KÜNYE
T.C. Ankara Bölgeadliyemahkemesi 22. Hukukdairesi
- Mercii
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 13 Kasım 2025
- T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 22. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No
- 2025/31 - 2025/1353
- Esas no
- 2025/31 (KABUL DÜZELTEREK YENİDEN ESAS
- Karar no
- 2025/1353 HAKKINDA KARAR VERİLMESİ
- İncelenen kararın mahkemesi
- ANKARA BATI 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 18/10/2024
- Esas-karar no
- 2021/838 E - 2024/1097 K
- Davanın konusu
- İtirazın İptali
- Yazıldığı tarih
- 12/12/2025
Karar Metni
1.373 kelime·7 dk okuma·7 bölüm
Taraflar arasında yukarıda bilgileri belirtilen kararın Dairemizce incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca, yapılan ön inceleme sonucu, istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği ve eksiklik bulunmadığı anlaşıldığından inceleme aşamasına geçilmiştir. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildi.
GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ
İDDİANIN ÖZETİ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin İran merkezli bir firma olup taraflar arasındaki mal alım satımı ilişkisine dayalı faturalardan kaynaklı 570.679,04 USD bakiye alacağın tahsili için başlatılan icra takibine davalının haksız yere itiraz ettiğini belirterek şimdilik 106,9 USD (1.000,00 TL) alacak yönünden itirazın iptaline ve icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiş, yargılama sırasında 06/09/2022 havale tarihli ıslah dilekçesi ile talebini 520.000,00 USD'ye çıkarmıştır.
SAVUNMANIN ÖZETİ
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; alacağın zamanaşımına uğradığını, teminat yatırılmadığından davanın usulden reddi gerektiğini, faturalara konu malların teslimine ilişkin delil sunulmadığını, İran İslam Cumhuriyeti ticaret mevzuatı ve devlet yapısının şirketlerin ticari defterlerinin incelenmesi ve denetimi açısından sağlıklı olmadığını, İran ülkesinde faaliyet gösteren şirketlerin kayıtlarının güvenilir olmaması nedeniyle davacının defterlerinin aleyhe delil olma özelliğinin bulunduğunu, müvekkilinin ticari defterlerine göre borcun bulunmadığını, tarafların bir dönem ticaret yaptığını, karşılıklı birbirlerine mallar gönderdiğini,
banka yoluyla ve İran İslam Cumhuriyetinin ekonomik şartları, bankacılık sisteminin gelişmemiş olması ve Amerikan ambargosu nedenleriyle İran ve Türkiye şirketlerinin hemen hemen hepsinin yaptığı gibi iki ülke arasında ticari örf olarak kabul edilmiş sarraf adı verilen kuyumcular aracılığı ile karşılıklı para transferlerinin gerçekleştirildiğini, davacının da aynı yöntemle müvekkiline paralar gönderdiğini, faturaların kapalı fatura olduğunu, kabul anlamına gelmemek kaydıyla müvekkili şirket yetkilisi ile davacı şirket muhasebe sorumlusu arasındaki whatsapp hesaplarında borcun 122.276,00 USD olduğuna dair yazışmaların bulunduğunu,
mahkemece en fazla bu miktar yönünden inceleme yapılabileceğini, davacının kötüniyetli olarak mükerrer tahsilat yapmaya çalıştığını savunarak davanın reddine ve kötüniyet tazminatına karar verilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARAR ÖZETİ
Mahkemece toplanan delillere ve tüm dosya kapsamına göre, genel zamanaşımı süresinin TBK'nın 146.maddesi gereği dolmamış olduğundan davalının zamanaşımı itirazının reddine, davacı tarafın alacak iddiasına karşılık davalının alacağın ödendiğini ödeme yöntemi olarak İran'a yapılan ambargo uygulaması nedeniyle resmi yollar yerine kuyumcuların kullanıldığını iddia ettiği, davalı tarafın ödeme iddiasının davacı tarafça kabul edilmemesi karşısında davalının ödemenin bu yollarla yapıldığını yazılı delillerle kanıtlamak zorunda olduğu,
borçlu davalının borcun ödeme şeklinin İran kuruluşlu şirketlerle teamül gereği sarraflar aracığıyla yapıldığını yazılı delillerle kanıtlaması gerektiği, davalının HMK 200. maddesi gereğince yazılı olarak herhangi bir delil sunamadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile davalının ticari defterlerinde kayıtlı olan 450.853,12 USD borcun ödenmemesi nedeniyle takibin bu miktar üzerinden devamına, likid olan alacağın takip tarihindeki TL karşılığı üzerinden icra inkar tazminatına karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; icra takibindeki ödeme emrinde talep edilen yabancı para alacağının TL karşılığının gösterilmemesi nedeniyle ortada geçerli bir icra takibinin bulunmadığını, bu nedenle davanın usulden reddi gerektiğini, yemin deliline dayanılmasına rağmen mahkemece yemin teklif etme hakkının hatırlatılmadığını, eksik inceleme ile karar verildiğini, takibe bağlı kalmaksızın tüm ticari ilişkiyi inceleyen bilirkişi raporunun esas alındığını, takipte 16 adet faturaya dayanıldığını, itirazlara rağmen bu faturaların takip dosyasına ve dava dosyasına sunulmadığını,
faturalar sunulsa idi faturaların açık fatura mı kapalı fatura mı olduğunun görüleceğini, takip dayanağı olmayan 12/06/2016 tarihli 104.299,89 USD bedelli faturanın dava dilekçesinde alacağın dayanakları arasında gösterildiğini, yine 04/05/2015 tarihli 58.212,13 USD bedelli faturanın ödeme emrinde miktar olarak yer almadığını, bu iki fatura yönünden davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, takibe konu bazı faturaların müvekkilinin ticari defterlerinde kayıtlı olmadığını, müvekkilinin ticari defterlerinde kayıtlı olmayan faturalar yönünden mal tesliminin davacı tarafından ispatlanması gerektiğini,
davacının faturaları işlediği ticari defterlerinin bulunmadığını beyan etmesine rağmen istinabe yoluyla davacı kayıtlarının incelenerek rapor alındığını, hangi belgelerin incelendiği ve incelenen belgelerin geçerliliğinin tartışmaya açık olduğunu, bu nedenle ispata elverişli olmadığını, defterlerin Türk mevzuatına uygun tutulup tutulmadığının dahi belli olmadığını, müvekkilinin ticari defterlerine göre karar verilmesi gerektiğini, müvekkilinin ticari defterlerine göre de borcun bulunmadığını, aksine müvekkilinin davacı şirketten alacaklı olduğunu, taraflar arasındaki ticari ilişkinin uluslararası mahiyet taşıdığını,
İran devletine uygulanan ambargolar nedeniyle ödemelerin teamül haline gelmiş sarraf yöntemiyle yapıldığını, sarraf yöntemi ile davacı adına ödeme alan fer'i müdahil ....A.Ş.'nin ödemelerin gerçek olduğunu ve davacı borcundan mahsup edildiğini beyan ettiğini, dosyaya ibraz edilen uzman görüşünün dikkate alınmadığını, HMK 199. maddesi kapsamında belge niteliğinde olan whatsapp görüşmelerine itibar edilmediğini, İran devletindeki ithalat-ihracat rejminin yetkili makamlardan sorulması halinde davacının gönderdiği mallara ilişkin yapılan ödemelerin İran yetkili makamlarına bildirdiğinin anlaşılacağını,
ödeme sabit olduğundan davanın reddine ve kötüniyet tazminatına karar verilmesi gerektiğini ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
UYUŞMAZLIK KONUSU OLAN HUSUSLAR
Uyuşmazlık, mahkeme kararının usul ve yasaya uygun olup olmadığı noktasında toplanmıştır.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava, itirazın iptali istemine ilişkindir.
İnceleme, 6100 sayılı HMK’nin 355.maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle sınırlı, ancak kamu düzenine ilişkin nedenler resen göz önünde tutularak yapılmıştır.
Davanın esasına ilişkin istinaf itirazlarının incelenmesinden önce itirazın iptaline konu icra takibinin usulune uygun olup olmadığı hususunun değerlendirilmesi gerekmektedir.
Somut olayda davaya konu Kahramankazan İcra Müdürlüğünün 2021/562 Esas sayılı takip dosyasının yapılan incelemesine göre, 11/08/2021 tarihinde davacı alacaklı tarafından davalı borçlu aleyhine 17 adet faturaya dayalı 570.679,04 USD asıl alacağın tahsili için ilamsız icra takibi başlatıldığı, takip talebinde ve ödeme emrinde yabancı para alacağının Türk parası karşılığının gösterilmediği, davalı borçlunun süresinde takibe ve borca itiraz ettiği, itirazın iptali davasının İİK 67.maddesi uyarınca süresinde açıldığı anlaşılmıştır.
2004 sayılı Kanun'un 58/3 maddesi uyarınca ilamsız icra takibinin konusu olan alacak yabancı para alacağı ise bu alacağın Türk parası ile tutarının takip talebinde gösterilmesi gerekmekte olup bu husus kamu düzenine ilişkindir. Alacağın Türk parası ile tutarının takip talepnamesinde gösterilmesi mecburiyeti, takip talepnamesine uygun olarak düzenlenmesi gereken ödeme emri için de geçerlidir.
Ödeme emrinde de yabancı para alacağının Türk parası ile tutarının gösterilmesi gerekir, yabancı para alacağı üzerinden ödeme emri düzenlenemez. Bu noksanlık kamu düzeni ve devletin hükümranlık haklarıyla ilgili olup, takibin her safhasında doğrudan doğruya göz önünde tutulmalıdır (Aynı yönde Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 22/05/2024 Tarih, 2023/957 Esas, 2024/281 Karar sayılı kararı).
Takip talepnamesinde ve ödeme emrinde yabancı para alacağının Türk parası karşılığının gösterilmemiş olması halinde icra takibine yönelik itiraza müteakip açılacak itirazın iptali veya kaldırılması davasının yasaya uygun takip yapılmadığından dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmesi gerekir (Aynı yönde Yargıtay 11.Hukuk Dairesinin 23/10/2024 Tarih, 2023/6385 Esas, 2024/7541 Karar sayılı kararı).
Yukarıda açıklandığı nedenlerle, dava konusu icra takip talebinde ve ödeme emrinde yabancı para alacağının Türk parası karşılığının gösterilmemiş olması nedeniyle yasaya uygun takip yapılmadığı anlaşıldığından ve usulüne uygun geçerli icra takibinin itirazın iptali davasında dava şartı olması nedeniyle davalı vekilinin istinaf itirazlarının kabulüne, yeniden yargılama yapılmasını gerektiren bir durum bulunmadığından HMK 353/1-b-2 maddesi uyarınca dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
Başkan · ¸e-imza Üye · ¸e-imza Üye · ¸e-imza Katip · ¸e-imza
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi, E. 2025/31, K. 2025/1353, 13 Kasım 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama