İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /İstinaf (BAM) Kararları
  3. /Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi

ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 22. HUKUK DAİRESİ

TÜRK MİLLETİ ADINAİSTİNAF KARARI

Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi E.2025/798 K.2025/851

Taraflar arasında yukarıda bilgileri belirtilen kararın Dairemizce incelenmesi davalı ... vekili tarafından istenmiş, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352.maddesi uyarınca, yapılan ön inceleme sonucu, istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği…

Esas2025/798Karar2025/851Tarih4 Temmuz 2025Okuma14 dk · 2.821 kelime

KÜNYE

T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi Bam 22. Hukuk Dairesi T.C. Ankara Bölgeadliyemahkemesi 22. Hukukdairesi

Mercii
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/798
Karar No
2025/851
Karar tarihi
4 Temmuz 2025
İncelenen kararın mahkemesi
ANKARA 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Tarihi
12/02/2024
Esas no
...
Davanın konusu
Menfi Tespit
Yazıldığı tarih
07/07/2025
Karar metni, UYAP Emsal Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.821 kelime·14 dk okuma·8 bölüm

Taraflar arasında yukarıda bilgileri belirtilen kararın Dairemizce incelenmesi davalı ... vekili tarafından istenmiş, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352.maddesi uyarınca, yapılan ön inceleme sonucu, istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği ve eksiklik bulunmadığı anlaşıldığından inceleme aşamasına geçilmiştir. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildi.

GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ

İDDİANIN ÖZETİ

Davacı vekili, davalı ... tarafından müvekkili aleyhine Ankara 7. İcra Müdürlüğü'nün 2016/12096 Esas sayılı dosyası ile icra takibinin başlatıldığını, takibe dayanak bonoda isimleri yer alan davalıları tanımadığını, hiçbir ticari ilişkisinin olmadığını, ... .... çalışırken müvekkilinden boş imzalı senet alındığını, daha sonra işçilik alacakları için açtığı dava lehine sonuçlandığında takibe konu senedin sonradan doldurulmak suretiyle icra takibine konu edildiğini belirterek 26/03/2013 vadeli 10.000,00 TL bedelli bono ve ferilerine ilişkin müvekkilinin davalılara borcu olmadığının tespitine ve %20'den az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

SAVUNMANIN ÖZETİ

Davalı ... vekili, müvekkilinin dava ve takip konusu bonoyu ... isimli şahıstan ciro yolu ile aldığını, davacı ile müvekkili arasında herhangi bir hukuki ilişki bulunmadığını, bono metni incelendiğinde davacının iddalarını kanıtlayan herhangi bir kaydın olmadığını, kıymetli evrakın sebepten bağımsız olarak değerlendirildiği için davacının öne sürdüğü iddiaların müvekkili bakımından bağlayıcı olmadığını bildirerek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... usulüne uygun yapılan tebliğe rağmen cevap dilekçesi sunmamıştır.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ

Mahkemece, toplanan delillere ve tüm dosya kapsamına göre, dava konusu senedin lehdarı olarak görülen ... isimli kişinin hayali bir kişi olduğu, senedin ise davacı ... tarafından borçlu olarak imzalandıktan sonra teminat amaçlı diğer kısımları boş olarak sanıklardan ...'a verilen senet olduğu, davacının önceki yıllarda bankadan kredi kullanırken işvereni olarak ...'dan bankanın istediği maaş bordrosunu aldığı sırada buna karşılık teminat amacıyla suça konu bonoyu açığa imzalayarak ...'a verdiği,

senedin verilme sebebi ortadan kalktığı ve katılanın da işten ayrılmasına rağmen ...'ın bonoyu iade etmekten imtina ettiği, sonradan vade tarihi ve bedel kısmı doldurulan bononun katılan ile herhangi bir ticari ilişkisi bulunmayan ve hayali bir kişi olduğu anlaşılan ...'ın lehdar olarak ismi yazılarak ve bu kişi adına ciro edildikten sonra davalı ...'e verildiği ve ... tarafından icra takibine konu edildiği ve davalı ...'in alınan mahkeme kararı gereğince resmi belgede sahtecilik ve nitelikli dolandırıcılık suçlarından mahkum edildiği ve kararının kesinleştiği, ceza mahkemesi kararının kesin delil olduğu,

davacının davaya konu senetten dolayı borcu olmadığının tespitine, senedi sahte olarak düzenlediği anlaşılan ...'den senet miktarının %20 si kadar yasal koşulları oluştuğu belirtilerek davanın kabulüne karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ

İstinaf eden-davalı ... ... vekili tarafından; Davacının aşamalarda çelişkili beyanlarda bulunduğu, keşideci imzasına itirazının bulunmadığı, ceza davasında dinlenen tanık ...’ın senet üzerinde ismi bulunan ... olmadığı, ceza mahkemesi kararının kendi içerisinde çeliştiği, Mahkemece hükme esas alınamayacağı bildirilerek başvurulmuştur.

UYUŞMAZLIK KONUSU OLAN HUSUSLAR

Uyuşmazlık imzası inkar edilmeyen bononun bedelsiz olduğu halde sonradan doldurularak icra takibine konu edildiği iddialarının yerinde olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE

Dava, kambiyo senedinin bedelsiz olduğu halde sonradan doldurulduğu iddiasına dayalı olarak açılan menfi tespit davasıdır. İnceleme, 6100 sayılı HMK’nin 355. maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle sınırlı, ancak kamu düzenine ilişkin nedenler resen göz önünde tutularak yapılmıştır. Ankara 7. İcra Müdürlüğü'nün 2016/12096 Esas sayılı dosyanın örneğinin incelenmesinden 10/02/2014 ödeme günlü 10.000,00 TL bedelli keşidecesi davacı ..., lehtarı davalı ..., ciranta davalı ... olan senede istinaden ... tarafından diğer davalı ve davacı aleyhine icra takibi yapıldığı anlaşılmıştır.

Ankara 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 2018/270 Esas sayılı dosyası ile yapılan yargılamasında iş bu davadaki davalı ...’in sanık olduğu, dava konusu sahtecilik ve dolandırıcılık iddiasına ilişkin olarak, senedin lehtarı olarak gözüken ...'ın söz konusu senetteki imzasının kendisinin elinden çıkmadığı, senedin arka yüzündeki "..." isim yazısının ve altında yer alan imzanın ... elinden çıktığı, davalı ... suça konusu senedi davacı aleyhine icra takibine koyduğu, icra takip dosyasında katılanın maaşı üzerine haciz işlemi yapılarak tahsilat yapıldığı,

iğfal kabiliyetine haiz ve unsurları tamam olan senedin ... tarafından sahte olarak düzenlenerek kullandığı tespit edilerek hakkında resmi evrakta sahtecilik ve nitelikli dolandırıcılık suçlarından hüküm verildiği, diğer sanık ... ... yetkilisi ... hakkında beraat kararı verildiği, kararın istinaf edildiği, Ankara BAM 11. Ceza Dairesi'nin 09/05/2023 tarihli, 2019/2634 Esas, 2023/627 Karar sayılı ilamında ".... suça konu senet lehdarı olarak görülen ... isimli kişinin hayali bir kişi olduğu,

senedin ise katılan tarafından borçlu olarak imzalandıktan sonra teminat amaçlı diğer kısımları boş olarak sanıklardan ...'a verilen senet olduğu katılanın ısrarlı ve tutarlı beyanları, tanık beyanları, icra dosyaları içeriği ve incelenen tüm dosya kapsamında anlaşılmakla.

Katılanın, önceki yıllarda bankadan kredi kullanırken işvereni olan sanık ...'dan bankanın istediği maaş bordrosunu aldığı sırada buna karşılık teminat amacıyla suça konu bonoyu açığa imzalayarak sanık ...'a verdiği, senedin verilme sebebi ortadan kalktığı ve katılanın da işten ayrılmasına rağmen sanık ...'ın bonoyu iade etmekten imtina ettiği,

suç tarihinde vade tarihi ve bedel kısmı doldurulan bononun katılan ile herhangi bir ticari ilişkisi bulunmayan ve hayali bir kişi olduğu anlaşılan ...'ın lehdar olarak ismi yazılarak ve bu kişi adına ciro edildikten sonra sanık ...'e verildiği ve sanık ... tarafından icra takibine konu edildiğinin iddia ve kabul olunması karşısında;

ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 01.05.2001 tarih ve 2001/6-70-2001/77 sayılı ilamında da belirtildiği üzere, imza sahibinin bonoyu tevdi ettiği kişinin belgenin zilyetliğinden vazgeçerek bunu üçüncü bir kişiye vermesi halinde belgenin yeni zilyedi olan sanık ... açısından “esasen kendisine tevdi ve teslim olunmayan kağıdı bertakrip (hukuka aykırı) ele geçirme” keyfiyetinin gerçekleşmiş olacağı, açığa imza atandan aldığı kağıdı faile veren sanık ...'ın eyleminin de “bertakrip ele geçiren failin” fiiline iştirak niteliği kazanacağı cihetle, sanıkların eylemlerinin,

5237 sayılı TCK'nın 209/2. maddesi yollamasıyla aynı Yasanın 204/1 ve 158/1-d. maddelerindeki “resmi belgede sahtecilik ve nitelikli dolandırıcılık” suçlarını oluşturduğunun anlaşılması karşısında, sanık ...'ın üzerine atılı suçlardan beraatine ilişkin ilk derece mahkemesinin bu hükümlerinin kaldırılarak mahkumiyetine dair sanık ...'in ise üzerine atılı resmi belgede sahtecilik ve nitelikli dolandırıcılık suçlarının subut bulduğuna ilişkin ilk derece mahkemesinin kabulü Dairemiz heyeti tarafından da yerinde görülmesine rağmen, nitelikli dolandırıcılık suçu yönünden,

6763 sayılı Kanunun 14. maddesi ile 5237 sayılı Kanun'un birinci fıkrasında yer alan "iki yıldan" ibaresinin "üç yıldan" şeklinde değiştirildiği, incelemeye konu suç tarihinin 10.02.2014 olduğu somut olayda; alt sınırdan ceza takdir edildiği halde hapis cezasının suç tarihinde yürürlükte ve sanık lehine olan iki yıl yerine üç yıl olarak tayin ve takdir edilmesi hukuka aykırı görüldüğünden ve sanıkların Dairemizdeki duruşma sırasında katılanın olay sebebiyle uğradığı zararı tamamıyla tazmin ettikleri ve katılanın yetkili vekili aracılığıyla,

09.05.2023 tarihli oturumda sanıklar hakkındaki şikayetinden vazgeçtiğini beyan ettiğinin anlaşılması cihetiyle, CMK'nın 280/2. maddesi uyarınca Ankara 1. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 24.09.2019 gün ve 2018/270 esas, 2019/392 sayılı kararının her iki sanık yönünden de kaldırılarak, sabit olan eylemleri nedeniyle sanıkların ayrı ayrı cezalandırılmalarına...." karar verildiği anlaşılmıştır.

Mahkeme gerekçesinde ceza yargılamasında verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı gerekçe gösterilerek yazılı şekilde karar verilmiştir. Hükmün açıklanmasının geri bırakılması, aynen seçenek yaptırıma çevirme, erteleme kurumlarında olduğu gibi, hükmün ve cezanın bireyselleştirilmesi kurumlarından birisidir. Özellikle ilk defa suç işleyen kimselerin hemen cezalandırılmasını ceza adaleti ile güdülen amaca uygun görmeyen Kanun koyucu, verilecek cezanın bireyselleştirilmesinde olduğu gibi, kurulan hükmün açıklanıp açıklanmayacağı konusunda da hâkime takdir yetkisi vermeyi uygun görmüştür. Böylece hâkimin yetkisi arttırılarak, bir şansa daha ihtiyacı olan sanıkların hâkim tarafından durumlarının bir daha değerlendirilmesi imkânı getirilmiştir.

Sözü edilen kurum, hukukumuzda ilk kez 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu’nun 23 üncü maddesi ile çocuklar hakkında, 19.12.2006 tarihinde yürürlüğe giren 5560 sayılı Kanunun 23 üncü maddesiyle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu (5271 sayılı Kanun)’un 231 inci maddesine eklenen 5-14 üncü fıkralar ile de büyükler için kabul edilmiş, aynı Kanunun 40 ıncı maddesiyle 5395 sayılı Kanunun 23 üncü maddesi değiştirilmek suretiyle, denetim süresindeki farklılık hariç olmak koşuluyla, çocuk suçlular ile yetişkin suçlular hükmün açıklanmasının geri bırakılması açısından aynı koşullara tabi kılınmıştır.

Yetişkin sanıklar yönünden başlangıçta şikâyete bağlı suçlarla sınırlı olarak, hükmolunan bir yıl veya daha az süreli hapis veya adli para cezası için kabul edilen bu müessese, 08.02.2008 tarihinde yürürlüğe giren 23.01.2008 gün ve 5728 sayılı Kanun'un 562 nci maddesi ile 5271 sayılı Kanun'un 231 inci maddesinin 5 ve 14 üncü fıkralarında yapılan değişiklik ile hükmolunan iki yıl veya daha az süreli hapis veya adli para cezaları için uygulanabilir hale getirilmiş, şikâyete bağlı suçlarla sınırlı olarak uygulanan bu müessese Anayasa'nın 174 üncü maddesinde güvence altına alınan İnkılâp Kanunlarında yer alan suçlar ayrık olmak üzere, tüm suçları kapsayacak şekilde düzenlenmiştir.

Sanık hakkında kurulan mahkûmiyet hükmünün hukuki bir sonuç doğurmamasını ifade eden hükmün açıklanmasının geri bırakılması kurumu, doğurduğu sonuçlar itibariyle karma bir özelliğe sahiptir. Nitekim, Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 19.02.2008 gün ve 346-25 sayılı kararında da bu husus.

“Sanık hakkında kurulan mahkûmiyet hükmünün hukuki bir sonuç doğurmamasını ifade eden ve doğurduğu sonuçlar itibariyle karma bir özelliğe sahip bulunan hükmün açıklanmasının geri bırakılması kurumu, denetim süresi içinde kasten yeni bir suçun işlenmemesi ve yükümlülüklere uygun davranılması halinde, geri bırakılan hükmün ortadan kaldırılarak kamu davasının 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesi uyarınca düşürülmesi sonucu doğurduğundan, bu niteliğiyle sanık ile devlet arasındaki cezai nitelikteki ilişkiyi sona erdiren düşme nedenlerinden birisini oluşturmaktadır.

Müessesenin yargılama kanununda düzenlenmiş bulunması da onun karma niteliğini değiştirmez” şeklinde ifade edilmek suretiyle de açıkça vurgulanmıştır.

5271 sayılı Kanun'un 231 inci maddesinde düzenlenen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı, hukuki nitelikçe durma kararı niteliğinde değildir. Ceza Genel Kurulu’nun yukarıda anılan kararında da vurgulandığı üzere bu karar “koşullu bir düşme kararı” niteliğinde olup, anılan maddede yasa yolu da açıkça itiraz olarak öngörülmüştür. Koşulların gerçekleşmesi halinde 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinde belirtilen düşme kararı verileceğinden, ancak bu aşamada yani düşme kararı verildiğinde, hükümlere ilişkin yasa yolu olan, temyiz yasa yoluna başvurulabileceği kabul edilmiştir.

Öte yandan, yargılama sistemimizde temyiz yasa yolu, yalnızca hükümler bakımından kabul edilmiştir. Hükümler ise 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinde sınırlı olarak sayılmış olup, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararları bunlar arasında yer almadıklarından hüküm niteliğinde de değildir (Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 03.02.2009 gün ve 2009/4-13 E., 2009/12 K. sayılı ilamı).

5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinde bu kararlardan hangilerinin hüküm olduğu açıklanmıştır. Buna göre; "mahkûmiyet, beraat, ceza verilmesine yer olmadığı, güvenlik tedbirine hükmedilmesi, davanın reddi ve düşme kararları” birer hükümdür. Yine “adlî yargı dışındaki bir yargı merciine yönelik görevsizlik kararları” da yasa yolu bakımından hüküm sayılır.

Bunlardan mahkûmiyet, beraat, ceza verilmesine yer olmadığı ve güvenlik tedbirlerine hükmedilmesine dair hükümlerin uyuşmazlığı sona erdiren, davanın esasını çözen nitelikteki hükümler oldukları konusunda öğretide genel bir kabul bulunmaktadır. Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı ise 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinde belirtilen hükümlerden değildir.

“Kurulan hükmün sanık hakkında hukuksal bir sonuç doğurmamasını” ifade eden hükmün açıklanmasının geri bırakılması kurumu, davayı sonuçlandıran ve uyuşmazlığı çözen bir “hüküm” değildir.

Bunun sonucu olarak, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kararlar, 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinde sayılan hükümlerden olmadığından, bu tür kararların yasa yararına bozulması durumunda yargılamanın tekrarlanması yasağına ilişkin kurallar uygulanamayacağı gibi, davanın esasını çözen bir karar bulunmadığı için verilecek hüküm veya kararlarda lehe ve aleyhe sonuçtan da söz edilemeyecektir (Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 03.05.2011 gün ve 2011/4-61 E., 2011/79 K..

06.10.2009 gün ve 2009/4-169 E., 2009/223 K. sayılı ilamları). Kaldı ki, 5271 sayılı Kanun'un 231 nci maddesinin beşinci fıkrasında, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının sanık hakkında bir hukukî sonuç doğurmayacağı açıkça ifade edilmiştir.

Böylece hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı ile kurulan hüküm, belli bir süre sanık hakkında hüküm ifade etmemekte, herhangi bir sonuç doğurmamaktadır. Sanık bulunduğu hal üzere bırakılmakta, aynen yargılanan kimsenin durumunda kalmakta ve yapılan yargılama geçici bir süre askıda kalmaktadır. Askı süresi boyunca, yargılanan kimsenin sanık sıfatı devam eder ise de, hiçbir şekilde bu kimse hükümlü sayılamaz. Bu nedenle hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilen kimse, hiçbir haktan yoksun bırakılamaz ve ayrıca bu karara dayanarak hiçbir hukuki statüden dışarıya çıkarılamaz.

Bu açıklamalar ışığında ceza mahkemesi kararlarının hukuk mahkemesine (davasına) etkisi, hukukumuzda 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 74. maddesinde düzenlenmiş olup hukuk hakimi, ceza mahkemesinin kesinleşmiş kararları karşısında ilke olarak bağımsız kılınmıştır.

Bu ilke ceza kurallarının kamu yararı yönünden bir yasağın yaptırımını, aynı uyuşmazlığı kapsamına alan hukuk kurallarının ise kişi ilişkilerinin medeni hukuk alanında düzenlenmesi ve özellikle tazmin koşullarını öngörmesi esasına dayanmaktadır. Ancak Yargıtay’ın yerleşik uygulamasına ve öğretideki genel kabule göre maddi olgunun tespitine ilişkin ceza mahkemesi kararı hukuk hakimini bağlayacaktır.

Dolayısıyla ceza mahkemesinde bir maddi olayın varlığı ya da yokluğu konusundaki kesinleşmiş kabule rağmen, aynı konunun hukuk mahkemesinde yeniden tartışılması olanaklı değildir.

Somut olay açıklanan ilkeler çerçevesinde değerlendirildiğinde, davalılardan ... hakkında resmi belgede sahtecilik ve nitelikli dolandırıcılık suçundan yapılan yargılamada sanığın üzerine atılı suçu sabit görülerek cezalandırılmasına ve 5271 sayılı Kanun'un 231 inci maddesinin beşinci fıkrası uyarınca da “hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına” karar verildiği anlaşılmaktadır. Az yukarıda da açıklandığı üzere hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı kesin bir mahkumiyet anlamında değildir. Bu nedenle ortada ceza hukuku anlamında kesinleşmiş bir mahkumiyet hükmü bulunmadığından hukuk hâkimini bağlamayacaktır.

Aksi düşünüldüğü takdirde beş yıllık deneme süresi içinde bir suç işlendiğinde mahkemece hüküm açıklanacak ve temyiz hakkı doğacak, şayet yapılan temyiz incelemesinde ceza mahkemesi kararı bozulursa hukuk mahkemesinin kararının da dayanağı ortadan kalkacak ve yargılamanın yenilenmesi gündeme gelecektir. Bu durum ise adalete olan güven ve saygıyı zedeleyecektir.

Diğer taraftan, beş yıllık denetim süresi bittikten sonra menfi tespit davası açıldığında ortada ceza mahkemesi kararı bulunmadığından TBK'nın 74 üncü maddesi uyarınca hukuk hakimini bağlayıcı bir karardan da söz edilemeyecektir.

Aksine, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının hukuk hakimini bağlayacağı kabul edildiğinde hukuk hakimince verilecek karar davanın beş yıllık deneme süresi içinde ve sözü edilen süre bittikten sonra açılması veya kararın sözü edilen süre bittikten sonra verilmesi hallerinde farklı farklı hukuki sonuçlara ulaşılacaktır.

Daha da ötesi, bir olayda birden fazla sorumlu olup da, bunlardan biri hakkında beş yıllık süre içinde, diğeri hakkında beş yıllık süre geçtikten sonra hukuk mahkemesinde dava açılması halinde her iki davalı hakkında da aynı olay nedeniyle farklı kararlar verilebilecektir ki, bu durum adalete olan güveni sarsacaktır.

Sonuç olarak maddi olgunun belirlenmesi yönünden hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının, kesinleşmiş bir ceza hükmü olmadığından, hukuk hakimini bağlamayacağının kabulü gerekmekte olup Mahkemece aksi düşünce ile ceza mahkemesi kararının bağlayıcı olduğu şeklindeki değerlendirme ile karar verilmesi yerinde olmamıştır.

6102 sayılı Kanun'un 778 inci maddesi yollamasıyla 680 inci maddesinde, "Tedavüle çıkarılırken tamamen doldurulmamış bulunan bir poliçe, aradaki anlaşmalara aykırı bir şekilde doldurulursa, bu anlaşmalara uyulmadığı iddiası, hamile karşı ileri sürülemez; meğer ki, hamil poliçeyi kötüniyetle iktisap etmiş veya iktisap sırasında kendisine ağır bir kusur isnadı mümkün bulunmuş olsun." hükmü bulunduğu, Yargıtay içtihatlarında da belirtildiği üzere, bu hüküm uyarınca açığa senet düzenlenmesinin mümkün olduğu, senedin boş olan kısımlarının sonradan anlaşmaya aykırı olarak doldurulduğu iddiasının usulüne uygun delillerle kanıtlanması gerekmektedir.

Bu durumda, somut uyuşmazlıkta ispat yükü davacı tarafa düşmektedir.

Ne var ki, dava konusu senedin lehdarı olarak görülen ... isimli kişinin hayali bir kişi olduğu, senedin ise davacı ... tarafından borçlu olarak imzalandıktan sonra teminat amaçlı diğer kısımları boş olarak sanıklardan ...'a verilen senet olduğu, davacının önceki yıllarda bankadan kredi kullanırken işvereni olarak ...'dan bankanın istediği maaş bordrosunu aldığı sırada buna karşılık teminat amacıyla suça konu bonoyu açığa imzalayarak ...'a verdiği,

senedin verilme sebebi ortadan kalktığı ve katılanın da işten ayrılmasına rağmen ...'ın bonoyu iade etmekten imtina ettiği, sonradan vade tarihi ve bedel kısmı doldurulan bononun katılan ile herhangi bir ticari ilişkisi bulunmayan ve hayali bir kişi olduğu anlaşılan ...'ın lehdar olarak ismi yazılarak ve bu kişi adına ciro edildikten sonra davalı ...'e verildiği ve ... tarafından icra takibine konu edildiği bu şekli ile belgenin sonradan üretildiği ve gerçek bir borç ikrarı niteliği taşımadığı anlaşılmıştır.

Bu anlatımlar ışığında davacı yanca takip nedeniyle borçlu olunmadığının tespiti talep edilmiş olup, mahkemece bono nedeniyle menfi tespit hükmü kurulduğu ve kararın yalnızca davalı ... tarafından istinaf edildiği gözetildiğinde, davacının talebini daralttığı kabul edilmiştir. Açıklanan bu nedenlerle, davalı ... vekilinin istinaf isteminin kısmen kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının HMK'nin 353/1.b.2.maddesi uyarınca düzeltilerek yeniden esas hakkında karar vermek gerekmiştir.

SONUÇ / HÜKÜM

HÜKÜM

Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

1-Davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun KISMEN KABULÜ ile;

2-Ankara 1.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2023/335 Esas 2024/66 Karar sayılı 12/02/2024 tarihli kararının HMK 353/1-b-2.maddesi gereğince DÜZELTİLEREK YENİDEN ESAS HAKKINDA KARAR VERİLMESİNE,

3-a-Davanın KABULÜ İLE,

Davacı ...'ın 26/03/2013 keşide tarihli, 10/02/2014 vade tarihli, 10.000-TL bedelli, keşidecisi davacı, lehtarı davalı ..., ciranta davalı ... olarak gözüken bonodan borçlu olmadığının tespitine,

b-Kötü niyet tazminatı 2.000,00 TL davalı ...'dan alınarak davacıya verilmesine,

c-Hüküm altına alınan miktar üzerinden hesaplanan 683,10 TL harçtan, peşin alınan 223,18 TL harcın mahsubu ile bakiye 459,92 TL karar harcının davalılardan tahsili ile Hazineye irat kaydına,

ç-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesaplanan 10.000,00 TL vekalet ücretinin davalılardan tahsili ile davacıya verilmesine,

d-Davacı tarafından yapılan 256,68TL harç toplamı ve 1.182,77 TL posta ve tebligat, ücreti olmak üzere toplam 1.439,45TL yargılama giderinin davalılardan tahsili ile davacıya verilmesine,

e-Davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,

f-Taraflarca yatırılan gider avansından artan kısmın HMK'nun 333.maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde yatırana iadesine,

İstinaf aşamasında yapılan harç ve masraflar yönünden ;

4-İstinaf kanun yoluna başvuran davalı ... tarafından yatırılan istinaf karar ve ilam harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatırana iadesine,

5-Davalı ... tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,

6-HMK'nun 333. maddesi gereğince gider avansından kalanının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine,

7-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından karşı taraf lehine vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,

8-Kararın tebliğinin İlk Derece Mahkemesince yapılmasına,

Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK'nin 362/1.a.maddesi gereğince kesin olmak üzere 04/07/2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

Başkan... e-imzalıdır

Üye... e-imzalıdır

Üye... e-imzalıdır

Katip... e-imzalıdır

NOT

BU BELGE ELEKTRONİK İMZA İLE İMZALANMIŞ OLUP, AYRICA FİZİKİ OLARAK İMZALANMAYACAKTIR. "5070 sayılı Kanun m. 5 ve 6098 sayılı TBK m. 15. uyarınca elektronik imza ile oluşturulan belgeler elle atılan fiziki imza ile aynı sonucu doğurur."

Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi, E. 2025/798, K. 2025/851, 4 Temmuz 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. Gereği Görüşüldü
  4. İddianın Özeti
  5. Savunmanın Özeti
  6. İlk Derece Mahkemesi Kararının Özeti
  7. İstinaf Sebepleri
  8. Uyuşmazlık Konusu Olan Hususlar
  9. Delillerin Değerlendirilmesi Ve Gerekçe
  10. Not
  11. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/798
Karar No
2025/851
Tarih
4 Temmuz 2025

İlgili Kararlar

  • Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi E.2025/798 K.2025/814
  • Konya Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi E.2025/799 K.2025/1117
  • Bursa 2. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2025/800 K.2025/761
  • İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi E.2025/800 K.2025/1006
  • Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi E.2025/800 K.2025/1296
  • Bursa 2. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2025/801 K.2025/800

Tüm Arşiv

İstinaf (BAM) KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.