KÜNYE
T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi Bam 22. Hukuk Dairesi T.C. Ankara Bölgeadliyemahkemesi 22. Hukukdairesi
- Mercii
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 18 Nisan 2025
- Esas no
- 2025/115 (ESASTAN RET
- Karar no
- 2025/432
- Başkan
- ... (...
- Üye
- DR. ... (...
- Üye
- ... (...
- Katip
- ... (...
- İncelenen kararın mahkemesi
- ANKARA 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 27/09/2024
- Esas-karar no
- 2023/444 E - 2024/663 K
- Davanın konusu
- Menfi Tespit
- Yazıldığı tarih
- 16/05/2025
Karar Metni
1.130 kelime·6 dk okuma·8 bölüm
Taraflar arasında yukarıda bilgileri belirtilen kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca, yapılan ön inceleme sonucu, istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği ve eksiklik bulunmadığı anlaşıldığından inceleme aşamasına geçilmiştir. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildi.
GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ
İDDİANIN ÖZETİ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı ... tarafından müvekkili aleyhine senede dayalı takip başlatıldığını, takibe konu 135.000,00 TL bedelli 08/09/2008 tarihli bononun müvekkilinin imzasının hile ile alınmak suretiyle oluşturulduğunu, keşideci görünen müvekkili ile lehtar davalı ... İnşaat Şirketi arasında senet verilmesini gerektirir bir borcun olmadığını, bononun düzenlendiği tarihte davalı şirket yetkilisi ile müvekkili arasında husumet bulunduğunu, davalı şirketin yetkilisi ...'nın hile ile müvekkilinin imzasını aldığını, davalı ...'in davalı şirket çalışanı olup iyiniyetli olmadığını belirterek müvekkilinin bono nedeniyle borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
SAVUNMANIN ÖZETİ
Davalı ... İnş. Tes. Malz. El. Oto. Turz. San. ve Tic. Ltd. Şti. vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının iddialarının gerçeği yansıtmadığını, ispat yükünün davacı üzerinde olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin ciro yolu ile bonoyu iktisap eden iyiniyetli hamil olduğunu, davacı iddialarının müvekkiline karşı ileri sürülemeyeceğini savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARAR ÖZETİ
Mahkemece 27/12/2019 Tarih, 2009/503 Esas, 2019/1014 Karar sayılı davanın reddine dair kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Dairemizin 27/02/2023 Tarih, 2020/731 Esas, 2023/214 Karar sayılı kararı ile HMK 125.maddesi gereğince alacak temlikleri nedeniyle davacının seçimlik hakkını kullanmasına imkan verilerek sonucuna göre karar verilmesi için hükmün kaldırıldığı,
kaldırma kararı sonrasında mahkemece yapılan yargılama sonucunda davacının davayı temlik alacaklısına yönelttiği, temlik alacaklısının davaya dahil edilerek usulü eksikliğin giderildiği belirtilerek toplanan delillere ve ceza dosyasındaki tanık beyanlarına göre, bekletici mesele yapılan ceza yargılamasında hileye ilişkin her türlü şüpheden uzak delil bulunamadığından beraat kararı verildiği,
kararın kesinleştiği, davacının eşi, kızı ve babasının yeminsiz alınan mahkemedeki beyanlarında davacının bilmediği bir belgeyi imzaladığını söyledikleri, taraflar arasında uzun süren ticari ilişki olup senedin hile ile elde edildiği kanıtlanamadığı gibi bedelsizliğinin de yazılı delille kanıtlanamadığı, lehtar şirket temsilcisinin bononun nakit ve hatır çeki karşılığında verildiği yönündeki beyanının senetteki "nakden" kaydını talil eden kanıt yükünü tersine çeviren bir beyan olmadığı, davalı hamil ...'in kötüniyetli olduğunun ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın her iki davalı yönünden de reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; eksik inceleme ile karar verildiğini, bilirkişi raporu alınmadığını, davalı lehtar şirket temsilcisinin ceza dosyasında dava konusu nakten ihdas nedenli senet karşılığında 55.000,00 TL nakit ve 80.000,00 TL bedelli 10 adet hatır çeki verildiğini, çeklerin ödenmediğini beyan etmekle senedin veriliş nedenini talil ettiğini, ispat yükünün davalı üzerinde olduğunu, davalının 135.000,00 TL'yi müvekkiline nakten ödediğini ispat etmesi gerektiğini, senedin 80.000,00 TL'lik kısım için bedelsiz kaldığının ikrar edildiğini,
müvekkilinin borçlu olduğu kabul edilse dahi 80.000,00 TL'nin asıl alacak miktarından düşmesi gerektiğini, ceza mahkemesinde beraat kararının delil yetersizliği gerekçesiyle verildiğini, mahkemece dinlenen tanıkların davacıya isimsiz kargo geldiğini, kargo görevlisi gibi davacıdan imza alındığını, sonrasında davaya konu borcun ortaya çıktığını beyan ettiklerini, imzaların senedin istikametine göre ters olacak şekilde atılmış olmasının iddiaları güçlendirdiğini, müvekkilinin hatır çeki keşide etmediğini, çeklerin dosyaya sunulmadığını mahkemenin çeklerin var olup olmadığını araştırmadığını,
müvekkilinin davalılardan olan alacağı için icra takibi başlatmasından sonra davalıların davaya konu senedi icra takibine koyduklarını, bu durumun hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, davalı ...'in davalı lehtar şirkette işçi olarak çalıştığını, hileli yoldan elde edilen senedi birlikte hareket ederek işleme koyduklarını, davalıların iyiniyetli hamil olmadıklarını, temlik eden ve temlik alan vekillerinin dahi aynı olduğunu ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
UYUŞMAZLIK KONUSU OLAN HUSUSLAR
Uyuşmazlık, davacının takibe konu senet nedeniyle davalılara borçlu olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava, takibe konu senedin hile ile alındığı iddiasına dayalı menfi tespit istemine ilişkindir.
İnceleme, 6100 sayılı HMK’nin 355.maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle sınırlı, ancak kamu düzenine ilişkin nedenler resen göz önünde tutularak yapılmıştır.
Dava konusu bononun incelenmesinde, senedin 08/09/2008 keşide tarihli, 08/10/2008 vade tarihli, 135.000,00 TL bedelli olduğu, keşidecinin davacı ..., lehtarın davalı şirket olduğu, lehtar cirosundan yapılan cirolardan sonra son cirantanın davalı ... olduğu, senette nakden kaydının bulunduğu görülmüştür.
Ankara 12.İcra Müdürlüğünün 2008/10566 Esas sayılı icra dosyasında; 21/11/2008 tarihinde alacaklı ... tarafından davacı da dahil olmak üzere senette imzası bulunan borçlular aleyhine senede dayalı olarak 135.000,00 TL asıl alacak olmak üzere ferileri ile birlikte toplam 135.847,90 TL alacağın tahsili için kambiyo takibi yapıldığı görülmüştür.
Burhaniye 1. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2011/451 Esas sayılı dosyasında; katılanın ..., sanıkların ..., ..., ... ve ... olduğu, yargılama konusunun dava konusu olan 135.000,00 TL bedelli bono olduğu, mahkemece yapılan yargılama sonunda özet olarak sanık ... ile katılanın uyumlu beyanları uyarınca 10 yıldan uzun zamandır tanışıyor oldukları ve ticari ilişki içinde bulundukları,
Ankara 4. İcra Dairesinin 2007/6539 ve 2007/7456 sayılı dosyalarında takibe konu Ankara 2. Asliye Ticaret Mahkemesindeki 2007/625 esas sayılı dosyasındaki ve Ankara 25. Asliye Ceza Mahkemesinin 2012/1313 esas sayılı dosyasındaki yargılamaya konu 25.000,00 TL ve 30.000,00 TL bedelli senetlerdeki imzaların katılanın oğlu Hulusi'ye ait çıkması,
Ankara 14. Asliye Hukuk Mahkemesindeki 2010/443 esas sayılı dosyasında araç alım satımı yaptıklarına ilişkin beyanlar birlikte değerlendirildiğinde aralarında ticari ilişki bulunduğu ve katılanın dava konusu bononun hile ile imzalatıldığı yönünde sanıkların mahkumiyetini gerektirir her türlü şüpheden uzak kesin ve inandırıcı delil elde edilemediğinden sanıklar hakkında beraat kararı verildiği ve kararın kesinleştiği görülmüştür.
Mahkemece, yargılamanın HMK'da düzenlenen usul kurallarına uygun olarak yapılmış olmasına, kamu düzenine aykırılık hallerinin bulunmamasına, dosya kapsamındaki bilgi, belge ve toplanan deliller değerlendirilip yasal düzenlemelere uygun isabetli, yeterli gerekçeyle karar verilmiş olmasına, ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılığın olmamasına ve özellikle davacının hile iddiasıyla ilgili ceza mahkemesinde verilen beraat kararının kesinleşmesine, hile iddiasının ispat edilmemesine, davalı lehtar şirket yetkilisinin ceza dosyasındaki beyanlarının talil niteliğinde olmamasına göre davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.
NOT
BU BELGE ELEKTRONİK İMZA İLE İMZALANMIŞ OLUP, AYRICA FİZİKİ OLARAK İMZALANMAYACAKTIR. "5070 sayılı Kanun m. 5 ve 6098 sayılı TBK m. 15. uyarınca elektronik imza ile oluşturulan belgeler elle atılan fiziki imza ile aynı sonucu doğurur."
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi, E. 2025/115, K. 2025/432, 18 Nisan 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama