, takibe dayanak yapılan 5.000,00 TL bedelli bonodan ötürü davalıya borçlu olmadığının tespitine, B)Davacının Ankara 19. İcra Müdürlüğünün 2014/15952 Esas sayılı dosyasında, takibe dayanak 5.7000,00 TL, 5.000,00 TL ve 7.000,00 TL bedelli üç adet bonodan kaynaklı 17.700,00 TL için davalıya borçlu olmadığının tespitine, C)Davacının Ankara 22. İcra Müdürlüğünün 2016/3971 Esas sayılı dosyasında, takibe dayanak yapılan 5.500,00 TL bedelli bonodan ötürü davalıya borçlu olmadığının tespitine, D)Davacının Ankara 19. İcra Müdürlüğünün 2014/18901 Esas sayılı takip dosyasında,
5.700,00 TL, 5.000,00 TL, ve 5.500,00 TL bedelli üç adet bonaya dayalı olarak 16.200,00 TL üzerinden yapılan icra takibinde asıl alacağın 625,62 TL'lik kısmı ile bu miktara denk gelen fer'ileri için davalıya borçlu olmadığının tespitine, 2-Fazlaya ilişkin istemin reddine, 3-Kötü niyet tazminat isteminin reddine, karar verilmiş, hükme karşı davacı vekilince istinaf yasa yoluna başvurulmuştur.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili; Taraflar aralarında 61.983,47 TL lik oto yedek parça alımı yapıldığını, daha sonra malların bir kısmı ayıplı çıktığını, müvekkilinin ayıplı malları usulüne uygun olarak iade ettiğini, iade faturası kestiğin, iadesini istemediği (ayıpsız) mallar için gerekli ödemeyi yaptığını, yargılama aşamasında düzenlenen bilirkişi raporunda nihai olarak menfi tespit davasına konu takiplerin tamamının borcunun ödendiği ve ayrıca müvekkilinin 5.893,23 TL alacaklı olduğunun tespitine rağmen mahkemece hatalı olaark davanın kısmen kabulüne karar verildiğini, ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
UYUŞMAZLIK KONUSU OLAN HUSUSLAR
Uyuşmazlık; Hükmün HMK'nin 297.maddesine uygun olup olmadığı hususuna ilişkindir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava, menfi tespit istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK’nin 355.maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle sınırlı, ancak kamu düzenine ilişkin nedenler resen göz önünde tutularak yapılmıştır. 6100 sayılı HMK'nin 297.maddesinde hükmün ne şekilde olması gerektiği düzenlenmiştir.
Gerekçeli kararda mahkemece ‘’…Davacı tarafça menfi tespit davasına konu ve iptali istenilen 4 adet icra takibine dayanak yapılan ve ödeme aracı olarak verilen bonoların toplam tutarı 44.000,00 TL olup davacı taraf ayrıca fazladan yaptığını iddia ettiği ödemenin istirdadını da talep ederek,
ıslah dilekçesi ile istemini 46.446,34 TL'ye yükseltmiş ise de, davalının alacaklı olduğu tutar yukarıda açıklanan gerekçelerle 15.621,38 TL olmakla bu miktar için davanın reddi, bakiye için kabulü cihetine gidilerek ….’’ Şeklinde gerekçe oluşturulmuş, hüküm fıkrasında ise : ‘’…1- Davanın kısmen kabulüne , A)Davacının Ankara 19. İcra Müdürlüğünün 2014/13470 Esas sayılı dosyasında, takibe dayanak yapılan 5.000,00 TL bedelli bonodan ötürü davalıya borçlu olmadığının tespitine, B)Davacının Ankara 19. İcra Müdürlüğünün 2014/15952 Esas sayılı dosyasında, takibe dayanak 5.7000,00 TL,
5.000,00 TL ve 7.000,00 TL bedelli üç adet bonodan kaynaklı 17.700,00 TL için davalıya borçlu olmadığının tespitine, C)Davacının Ankara 22. İcra Müdürlüğünün 2016/3971 Esas sayılı dosyasında, takibe dayanak yapılan 5.500,00 TL bedelli bonodan ötürü davalıya borçlu olmadığının tespitine, D)Davacının Ankara 19. İcra Müdürlüğünün 2014/18901 Esas sayılı takip dosyasında, 5.700,00 TL, 5.000,00 TL, ve 5.500,00 TL bedelli üç adet bonaya dayalı olarak 16.200,00 TL üzerinden yapılan icra takibinde asıl alacağın 625,62 TL'lik kısmı ile bu miktara denk gelen fer'ileri için davalıya borçlu olmadığının tespitine,…’’şeklinde hüküm oluşturulmuştur.
Mahkemece yazılan gerekçeli kararda hüküm fıkrasının eksik olduğu, böylece infazda tereddüt yaratacağı görülmüştür.
Mahkemece yapılacak iş HMK'nin 297.maddesinde belirtilen ilke ve açıklamalar ışığında dosya kapsamı dikkate alınarak taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların belirtildiği açık, infazda şüphe ve tereddüt uyandırmayacak biçimde, usulün aradığı nitelikleri haiz her bir talep yönünden gerekçeli karar ve hüküm oluşturulmasıdır. Davanın menfi tespit istemine ilişkin olduğu, mahkemece davacının borçlu olmadığı miktar belirlenip menfi tespit yönünde karar verilmesi gerekirken, davanın mahiyetine uygun düşmeyecek şekilde HMK'nın 297. maddesi hükmüne aykırı olarak infazda tereddüt yaratacak şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır.
Bu itibarla, denetime elverişli usulün aradığı niteliklere haiz bir kararın bulunması istinaf incelemesinin yapılabilmesinin ön şartı olup bu nitelikte olmayan bir kararla ilgili olarak istinaf denetim ve yargılaması yapılarak bir hüküm verilemeyecektir.
Zira HMK’nın 355. maddesi gereği de Bölge Adliye Mahkemesi kamu düzenine aykırılık gördüğü taktirde bunu resen gözetir. Doktrinde HMK’nın 353. maddesindeki istinaf sebeplerinin örnek niteliğinde olduğu, maddede sayılmamasına karşın mutlak istinaf sebebi olabilecek başka usul hatalarının da söz konusu olabileceği görüşünde olanlar da bulunmaktadır (Akkaya Tolga, Medeni Usul Hukukunda İstinaf, Ankara 2009, s.192). Kararın gerekçesiz olması, hukuki dinlenilmesi hakkının ihlali ve bu gibi kamu düzenine aykırılık teşkil eden ve istinaf denetim ve yargılamasının yapılmasına engel oluşturan hususlarda HMK’nın 353. maddesi kapsamında değerlendirilerek kararın kaldırılarak ilk derece mahkemesine gönderilmesini gerektirmektedir.
Dairemizce, bu husus kamu düzenine ilişkin olmakla HMK'nin 355. maddesi uyarınca esası incelenmeksizin kararın kaldırılmasına ve usulüne uygun nitelikte karar verilmek üzere davanın yeniden görülmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekmiştir.
Kaldırma nedenine göre davacı vekilinin istinaf itirazlarının bu aşamada incelenmesi gerekmemiştir.
NOT
BU BELGE ELEKTRONİK İMZA İLE İMZALANMIŞ OLUP, AYRICA FİZİKİ OLARAK İMZALANMAYACAKTIR. "5070 sayılı Kanun m. 5 ve 6098 sayılı TBK m. 15. uyarınca elektronik imza ile oluşturulan belgeler elle atılan fiziki imza ile aynı sonucu doğurur."
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi, E. 2022/1519, K. 2024/1713, 18 Aralık 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama