KÜNYE
T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi Bam 22. Hukuk Dairesi T.C. Ankara Bölgeadliyemahkemesi 22. Hukukdairesi Sayılı Dosyasında;
- Mercii
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 20 Haziran 2025
- Esas no
- 2025/583 (ESASTAN RET
- Karar no
- 2025/752
- İncelenen kararın mahkemesi
- ANKARA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 10/07/2024
- Esas-karar no
- 2020/604 E - 2024/592 K
- Dava
- İtirazın İptali
- Dava tarihi
- 04/12/2020
- Davanın konusu
- İtirazın İptali
- Yazıldığı tarih
- 04/07/2025
Karar Metni
1.150 kelime·6 dk okuma·8 bölüm
Taraflar arasında yukarıda bilgileri belirtilen kararın Dairemizce incelenmesi asıl ve birleşen davada davacı vekili tarafından istenmiş, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca, yapılan ön inceleme sonucu, istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği ve eksiklik bulunmadığı anlaşıldığından inceleme aşamasına geçilmiştir. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildi.
GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ
İDDİANIN ÖZETİ
Asıl davada davacı vekili, taraflar arasında "..." markasını kullanmak amacı ile franchising sözleşmesi yapıldığını, davalının sözleşmeye aykırı davranması nedeni ile zararının doğduğunu, ihtarnameye rağmen ödenmemesi üzerine Ankara 19. İcra Müdürlüğü'nün 2019/16464 E. sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalının haksız itirazı ile takibin durduğunu belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla kısmi dava ile şimdilik 500,00 TL’ye yönelik itirazın iptali ile takibin devamına ve müvekkili lehine icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Birleşen davada davacı vekili, taraflar arasında "..." markasını kullanmak amacı ile franchising sözleşmesi yapıldığını, davalının sözleşmeye aykırı davranması nedeni ile cezai şart alacağının doğduğunu, ihtarnameye rağmen ödenmemesi üzerine Ankara 19. İcra Müdürlüğü'nün 2019/16463 E. sayılı dosyasi ile icra takibi başlatıldığını, davalının haksız itirazı ile takibin durduğunu belirterek itirazın iptali ile takibin devamına ve müvekkili lehine icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Birleşen davada davacı vekili 07/11/2023 tarihli dilekçesi ile dava değerini 30.000,00 TL olarak ıslah etmiştir.
SAVUNMANIN ÖZETİ
Asıl davada davalı vekili, davacının öncelikle bildireceği yükümlülüklere uyulmasını, yerine getirilmesini istemesi ve bunları yerine getirmesi için 3 gün süre verdiğini bildiren bir ihtar göndermesi gerektiğini, davacının ihbar öneli verip sözleşmeyi feshetmek yerine olağanüstü fesih yolunu tercih ettiğini, bu durumda olağanüstü fesih gerekçesini davacının kanıtlaması gerekeceğini, iddia edilenlerin tam aksine sözleşme süresi boyunca davacının yükümlülüklerini yerine getiremeyerek tedarik zincirinin aksamasına,
gecikmesine ve müvekkili firmanın güç durumlara düşmesine sebebiyet verdiğini, sözleşme süresi boyunca müvekkilinin sözleşmeye aykırı herhangi bir fiili bulunmadığı gibi sözleşmenin feshedildiği tarihe kadar 5 yıl boyunca yükümlülüklerini tam ve eksiksiz bir şekilde yerine getirdiğini, davanın kısmi dava olarak açılamayacağını bildirerek davanın reddini istemiştir.
Birleşen davada davalı vekili, taraflar arasındaki franchising sözleşmesinde cezai şarta ilişkin hüküm bulunmadığını, eğer sözleşmenin 3-g maddesi uyarınca tazminat talep edilmiş ise bu hususun açıklanması ve bu alacağın sözleşmenin başladığı 2017 yılından itibaren 2 yıl içinde talep edilmesinin gerektiğini, bu alacağın zamanaşımına uğradığını, fesih ihtarının sözleşmeye uygun olmadığını, davacının sözleşme süresince edimlerini yerine getirmediğini, bu nedenle itirazın haklı olduğunu bildirerek davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
Mahkemece, toplanan delillere ve tüm dosya kapsamına göre, davacı ile davalı arasındaki sözleşmede davalının franchise bedelinden başka bir mali yükümlülükle sorumlu tutulmadığı, sözleşmede mal alımına ilişkin münhasırlık veya aylık bir kota veya asgari alım taahhüdünün belirtilmediği, franchise verene ödenecek başka bir mali yükümlülüğe de yer verilmediği, yine davacı ile davalı arasındaki sözleşmede franchise alanın cirosunun %15’i kadar franchise verenden hammadde alması gerektiği yolunda bağlayıcı bir hüküm bulunmadığı,
davacı ile davalı arasındaki sözleşmede franchise alanın franchise verenden aylık veya sözleşme dönemi içinde almakla yükümlü olduğu asgari bir alım taahhüdüne ilişkin bir hüküm de olmadığı, yine sözleşmede franchise alanın karının belli bir kısmını franchise verene ödemesi yolunda bir hüküm de bulunmadığı, ayrıca taraflar arasında franchise sözleşmesinden başka veya o sözleşmeye ek olarak ayrı bir malzeme tedariğine ilişkin uzun dönemli ve sürekli edimli başka bir sözleşme imzalandığının da tespit edilemediği,
davacının davalının malzeme tedariğini başka satıcılardan yapması nedeniyle zarara uğradığını iddia ederek zarar olgusunu buna dayandırmakta ve başka bir zarar iddiasında bulunmamakla birlikte davalının davacı yerine başka bir tedarikçiden malzeme alımı yapması sonucunda kalite ve lezzet düşüklüğü meydana geldiğini, bu nedenle franchise aldığı markaya zarar verdiğini, markanın tüketiciler gözündeki imajının zarar gördüğü yolunda da dosyada bir iddia ve delil ile tespit edilemediği, davacının davasını ispat edemediği,
taraflar arasında akdedilen sözleşmeye göre davalının farklı şehirlerde davacının marka adını kullanarak “...” marka adıyla şubeler açmasının, franchise davalı ... Ltd.
Şti.'nin franchise sözleşmesi hükümlerine aykırılıktan dolayı cezai şart ödemesini gerektirir gizlilik kuralını ihlal ederek 3. kişilere bilgi aktardığına dair bir sonuç doğurmadığı, sözleşmeye aykırılıktan kaynaklanan cezai şarta ilişkin davacının davalının sözleşmenin gizlilik bölümlerine ilişkin iddiası var ise de sözleşmede böyle bir hüküm bulunmadığı belirterek asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
İstinaf eden-asıl ve birleşen davada davacı vekili tarafından;
Mahkemece asıl ve birleşen davaya yönelik değerlendirmelerin hatalı olduğunu, eksik inceleme ve araştırma ile karar verildiğini, hükme esas alınan bilirkişi raporunun yeterli araştırma ve incelemeyi içermediğini, raporun hüküm kurmaya elverişli olmadığı gibi itirazları karşılamaktan da uzak olduğunu, dava dışı …Ltd.
Şti.’nin ticari defter ve kayıtlarının incelenmemesinin usuli bir eksiklik olduğunu, bu hususunun müvekkilinden ya da müvekkilinin onayladığı bir şirketten davalı yanın mal alımını azalttığının tespiti açısından önemli olduğunu, davalının aldığı mal miktar ve cirosu arasındaki fark ile müvekkilinden almayıp başka şirketlerden aldığı malların tespiti ve kar kaybının önemli olduğunu, müvekkilinden mal alımının yıllar içerisinde azaldığını, ancak davalı yanın cirosunun arttığını, birleşen dosya bakımından da müvekkilinin izni olmaksızın şubeler açıldığını bildirerek başvurulmuştur.
UYUŞMAZLIK KONUSU OLAN HUSUSLAR
Uyuşmazlık 06/05/2014 tarihli taraflar arasında "..." isimli markanın kullanımı için "franchising" sözlemesinin davalı şirketin sözleşmeye aykırı davranışları nedeniyle davacı yanca haklı olarak feshedilip edilmediği, haklı fesih halinde davacının zararının kapsamı ve cezai şart alacağı talep edip edemeceği hususlarında toplanmaktadır.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Asıl ve birleşen dava, franchising sözleşmesinden kaynaklanan zararın ve cezai şart alacağının tahsili talebi ile başlatılan takibe kısmen itiraz edilmesi üzerine açılan itirazın iptali davasıdır.
İnceleme, 6100 sayılı HMK’nin 355. maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle sınırlı, ancak kamu düzenine ilişkin nedenler resen göz önünde tutularak yapılmıştır.
Mahkemece, yargılamanın HMK'da düzenlenen usul kurallarına uygun olarak yapılmış olmasına, kamu düzenine aykırılık hallerinin bulunmamasına, dosya kapsamındaki bilgi, belge ve toplanan deliller değerlendirilip yasal düzenlemelere uygun isabetli, yeterli gerekçeyle karar verilmiş olmasına, ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılığın olmamasına göre asıl ve birleşen davada davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.
NOT
BU BELGE ELEKTRONİK İMZA İLE İMZALANMIŞ OLUP, AYRICA FİZİKİ OLARAK İMZALANMAYACAKTIR. "5070 sayılı Kanun m. 5 ve 6098 sayılı TBK m. 15. uyarınca elektronik imza ile oluşturulan belgeler elle atılan fiziki imza ile aynı sonucu doğurur."
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi, E. 2025/583, K. 2025/752, 20 Haziran 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama