KÜNYE
T.C. Ankara Bölgeadliyemahkemesi 22. Hukukdairesi
- Mercii
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 26 Mart 2026
- T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 22. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No
- 2025/1521 - 2026/357
- Esas no
- 2025/1521 (KABUL DÜZELTEREK YENİDEN
- Karar no
- 2026/357 KARAR VERİLMESİ
- İncelenen kararın mahkemesi
- ANKARA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 23/10/2025
- Esas no
- 2025/215 E 2025/212 K
- Talep konusu
- İhtiyati Haciz
- Yazıldığı tarih
- 30/03/2026
Karar Metni
1.270 kelime·6 dk okuma·7 bölüm
Taraflar arasında yukarıda bilgileri belirtilen kararın Dairemizce incelenmesi ihtiyati haciz talep eden alacaklı vekili tarafından istenmiş, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca, yapılan ön inceleme sonucu, istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği ve eksiklik bulunmadı
GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ
İDDİANIN ÖZETİ
İhtiyati haciz talep eden vekili; bonoya dayalı olarak lehdar ... tarafından Ankara 4.Genel İcra Dairesinin 2025/50194 E. Sayılı icra dosyası üzerinden örnek 10 kambiyo takibi başlattığını, Aval ...'ın haciz baskısı ve tehdidi nedeniyle Ankara 4.Genel İcra Dairesinin 2025/50194 İcra sayılı dosya borcunun haricen tahsilatla ödemek zorunda kaldığını, ilgili icra dosyasının haricen tahsilatla işlemden kaldırıldığını, takibe konu edilen bononun Aval ...'a 17/10/2025 tarihli tensip tutanağıyla teslim edildiğini, ...'ın kambiyo senedinin hamili konumunda olduğunu, senet asıl borçlusu ...'a başvuru ve bu tutarı tahsil etme hakkının mevcut olduğunu,
borçlu tarafından davacı tarafa hiç bir ödeme gerçekleştirilmediğini, müvekkilinin mağdur olduğunu, mağduriyetin giderilmeyecek hale gelmemesi ve bono gereğince aval tarafından ödenen tutarın tahsil kabiliyetinin imkansızlaşmaması, borçlunun bilerek ve isteyerek mal kaçırma ihtimalinin bulunduğunu belirterek, borçlunun borca ve işlemiş avans faizine yetecek miktarda menkul, gayrimenkul ile 3.şahıslardaki hak ve alacaklarının uygun bir teminat karşılığı ihtiyati haciz kararı verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
Mahkemece; senet incelendiğinde, talep sahibi ...'ın aleyhine talepte bulunulan ... ile birlikte müşterek borçlu müteselsil kefil olduğu, hamil sıfatıyla alacaklı olduğuna ilişkin senet arkasında ciro bulunmadığı, borçlular arasındaki iç ilişkinin yargılamaya muhtaç olduğu gerekçesiyle ihtiyati haciz talebinin reddine karar verilmiş, karara karşı talep eden vekilince istinaf yasa yoluna başvurulmuştur.
İSTİNAF SEBEPLERİ
İhtiyati haciz kararı talep eden vekili;
Bono'nun lehdarı ... tarafından Ankara 4. Genel İcra Dairesinin 2025/50194 E. Sayılı icra dosyası üzerinden örnek 10 kambiyo takibi başlattığını, aval ...'ın haciz baskısı ve tehdidi nedeniyle Ankara 4.Genel İcra Dairesinin 2025/50194 nolu dosyasında dosya borcunu haricen tahsilatla ödemek zorunda kaldığını, takibe konu edilen bononun Aval ...'a 17/10/2025 tarihli tensip tutanağıyla teslim edildiğini, ...'ın kambiyo senedinin hamili konumunda olduğunu,
yerel mahkemece tesis edilen kararda "Borçlular arasındaki iç ilişkinin yargılamaya muhtaç olduğu" görüşü gereği ihtiyati haciz taleplerinin reddine dair tesis edilen kararın hukuki dayanak ve gerekçeden yoksun olduğunu, müvekkilinin mağduriyetinin giderilemeyecek hale gelmemesi, tahsil kabiliyetinin imkansızlaşmaması, borçlunun bilerek ve isteyerek mal kaçırma ihtimali ve adres değiştirmesinin mümkün olduğu da göz önünde bulundurularak ve talepte bulunana karşı madden zarar verebilecek eylemleri somutlaşmış olduğu da göz önünde bulundurularak ihtiyati haciz kararı verilmesi gerektiğini bildirerek,
ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılarak talepleri gibi karar verilmesini istemiştir.
UYUŞMAZLIK KONUSU OLAN HUSUSLAR
Uyuşmazlık, ihtiyati haciz şartlarının bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Talep; bonoya dayalı ihtiyati haciz istemine ilişkindir.
İnceleme, 6100 sayılı HMK’nin 355. maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle sınırlı, ancak kamu düzenine ilişkin nedenler resen göz önünde tutularak yapılmıştır.
İhtiyati haciz talep eden alacaklı vekilinin istinaf sebepleri doğrultusunda, dosya içerisindeki bilgi ve belgeler, mahkeme kararının gerekçesi, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesi ile yapılan inceleme sonunda;
2004 sayılı İİK'nın 257/1 maddesinde " Rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacaklariyle diğer haklarını ihtiyaten haczettirebilir." düzenlemesi muaccel bir başka deyişle vadesi gelmiş alacaklar yönünden ihtiyati haciz koşulları düzenlenmiş olup, muaccel olmayan/vadesi gelmemiş alacaklar yönünden ise ihtiyati haciz koşulları aynı yasanın 257/2. Maddesi ise; "Vadesi gelmemiş borçtan dolayı yalnız aşağıdaki hallerde ihtiyati haciz istenebilir:
1 – Borçlunun muayyen yerleşim yeri yoksa;
2 – Borçlu taahhütlerinden kurtulmak maksadiyle mallarını gizlemeğe, kaçırmağa veya kendisi kaçmağa hazırlanır yahut kaçar ya da bu maksatla alacaklının haklarını ihlâl eden hileli işlemlerde bulunursa;
Bu suretle ihtiyati haciz konulursa borç yalnız borçlu hakkında muacceliyet kesbeder." şeklinde düzenlemesi bulunmaktadır. İİK'nun 258.maddesinin 1.fıkrası uyarınca "....Alacaklı alacağı ve icabında haciz sebepleri hakkında mahkemeye kanaat getirecek deliller göstermeğe mecburdur....." Bu hükme göre alacaklının, alacağının varlığını ve muaccel olduğunu tam ve kesin şekilde ispat etmesi aranmamakta, bu konuda mahkemeye kanaat verecek delilleri göstermesi yeterli kabul edilmektedir.
Uyuşmazlığa konu senet incelendiğinde; 6102 sayılı TTK'nın 776. maddesinde düzenlenen bono vasfı için sahip olması gereken unsurları taşıdığı, keşidecinin ... olduğu, lehdarın ... olduğu, sendein ön yüzünde aval veren olarak ...'ın yer aldığı tespit edilmiştir.
Türk Borçlar Kanunu'nda düzenlenmiş olan kefalet ve Türk Ticaret Kanunu'nda düzenlenmiş olan aval, bir borç ilişkisinde alacaklının alacağını tam olarak alabilmesi noktasında kişisel birer teminattır.
Öncelikle vurgulanmalıdır ki Türk Ticaret Kanunu, Türk Borçlar Kanunu'na göre daha özel nitelikte bir kanun olup, ancak Türk Ticaret Kanunu'nda düzenleme bulunmaması halinde genel hüküm niteliğindeki Türk Borçlar Kanunu uygulanır. Avale ilişkin hükümler kendi içinde bir bütünlük teşkil eder ve münhasıran kambiyo hukuku içinde düzenlenmiştir. Bu haliyle özel nitelikte bir şahsi teminat türü olan aval bakımından genel nitelikli kefalet hükümlerine gidilmesine yasal olanak bulunmamaktadır.
6102 sayılı TTK'nın 701. maddesinin 3. fıkrasında; muhatabın veya düzenleyenin imzaları hariç olmak üzere, poliçenin yüzüne atılan her imza aval şerhi sayılacağı, 4. fıkrasında; kimin için verildiği belirtilmemişse avalin, düzenleyici için verilmiş sayılacağı düzenlenmiştir.
Senet üzerinde kefil olarak bulunan ...'ın imzası aval hükmüdedir.
6102 sayılı TTK'nın 702. maddesinin 3. fıkrasında; aval veren kişinin, poliçe bedelini ödediği takdirde, poliçeden dolayı lehine taahhüt altına girmiş olduğu kişiye ve ona, poliçe gereğince sorumlu olan kişilere karşı poliçeden doğan haklarını iktisap edeceği düzenlenmiştir.
6102 sayılı TTK'nın 713. maddesinin 1. fıkrasında; vadede poliçe ödenmemişse hamil, cirantalara, düzenleyene ve poliçe dolayısıyla taahhüt altına girmiş olan diğer kişilere başvurabileceği düzenlenmiştir.
Tüm düzenlemeler birikte değerlendirildiğinde; İhtiyati haciz talep eden ... vekilinin kendisine karşı başlatılan icra takibine haricen ödeme yaptığı, senet incelendiğinde atmış olduğu imzanın aval hükmünde olduğu, dosyaya icra takibi sonrasında senet aslını teslim aldığına dair karar tensip tutanağı sunduğu dikkate alındığında; mahkemenin red kararında isabet görülmemiştir.
Yukarıda açıklanan hususlar birlikte değerlendirildiğinde, ihtiyati haciz talep eden vekilin istinaf isteminin kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının düzeltilmesine ve HMK 353/1-b-2 maddesi uyarınca düzeltilerek yeniden karar vermek gerekmiştir.
NOT
BU BELGE ELEKTRONİK İMZA İLE İMZALANMIŞ OLUP, AYRICA FİZİKİ OLARAK İMZALANMAYACAKTIR. "5070 sayılı Kanun m. 5 ve 6098 sayılı TBK m. 15. uyarınca elektronik imza ile oluşturulan belgeler elle atılan fiziki imza ile aynı sonucu doğurur."
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi, E. 2025/1521, K. 2026/357, 26 Mart 2026 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama