KÜNYE
T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi Bam 22. Hukuk Dairesi T.C. Ankara Bölgeadliyemahkemesi 22. Hukukdairesi Davacı
- Mercii
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 27 Kasım 2024
- Esas no
- 2022/1569 (KABUL KALDIRMA
- Karar no
- 2024/1467
- Başkan
- ... (...
- Üye
- ... (...
- Üye
- ... (...
- Katip
- ... (...
- İncelenen kararın mahkemesi
- ANKARA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 21/09/2021
- Esas no
- 2019/255 E 2021/634 K
- Vekili
- —
- Davalı
- —
- Davanın konusu
- İtirazın İptali
- Yazıldığı tarih
- 25/12/2024
Karar Metni
1.605 kelime·8 dk okuma·8 bölüm
Taraflar arasında yukarıda bilgileri belirtilen kararın Dairemizce incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca, yapılan ön inceleme sonucu, istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği ve eksiklik bulunmadığı anlaşıldığından inceleme aşamasına geçilmiştir. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildi.
GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ
İDDİANIN ÖZETİ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 22/05/2018 tarihli 36.804,67 TL bedelli ve 13/07/2018 tarihli 43.771,04 TL bedelli iki adet faturaya dayalı 75.706,48 TL bakiye alacağın ihtarnameye rağmen ödenmemesi üzerine başlatılan icra takibine davalının haksız olarak itiraz ettiğini belirterek itirazın iptaline ve icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
SAVUNMANIN ÖZETİ
Davalı vekili süresinden sonra sunduğu cevap dilekçesinde özetle; takibe konu faturaları kabul etmediklerini, davacıya müvekkili şirket tarafından toplam 217.830,0 TL bedelli çeklerin verildiğini, 30/03/2018 tarihli 115.115,49 TL'lik mal alım faturasının çeklerden mahsubu ile müvekkiline ödenmesi gereken borcun 102.714,51 TL olduğunu, müvekkilinin borçlu değil alacaklı bulunduğunu savunarak davanın reddine ve kötüniyet tazminatına karar verilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARAR ÖZETİ
Mahkemece toplanan delillere ve tüm dosya kapsamına göre, davalıya defter ibrazına yönelik usulüne uygun süre verilmediğine yönelik itirazının reddiyle davacı tarafça düzenlenen 4 adet faturadan 115.115,49 TL bedelli olanın davalı defterlerinde kayıtlı olduğu, davalının bu fatura bedelinden fazla olmak üzere 217.830,00 TL değerinde ödeme yaptığını savunduğu, davalının ödeme iddiasının değerlendirilmesi gerektiğini, banka cevabi yazılarına göre davacı yana ileri vadeli çekler teslim edildiği, davalının malın teslim edilmediğine ya da çeklerin avans olarak verildiğine ilişkin savunma ve delilinin bulunmadığı,
davacı defterlerinin de usulüne uygun olarak düzenlendiği, davalıya fatura bedellerinin ödenmesi yönünde faturanın tebliği mahiyetindeki ihtarnameye süresinde cevap verilmediği, bu hali ile ödeme ile zımni ikrar oluştuğu ve davacı defterlerinde kayıtlı fatura konusu malların davalıya teslim edildiği kanaatine varılarak ödendiği tespit edilen çeklerin davacı defter kayıtlarında mevcut borçtan düşülmesi halinde davalının takip tarihi itibari ile 75.138,82 TL asıl alacak yönünden borçlu olduğu gerekçesiyle davanın 75.138,82 TL asıl alacak üzerinden kısmen kabulüne,
takipteki işlemiş faize yönelik harç tamamlamadığından işlemiş faize ilişkin usulünce açılmış bir dava bulunmadığı dikkate alınarak işlemiş faiz yönünden karar verilmesine yer olmadığına, faturaya dayalı alacağın likid olması nedeniyle davacı lehine icra inkar tazminatına karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; müvekkiline ait defterlerin süresinde ibraz edilememesinin sebebinin usulüne uygun tebligat yapılmamasından kaynaklandığını, tebligattaki imza inkar edilmesine rağmen mahkemece bu hususta inceleme yapılmadığını, taraflar arasında cari hesap ilişkisi kapsamında hesap kesim tarihinden önce alacağın talep edilemeyeceğini, davacıya 217.830,00 TL ödeme yapıldığını, davacının 115.1115,49 TL'lik faturasının kabul edilerek ödemeden düşülmesi halinde müvekkilinin 102.714,51 TL alacaklı olduğunu, davacının malları teslim etmeden kötüniyetli olarak davayı açtığını, çeklerin borçtan mahsup edilmediğini,
çeklerin ödeme aracı olarak kabul edilmesi gerektiğini, davacının noter ihtarına cevap verilmemesinin fatura içeriğinin ve mal tesliminin kabulü anlamına gelmeyeceğini ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
Mahkemece 24/02/2022 tarihli ek karar ile, eksik istinaf harç ve giderlerinin ikmal edilmesi için davalıya çıkartılan muhtıranın 09/01/2022 tarihinde tebliğ edildiği, süresinde harcın yatırıldığı ancak istinaf giderinin ikmal edilmediği gerekçesiyle davalı tarafın istinaf başvurusunun yapılmamış sayılmasına karar verilmiştir.
Davalı vekili ek karara yönelik istinaf başvuru dilekçesinde özetle; istinaf harç ve giderlerinin yatırılmasına yönelik muhtırada ikmal edilecek harç ve giderin miktarı, yatırılması gereken merci ve süresi ile bunun yapılmaması halinde sonuçlarının net biçimde gösterilmesi gerektiğini, mahkemece çıkartılan muhtırada yer alan " mahkememiz dosyasına yatırılması" ibaresinin usulüne uygun olmadığını, muhtırada sadece yazı işleri müdürünün imzasının bulunduğunu, hakim imzası ve sicilinin bulunmadığını belirterek ek kararın kaldırılarak gerekçeli karara yönelik istinaf itirazları doğrultusunda ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
UYUŞMAZLIK KONUSU OLAN HUSUSLAR
Uyuşmazlık, istinaf isteminin yapılmamış sayılmasına yönelik mahkeme ek kararının usul ve yasaya uygun olup olmadığı, ek kararın yerinde olmaması halinde davacının takibe konu faturalar nedeniyle alacaklı olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava, itirazın iptali istemine ilişkindir.
İnceleme, 6100 sayılı HMK’nin 355.maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle sınırlı, ancak kamu düzenine ilişkin nedenler resen göz önünde tutularak yapılmıştır.
Ankara 4. İcra Müdürlüğünün 2018/11076 Esas sayılı takip dosyasının yapılan incelemesine göre, 21/09/2018 tarihinde davacı alacaklı tarafından davalı borçlu aleyhine iki adet irsaliyeli faturaya dayalı 75.706,48 TL asıl alacak, 1.716,19 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 77.422,67 TL alacağın tahsili için ilamsız icra takibi başlatıldığı davalı borçlunun süresinde takibe ve borca itiraz ettiği, itirazın iptali davasının İİK 67.maddesi uyarınca süresinde açıldığı anlaşılmıştır.
Takibe konu davacı tarafından davalı adına düzenlenen irsaliyeli faturaların 22/05/2018 tarihli 36.804,67 TL bedelli ve 13/07/2018 tarihli, 43.771,04 TL bedelli olduğu, teslim alan kısmında isim ve imza bulunmadığı görülmüştür.
Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verildiği, kararın davalı vekili tarafından istinaf edildiği, nisbi yerine maktu istinaf harcının yatırıldığı, mahkemece 04/01/2022 tarihli muhtıra ile 1.283,73 TL nisbi harç ile 200,00 TL istinaf avansının dosyaya yatırılması için 1 haftalık kesin süre içeren muhtıranın düzenlendiği, muhtırada sadece yazı işleri müdürünün isim ve e-imzasının bulunduğu, davalı tarafından 06/01/2022 tarihinde 1.283,73 TL nisbi harcın yatırıldığı, 200,00 TL istinaf avansının yatırılmadığı, mahkemece istinaf avansının yatırılmaması nedeniyle davalı tarafın istinaf isteminin reddine karar verildiği anlaşılmıştır.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 16.06.2010 tarihli ve 2010/19-286 Esas, 2010/330 Karar sayılı kararında bir muhtıranın geçerli olması için gereken özellikler belirtilmiştir. Buna göre temyiz harç ve giderlerinin eksik ödendiğinin anlaşılması hâlinde muhtıra gönderilerek kararı veren hâkim veya mahkeme başkanı tarafından yedi günlük kesin süre içinde harç ve giderin tamamlanması, aksi hâlde temyizden vazgeçmiş sayılacağı hususu temyiz edene yazılı olarak bildirilir. Verilen süre içinde harç ve giderler tamamlanmadığı takdirde mahkeme, kararın temyiz edilmemiş sayılmasına karar verir. Bu kararın da temyiz edilmesi hâlinde 1086 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 432 nci maddesinin son fıkrası hükmü kıyasen uygulanır.
Muhtırada hâkim veya mahkeme başkanının sicili ve imzası bulunmalıdır. Muhtıra hâkim veya mahkeme başkanı tarafından imzalanmadan verilmişse, geçerli bir bildirimin yapıldığından söz etmeye olanak yoktur.
Mahkeme yazı işleri müdürünün veya kalem personelinin temyiz harcı veya giderinin tamamlanması için temyiz edene süre vermesi veya tebligat zarfı üzerine "ihtar/uyarı" şeklinde yazılan ve hâkim imzası taşımayan muhtıra usule aykırıdır, dolayısıyla bu tür bir muhtıra üzerine temyiz harcını veya giderini ödememiş olan taraf, temyiz talebinden vazgeçmiş sayılamaz.
Yargıtayın kararlılık kazanmış uygulamasına göre, muhtırada yapılması gereken işlemin ne olduğu açıkça ve ilgili tarafın yanılmasına neden olmayacak biçimde gösterilmeli; bu açıdan ikmal edilecek harç ya da giderin miktarı ve yatırılma merci ve süresi, bunun yapılmamasının sonuçları net biçimde açıklanmalıdır. Örneğin, “dosyaya yatırılması” şeklindeki ifade tarafın yanılmasına neden olabileceğinden, bu ifadeyi taşıyan muhtıra geçersiz olacaktır.
6100 sayılı Kanun'un "Harç ve giderlerin yatırılması" başlıklı 344 üncü maddesine göre istinaf dilekçesi verilirken, istinaf yoluna başvuru için gerekli harçlar ve tebliğ giderleri de dâhil olmak üzere tüm giderler ödenir. Bunların hiç ödenmediği veya eksik ödenmiş olduğu sonradan anlaşılırsa, kararı veren mahkeme tarafından verilecek bir haftalık kesin süre içinde tamamlanması, aksi hâlde başvurudan vazgeçmiş sayılacağı hususu başvurana yazılı olarak bildirilir. Verilen kesin süre içinde harç ve giderler tamamlanmadığı takdirde, mahkeme başvurunun yapılmamış sayılmasına karar verir. Bu karara karşı istinaf yoluna başvurulması hâlinde, 346 ncı maddenin ikinci fıkrası hükmü kıyas yoluyla uygulanır.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun sözü edilen kararı, 6100 Sayılı Kanun'un kanun yollarına ilişkin yukarıda belirtilen hükümleri yürürlüğe girdikten sonra da ilk derece mahkemeleri veya bölge adliye mahkemeleri tarafından gönderilen muhtıraların geçerliliği yönünden uygulanmaktadır.
Somut olayda ilk derece mahkemesince davalıya gönderilen muhtırada eksik istinaf masrafının "dosyaya" yatırılması gerektiği yazıldığı, böylelikle gönderilen muhtıranın usulüne uygun olmadığı anlaşılmaktadır. Davalıya gönderilen muhtıra usulsüz olduğuna göre, muhtırada belirtilen sürede istinaf masrafının yatırılmaması sebebi ile istinaf başvurusunun reddine yönelik İlk Derece Mahkemesinin 24/02/2022 tarihli ek kararı isabetsizdir.
Gerekçeli karara yönelik istinaf masrafları henüz tamamlanmamış ise de ek kararın istinafı ile birlikte istinaf masraflarının yatırıldığı dikkate alındığında usul ekonomisi gereğince gerekçeli kararın istinaf incelemesine geçilmiştir.
Davalı taraf süresinden sonra sunduğu cevap dilekçesinde takibe konu faturaları kabul etmediğini, takibe konu olmayan davacının 30/03/2018 tarihli 217.830,00 TL bedelli faturası nedeniyle davacıya çekler verdiğini, çek bedellerinden kabul edilen fatura bedeli mahsup edildiğinde borçlu değil alacaklı olduğunu savunmuştur.
Takibe konu 22/05/2018 tarihli 36.804,67 TL bedelli ve 13/07/2018 tarihli, 43.771,04 TL bedelli irsaliyeli faturalarda teslim alan imzası bulunmadığı gibi faturaların davalı ticari defterlerinde kayıtlı olmadığı bilirkişi marifetiyle tespit edilmiştir.
Bu durumda takibe konu faturalar nedeniyle alacaklı olduğunu iddia eden davacının iddiasını kesin delillerle ispat edemediği ancak dava dilekçesinde yemin deliline dayandığı anlaşıldığından davacı tarafa yemin delili hatırlatılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır.
Bu durumda, dava dosyasının kapsamı ile mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri birlikte değerlendirildiğinde; mahkemenin hüküm kurmasını sağlayacak olan tüm esaslı delillerin toplanmamış, mahkemece değerlendirilmemiş olması nedeniyle, davalı vekilinin istinaf başvurusunun açıklanan nedenlerden ötürü kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK’nun 353/1-a-6.maddesi uyarınca kaldırılmasına ve dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiştir.
NOT
BU BELGE ELEKTRONİK İMZA İLE İMZALANMIŞ OLUP, AYRICA FİZİKİ OLARAK İMZALANMAYACAKTIR. "5070 sayılı Kanun m. 5 ve 6098 sayılı TBK m. 15. uyarınca elektronik imza ile oluşturulan belgeler elle atılan fiziki imza ile aynı sonucu doğurur."
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi, E. 2022/1569, K. 2024/1467, 27 Kasım 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama