KÜNYE
T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi Bam 22. Hukuk Dairesi T.C. Ankara Bölgeadliyemahkemesi 22. Hukukdairesi Davacı Vekili
- Mercii
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 3 Nisan 2024
- Esas no
- 2022/1960 (KABUL DÜZELTEREK YENİDEN
- Karar no
- 2024/367 (ESAS HAKKINDA KARAR VERİLMESİ
- Başkan
- ... (...
- Üye
- ... (...
- Üye
- DR. ... (...
- Katip
- ... (...
- İncelenen kararın mahkemesi
- ANKARA 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 24/12/2020
- Esas-karar no
- 2016/308 E 2020/712 K
- Davalı
- —
- Yazıldığı tarih
- 03/05/2024
Karar Metni
1.628 kelime·8 dk okuma·7 bölüm
Taraflar arasında yukarıda bilgileri belirtilen kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca, yapılan ön inceleme sonucu, istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği ve eksiklik bulunmadığı anlaşıldığından inceleme aşamasına geçilmiştir. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildi.
GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ
İDDİANIN ÖZETİ
Davacı vekili; müvekkili ile davalılar arasında 01/02/2013 tarihinden geçerli olmak üzere ''Açık Satış Noktası Sözleşmesi (Standart Sözleşme-Miktar Taahhütlü)'' imzalandığını, müvekkili şirket tarafından sözleşmenin 12. Maddesinde belirtilen geri ödenmek kaydıyla ve iş yerinin açılmasında yardımcı olmak amacıyla 190.000,00 TL katkı sağlandığını, sözleşmede belirtilen katkıdan daha fazlasını aldığı halde davalı tarafın yüklendiği edimleri yerine getirmediğini, ... ürünlerini bulundurmadığını, iş yerinde faaliyetini sözleşme süresinden önce sonlandırdığını, sözleşmenin 20,21 vd. maddelerinde sözleşmede belirtilen hükümlerden,
yükümlülüklerden veya taahhütlerden herhangi birini yerine getirmemesi veya ihlal etmesi halinde uygulanacak müeyyidelerin belirlendiğini, anılan maddelerin uygulama koşullarının oluştuğunu belirterek fazlaya dair talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla 300.000 ABD Doları cezai şartın devlet bankalarının ABD Doları ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranıyla fiili ödeme günündeki T.C.
Merkez Bankası efektif döviz kuru üzerinden Türk parası olarak ve 263.500,00 TL mali yardım/katkı tutarlarının verildiği tarihinden itibaren işlemiş ticari faiz de dahil olmak üzere T.C. Merkez Bankası tarafından uygulanan avans işlemlerindeki güncel faiz oranı üzerinden hesaplanacak faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, delil tespiti masraflarının yargılama masrafları olarak nazara alınmasını talep ve dava etmiştir.
SAVUNMANIN ÖZETİ
Davalı ... vekili; ortakların şirket borçları ile ilgili şahsi sorumlulukları olmayıp sadece taahhüt ettikleri sermaye paylarıyla sorumlu olduklarını, temsilcinin yapacağı hukuki işlemlerin tüzel kişiliğin namına ve adına yapıldığını, bu durumda işbu davada taraf olarak gösterilemeyeceğini, husumet itirazında bulunduğunu, cezai şartın uygun olmadığını, davalı şirket bünyesinde faaliyet gösteren cafe-barın gezi olayları sonrası geliri olmadığından kirasının da ödenemediğini, mal sahibi olan ... Derneğince icra takibi başlatıldığını, işletmenin devredildiğini, sözleşmedeki imzanın şirketi temsil amaçlı olarak atıldığını ve isminin dahi yazılı olmadığını bildirerek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
Mahkemece tüm dosya kapsamı, toplanan deliller ayrıntılı araştırma ve incelemeyi içeren bilirkişi raporları doğrultusunda; davacı şirket ile davalılar arasında Açık Satış Noktası Sözleşmesi imzalandığı, davalılara toplam 259.694,34TL mali yardım/katı payı verildiği, sözleşmenin 2,3 ve 6. maddelerindeki hükümlerin ihlal edildiği,
sözleşme hükümlerinin ihlali durumunda 20. madde uyarınca davacı şirketin sözleşmeyi feshetmeye katkının ödenmemiş kısmını elinde tutarak ödememeye ve işleticiden 20. maddede belirtilen her türlü hak ve alacakları ile birlikte uğradığı zararı talep etmeye, fesihten dolayı işleticinin hiçbir hak ve tazminat talebinde bulunamayacağının kararlaştırıldığı,
yine aynı madde kapsamında 21. Maddede belirlenen 300.000 ABD Doları cezai şartı ödemeyi taahhüt ettiği, 6102 sayılı TTK'nın 22. maddesi uyarınca tacir sıfatına haiz borçlunun 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 182. maddesinde yazılı hallerde fahiş olduğu iddiasıyla cezai şarttan indirim yapılması mahkemeden istenemez ise de kararlaştırılan cezai şart miktarının ekonomik yönden borçlunun mahvına sebebiyet verecek ölçüde yüksek olduğunun saptanması durumunda cezai şarttan makul oranda indirim yapılabileceği Yargıtayca kabul edildiğinden bu doğrultuda borçlunun mali dökümanları üzerinde yaptırılan inceleme neticesinde kararlaştırılan cezai şartı
ödemesinin ekonomik yönden mahvına sebep olacağı 200.000 ABD Doları cezai şartın tahsilinin uygun olacağı gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 259.694,34 TL katkı tutarının ödendiği miktar ve tarihten itibaren işleyecek faiziyle birlikte tahsiline karar verilmiş, hükme karşı davacı vekilince istinaf yasa yoluna başvurulmuştur.
UYUŞMAZLIK KONUSU OLAN HUSUSLAR
Uyuşmazlık; davacının cezai şart alacağının tenkis edilip edilemeyeceği tenkis koşullarının bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava, bayilik sözleşmesinin haklı nedenle feshi ile ödenen katkı payının iadesi ve cezai şart alacağının tahsili istemine ilişkindir.
İnceleme, 6100 sayılı HMK’nin 355.maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle sınırlı, ancak kamu düzenine ilişkin nedenler resen göz önünde tutularak yapılmıştır.
Davacı, taraflar arasında satış noktası sözleşmesinin akdedildiğini, davalının işletmenin faaliyetine son vererek sözleşmeye aykırı davrandığını iddia ederek ödenen katkı payının iadesini ve sözleşmede kararlaştırılan cezai şarta hükmedilmesini istemiş, davalı ekonomik sıkıntılar nedeniyle işyerini kapatmak zorunda kaldığını, alacak talebinde bulunulamayacağını bildirerek davanın reddini savunmuştur.
Somut olayda, taraflar arasında 01/02/2013 tarihli açık satış noktası sözleşmesinin akdedildiği, davacı tarafından sözleşme kapsamında davalıya toplam 259.694,34TL mali yardım/katı payı verildiği, davalının Eylül /2014 tarihi itibariyle ticari faaliyetine son verdiği, bu tarihten sonra alım yapmadığı ve sonraki dönemlerde ticari ilişkiyi devam ettirmediği dosya kapsamına göre ihtilafsızdır.
Davalı sözleşme devam ederken ticari faaliyetine son vermekle sözleşmenin 21.maddesi uyarınca sözleşmeyi ihlal etmiş sayılacağından davacının 300.000 USD cezai şart bedelini ve katkı payının tamamını verildiği tarihten itibaren işlemiş faizi de dahil olmak üzere bankalarca uygulanan en yüksek kredi faizi üzerinden hesaplanacak faizi ile talep etme hakkı bulunmaktadır.
TTK'nın 22. maddesi uyarınca tacir sıfatını haiz bir borçlu, fahiş olduğu iddiası ile cezai şarttan indirim yapılmasını isteyemez ise de; sözleşmede belirtilen cezai şart miktarının ekonomik yönden borçlunun mahvına sebebiyet verecek derecede fahiş olduğunun saptanması halinde istisnaen cezai şarttan indirim yapılabileceği Yargıtay'ın kararlılık kazanmış içtihadı ile kabul edilmiştir.
Cezai şarttan indirim yapılırken borçlunun ekonomik yönden yıkımına sebep olacak şekilde fahiş bir cezai şart kararlaştırılıp kararlaştırılmadığının saptanması gerekmektedir. Bunun için borçlunun iktisadi durumu, bilançosu uzman bir bilirkişiye ayrıntılı şekilde incelettirilip belirlenen cezai şart miktarının ekonomik yönden yıkıma neden olup olmayacağı belirlenmelidir.
Nitekim yargılama sırasında davalı tarafın iktisadi durumu ve bilançosu incelenmek suretiyle alınan bilirkişi raporunda cezai şartın davalının ekonomik yönünden yıkımına neden olacağı tespit edilmiş ve mahkemece cezai şarttan takdiren indirim yapılmak suretiyle 200.000USD cezai şarta hükmedilmiştir. Hükmedilen cezai şartın dosya kapsamına uygun olduğu değerlendirildiğinden davacının cezai şartın indirilmemesi gerektiği, yönündeki istinaf itirazları yerinde görülmemiştir.
Davalı cevap dilekçesinde cezai şartın fahiş olduğunu belirterek indirim talep etmiştir. Bu durumda bilirkişi raporunda tespit edilen cezai şartın davalının ekonomik mahvına sebep olacağının tespit edilmesi dikkate alınarak mahkemece takdiren cezai şarttan makul indirim yapılması veya cezai şartın tamamen kaldırılması kararları hakimin takdirine bağlı hususlardan olup, davacının dava açarken cezai şarttan indirim yapılacağını bilemeyecek durumda olması nedeniyle bu sebeple reddedilen cezai şart bakımından davalı yararına vekalet ücretine hükmedilmemesi gerekir.
Cezai şarttan takdiren indirim yapılmak suretiyle takdiri indirim yapıldığından yargılama gideri davalı üzerinde bırakılarak, davalı yararına vekalet ücreti hükmedilmeden davanın kısmen kabulüne karar verilmesi gerekirken, red edilen cezai şart alacağı üzerinden davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmesi doğru değildir. Ancak yapılan yanlışlığın düzeltilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden davacının istinaf isteminin kabulü ile HMK 353/1-b-2 maddesi uyarınca aşağıdaki şekilde yeniden hüküm kurulmuştur (Yargıtay 11.Hukuk Dairesinin 06/11/2019 Tarih, 2018/5881 Esas, 2019/6915 Karar sayılı karar).
Açıklanan nedenlerle kabul kaldırma nedenlerine göre davacının istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile HMK'nin 353/1.b.2 maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi kararının vekalet ücreti kısmının düzeltilerek kaldırılarak yeniden esas hakkında karar vermek gerekmiştir.
NOT
BU BELGE ELEKTRONİK İMZA İLE İMZALANMIŞ OLUP, AYRICA FİZİKİ OLARAK İMZALANMAYACAKTIR. "5070 sayılı Kanun m. 5 ve 6098 sayılı TBK m. 15. uyarınca elektronik imza ile oluşturulan belgeler elle atılan fiziki imza ile aynı sonucu doğurur."
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi, E. 2022/1960, K. 2024/367, 3 Nisan 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama