KÜNYE
T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi Bam 22. Hukuk Dairesi T.C. Ankara Bölgeadliyemahkemesi 22. Hukukdairesi Vekilleri
- Mercii
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 7 Kasım 2024
- Esas no
- 2022/1576 ( KABUL KALDIRMA
- Karar no
- 2024/1377
- Başkan
- ... (...
- Üye
- ... (...
- Üye
- ... (...
- Katip
- ... (...
- İncelenen kararın mahkemesi
- ANKARA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 07/12/2021
- Esas-karar no
- 2019/291 E 2021/848 K
- Davacı
- —
- Davanın konusu
- Menfi Tespit
- Yazıldığı tarih
- 25/11/2024
Karar Metni
1.112 kelime·6 dk okuma·8 bölüm
Taraflar arasında yukarıda bilgileri belirtilen kararın Dairemizce incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca, yapılan ön inceleme sonucu, istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği ve eksiklik bulunmadığı anlaşıldığından inceleme aşamasına geçilmiştir. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildi.
GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ
İDDİANIN ÖZETİ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalının müvekkili aleyhine senede dayalı icra takibi başlattığını, senetteki keşideci imzasının müvekkiline ait olmadığını belirterek müvekkilinin borçlu olmadığının tespitine ve kötüniyet tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
SAVUNMANIN ÖZETİ
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının icra takibinde senedin ödeme emriyle birlikte gönderilmediği gerekçesiyle İcra Hukuk Mahkemesine başvurduğunu, mahkemece ödeme emrinin iptaline karar verildiğini, davacıya senet örneği ile birlikte tekrar ödeme emri gönderildiğini, icra takibinin üzerinden yaklaşık 3 yıl geçmesine rağmen satış aşamasında davacının imza inkarında bulunmasının kötüniyetli olduğunu, müvekkilinin araç kiralama işi ile uğraştığını, davacı ile araç kiralama sözleşmesi imzalandığını, davacının banka yoluyla ödemeler yaptığını, senedin davacının borçları nedeniyle verildiğini,
sözleşmedeki imza ile senetteki imzanın hemen hemen aynı olduğunu, davacının senede kendi ismini yazarak müvekkilinin ve tanıkların huzurunda imzaladığını, davacının evraklara değişik değişik imzalar attığını, bilirkişi incelemesine esas olmak üzere davacının huzurda yazı ve imza örneklerinin alınarak keşide tarihine en yakın tarihli yazı ve imzaların toplanmasını talep ettiklerini savunarak davanın reddine ve kötüniyet tazminatına karar verilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARAR ÖZETİ
Mahkemece toplanan delillere ve tüm dosya kapsamına göre, yaptırılan imza incelemesinde senetteki imzanın davacıya ait olup olmadığının tespit edilemediği, senetten dolayı davacının herhangi bir hukuki sorumluluğu bulunduğunun ispatlanamadığı, davalının cevap dilekçesinin süresinden sonra ibraz edildiği, yeni delil sunulmasının mümkün olmadığı, imzanın davacıya ait olduğuna dair ispata elverişli başkaca bir delil de sunulamadığı,
sözleşme ile diğer senetlerdeki imzanın davacıya ait olup olmadığının incelenmesinin senedin illetten mücerretliği ve davalının açıkça senedin dayanağı alacağı bildirememiş olması karşısında davayı ispata elverişli görülmediğinden dosyaya yenilik katmayacağı değerlendirilerek araştırılmadığı, davalının kötüniyetli takip başlattığına ilişkin dosyada delil bulunmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, kötüniyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; dosyaya sunulan araç kiralama sözleşmesindeki imzaya davacının karşı çıkmadığını, davacının müvekkilinin ve tanıkların huzurunda senede ismini yazarak imzaladığını, davalının isminin kendisi tarafından yazıldığını da kabul ettiğini, delil başlangıcı olduğundan tanıkların dinlenmesi gerektiğini, davacının müvekkilinin banka hesabına çeşitli tarihlerde ödeme yaptığını, ödeme yapılan bankaların tespiti ile buralardan davacının imza, paraf ve yazı örneklerinin istenmesi talebinin kabul edilmediğini, takipten uzun bir süre sonra kötüniyetli olarak imza inkarında bulunulduğunu,
taraflar arasındaki araç kiralama sözleşmesinden kaynaklı borçlara karşılık senedin verildiğini, davacının imza örneklerinin tarafların huzurunda alınmadığını, raporun usulune uygun olmadığını, hüküm kurmaya elverişli bulunmadığını, rapora itirazların dikkate alınmadığını, deliller toplanarak, tanıklar dinlenerek ödeme yapılan bankalardan yazı, imza, paraf örnekleri temin edilerek araç teslim formundaki imzayla senetteki imza ayrıca ve özel olarak karşılaştırılarak yeniden rapor alınması gerektiğini ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
UYUŞMAZLIK KONUSU OLAN HUSUSLAR
Uyuşmazlık, takibe konu senetteki imzanın davacıya ait olup olmadığı, davacının senet nedeniyle sorumlu olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava, menfi tespit istemine ilişkindir.
İnceleme, 6100 sayılı HMK’nin 355.maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle sınırlı, ancak kamu düzenine ilişkin nedenler resen göz önünde tutularak yapılmıştır.
Ankara 25.İcra Müdürlüğünün 2016/8930 Esas sayılı takip dosyasının yapılan incelemesine göre, 25/04/2016 tarihinde davalı alacaklı tarafından davacı borçlu aleyhine senede dayalı 16.000,00 TL asıl alacak, 2.431,00 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 18.431,00 TL alacağın tahsili için kambiyo takibi başlatıldığı, Ankara 14.İcra Hukuk Mahkemesinin 08/12/2016 Tarih, 2016/612 Esas, 2016/666 Karar sayılı ilamı ile takip dayanağı belgenin ödeme emri ile borçluya gönderilmediği gerekçesiyle ödeme emrinin iptaline karar verildiği, işbu karardan sonra davalı alacaklının talebi üzerine davacı asile 06/03/2017 tarihinde, vekiline 14/03/2017 tarihinde ödeme emri ve senet örneğinin tebliğ edildiği görülmüştür.
Takibe konu senedin 15/10/2014 keşide tarihli, 15/11/2014 vade tarihli, 16.000,00 TL bedelli olduğu, davacının keşideci davalının lehtar olduğu görülmüştür.
İmza incelemesine ilişkin İstanbul ATK Fizik İhtisas Dairesinin 25/08/2021 tarihli raporunda özetle, senette davacı adına atılan imzanın teşhise götürecek önemli karakteristik materyal ve yazı unsuru içermeyen, tersimi basit, taklidi kolay imza olması nedeniyle söz konusu imzanın aidiyetinin davacı eli ürünü olup olmadığının tespit edilemediği belirtilmiştir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun Bilirkişiye başvurulmasını gerektiren haller başlıklı 266. maddesinde; "Mahkeme, çözümü hukuk dışında, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hallerde, taraflardan birinin talebi üzerine yahut kendiliğinden, bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verir. Hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel ve hukuki bilgiyle çözümlenmesi mümkün olan konularda bilirkişiye başvurulamaz." düzenlemesi bulunmaktadır.
Somut olayda; mahkemece, dava konusu sözleşmedeki imzanın davacının eli ürünü olup olmadığı hususunda imza incelemesi yaptırılmış olup, İstanbul ATK Fizik İhtisas Dairesince yapılan inceleme sonucu düzenlenen raporda; imzanın, teşhise götürecek önemli karakteristik materyal ve yazı unsuru içermeyen, tersimi basit, taklidi kolay imza olması nedeniyle davacının eli ürünü olup olmadığının tespit edilemediği bildirilmiş, anılan rapor hükme esas alınarak karar verilmiştir. Rapor, bu haliyle hüküm kurmaya elverişli değildir.
Raporun, Adli Tıp Kurumu'ndan alınmış ve heyetçe düzenlenmiş olması, yerleşik Yargıtay içtihatlarına göre ona üstünlük sağlamayacağından, kesin kanaat bildirmeyen mevcut rapora göre sonuca gidilemez. Zira Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesi'nin imza incelemesinde son merci olarak kabulü hususunda yasal bir düzenleme bulunmamaktadır. (Hukuk Genel Kurulunun 07/10/2009 tarih ve 2009/12-282 sayılı kararı)
Hal böyle olunca, mahkemece; Adli Tıp Kurumu'nun imza incelemesinde üst ve son merci olmadığı gözetilerek, üniversitelerin Güzel Sanatlar Fakültesi öğretim üyelerinden (grafoloji alanında uzman) oluşturulacak bilirkişi heyetinden, dava konusu senetteki imzanın davacının eli ürünü olup olmadığına ilişkin yeniden rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme ile yetersiz bilirkişi raporu hükme esas alınarak yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiştir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı tarafın istinaf itirazlarının kabulü ile HMK 353/1-a-6 maddesi uyarınca aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
NOT
BU BELGE ELEKTRONİK İMZA İLE İMZALANMIŞ OLUP, AYRICA FİZİKİ OLARAK İMZALANMAYACAKTIR. "5070 sayılı Kanun m. 5 ve 6098 sayılı TBK m. 15. uyarınca elektronik imza ile oluşturulan belgeler elle atılan fiziki imza ile aynı sonucu doğurur."
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi, E. 2022/1576, K. 2024/1377, 7 Kasım 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama