KÜNYE
T.C. Ankara Bölgeadliyemahkemesi 22. Hukukdairesi
- Mercii
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 21 Nisan 2025
- T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 22. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No
- 2024/1376 - 2025/445
- Esas no
- 2024/1376 (KABUL KALDIRMA
- Karar no
- 2025/445
- İncelenen kararın mahkemesi
- ANKARA 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 21/03/2024
- Esas no
- 2024/39 E 2024/173 K
- Davanın konusu
- İtirazın İptali
- Yazıldığı tarih
- 21/05/2025
Karar Metni
1.326 kelime·7 dk okuma·8 bölüm
Taraflar arasında yukarıda bilgileri belirtilen kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca, yapılan ön inceleme sonucu, istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği ve eksiklik bulunmadığı anlaşıldığından inceleme aşamasına geçilmiştir. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildi.
GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ
İDDİANIN ÖZETİ
Davacı vekili; taraflar arasındaki 100'lük ve 200'lük manyetik kireç önleyici cihazların beğenme koşuluyla satışı konusunda Kamu İhale Kanunu'nun 22.maddesi uyarınca doğrudan temini yoluyla anlaştıklarını, 09/06/2023 günlü sevk irsaliyesi ile 30/06/2023 tarihine kadar deneme amacıyla teslim edildiği, davalı tarafça süresince beğenilmediği belirtilerek iade edilmemesi nedeniyle 21/09/2023 tarihli kesilen fatura bedelinin ödenmemesi nedeniyle alacağın tahsili için girişilen icra takibine davalının itiraz ettiğini belirterek itirazın iptaline, takibin devamına ve icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
SAVUNMANIN ÖZETİ
Davalı vekili; davanın HMK'nın 6.maddesi gereğince yetkili mahkemenin davalının ikametgâhının bulunduğu yer mahkemesi olan Antalya Mahkemeleri olduğunu, ... Manyetik Arıt. Sis. İma. İç ve Dış Tic. San.
Ltd. firması tarafından 09/06/2023 tarihinde müvekkili Kurum Su Şebeke ve Arıtma Dairesi Başkanlığı Su Üretim Şube Müdürlüğü'ne deneme amacıyla 100'lük ve 200'lük manyetik kireç önleyici cihaz teslim edildiğini, manyetik kireç önleyici cihaz Aksu Karaöz içme suyu tesislerinde kuyu başı ve depoya takıldığını, müvekkili Kurum görevlilerince düzenlenen tutanakta belirtildiği üzere 29/06/2023 tarihinde bu depodan su alan su şebeke hatları kontrol edildiğini, boru hatlarında herhangi bir kireç azalması olmadığının görüldüğünü, ürünün manyetik kireç önleyici cihaz olduğu ancak yapılan kontrollerde kireç önlemediğini,
bunun üzerine manyetik kireç önleyicilerin tesisten 30/06/2023 tarihinde demonte edilerek Kurum atölyesinde iade edilmek üzere muhafaza edildiğini, firmayla iade için her türlü kanal vasıtasıyla iletişim kurulmak istenildiğini, firma yetkilileri ile defalarca irtibat sağlandığını, firma yetkililerine dava konusu ürünün beklenen faydayı sağlamaktan uzak olduğunu, bildirerek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
Mahkemece; taraflar arasındaki faturaya konu edilen ve dava dilekçesinde davacı tarafından da kabul edildiği üzere imali davacı tarafından yapıldığı anlaşılan manyetik kireç önleyici cihazın davalıya teslim edilmesi dikkate alındığında davacı tarafından verilen hizmetin eser sözleşmesi niteliğinde olduğu,
eser sözleşmesinden kaynaklanan davalar davalı gerçek veya tüzel kişinin davanın açıldığı tarihteki yerleşim yerinde (HMK m.6/1), sözleşmenin ifa edileceği yer mahkemesinde ( HMK m.10), sözleşmeyle yetkili kılınan yer mahkemesinde (HMK m.17) açılabileceği, bu türden sözleşmelerde para alacakları yönünden yetkili mahkemeyi alacaklının yerleşim yeri mahkemesi olarak belirleyen ve Türk Borçlar Kanunu'nun 89. maddesinin uygulama imkânı bulunmadığı,
davalı borçlunun yerleşim yerinin Antalya olduğu faturalarda davalının adresi ile ifanın gerçekleştiği (hizmetin verileceği/eserin teslim edileceği) yerin de Antalya olup, taraflar arasında ayrıca bir yetki sözleşmesi bulunmadığı, davalı vekilinin süresinde mahkemenin yetkisine yapmış olduğu itirazın yerinde bulunduğu gerekçesiyle mahkemenin davaya bakmakla yetkili olmadığına dosyanın talep halinde görevli ve yetkili Antalya Asliye Ticaret Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiş, hükme karşı davacı vekilince istinaf yasa yoluna başvuurlmuştur.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili; taraflar arasındaki dava konusu sözleşmenin satış sözleşmesi olduğu dikkate alındığında davalının müvekkil şirkete ödeme borcunun bulunduğu, TBK m. 89/1 hükmü gereği ödeme borcunun müvekkil şirket yerleşim yerinde ödenmesi gerektiği; HMK m. 10 uyarınca müvekkil şirketin yerleşim yeri mahkemelerinin yetkili olduğunu belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak işin esasına girilerek davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
UYUŞMAZLIK KONUSU OLAN HUSUSLAR
Uyuşmazlık, somut olayda yetkili mahkemenin hangi mahkeme olduğu noktasında toplanmaktadır.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava; deneme amacıyla davalı yana teslim edilen mal bedelinin tahsili için girişilen icra takibine yönelik itirazın iptali istemine ilişkindir.
Davacı vekilinin istinaf sebepleri doğrultusunda, dosya içerisindeki bilgi ve belgeler, mahkeme kararının gerekçesi, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesi ile yapılan inceleme sonunda;
Uyuşmazlık; yetkili mahkemenin belirlenmesine ilişkin olup, davanın para alacağı olarak nitelendirilmesi ile davacı şirketin merkezinin bulunduğu Ankara mahkemelerinde dava açılmasının mümkün olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
Taraflar arasında ticari ilişki olduğu hususu çekişmesizdir.
Bilindiği üzere yetkiye ilişkin hükümleri 6100 sayılı HMK m. 5-19 “Yetki” başlıklı ikinci kısmında düzenlenmiş olup, çok genel bir açıklamayla bunlar; davalı gerçek veya tüzel kişinin davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesi, sözleşmenin ifa olunacağı yer mahkemesi, gayrimenkulün bulunduğu yer mahkemesi ve diğer yetki belirlemeleridir.
Davalının yerleşim yeri mahkemesinin yanında, başka yer mahkemeleri de yetkili kılınmıştır. Öğretide ve uygulamada özel yetki kuralları olarak adlandırılan ve bazı dava çeşitleri için kabul edilen bu istisnai nitelikteki yetki kuralları, ilke olarak kamu düzenine ilişkin değildir.
Böylece, kamu düzenine ilişkin olmayan özel yetki kuralları, genel mahkemenin (HMK.m.5) yetkisini kaldırmadığından, eş söyleyişle onunla birlikte uygulandığından, davacı davasını genel veya özel yetkili mahkemede açmak hususunda bir seçim hakkına sahiptir. Zira özel yetki genel yetkiyi ortadan kaldırmaz. Onun yanında varlığını sürdürür; dolayısıyla dava veya icra takibi, davacının/alacaklının seçimine göre, hem genel ve hem de özel yetkili icra dairesinde veya mahkemede açılabilir.
Bu noktada, somut uyuşmazlığın çözümü için alacaklının kendi ikamet yerinde dava açma yetkisinin bulunup bulunmadığı belirlenmelidir.
Sözleşmeden kaynaklanan uyuşmazlıkların çözüm yeri ile ilgili düzenlemeyi içeren ve kamu düzenine ilişkin olmayan özel yetki kuralı niteliğinde bulunan 6100 sayılı HMK’nın 10. maddesinde; “Sözleşmeden doğan davalar, sözleşmenin ifa edileceği yer mahkemesinde de açılabilir” düzenlemesi bulunmaktadır.
Sözleşmenin ifa edileceği yerin taraflarca açık veya zımni olarak belirlenmediği durumlarda, şayet borç bir para borcu ise, sözleşmenin ifa edileceği yer 6098 Sayılı TBK.89 maddesine göre belirlenecektir.
6098 Sayılı Borçlar Kanunu’nun (TBK) 89.maddesinde; “Borcun ifa yeri, tarafların açık veya örtülü iradelerine göre belirlenir. Aksine bir anlaşma yoksa, aşağıdaki hükümler uygulanır;
1.Para borçları, alacaklının ödeme zamanındaki yerleşim yerinde,
2.Parça borçları, sözleşmenin kurulduğu sırada borç konusunun bulunduğu yerde,
3.Bunların dışındaki bütün borçlar, doğumları sırasında borçlunun yerleşim yerinde, ifa edilir.
Alacaklının yerleşim yerinde ifası gereken bir borcun doğumundan sonra alacaklının yerleşim yerini değiştirmesi sebebiyle ifa önemli ölçüde güçleşmişse borç, alacaklının önceki yerleşim yerinde ifa edilebilir .'' şeklinde düzenlemeyi içermektedir.
Bu durumda, TBK m.89 ve 6100 sayılı HMK’nın 10. maddesi uyarınca bir para borcunun alacaklısının, kendi yerleşim adresinde dava açmasında (veya İİK’nun 50.maddesi belirlemesiyle icra takibi başlatmasında) bir usulsüzlük bulunmamaktadır.
Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; davacı tarafın talebinin ticari ilişki kapsamında beğenme koşuluyla teslim edilen mal bedelinin tahsili istemine ilişkin olduğu anlaşılmaktadır.
Dava eser sözleşmesinden kaynaklanmayıp, beğenme koşuluyla satıma konu mal bedeline ilişkin olduğuna göre davalı borçlu tarafından süresinde mahkemenin yetkisine itiraz edilmiş ise de, dava dilekçesi ekinde dosya kapsamına ibraz edilen sevk irsaliyesinin altında teslim alan isim ve imzasının bulunduğu anlaşılmıştır.
Bu durumda, eldeki verilerle taraflar arasında akdi ilişki kapsamında malın teslim edildiği, akdin ifa edildiği yer belirlenerek tarafların buna dair sunacakları delillerin toplanmasından sonra tespit edilebilecek bir olgu haline gelecektir.
Nitekim 6100 sayılı H.M.K nun 116/1-a maddesine göre kesin yetki kuralının bulunmadığı hallerde yetki itirazının ilk itirazlardan olduğu, ilk itirazların ise bir ön sorun gibi incelenerek karara bağlanacağının müteakip (HMK. madde 117/3) maddesinde düzenlendiği, mahkemenin bu süreçte nasıl bir yöntem takip edeceğinin ise HMK nun 163-164 maddelerinde açıklandığı görülmektedir.
Mahkemece davalının yetki itirazının, anılan hükümler çerçevesinde incelenerek, taraflara yetki konusunda delillerini gösterme imkanı tanınarak, gösterildiği takdirde ise toplanarak, varılacak uygun sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken eksik incelemeyle yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle, somut olaya ilişkin olarak taraflar arasındaki akdi ilişkinin varlığı araştırılarak, tarafların delillerinin toplanıp sonucuna göre karar verilmesi gerekirken bu aşamada yetkisizlik kararı verilmesi doğru olmadığından kararın kaldırılmasına, tarafların delilleri toplanarak sonucuna göre karar verilmesi için dosyanın yeniden görülmek üzere mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiştir.
NOT
BU BELGE ELEKTRONİK İMZA İLE İMZALANMIŞ OLUP, AYRICA FİZİKİ OLARAK İMZALANMAYACAKTIR. "5070 sayılı Kanun m. 5 ve 6098 sayılı TBK m. 15. uyarınca elektronik imza ile oluşturulan belgeler elle atılan fiziki imza ile aynı sonucu doğurur."
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi, E. 2024/1376, K. 2025/445, 21 Nisan 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama