KÜNYE
T.C. Ankara Bölgeadliyemahkemesi 22. Hukukdairesi Davacı Davalı
- Mercii
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 22 Kasım 2024
- T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 22. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No
- 2022/1959 - 2024/1415
- Esas no
- 2022/1959 (ESASTAN RET
- Karar no
- 2024/1415
- İncelenen kararın mahkemesi
- ANKARA 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 03/11/2022
- Esas-karar no
- 2018/874 E - 2022/845 K
- Vekilleri
- —
- Davanın konusu
- Alacak
- Yazıldığı tarih
- 22/12/2024
Karar Metni
903 kelime·5 dk okuma·8 bölüm
Taraflar arasında yukarıda bilgileri belirtilen kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca, yapılan ön inceleme sonucu, istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği ve eksiklik bulunmadığı anlaşıldığından inceleme aşamasına geçilmiştir. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildi.
GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ
İDDİANIN ÖZETİ
Davacı vekili; müvekkilinin, davalı yana pilavlık bulgur sattığını, taraflar arasında 15.10.2018 tarihinde mutabakat mektubu imzalandığını, müvekkiline 390.148,49.-TL tutarında borçlu olduğunun kabul edildiğini, mutabakat sonrasında karşı yana 86.134,42.-TL, 41.025,80.-TL ve 176.516,29.-TL tutarında olmak üzere 3 fatura karşılığı ürün satışları olduğunu, karşı tarafından sebebi anlaşılamayan bir sebepten dolayı 20.10.2018 tarihinde 280.935,29.-TL tutarında mesnetsiz bir e-fatura kesildiğini, yine aynı gün 20.10.2018 tarihinde 280.935,29.-TL tutarında iade e-faturası kestiğini,
bu haliyle bugün itibariyle dahi ürünleri teslim almasına rağmen ödemekle yükümlü olduğu tutarları davacı müvekkil firmaya ödemekten imtina ettiğini, 341.310.00-TL tutarındaki alacağının şimdilik 20.000.-TL’lik kısmının tahsiline, karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
SAVUNMANIN ÖZETİ
Davalı vekili; taraflar arasında satın alma sözleşmesi imzalandığını, davacının davalıya 2300 ton pilavlık bulguru 1.630 TL birim fiyatla teslim etmesi gerektiğini, sözleşmede sevk tarihi "hemen" olarak belirlendiğini, sözleşmeye göre ödeme şeklinin "45 gün vadeli olarak gösterildiğini, yani, davacının hemen malın tamamını teslim etmesi,
davalının ise 45 gün içinde ödeme yapması gerektiğini, ancak, davacı tarafından malın 794.725 kg kısmı teslim etmediğini, sözleşmenin feshedilmediğini, müvekkilinin 3. Kişilerden mal satın almak zorunda kaldığını, davacı ile Temmuz ayında sözleşmesi yapılan ve derhal teslimi kararlaştırılan malın sözleşmede birim fiyatı 1.630 TL iken, müvekkilinin 3. kişilerden 28-29 Eylül tarihlerinde, 1.98 TL ve 2.00 TL üzerinden alım yapmak zorunda kaldığını, davacının hiç bir gerekçe olmaksızın sözleşmenin belirli bir kısmını ifa etmemiş olması müvekkilinin zararına yol açtığını, müvekkilinin bakiye alacağı olan 60.374,71 TL alacağı ödendiğini,
ancak müspet zararından kaynaklı olarak keşide edilen fatura bedeli kadar alacaklı olduğunu davacıya borcu bulunmadığını, aksi kanaat oluşursa süresi içinde takas mahsup defi’inde de bulunduklarını bildirerek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ
Mahkemece ; davaya konu temel dayanağın 03.07.2018 tarihli taraflar arasında imzalanmış olan ürün alımına ait sözleşme ve bu sözleşme çerçevesinde davacı (satıcı), taahhüdünde bulunan 2.300 ton Pilavlık Bulguru davalıya (alıcı) hemen teslim olarak satın alma sözleşmesi imzalandığı, davacının 10.10.2018 tarihine kadar taahhüdünün %65,45 ‘ lik bölümünü yerine getirmiş olduğu, %34,55 'lik bölümünü yerine getirmediği,
davalının da teslim edilmeyen ürünler nedeniyle 3. kişilerden mal temini yoluna gittiği, davalının bulgurların bir kısmının teslim edilmemesi nedeniyle uğradığı zararı davacıdan isteyebileceği, teslim edilmeyen 794,725 kg’ lık bulgur yerine 3. Kişilerden bulgur temini yoluna giderek 284.975,28 TL fiyat farkı ile bulgur aldığı,
davacının 314.310,00 TL davalıdan alacaklı olduğu ancak davalının icra dairesine yatırdığı 60.374,71 TL bakiye işlendiğinde, davacının 280.935,29 TL alacağının kaldığı davacının 794,725 kg‘lık bulguru teslim etmemesi nedeniyle davalının 3. kişiden mal temin ederek 284.975,28 TL zarara uğraması nedeniyle bu miktarın mahsubu sonucunda davacının alacağının kalmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hükme karşı davacı vekilince istinaf yasa yoluna başvurulmuştur.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili; davalının tek taraflı olarak dava dışı üçüncü kişiden mal temin ederek uğradığı zararı müvekkiline ihtarname dahi keşide etmeden tahsilini talep edemeyeceğini, fiyat farkı faturası düzenleyemeyeceğini, müvekkilinin ve davalı yanın ticari defterleri incelendiğinde, toplamda 341.310,00- TL bakiye alacağının bulunduğu iki farklı bilirkişi tarafından da tespit edildiğini, belirterek ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
UYUŞMAZLIK KONUSU OLAN HUSUSLAR
Uyuşmazlık; taraflar arasındaki alım satım ilişkisi kapsamında alacak borç ilişkisinin belirlenmesi hususuna ilişkindir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava; taraflar arasında gerçekleşen ticari ilişki sırasında davacı tarafından davalıya satılıp teslim edilen malların bedeli nedeniyle doğan ve davalı tarafından yapılan ödeme ve fiyat farkı faturası sonrası halen ödenmeyen davacı alacağının davalıdan tahsili istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK’nin 355. maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle sınırlı, ancak kamu düzenine ilişkin nedenler resen göz önünde tutularak yapılmıştır.
Mahkemece, yargılamanın HMK'da düzenlenen usul kurallarına uygun olarak yapılmış olmasına, kamu düzenine aykırılık hallerinin bulunmamasına, dosya kapsamındaki bilgi, belge ve toplanan deliller değerlendirilip yasal düzenlemelere uygun isabetli, yeterli gerekçeyle karar verilmiş olmasına, özelikle davacının satım sözleşmesi kapsamında sözleşmeyle belirlenen derhal teslim edimini yerine getirmediği akde aykırı davrandığı,
davalının dava dışı üçüncü kişiden mal temin etmek zorunda kaldığı eksik teslimat nedeniyle davalının zararının davacının alacağından mahsubuyla oluşan sonuca göre karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığının anlaşılmasına göre ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık olmadığından davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.
NOT
BU BELGE ELEKTRONİK İMZA İLE İMZALANMIŞ OLUP, AYRICA FİZİKİ OLARAK İMZALANMAYACAKTIR. "5070 sayılı Kanun m. 5 ve 6098 sayılı TBK m. 15. uyarınca elektronik imza ile oluşturulan belgeler elle atılan fiziki imza ile aynı sonucu doğurur."
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi, E. 2022/1959, K. 2024/1415, 22 Kasım 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama