İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /İstinaf (BAM) Kararları
  3. /Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi

ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 22. HUKUK DAİRESİ

TÜRK MİLLETİ ADINAİSTİNAF KARARI

Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi E.2022/943 K.2024/1007

Taraflar arasında yukarıda bilgileri belirtilen kararın Dairemizce incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca, yapılan ön inceleme sonucu, istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği ve…

Esas2022/943Karar2024/1007Tarih18 Eylül 2024Okuma11 dk · 2.135 kelime

KÜNYE

T.C. Ankara Bölgeadliyemahkemesi 22. Hukukdairesi

Mercii
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi
Karar tarihi
18 Eylül 2024
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 22. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No
2022/943 - 2024/1007
Esas no
2022/943 ( KABUL KALDIRMA
Karar no
2024/1007
İncelenen kararın mahkemesi
ANKARA 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Tarihi
03/03/2022
Esas-karar no
2021/366 E 2022/158 K
Davacı
—
Vekili
—
Davalı
—
Davanın konusu
İtirazın İptali
Yazıldığı tarih
07/10/2024
Karar metni, UYAP Emsal Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.135 kelime·11 dk okuma·8 bölüm

Taraflar arasında yukarıda bilgileri belirtilen kararın Dairemizce incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca, yapılan ön inceleme sonucu, istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği ve eksiklik bulunmadığı anlaşıldığından inceleme aşamasına geçilmiştir. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildi.

GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ

İDDİANIN ÖZETİ

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; taraflar arasında imzalanan 23/03/2020 tarihli Mal Alım Sözleşmesi ile 1.309.000 adet N-15 tipi maskenin müvekkili tarafından üretilerek davalıya teslim edildiğini, toplam 13.430.342,00 TL'lik fatura düzenlendiğini ve 119.774,76 TL damga vergisi ödediğini, 28/04/2020 tarihli belge uyarınca tarafların bedel ve ürün konusunda mutabakata vardıklarını, davalının bakiye 7.787.340,00 TL satış bedelini ödememesi üzerine başlatılan icra takibine haksız yere itiraz ettiğini, müvekkili tarafından davalıya gönderilen ihtara verilen cevapta, davalının, sözleşmenin tek taraflı olarak feshedildiği,

maskelerin taahhüt edilen özellikleri taşımadığı, Aile Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı nezdinde yapılan test sonuçlarına göre maskelerin kullanıcılara ulaşımının engellenmesi için gerekli tedbirlerin alınmasına dair talimat verildiği ve müvekkilinin üretimde ağır kusurlu olduğu iddiasında bulunduğunu, ancak maskelerin davalıya noksansız, kusursuz ve teknik gereklerine uygun olarak teslim edildiğini, davalı tarafından test yapılan ürünlere dair müvekkiline herhangi bir bilgi verilmediğini, testin müvekkili ürünleri ile ilgili olduğuna dair hiçbir somut veri gösterilmediğini, ayıp ihbarının süresinde ve usulüne uygun yapılmadığını,

kabul anlamına gelmemek kaydıyla sözleşmenin 4.4.5. maddesi uyarınca davalının önce ürünün başka bir ürün ile değiştirilmesini talep etmesi gerektiğini, ancak bu yönde bir talepte bulunmadığını, davalı şirkete teslim edilen ürünlerin müvekkiline iade edilmediğini ve halen mevcut olmadığını, sözleşmede belirtilen fesih kurallarının hiçbirinin gerçekleşmediğini, haksız fesih ihbarının müvekkiline tebliğ edilmediğini ve geçersiz olduğunu, müvekkilinin alacağının sabit olduğunu ileri sürerek itirazın iptaline ve icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

SAVUNMANIN ÖZETİ

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin Sağlık Bakanlığının ilgili kuruluşu olması sebebiyle maske ihtiyacının müvekkili tarafından tedarik edildiğini, imzalanan sözleşme uyarınca davacı tarafından müvekkili şirkete teslim edilen maskelere yönelik olarak 27/04/2020 tarihinde müvekkili şirket tarafından Aile,

Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı İş Sağlığı ve Güvenliği Genel Müdürlüğü'ne test amacıyla 13 farklı numune gönderildiğini, Genel Müdürlüğün 01/05/2020 tarihli yazında, davacı tarafın N95 maske markası olan "..." ürünlerine ilişkin olarak ürünlerin TS EN 149:2001+A1:2009 standardına göre filtre malzemesi nüfuziyeti ile solunum direnci deneylerine tabi tutulduğu, numunelerin beyan edilen koruma seviyelerini sağlamadığı ve güvenli olmadığı, ürünlerin yapısı dikkate alındığında güvenli hale getirilmesine de imkan bulunmadığı,

ürünlerin nihai kullanıcıya ulaşmasının engellenmesi için depolarında bulunan ürünlerin bertaraf edilmesi de dahil olmak üzere uygun koruyucu tedbirlerin ivedilikle alınması hususunun bildirildiğini, Halk Sağlığı Genel Müdürlüğü'ne de numunelerin gönderildiğini, Halk Sağlığı Genel Müdürlüğü Bulaşıcı Hastalıkları Daire Başkanlığı Muayene Komisyonu tarafından da konuyla ilgili "Ürünlerin başta sağlık çalışanları ve çeşitli kamu kurum ve kuruluşlarına teslimi halinde son kullanıcılar açısından geri dönülemez sonuçların doğması risline binaen.

FFP3/FFP2/N95 maske koruma seviyelerini sağlamayan ve bu hali ile güvenli olmayan ürünler sağlık tesislerinin kullanımına sunulmamış olup tarafınıza iade edilmektedir." şeklinde rapor düzenlendiğini, her iki sonucun davacı tarafa bildirimi üzerine davacının ihtarname ile 7.780.000,00 TL bakiye alacağın tahsilini talep ettiğini, ihtarnameye itiraz edildiğini, davacının icra takibi başlattığını, sözleşme hükümlerine ve genel olarak N95 maskelerde bulunması gereken teknik gereklere/standartlara aykırı olarak üretilen,

gizli ayıplar içeren ve başta sağlık çalışanlarının hayatı olmak üzere genel kamu sağlığını tehlikeye sokan gizli ayıplı maskelerin ağır kusurlu olarak davacı tarafından müvekkiline teslim edildiğini, müvekkili şirket yetkilileri tarafından imzalanan herhangi bir mutabakat formunun bulunmadığını, mutabakat formu geçerli kabul edilse dahi gizli ayıbın sonradan ortaya çıktığını, bu sebeple ayıptan önce düzenlenen belgenin müvekkili şirket yönünden hüküm ve sonuç doğurmayacağını savunarak davanın reddine ve kötüniyet tazminatına karar verilmesini istemiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARAR ÖZETİ

Mahkemece toplanan delillere ve tüm dosya kapsamına göre, maskelerin üretiminin davacı tarafından yapılacak olması nedeniyle taraflar arasındaki sözleşmenin eser sözleşmesi mahiyetinde olduğu, takibe konu faturanın hak ediş alacağı olduğu, hak ediş alacaklarında hak edişin içeriğini oluşturan mal ya da hizmetin yüklenici tarafından sözleşme uyarınca yerine getirilip getirilmediğinin araştırılarak sonucuna göre karar verilmesi gerektiği, hak ediş alacağında sözleşmenin haklı veya haksız feshinin öneminin bulunmadığı, bu nedenle davalı tarafından sözleşmenin haklı ya da haksız feshedildiği husususun değerlendirilmesine gerek olmadığı,

davacı tarafından teslim edilen maskelerin tamamının imha edildiği, bu nedenle bilirkişi incelemesi yapılamadığı, sözleşme kapsamında teslim edilen ürünlere ilişkin Aile Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığın İş Sağlığı ve Genel Müdürlüğü'nün 30/04/2020 tarihli testi ve 01/05/2020 tarihli test sonucuna ilişkin yazısı ile Sağlık Bakanlığı Halk Sağlığı Genel Müdürlüğü'nün 05/04/2020 tarihli raporun bulunduğu, teknik anlamda tek testin 30/04/2020 tarihli test olduğu, söz konusu testi düzenleyen kurumun kamu otoritesi kullanan bağımsız bir kurum olduğu,

bu nedenden ötürü söz konusu kurumca yapılan testin göz ardı edilemeyeceği ve testin kabul edilmesi gerektiği, test sonucu doğrultusunda yazılan 01/05/2020 tarihli yazı ve Sağlık Bakanlığı Halk Sağlık Genel Müdürlüğü'nün 05/04/2020 tarihli raporu göz önüne alındığında taraflar arasındaki sözleşme uyarınca davacı tarafından davalıya teslim edilen ürünlerin halk sağlığına zararlı olacak mahiyette ürün olduğu,

davacı yüklenicinin teslim ettiği ürünlerin sözleşme kapsamında davalı iş sahibinin amacına, fen ve sanat kurallarına uygun suretle getirilmiş bir ürün kabul edilemeyeceği, davacının sözleşme kapsamında davalıya eseri teslim ettiğinden bahsedilemeyeceği, kamu sağlının korunması amacıyla üretilmesi istenilen ürünlerin kamu sağlığına zararlı olması sebebi ile davacının ağır kusurlu olduğu, ağır kusurlu olduğu için ve ağır kusur durumunda bir teslimden bahsedilemeyeceğinden davalının herhangi bir ihbar yükümlülüğünün bulunmadığı,

ürünlerin insan sağlığına zararlı olması nedeniyle tekrar piyasaya sürülmesinin engellenmesi için taraflar arasındaki sözleşmenin 4.5.maddesindeki prosedürünün çalıştırılmasının davalıdan beklenemeyeceği, davacı taraf ağır kusurlu olduğundan ve ağır kusur durumunda taraflar arasındaki sözleşme gereğince teslim edilmiş bir üründen bahsedilemeyeceğinden tarafların sözleşmenin kurulmasından sonraki aşamalardaki mutabakatlarının hiçbir öneminin kalmayacağı, mutabakatın sözleşme kapsamında teslim edilen bir ürün olduğu durumda dikkate alınabileceği,

açıklanan sebeplerle davacı tarafından davalıya sözleşme kapsamında teslim edilmesi gereken ürünlerin davacının ağır kusurundan dolayı teslim edilmemesi sebebiyle davacının davalıdan alacaklı olmadığı gerekçesiyle davanın reddine, kötüniyet ispatlanamadığından davalının tazminat isteminin reddine karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ

Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; dava konusu sözleşmenin eser sözleşmesi değil satış sözleşmesi mahiyetinde olduğunu, her halükarda müvekkilinin haklı bulunduğunu, sözleşmenin geçerli olduğunu, davalının öncelikle ürün değiştirme talebinde bulunması gerektiğini, davalının kimseye haber vermeden test yaptırdığını, yaptırılan test sonucunun mahkemece kabul edildiğini, müvekkilinin ağır kusurlu olduğunun ispatlanamadığını, fesih tebligatının yapılmadığını, davalı tarafından mutabakatla borcun kabul edildiğini, gözden geçirme ve bildirim yükümlülüğünün yerine getirilmediğini, ayıp ya da gizli ayıp ihbarının yapılmadığını, delillerin tamamen toplanmadığını, ürünlerde kusur ve hata bulunmadığını ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.

Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; davacının ağır kusurlu olduğu kabul edilmesine rağmen aleyhine tazminata hükmedilmediğini, ağır kusurlu olan davacının takipte kötüniyetli olduğunu ileri sürerek tazminat yönünden kararın kaldırılmasını istemiştir.

UYUŞMAZLIK KONUSU OLAN HUSUSLAR

Uyuşmazlık, öncelikle taraflar arasındaki sözleşmenin niteliği, devamında davacının alacaklı olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE

Dava, itirazın iptali istemine ilişkindir.

İnceleme, 6100 sayılı HMK’nin 355.maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle sınırlı, ancak kamu düzenine ilişkin nedenler resen göz önünde tutularak yapılmıştır.

Dayanak Ankara 3.İcra Müdürlüğünün 2020/8454 Esas sayılı takip dosyasının yapılan incelemesine göre, 08/10/2020 tarihinde davacı alacaklı tarafından davalı borçlu ve dava dışı Sağlık Bakanlığı ve Hazine aleyhine 7.787.340,00 TL bedelli faturaya dayalı olarak 7.787.340,00 TL asıl alacak, 325.894,84 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 8.113.234,84 TL alacağın tahsili için ilamsız icra takibi başlatıldığı, davalı borçlunun süresinde takibe ve borca itiraz ettiği, itirazın iptali davasının İİK 67.maddesi uyarınca süresinde açıldığı görülmüştür.

Öncelikle taraflar arasındaki hukuki ilişkinin nitelendirmesinin yapılması gerekmektedir.

Dava tarihinde yürürlükte olan ve uygulanması gereken 6102 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 470. maddesinde eser sözleşmesi;

“Eser sözleşmesi, yüklenicinin bir eser meydana getirmeyi, işsahibinin de bunun karşılığında bir bedel ödemeyi üstlendiği sözleşmedir.” şeklinde tanımlanmıştır.

Satım sözleşmesi ise TBK’nın 207. maddesinin birinci fıkrasında;

"Satış sözleşmesi, satıcının, satılanın zilyetlik ve mülkiyetini alıcıya devretme, alıcının ise buna karşılık bir bedel ödeme borcunu üstlendiği sözleşmedir." şeklinde tanımlanmıştır.

Bir sözleşme ilişkisinin kurulabilmesi için sözleşme yapmaya ehil (ehliyet) olanlar arasında, öneri ve kabulün gerçekleşmesi, yani tarafların iradelerini karşılıklı ve birbirine uygun olarak açıklamaları (tarafların anlaşması), sözleşme içeriği ve amacının kanunda kesin hükümsüzlük yaptırımına tabi tutulmamış yani yasaklanmamış (meşru içerik) ve sözleşmenin kanunda öngörülen biçimi varsa buna uyularak (şekil) yapılması sözleşmenin genel unsurlarıdır.

Sözleşmeye ilişkin bu temel unsurlar yanında her sözleşme türünün kendine özgü unsurları bulunmaktadır. Eser sözleşmesinin de kendine özgü olan iki temel unsuru vardır. Bunlar eser ve bedeldir. Bu sözleşme ile bir taraf (yüklenici) istenen özellikle sonucu (eser) meydana getirmeyi, diğer taraf (iş sahibi) ise bu çalışma karşılığında ivaz ödemeyi (bedel) üstlenmektedir.

Eser sözleşmesinde tarafların edimleri birbirinin karşılığını oluşturmakta olduğundan tam iki tarafa borç yükleyen sözleşmedir. Ayrıca niteliği itibariyle sürekli bir sözleşme olmayıp ani edimli bir sözleşmedir.

Bu sözleşmenin unsuru olan meydana getirilecek eser, aynı zamanda sözleşmenin konusunu oluşturur. Ayırt edici diğer bir temel unsuru ise bedeldir. Meydana getirilecek bir sonuç bulunmasına rağmen bedel ödenmeyeceği kararlaştırılmış ise eser sözleşmesinin varlığından söz edilemez. Bedel, eser sözleşmesinin unsuru ise de tarafların anlaşırken bedeli kararlaştırmamış olmaları sözleşmenin kurulmasına etki etmez. Taraflar kararlaştırmamış olsa da bedel ödeneceğini taraflar biliyor veya bilmesi gerekiyor ise eser sözleşmesinin bulunduğu yine kabul edilecektir.

Eser sözleşmesinin konusu, meydana getirilmesi istenen sonuçtur. İstenen sonuç, bir şeyin yapılmasına ilişkin olabileceği gibi, ortadan kaldırılmasına, iyileştirilmesine veya montajına ilişkin de olabilecektir. Diğer bir ifadeyle baştan yeni bir eser meydana getirilmesine ilişkin olabileceği gibi mevcut bir eserde yapılacak değişiklik veya ilavelerle farklı bir hâle getirilmesine de ilişkin olabilir.

Eser sözleşmesi tarafların iradelerini karşılıklı ve birbirine uygun olarak açıklamaları ile kurulur ve sözleşmenin geçerliliği kanunda aksi öngörülmedikçe hiçbir şekle bağlı değildir.

Bir sözleşme ilişkisinin eser sözleşmesi mi yoksa satım sözleşmesi mi olduğunun belirlenmesine gelince; satım sözleşmesinde sözleşme konusu mal hazırdır veya tüm özellikleri önceden belirlenmiş veya bilinen bir mal satışa arz edilmektedir. Eser sözleşmesinde ise özellikleri önceden belli olmayan bir mal, iş sahibinin istediği özelliklere göre imal edilir ve tüm özellikleri de eser ortaya çıktıktan sonra tam olarak bilinebilir hâle gelir.

Eser sözleşmesi özellikleri belirleme, satım sözleşmesi ise önceden belirlenmiş özellikleri beğenme esasına göre kurulmaktadır. Eser sözleşmesinde sözleşmenin konusu, iş sahibinin belirlediği özelliklere göre yapılacak eser iken, satım sözleşmesinde alıcı özelliklerini beğendiği bir malı satın alır. Bu nedenle eser sözleşmesinde kişiye özel üretim yapılırken, satım sözleşmesinde kişiye özel üretim söz konusu değildir.

Satım sözleşmesine konu mal, çoğu zaman toplumsal ihtiyaçlara göre belirlenmiş ölçü ve standartlar esas alınarak üretilmiştir. Eser sözleşmesinde ise ölçü ve standartlar işin tekniği nedeniyle gerekli olabilir ise de asıl olan iş sahibinin istediği ölçü ve isteklere göre eserin meydana getirilecek olmasıdır.

Satım sözleşmesinde satıcı, sözleşmenin yapıldığı sırada bir malın mülkiyetini devretmeyi üstlenirken, eser sözleşmesinde ise yüklenici iş sahibinin istemi üzerine kural olarak bir şey meydana getirmeyi ve bedel karşılığında teslim etmeyi üstlenmektedir.

Sözleşmede beceriye dayalı sonuç unsuru yerine mal teslimi üstün ise eser sözleşmesi değil, satım sözleşmesi söz konusu olacaktır.

Tüm bu açıklamalar ışığında somut olaya gelindiğinde, taraflar arasında imzalanan 23/03/2020 tarihli Mal Alım Sözleşmesi başlıklı sözleşmenin konusunun düzenlendiği 2. maddesinde "Bu sözleşmenin konusunun yüklenici tarafından üretilen, T.C.

Sağlık Bakanlığı tarafından kabul edilen ve numuneleri onaylanan ve birim fiyatı KDV hariç 9,50-Türk Lirası olan N95 maskenin (Bundan sonra ürün olarak anılacaktır.) iş bu sözleşmede belirtilen usul ve esaslar uyarınca ...'a teslimi oluşturur." şeklinde düzenleme bulunmaktadır. Dosya içerisinde yer alan 31/03/2020 tarihli faturaya göre davacı davalıya 7.787.340,00 TL bedelli maske satmıştır.

Yanlar arasındaki sözleşme ilişkisine konu maske, iş sahibine özel olarak üretilmiş malzeme olmadığı gibi daha önceden özellikleri bilinen ve belirlenmiş olan bir maldır. Davalının iddiası, davacıdan satın alınan malın ayıplı olduğu yönündedir.

Bu nedenle davalıya yönelik özel olarak üretilen bir malzeme bulunmadığından yanlar arasındaki maske teslimine ilişkin sözleşmenin satış sözleşmesi olduğunun kabulü gerekir.

Her nekadar mahkemece taraflar arasındaki sözleşmenin eser sözleşmesi olduğu kabul edilerek eser sözleşmesi hükümlerine göre inceleme ve değerlendirme yapılmış ise de; satım sözleşmesi ile eser sözleşmesindeki ayıba karşı tekeffül hükümlerinin farklılık arz etmesi sebebiyle tarafların hukuki durumunun ve sorumluluklarının satım sözleşmesi hükümleri kapsamında incelenerek değerlendirilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır.

Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı tarafın istinaf itirazlarının kabulü ile hükmün kaldırılmasına, kaldırma sebebine göre davalı tarafın istinaf itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

SONUÇ / HÜKÜM

HÜKÜM

Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile;

Ankara 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 03/03/2022 tarih ve 2021/366 Esas, 2022/158 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,

2-HMK.'nin 353/1-a-6.maddesi uyarınca davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye GÖNDERİLMESİNE, kaldırma sebebine göre davalı tarafın istinaf itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına,

3-İstinaf başvurma harcı dışında alınan istinaf karar ilam harcının istek halinde taraflara İADESİNE,

4-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından istinaf kanun yoluna başvuran lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,

5-Taraflarca yapılan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince verilecek nihai kararda dikkate alınmasına,

6-Kararın tebliğinin ilk derece mahkemesince yapılmasına,

HMK'nin 362/1-g maddesi gereğince kesin olmak üzere dosya üzerinden yapılan inceleme sonucu 18/09/2024 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

Başkan e-imzalıdır Üye e-imzalıdır Üye e-imzalıdır Katip e-imzalıdır

NOT

BU BELGE ELEKTRONİK İMZA İLE İMZALANMIŞ OLUP, AYRICA FİZİKİ OLARAK İMZALANMAYACAKTIR. "5070 sayılı Kanun m. 5 ve 6098 sayılı TBK m. 15. uyarınca elektronik imza ile oluşturulan belgeler elle atılan fiziki imza ile aynı sonucu doğurur."

Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi, E. 2022/943, K. 2024/1007, 18 Eylül 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. Gereği Görüşüldü
  4. İddianın Özeti
  5. Savunmanın Özeti
  6. İlk Derece Mahkemesi Karar Özeti
  7. İstinaf Sebepleri
  8. Uyuşmazlık Konusu Olan Hususlar
  9. Delillerin Değerlendirilmesi Ve Gerekçe
  10. Not
  11. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi
Esas No
2022/943
Karar No
2024/1007
Tarih
18 Eylül 2024

İlgili Kararlar

  • İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2022/947 K.2024/725
  • Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi E.2022/947 K.2024/1060
  • Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2022/948 K.2024/833
  • Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi E.2022/949 K.2024/1061
  • Ankara Batı Asliye Ticaret Mahkemesi E.2022/950 K.2024/910
  • İstanbul Anadolu 8. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2022/950 K.2024/631

Tüm Arşiv

İstinaf (BAM) KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.