İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /İstinaf (BAM) Kararları
  3. /Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi

ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 22. HUKUK DAİRESİ

TÜRK MİLLETİ ADINAİSTİNAF KARARI

Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi E.2025/656 K.2025/840

Taraflar arasında yukarıda bilgileri belirtilen kararın Dairemizce incelenmesi davalılar vekilleri tarafından istenmiş, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca, yapılan ön inceleme sonucu, istinaf dilekçesinin süresi içinde…

Esas2025/656Karar2025/840Tarih4 Temmuz 2025Okuma10 dk · 1.957 kelime

KÜNYE

T.C. Ankara Bölgeadliyemahkemesi 22. Hukukdairesi

Mercii
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi
Karar tarihi
4 Temmuz 2025
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 22. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No
2025/656 - 2025/840
Esas no
2025/656 ( KABUL KALDIRMA
Karar no
2025/840
İncelenen kararın mahkemesi
ANKARA 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Tarihi
16/05/2024
Esas-karar no
2022/29 E 2024/274 K
Davanın konusu
Menfi Tespit
Yazıldığı tarih
18/07/2025
Karar metni, UYAP Emsal Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

1.957 kelime·10 dk okuma·8 bölüm

Taraflar arasında yukarıda bilgileri belirtilen kararın Dairemizce incelenmesi davalılar vekilleri tarafından istenmiş, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca, yapılan ön inceleme sonucu, istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği ve eksiklik bulunmadığı anlaşıldığından inceleme aşamasına geçilmiştir. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildi.

GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ

İDDİANIN ÖZETİ

Davacı vekili; müvekkili aleyhine Ankara 13. İcra Müdürlüğünün 2021/7625 Esas sayılı dosyasında, 16/08/2007 düzenleme tarihli, 19/12/2019 vade tarihli 11.500.000 USD miktarlı, lehtarı ..., hamili ... olan bonoya dayalı olarak takip başlatıldığını, takibe dayanak bononun müvekkili şirket tarafından düzenlenmediğini, davalılara borçlu olmadığını, takip üzerine suç duyurusunda bulunduklarını bononun şirket antetli A-4 kağıdına imzalı belgenin sonradan bilgisayar ortamında sahte olarak oluşturulduğunu belirterek takibe konu bonodan dolayı müvekkilinin davalılara borçlu olmadığının tespitine, takibin iptaline ve tazminata karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

SAVUNMANIN ÖZETİ

I-)Davalı ... vekili; Müvekkilinin iyi niyetli üçüncü kişi olduğunu, borçlu şirketi tanımadığını, bononun sebepten mücerret olduğunu, Adli Tıptan aldırılan raporda bonodaki imzanın davacı şirket yetkilisine ait olduğunun belirlendiğini bildirerek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

II-)Davalı ... vekili; müvekkili ile davacı şirketin ticari ilişkilerinin olduğunu, yapılan iş karşılığı bononun düzenlendiğini, Ankara 20. Asliye Hukuk Mahkemesi dosyanın taraflar arasındaki ticari ilişkinin delili olduğunu, müvekkilinin yıllardır güven ilişkisi ile yaptığı işlemleri ile elinde yazılı çok fazla çek-senet olmasına rağmen şimdiye kadar hiç bir belgeyi takibe koymadıklarını, davacı şirketin ödeme niyetinde olmaması ve diğer davalının borcunu istemesi neticesinde mecbur kaldığını, Adli Tıptan aldırılan raporda bonodaki imzanın davacı şirket yetkilisine ait olduğunun belirlendiğini, davacı şirket yetkilisi ...'ın, müvekkilinden aldığı paraları belgelemek için dava konusu bonoyu düzenleyerek verdiğini ileri sürerek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

İLK DERECE MAHKEME KARAR ÖZETİ

Mahkemece. Dosyamız davacısı şirketin şikayeti üzerine, davalılar aleyhine Ankara 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 2022/47 Esas sayılı dosyasında açılan kamu davasında yapılan yargılama sonucu verilen kararda; davalı ...'in, davacı şirkete ait imzalı bir kâğıdı hukuka aykırı olarak ele geçirerek,

söz konusu belgeyi davacının kendisine 11.500.000 USD borçluymuş gibi doldurup diğer sanık olan davalı ...'a ciro ederek onun tarafından Ankara 13. İcra Müdürlüğünün 2021/7625 esas sayılı dosyasında sadece davacı şirket aleyhine icra takibine koydurması şeklindeki eylemlerinin her üç sanığın fikir ve eylem birliği içerisinde birlikte hareket etmek suretiyle kamu kurumu niteliğindeki icra dairesini araç olarak kullanmak suretiyle dolandırıcılık suçunu ve senedin sahteliğini bilerek icra yoluyla tahsili için takibe koyarak nitelikli dolandırıcılık suçuna teşebbüs suçu ile birlikte resmi belgede sahtecilik suçunu işledikleri anlaşılmakla

davalıların mahkumiyetine karar verildiği, verilen kararın "Resmi Belgede Sahtecilik" suçu yönünden kesinleştiği ceza hakiminin tespit ettiği maddi olaylarla ve özellikle fiilin hukuka aykırılığı konusu ile hukuk hakiminin tamamen bağlı olacağı, maddi olayları ve yasak eylemlerin varlığını saptayan ceza mahkemesi kararı, taraflar yönünden kesin delil niteliği taşıdığı, icra takibine konu edilen dava konusu bononun, davalı ...'in, davacı şirkete ait imzalı bir kâğıdı hukuka aykırı olarak ele geçirerek,

söz konusu belgeyi davacının 11.500.000 USD borçluymuş gibi doldurup, davalı ...'a ciro ederek onun tarafından da icra takibine konu ettiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş, hükme karşı davalılar tarafından ayrı ayrı istinaf yasa yoluna başvurulmuştur.

İSTİNAF SEBEPLERİ

I-)Davalı ... vekili; istinaf harçlarını aleyhine girişilen takipler nedeniyle yatıramayacağını, adli yardım talep ettiğini, mahkemece kesinleşen bir ceza mahkemesi kararı bulunmamasına rağmen ceza mahkemesi kararının esas alınarak davanın kabulüne karar vermeyeceğini belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

II-)Davalı ... vekili; mahkemece kesinleşmiş ceza mahkemesi kararından bahisle karar verildiğini ancak ceza yargılaması sırasında sahtecilik suçu yönünden verilen karara yönelik hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiğini, mahkemece hiçbir araştırma ve inceleme yapılmadan karar verilemeyeceğini, ceza yargılaması sırasında alınan rapor ile imzanın davacı şirket yetkilisine ait olduğunun tespit edildiğini senedin sahte olmadığını bildirerek ilk derece mahkeme kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

UYUŞMAZLIK KONUSU OLAN HUSUSLAR

Uyuşmazlık; boşa imzalı belgenin sonradan senede dönüştürüldüğü sahtelik iddiasına dayalı davada taraflar arasında görülen ceza yargılaması sonucu verilen karara göre karar verilip verilemeyeceği hususuna ilişkindir.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE

Dava; davacı borçlu şirketin yetkilisinin imzasını içeren antetli kağıdın hile ile ele geçirilerek, üzerinin bilgisayar aracılığı ile bonoya dönüştürülmesi yolu ile sahtecilik yapıldığı iddiası ile İİK'nun 72. maddesine göre borçlu olmadığının tespiti ve takibin iptali istemine ilişkindir.

İnceleme, 6100 sayılı HMK’nin 355. maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle sınırlı, ancak kamu düzenine ilişkin nedenler resen göz önünde tutularak yapılmıştır.

I-) Davalılardan ... ‘in adli yardım talebinin reddedildiği, diğer davalı ile de aralarında zorunlu dava arkadaşlığı bulunmadığı, mahkemece verilen süre içinde istinaf harç ve giderlerinin karşılanmadığı anlaşılmakla anılan davalının istinaf isteminin yapılmamış sayılmasına dair verilen ek karara yönelik istinaf isteminin reddine karar vermek gerekmiştir.

II-)Davalı ...’ın istinaf itirazlarının incelenmesine gelince :

Takibe konu senedin incelenmesinde; ... Şehircilik Mimarlık Harita İnş. San. Tic. Ltd. Ş. antetli keşidecisinin davacı olduğu, düzenleme tarihinin 16/08/2007, 19/12/2019 vade tarihli, 11.500.000,00 USD bedelli olduğu, ihdas hanesinin ‘’açık ’’ bulunduğu görülmüştür.

Ankara 1 .Ağır Ceza Mahkemesinin 2022/47 Esas, 2023/395 Karar 13/12/2023 tarihli kararı incelendiğinde sanıkların davalılar olduğu, yakınanın davacı olduğu resmi belgede sahtecilik, dolandırıcılık suçundan mahkumiyet hükmü kurularak sahtecilik suçundan hükmün açıklanmasının ertelenmesine karar verildiği anlaşılmıştır.

Ceza hukukunda hükmün açıklanmasının geri bırakılması, tıpkı seçenek yaptırıma çevirme ve erteleme kurumlarında olduğu gibi hükmün ve cezanın bireyselleştirilmesine ilişkin kurumlardan birisidir. Özellikle ilk defa suç işleyen kimselerin hemen cezalandırılmasını ceza adaleti ile güdülen amaca uygun görmeyen kanun koyucu, verilecek cezanın bireyselleştirilmesinde olduğu gibi, kurulan hükmün açıklanıp açıklanmayacağı konusunda da hâkime takdir yetkisi vermeyi uygun görmüştür.

Böylece hâkimin yetkisi arttırılarak, bir şansa daha ihtiyacı olan sanıkların durumlarının hâkim tarafından bir daha değerlendirilmesi imkânı getirilmiştir. Sanık hakkında kurulan mahkûmiyet hükmünün hukukî bir sonuç doğurmamasını ifade eden hükmün açıklanmasının geri bırakılması kurumu, doğurduğu sonuçlar itibariyle karma bir özelliğe sahiptir.

Nitekim Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 19.02.2008 tarihli ve 2006/6-346 E., 2008/25 K. sayılı kararında da bu husus “Sanık hakkında kurulan mahkûmiyet hükmünün hukukî bir sonuç doğurmamasını ifade eden ve doğurduğu sonuçlar itibariyle karma bir özelliğe sahip bulunan hükmün açıklanmasının geri bırakılması kurumu, denetim süresi içinde kasten yeni bir suçun işlenmemesi ve yükümlülüklere uygun davranılması hâlinde, geri bırakılan hükmün ortadan kaldırılarak kamu davasının 5271 sayılı CMK’nın 223. maddesi uyarınca düşürülmesi sonucu doğurduğundan,

bu niteliğiyle sanık ile devlet arasındaki cezai nitelikteki ilişkiyi sona erdiren düşme nedenlerinden birisini oluşturmaktadır. Müessesenin yargılama kanununda düzenlenmiş bulunması da onun karma niteliğini değiştirmez” şeklinde ifade edilmek suretiyle açıkça vurgulanmıştır.

Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 231 nci maddesinde düzenlenen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı, hukukî niteliği itibariyle durma kararı niteliğinde değildir. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun yukarıda anılan kararında da vurgulandığı üzere bu karar “koşullu bir düşme kararı” niteliğinde olup, anılan maddede yasa yolu da açıkça itiraz olarak düzenlenmiştir.

Koşulların gerçekleşmesi hâlinde CMK’nın 223 üncü maddesinde belirtilen düşme kararı verileceğinden, ancak bu aşamada yani düşme kararı verildiğinde, hükümlere ilişkin yasa yolu olan temyiz yasa yoluna başvurulabileceği kabul edilmiştir. Öte yandan, yargılama sistemimizde temyiz yasa yolu, yalnızca hükümler bakımından kabul edilmiştir.

Hükümler ise CMK’nın 223 üncü maddesinde sınırlı olarak sayılmış olup, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararları bunlar arasında yer almadıklarından hüküm niteliğinde de değildir (Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 03.02.2009 tarihli ve 2009/4-13 E., 2009/12 K. sayılı kararı). Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 223 üncü maddesinde hangi kararların hüküm olduğu açıklanmıştır.

Buna göre; "mahkûmiyet, beraat, ceza verilmesine yer olmadığı, güvenlik tedbirine hükmedilmesi, davanın reddi ve düşme kararları" hükümdür. Yine "adlî yargı dışındaki bir yargı merciine yönelik görevsizlik kararları" da yasa yolu bakımından hüküm sayılır.

Bunlardan mahkûmiyet, beraat, ceza verilmesine yer olmadığı ve güvenlik tedbirlerine hükmedilmesine dair hükümlerin uyuşmazlığı sona erdiren, davanın esasını çözen nitelikteki hükümler oldukları konusunda öğretide genel bir kabul bulunmaktadır.

Kurulan hükmün sanık hakkında hukuksal bir sonuç doğurmamasını ifade eden hükmün açıklanmasının geri bırakılması kurumu, davayı sonuçlandıran ve uyuşmazlığı çözen bir “hüküm” değildir.

Bunun sonucu olarak, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kararlar CMK’nın 223 üncü maddesinde sayılan hükümlerden olmadığından, bu tür kararların yasa yararına bozulması durumunda yargılamanın tekrarlanması yasağına ilişkin kurallar uygulanamayacağı gibi, davanın esasını çözen bir karar bulunmadığı için verilecek hüküm veya kararlarda lehe ve aleyhe sonuçtan da söz edilemeyecektir (Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 03.05.2011 tarihli ve 2011/4-61 E., 2011/79 K..

06.10.2009 tarihli ve 2009/4-169 E., 2009/223 K. sayılı kararları). Kaldı ki, CMK'nın 231 nci maddesinin beşinci fıkrasında, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının sanık hakkında bir hukukî sonuç doğurmayacağı açıkça ifade edilmiştir. Böylece hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı ile kurulan hüküm, belli bir süre sanık hakkında hüküm ifade etmemekte, herhangi bir sonuç doğurmamaktadır.

Sanık aynen yargılanan kimsenin durumunda kalmakta ve yapılan yargılama geçici bir süre askıda kalmaktadır. Askı süresi boyunca, yargılanan kimsenin sanık sıfatı devam eder ise de, hiçbir şekilde bu kimse hükümlü sayılamaz. Bu nedenle hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilen kimse, hiçbir haktan yoksun bırakılamaz ve ayrıca bu karara dayanılarak hiçbir hukukî statüden dışarıya çıkarılamaz.

Olay tarihinde yürürlükte bulunan 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 74 ncü maddesi gereğince hâkim, zarar verenin kusurunun olup olmadığı, ayırt etme gücünün bulunup bulunmadığı hakkında karar verirken, ceza hukukunun sorumlulukla ilgili hükümleriyle bağlı olmadığı gibi, ceza hâkimi tarafından verilen beraat kararıyla da bağlı değildir. Aynı şekilde, ceza hâkiminin kusurun değerlendirilmesine ve zararın belirlenmesine ilişkin kararı da, hukuk hâkimini bağlamaz. Dolayısıyla bir bağlayıcılıktan söz edebilmek için ceza mahkemesi kararının maddi olgu yönüyle kesinleşmiş olması gerekir. Eğer bu yönden kesinleşmiş bir ceza mahkemesi kararı bulunmuyorsa, hukuk hâkimini bağlayacak bir ceza mahkemesi kararından da söz etmek mümkün değildir.

Somut olayda, davalı hakkındaki resmi belgede sahtecilik suçundan mahkûm olduğu ancak CMK’nın 231 nci maddesinin 5 nci fıkrası uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği ve kararın kesinleştiği anlaşılmaktadır.

Yukarıda açıklandığı üzere hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı kesin bir mahkûmiyet kararı değildir. Bu nedenle ortada ceza hukuku anlamında kesinleşmiş bir mahkûmiyet hükmü bulunmadığından bu karar hukuk hâkimini bağlamayacaktır. Aksi düşünüldüğü takdirde beş yıllık deneme süresi içinde bir suç işlendiğinde mahkemece hüküm açıklanacak ve temyiz hakkı doğacak; şayet yapılan temyiz incelemesinde ceza mahkemesi kararı bozulursa hukuk mahkemesinin kararının da dayanağı ortadan kalkacak ve yargılamanın yenilenmesi gündeme gelecektir. Bu durum ise adalete olan güven ve saygıyı zedeleyecektir.

Bu durumda, Hukuk Genel Kurulu'nun 01.02.2012 tarihli ve 2011/19-639 E., 2012/30 K., 31.01.2019 tarihli ve 2017/13-681 E., 2019/46 K. sayılı kararları ve Dairemizin 13.11.2012 tarih 2010/12876 E. 2012/18075 K. sayılı kararında da değinildiği üzere, kesinleşmiş bir ceza hükmü olmaması nedeniyle, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının maddi olgunun belirlenmesi yönünden de hukuk hâkimini bağlamayacağının kabulü gerekir.

Dava, bonodan dolayı borçlu bulunmadığının tespiti istemine ilişkindir. Mahkemece, Ankara 1.Ağır Ceza Mahkemesinin 2022/47 esas sayılı dosyasının kararı esas alınarak hüküm kurulmuştur. Ancak ceza mahkemesinin kararı davalı sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması şeklinde olup, bu karar kesin hüküm teşkil etmeyeceğinden söz konusu ceza mahkemesi kararındaki maddi olguların tespiti hukuk hakimini bağlamaz. Mahkemece davacı tarafın göstereceği tüm deliller toplanıp sonucuna göre bir karar verilmesi gerekir.

Dosyasının kapsamı ile mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri birlikte değerlendirildiğinde; mahkemenin hüküm kurmasını sağlayacak olan tüm esaslı delillerin toplanmamış, mahkemece değerlendirilmemiş olması nedeniyle, davalılardan ... yönünden istinaf başvurusunun açıklanan nedenlerden ötürü kabulüne, kararın 6100 sayılı HMK’nun 353/1-a-6.maddesi uyarınca kaldırılmasına ve dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiştir.

SONUÇ / HÜKÜM

HÜKÜM

Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

1-Davalı ... vekilinin istinaf isteminin reddine yönelik ek kararın istinaf başvurusunun REDDİNE;

2-Davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile;

Ankara 6. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2022/29Esas, 2024/274Karar ve 16/05/2024 tarihli kararının KALDIRILMASINA,

3-HMK.'nin 353/1-a-6.maddesi uyarınca davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye GÖNDERİLMESİNE,

4-İstinaf başvurma harcı dışında alınan istinaf karar ilam harcının istek halinde yatırana İADESİNE,

5-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından istinaf kanun yoluna başvuran lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,

6-Taraflarca yapılan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince verilecek nihai kararda dikkate alınmasına,

7-Kararın tebliğinin ilk derece mahkemesince yapılmasına,

HMK'nin 362/1-g maddesi gereğince kesin olmak üzere dosya üzerinden yapılan inceleme sonucu 04/07/2025 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

Başkan e-imzalıdır Üye e-imzalıdır Üye e-imzalıdır Katip e-imzalıdır

NOT

BU BELGE ELEKTRONİK İMZA İLE İMZALANMIŞ OLUP, AYRICA FİZİKİ OLARAK İMZALANMAYACAKTIR. "5070 sayılı Kanun m. 5 ve 6098 sayılı TBK m. 15. uyarınca elektronik imza ile oluşturulan belgeler elle atılan fiziki imza ile aynı sonucu doğurur."

Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi, E. 2025/656, K. 2025/840, 4 Temmuz 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. Gereği Görüşüldü
  4. İddianın Özeti
  5. Savunmanın Özeti
  6. İlk Derece Mahkeme Karar Özeti
  7. İstinaf Sebepleri
  8. Uyuşmazlık Konusu Olan Hususlar
  9. Delillerin Değerlendirilmesi Ve Gerekçe
  10. Not
  11. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/656
Karar No
2025/840
Tarih
4 Temmuz 2025

İlgili Kararlar

  • İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi E.2025/656 K.2025/976
  • Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2025/658 K.2025/862
  • Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2025/658 K.2025/685
  • İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2025/659 K.2025/703
  • Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 35. Hukuk Dairesi E.2025/659 K.2025/931
  • İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2025/659 K.2025/715

Tüm Arşiv

İstinaf (BAM) KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.