KÜNYE
T.C. Ankara Bölgeadliyemahkemesi 22. Hukukdairesi Davacı Vekilleri
- Mercii
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 7 Haziran 2024
- T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 22. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No
- 2023/1429 - 2024/774
- Esas no
- 2023/1429 (KABUL DÜZELTEREK YENİDEN ESAS
- Karar no
- 2024/774 HAKKINDA KARAR VERİLMESİ
- İncelenen kararın mahkemesi
- ANKARA 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 30/05/2023
- Esas-karar no
- 2022/739 E - 2023/417 K
- Davalılar
- —
- Davanın konusu
- Menfi Tespit
- Yazıldığı tarih
- 02/07/2024
Karar Metni
1.231 kelime·6 dk okuma·8 bölüm
Taraflar arasında yukarıda bilgileri belirtilen kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca, yapılan ön inceleme sonucu, istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği ve eksiklik bulunmadığı anlaşıldığından inceleme aşamasına geçilmiştir. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildi.
GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ
İDDİANIN ÖZETİ
Davacı vekili, davacı ile davalı ... arasındaki alacak borç ilişkisine dayalı olarak davalı ...'e verilen 10.10.2019 tanzim ve 10.02.2020 vade tarihli 50.000,00TL bedelli bononun bedelinin ödendiğini, her nasılsa bononun diğer davalı ...'ın eline geçtiğini ve ciroyu sahte imza ile yapmak sureti ile müvekkili aleyhine icra takibi yapıldığını, müvekkilinin davalı ... ile görüşmesi sonucunda ciro imzasının kendisine ait olmadığını, herhangi birine ödenmiş olan bono ile ilgili bir ciro işlemi yapmadığını ifade ettiğini belirterek davaya ve takibe konu bononun olumsuz tespiti ve iptaline, müvekkilinin borçlu olmadığının tespitine, haksız icra takibi yapılması nedeni ile ...'ın %20 den aşağıya olmamak üzere kötü niyet tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
SAVUNMANIN ÖZETİ
Davalı ... vekili, müvekkiline husumet düşmediğini,davacı ... ve müvekkili ...'in bir dönem aynı hastanede doktor olarak görev yaptıklarını, görev yaptıkları süreçte davacı ...'un maddi anlamda sıkıştığından bahisle müvekkilinden 22.000,00 TL borç istediğini, müvekkilinin de bir kaç gün içinde geri ödemesi şartıyla davacıya 13/03/2020 tarihinde 22.000,00 TL borç verdiğini, davacının 17/03/2020 tarihinde borcunun 12.100,00TL'sini ödediği,
geri kalanını ise parça parça ödediğini, davacının borcunu bir kaç gün içinde ödeyeceğini belirtmesine karşılık, sadece 12.100,00 TL ödemesi üzerine bakiye borcuna karşılık müvekkiline 10.000,00 TL bedelli bono verdiğini, ancak işbu bono işleme konulmaksızın davacının taksitler halinde borcunu ödediği ve söz konusu bononun davacıya iade edildiğini, davacının iddia ettiğinin aksine müvekkilinin davacıya 50.000,00-TL borç vermediği ve işbu davaya dayanak bonoyu da almadığını,
davaya dayanak 50.000,00-TL bedelli bono ile davacının müvekkiline verdiği ve sonrasında ödeme yapıldığı için işleme koyulmayarak davacıya iade edilen bononun aynı olmadığını, davacının müvekkiline verdiği bononun 10.000,00TL bedelli olup, hiçbir zaman işleme koyulmadığını, hiç kimseye ciro edilmediğini ve davacıya iade edildiğini, bunun yanında müvekkilinin diğer davalı ...'ı tanımadığını, bugüne kadar ... ile ticari veya şahsi hiçbir alacak-borç ilişkisi içerisinde olmadığı,
kendisinden para veya mal almadığı dolayısıyla herhangi bir senet de vermediğini, diğer davalı ... tarafından başlatılan icra takibinde müvekkilinin borçlu olarak gösterilmemesinin de bu noktada dikkat çekici olduğunu, müvekkilinin işbu davaya dayanak 10/10/2019 tanzim tarihli, 13/03/2020 vade tarihli ve 50.000,00-TL bedelli bonoya ilişkin hiçbir bilgisi ve görgüsü bulunmadığını, zaten davacı, banka kayıtlarıyla da sabit olduğu üzere müvekkilinden 2019 yılında değil 2020 yılında borç aldığı,
bononun arkasında bulunan müvekkiline ait olduğu görünen cironun da müvekkiline ait olmadığını, söz konusu yazı ve imzanın sahte olup, müvekkilinin eli ürünü olmadığını belirterek davanın usulden ve olmazsa davanın esastan reddini istemiştir.
Davalı İsmail vekili, imzaların istiklali ilkesi gereği ve ayrıca şahsi def'in davalı cirantaya karşı ileri sürülemeyeceğini savunarak davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARAR ÖZETİ
Mahkemece, icra takibinden sonra ve bu takibe dayalı olarak açılan menfi tespit davasında takipte taraf olmayan ... yönünden eldeki davada bu davalıya husumet yöneltilemeyeceğinde davalı ... aleyhine açmış olduğu davanın HMKnın 114/1-d ve 115/2 m uyarınca pasif dava ehliyeti yokluğundan usulden reddine; davalı ... bakımından ise kambiyo senetlerinde imzaların istiklali (bağımsızlığı) ilkesine göre, lehdarın imzasının sahte olması hali keşidecinin senetten kaynaklanan sorumluluğunu ortadan kaldırmayacağı, dava konusu kıymetli evrakta da dış görünüş itibariyle ciro silsilesinde bir kopukluk olmadığı,
6102 sayılı TTK 818/1-c maddesi yollamasıyla aynı Kanunun 677. maddesi uyarınca imzaların istiklali prensibi nedeniyle kambiyo senetlerindeki her imza sahibi kendi imzasından sorumlu olup, başkasının imzalarının sahte olması imzasını inkar etmeyenlerin sorumluluğunu ortadan kaldırmayacağından davalı İsmail bakımından açılan davanın reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
İstinaf kanun yoluna başvuran davacı vekili tarafından.
Her ne kadar bononun bedeli konusunda ... vekili tarafından beyanda bulunulmuş ise de verilen bononun müvekkili tarafından imzalanıp, ... adının yazılmış olduğu ve bedelinin açık olduğu, bu nedenle müvekkilinin ...'e olan borcunun haricen ödenmiş olduğu hususunun da ... tarafından kabul edildiğinden bonoda ciro işleminin sahte olarak yapıldığının sabit olduğu, dosyada delillerin tamamen toplanmadığı, imza incelemelerinin yapılmadığı,
müvekkilinin hatırladığı kadarı ile ...'e bononun verildiği ifade edilmiş ise de söz konusu bononun aslının müvekkili tarafından görülmediğinden bonodaki müvekkili imzasının da doğru olup olmadığı yönünde araştırma yapılması gerekirken mahkemece ön inceleme sırasında davanın reddine karar verilmesinin doğru olmadığı bildirilmiştir.
UYUŞMAZLIK KONUSU OLAN HUSUSLAR
Davacının davaya konu senetten sorumluluğunun değerlendirilmesi uyuşmazlık konusudur.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava, menfi tespit istemine ilişkindir.
İnceleme, 6100 sayılı HMK’nin 355.maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle sınırlı, ancak kamu düzenine ilişkin nedenler resen göz önünde tutularak yapılmıştır.
Ankara 19. İcra Müdürlüğünün 2021/6513 E. sayılı takip dosyasının incelenmesinde; 10.10.2019 tanzim ve 10.02.2020 vade tarihli 50.000,00TL bedelli bonoya dayanılarak takip yapıldığı, alacaklının davalı ..., takip borçlusunun ise davacı ... olduğu, takip tutarının toplam 57.959,59TL olduğu görülmektedir.
Dava konusu bononun 10.10.2019 tanzim ve 10.02.2020 vade tarihli 50.000,00TL bedelli, keşidecisi davacı ..., lehdarı davalı ... olduğu ve nakten ihdas edildiği, lehdarın ciro imzasının bulunduğu görülmüştür.
İcra takibinin hamil olan davalı ... tarafından keşideci olan davacıya karşı yapıldığı; menfi tespit davasının ise keşideci olan davacı tarafından lehdar ve hamile karşı açılarak lehdarın imzasının sahteliği ileri sürülerek borçlu olmadığının tespitinin istenildiği anlaşılmaktadır.
Mahkemece her ne kadar davalılardan ...'in takipte taraf olmadığından bahisle davanın usulden reddine karar verilmişse de takipte taraf olmasa da keşideci hamile ve lehdara karşı senetten dolayı borçlu olmadığının tespitini isteyebilir. Bu nedenle bu davalıya karşı husumetten ret doğru olmamıştır. Ne var ki davacı senet bedelini bu davalıya ödediğini ileri sürmüşse de ödeme iddiasını yazılı delille kanıtlayamadığı gibi yemin deliline de dayanmamıştır.
Davalı ... yönünden açılan davanın reddi sonuç itibariyle doğru olmuştur.
Diğer davalı olan hamile karşı davacının iddiası yönünden ise; imzaların istiklali ilkesi gereği lehdarın imzasının sahteliğini keşideci olan davacı ileri süremeyeceğinden ve birbirini takip eden imzalar uyarınca senetten sorumlu olacağından bu davalı yönünden de davanın reddi doğru olduğundan bu değişik gerekçe ile davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK'nin 353/1.b.2. maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi kararının düzeltilerek yeniden esas hakkında karar vermek gerekmiştir.
NOT
BU BELGE ELEKTRONİK İMZA İLE İMZALANMIŞ OLUP, AYRICA FİZİKİ OLARAK İMZALANMAYACAKTIR. "5070 sayılı Kanun m. 5 ve 6098 sayılı TBK m. 15. uyarınca elektronik imza ile oluşturulan belgeler elle atılan fiziki imza ile aynı sonucu doğurur."
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi, E. 2023/1429, K. 2024/774, 7 Haziran 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama