KÜNYE
T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi Bam 22. Hukuk Dairesi T.C. Ankara Bölgeadliyemahkemesi 22. Hukukdairesi Vekili
- Mercii
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 30 Nisan 2024
- Esas no
- 2024/412 (KABUL KALDIRMA YENİDEN ESAS
- Karar no
- 2024/519 HAKKINDA KARAR VERİLMESİ
- Başkan
- ... (...
- Üye
- ... (...
- Üye
- ... (...
- Katip
- ... (...
- İncelenen kararın mahkemesi
- KAYSERİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 03/05/2019
- Esas no
- 2018/625 E 2019/416 K
- Davacılar
- —
- Davalı
- —
- Davanın konusu
- Menfi Tespit
- Yazıldığı tarih
- 27/05/2024
Karar Metni
1.416 kelime·7 dk okuma·9 bölüm
Taraflar arasında yukarıda bilgileri belirtilen kararın Dairemizce incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş, Dairece verilen kararın temyiz incelemesi sonucu bozulması üzerine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 373.maddesi uyarınca, incelemenin duruşmalı yapılmasına karar verildi.
GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ
İDDİANIN ÖZETİ
Davacı vekili, davalı ... tarafından davacı aleyhine kambiyo senedine dayalı icra takibi başlatıldığını, takip dayanağı bononun ciro zincirinin kopuk olduğunu, zira poliçe, bono ve çekte ilk ciroyu lehtar yapması grekirken, dava konusu bonoda ilk cironun lehtar ... Ltd.
Şti'ne ait olmadığını, senedi ilk defa ciro eden takip alacaklısı davalı ...'ya lehtar tarafından yapılmış bir ciro olmadığı için ...'nun yetkili hamil sıfatını kazanamadığını, takip dayanağı bonoda ...'in isminin yazmadığını, keşideci ... İnşaat İletişim Hizmetleri İç ve Dış Tic. Gıd. Nak. San. Tic. Ltd.
Şti'ni temsil ve ilzama yetkili olup takip konusu bonoyu şirketi temsilen keşide ettiğini, davacı ...'in şirket kaşesi üzerine atılmış iki imzasının bulunduğunu, şahsen sorumlu olması için şirket kaşesi dışında ayrı bir imzasının bulunmasının gerektiğini, bu nedenle ...'in aval veren konumunda olmadığını, şahsi sorumluluğundan söz edilemeyeceğini belirterek Kayseri 2.İcra Müdürlüğü'nün 2018/529 esas dosyası ile başlatılan takipten dolayı borçlu olmadıklarının tespiti ile takibin iptaline, takip konusu alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
SAVUNMANIN ÖZETİ
Davalı vekili, davacının ciro zincirinin kopuk olduğunu ve ilk cironun lehtar ... Ev. Donanımları Ltd. Şti.'ne ait olmadığını iddia ettiğini, davacının bu iddiasının dosya kapsamı ile örtüşmediğini, davalı ..., ... San. ve Tic. Ltd. Şti. firmasının ortağı ve yetkilisi olduğunu, ... Firması aile firması olduğunu ve ortaklarının akraba olduğunu, senedin arka yüzündeki ... İsminin altındaki imza ile ... Ev Don.
Firması kaşesinin altındaki imzanın aynı olduğunu, her iki imzanın da ...'ya ait olduğunu, ...'nun ...
Ev Donanımlari firmasısının ortağı ve yetkilisi olması nedeniyle kendisi veya firma adına icra takibi başlatmasında ikilk olmadığını, davacı ...'in davalı firmanın ortağı ve yetkilisi olduğunu kabul ettiğini, ...'in avalist olarak aval vermek kastıyla bu imzayı attığını, davaya konu olayda davacı ...'in senedin ön yüzünde iki imzası olduğunu, bu imzalardan birisinin kaşenin üzerinde diğerisinin ise kaşesinin dışında açığa imza olduğunu, ...'in kaşe dışındaki imzadan dolayı şahsi sorumluluğu olduğunu, senedin arka yüzünde de aval veren imzası olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
Mahkemece, takibe dayanak bonoda ilk ciro edenin lehtar olmadığı, lehtar olan şirketin ortağı olan davalı olduğu, taraflar arasında uyuşmazlığın takip konusu senette şirket kaşesi üzerine atılan imzanın davacının aval veren sıfatıyla şahsen sorumluluğunu gerektirip gerektirmeyeceği hususunda olduğu, keşidecinin tüzel kişi olduğu, bonoda şirket kaşesi üzerine atılan iki imza bulunduğu, aynı kişi tarafından kaşe üzerine atılan ikinci imzanın aval hükmünde olmadığı, davacı ... takibe konu bono nedeniyle şahsi sorumlu olmadığı,
davacı maddi ve şekli olarak senede ilişkin borcu olmadığını iddia ettiği, davacı şirketin takibe konu senetlerden dolayı borçlu olmadığını ispatlayamadığı belirtilerek; davacı şirket yönünden davanın reddine; gerçek kişi yönünden gerçek kişinin şirket kaşesi üzerine imza atması nedeni ile şahsen sorumluluğunun olmadığı gerekçesiyle bu davacı yönünden davanın kabulüne karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Davalı vekilinin istinaf kanun yoluna başvurması üzerine; mahkemece dava konusu senedin ön yüzüne atılan iki imzanın da kaşe üzerine atıldığının kabulünün hatalı olduğunu, senet ön yüzüne atılan imzanın ilkinin sadece kuyruk kısmının kaşe üzerinde olduğunu, küçük bir kısmının kaşe üzerine geldiği ve senetten şahsi sorumlu olmadığının kabulünün hatalı olduğunu, davacı senetin ön yüzüne attığı ilk imza ile borçtan şahsen sorumlu olduğunu, dolayısıyla aval veren olduğunu, davacıya ödeme emrinin tebliğ edildiğini, haciz esnasında borca ve senede itiraz etmediğini, davacının tamamen kaşenin dışında avalist olarak şahsi cirosunu attığını,
küçük bir kısmı kaşeye değdiği için aval veren olmadığının kabulünün yasaya aykırı olduğunu, davalının davacı ve diğer borçlu ... imza attığı için bu senedi aldığını, tanık dinletme taleplerinin mahkemece reddedildiğini, yerel mahkeme kararının hatalı olduğunu belirterek müvekkili lehine kaldırılmasını ve davanın reddini istemiştir.
İSTİNAF KARARI
Davalının istinafı üzerine Dairece. Alacaklı tarafından başlatılan kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile takibe dayanak senedin bono niteliğinde olup kambiyo vasfı taşıdığı, düzenleyenin ... Gıda, Mak. Sanayi ve Tic. Ltd.
Şti. olduğu, senet metninde şirket kaşesini kapsayacak biçimde bir imza ve aynı kişi tarafından atıldığı anlaşılan diğer imzanın ise şirket kaşesini kapsamayacak şekilde yalnızca unvanın bir kaç harfine denk gelecek biçimde atılı bulunduğu, borçlu davalı ...'in imzasına itiraz etmediği anlaşılmakta olup, bu anlamda bono ön yüzünde atılı bulunan imzaların (diğer avalist ...'a ait olduğu anlaşılan hariç) borçlu şirket temsilcisi olan borçlu ...’e ait olduğu konusunda uyuşmazlık bulunmadığı;
buna göre şirket kaşesi dışına atılan ikinci imzanın, düzenleyen şirket lehine aval veren sıfatı ile atıldığının ve imza sahibinin de aval veren sıfatı ile borçtan şahsen sorumlu olduğunun kabulü gerekip, davanın ... yönünden de reddine karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu biçimde kabulüne karar verilmesinin doğru görülmediği belirtilerek ilk derece mahkemesi hükmünün HMK m. 353/1-b-2 hükmü uyarınca düzeltilerek yeniden esas hakkında karar verilmiştir.
BOZMA İLAMI
İstinaf kararının davacılar vekili tarafından temyizi üzerine Yargıtay 11.Hukuk Dairesinin 2022/4133E, 2024/135K sayılı 03.05.2019 Tarihli kararı ile;
"...Bonoyu elinde bulunduran kimsenin hak sahibi olabilmesi için fiili zilyetliği yeterli olmayıp, aynı zamanda hakkını müteselsil ve birbirine bağlı ciro zinciriyle ispatlaması gerekli olup bu da her şeyden önce ilk cironun lehtar tarafından yapılmasıyla mümkündür.
Somut olayda, davaya konu bono ile kambiyo senetlerine mahsus takip başlatan davalı ...'nun muntazam ciro silsilesine göre senedi devralması ve buna göre yetkili hamil olduğunun anlaşılması gerekmekteyse de davacı ...'in aval verdiği bonoda lehtar ... Ltd. Şti. olmasına rağmen bono arkasında lehtar cirosu olmaksızın bononun ...'nun ilk cirosuyla ... Ltd. Şti.'ye ciro edildiği anlaşılmaktadır.
Bu durumda takibi yapan ...'nun meşru hamil olmadığı dikkate alınıp kambiyo senedine dayalı olarak ...'den senet bedelini talep edemeyeceği gözetilerek davacı ...'in menfi tespit isteminin kabulü gerekirken reddi doğru olmamış kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir. Davacı şirket vekilinin temyiz isteminin REDDİNE, davacı ... vekilinin bozma kapsamı dışındaki temyiz itirazlarının REDDİNE, kararın bozulmasına" karar verilmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava kambiyo senedine dayalı borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkin olup, Yargıtay bozma ilamı usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğundan bozma ilamına uyulmasına karar verilmiş ve bozma ilamı kapsamı gözetilerek davacı şirket yönünden davanın reddine dair verilen karar kesinleşmiştir.
Davacı ... yönünden de takibi yapan davalı ...'nun meşru hamil olmadığı dikkate alınıp kambiyo senedine dayalı olarak ...'den senet bedelini talep edemeyeceği gözetilerek davacı ...'in menfi tespit isteminin de kabulü gerektiğinden davalı vekilinin istinaf başvurusunun bu sebeple kabulü ile HMK 356.madde uyarınca davacı şirket yönünden davanın reddine; davacı ... yönünden davanın kabulüne, koşulları oluşmadığından tazminat talebinin reddine dair yeniden esas hakkında karar vermek gerekmiştir.
NOT
BU BELGE ELEKTRONİK İMZA İLE İMZALANMIŞ OLUP, AYRICA FİZİKİ OLARAK İMZALANMAYACAKTIR. "5070 sayılı Kanun m. 5 ve 6098 sayılı TBK m. 15. uyarınca elektronik imza ile oluşturulan belgeler elle atılan fiziki imza ile aynı sonucu doğurur."
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi, E. 2024/412, K. 2024/519, 30 Nisan 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama