KÜNYE
T.C. Ankara Bölgeadliyemahkemesi 22. Hukukdairesi
- Mercii
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 24 Şubat 2025
- T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 22. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No
- 2025/93 - 2025/166
- Esas no
- 2025/93 ( KABUL KALDIRMA
- Karar no
- 2025/166
- İncelenen kararın mahkemesi
- ANKARA BATI ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 28/04/2022
- Esas-karar no
- 2021/531 E 2022/402 K
- Davacı
- —
- Vekili
- —
- Davalı
- —
- Davanın konusu
- Menfi Tespit
- Yazıldığı tarih
- 05/03/2025
Karar Metni
994 kelime·5 dk okuma·8 bölüm
Taraflar arasında yukarıda bilgileri belirtilen kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca, yapılan ön inceleme sonucu, istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği ve eksiklik bulunmadığı anlaşıldığından inceleme aşamasına geçilmiştir. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildi.
GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ
İDDİANIN ÖZETİ
Davacı vekili; müvekkilinin davalı şirkete araç alım satımı nedeniyle ciro ederek teslim ettiği muhtelif tarih ve bedelli çeklerin ciro yoluyla teslim edildiğini araçlar teslim edilmediği gibi diğer davalı ...'ya ciro edildiğini, müvekkilinin araçları ve çekleri alamamasına rağmen ticari itibarını kaybetmemek ve çeklerin yazılmasını engellemek adına çeklerin son hamiline ödeme yapıldığı ve taşınmazın devredildiğini, belirterek, icra takibine konu edilen bedelsiz olan çekler nedeniyle borçlu olmadığının tespitine ve kötüniyet tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
SAVUNMANIN ÖZETİ
Davalı ... vekili; müvekkilinin iyiniyetli ciro yoluyla amil olduğunu, davacı ile davalı diğer şirket arasındaki ticari ilişkiden kaynaklanan bedelsizlik iddiasının müvekkiline karşı ileri sürülemeyeceğini bildirerek davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Diğer davalılar yargılamaya katılmadıkları gibi cevap da vermemişlerdir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
Mahkemece; davacı tarafından davalılar ... Gayrimenkul ve ... araç alım satımına ilişkin dava konusu çeklerin verildiği, yine çeklerin ciro edildiği davalı ...'ya da dava konusu çeklere karşılık taşınmazın devredildiğini ileri sürmüşse de bu iddianın kesin ve senetle aynı değerdeki delillerle ispatlanamadığı, araç alım satım sözleşmesi sunulmadığı, devredilen taşınmazın tapuda 600.000 TL bedelle satış olarak gösterildiği,
bu haliyle kambiyo senedinin soyutluğu ilkesi de gözetilerek davalı ...'nın iyiniyetli hamil olduğu ve senedin soyut borç ikrarını içeren özelliğinin aksi ispat edilemediği davacı taraf her ne kadar yemin deliline dayanmışsa da davalı şirkete TK 35. Maddesine göre tebligat yapılması, davalı şirket yetkilisi ...'a yargılamanın her aşamasında ilanen tebligat yapılması nedeniyle usul ekonomisi gereği anılan davalılar yönünden davacıya yemin teklif etme hakkının hatırlatılmadığı,
davalı ...'nın iyiniyetli hamil olduğunun kabul edilmesi nedeniyle yemin ettirilecek bir husus bulunmadığı anılan davalı yönünden de davacıya yemin delili hatırlatılmadığı gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiş, hükme karşı davacı vekilince istinaf yasa yoluna başvurulmuştur.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili; davalılardan ... yönünden davadan ve istinaf isteminden feragatla; diğer davalılar yönünden mahkemenin eksik inceleme ile hatalı karar verdiğini, çeklerin bedelsizliği konusunda delillerinin toplanmadığını, tanıklarının dinlenmediğini belirterek ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
UYUŞMAZLIK KONUSU OLAN HUSUSLAR
Uyuşmazlık; araç alım satımı kapsamında teslime dilen çeklerin bedelsizliği iddiasının usulüne uygun delillerle kanıtlanıp kanıtlanamadığı hususuna ilişkindir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava ; bedelsizlik iddiasına dayalı menfi tespit istemine ilişkindir.
İnceleme, 6100 sayılı HMK’nin 355. maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle sınırlı, ancak kamu düzenine ilişkin nedenler resen göz önünde tutularak yapılmıştır.
Davalı ... İnşaat Taahhüt Isı Sistemleri Ticaret A.ş.‘ye dava dilekçesinin tebliğinin mevzuat gereği uygulanması gereken tebligat silsilesi uygulanmaksızın, doğrudan Tebligat Kanunu’nun 35. maddesine göre tebliğ edildiği görülmüştür. Dolayısıyla, anılan şirkete yapılan tebligat mevcut uygulama şekli itibariyle usulsüzdür.
T.C. Anayasasının "Hak Arama Hürriyeti" başlıklı 36. maddesi "Herkes meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir" hükmünü içermektedir.
Hükmi şahıslara ne şekilde tebligat yapılacağı, 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 12 ve 13. maddelerinde belirlenmiştir. Tebligat adresinin, borçlu şirketin ticaret sicilinde kayıtlı adresi olması ve tevziat saatlerinde kapalı olması veya tebligatın alınmasından imtina edilmesi halinde, bu adrese TK'nun 21/1. maddesine ya da koşullarının yerine getirilmesi halinde aynı Kanunun 35/4. maddesine göre tebligatın yapılması gerekir.
TK'nun 35. maddesine göre davalı şirketin ticaret sicil adresine tebligat yapılabilmesi için, bu adrese daha önce bir tebligatın çıkarılması, borçlu şirketin adresten taşınması veya adresin kapalı olması nedeni ile tebligatın yapılamamış olması gerekir.
7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 35/4. maddesi uyarınca; daha önce tebligat yapılmamış olsa bile, tüzel kişiler bakımından resmî kayıtlardaki adresleri esas alınır ve bu madde hükümleri uygulanır. Bu durumda, anılan maddeye göre tebligat yapılabilmesi için, tebligat yapılan adresin, tebliğ tarihi itibariyle muhatabın ticaret sicilinde kayıtlı adresi olması zorunludur.
Öte yandan Tebligat Kanunu'nun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 57. maddesinin ikinci fıkrasında; “Adresini değiştiren kişi yenisini bildirmediği ve adres kayıt sisteminde yerleşim yeri adresi de tespit edilemediği takdirde, adres araştırması yapılmasına gerek kalmaksızın ek-1’de yer alan (6) numaralı örneğe göre düzenlenecek tebliğ evrakının bir nüshası eski adresin kapısına asılır ve asılma tarihi tebliğ tarihi sayılır.” düzenlemesi yer almaktadır.
Ayrıca dosya üzerinde yapılan incelemede davalı şirkete ödeme emrinin tebliğ edildiği adres ile arabuluculuk görüşmelerinde gösterilen adresin dava dilekçesinde gösterilen adresten farklı olduğu gözetilmeden TTK ‘nun 35. maddesine göre tebligat çıkarılması doğru olmamıştır.
Bu durumda, ilk derece mahkemesince yukarıda belirtilen kanuni düzenlemedeki sıralama yapılmadan doğrudan TK’nun 35. maddesine göre tebligat yapmış olması nedeniyle yargılama, davalı şirketin yokluğunda sonuçlandırılmış olup, davalının Anayasa ile güvence altına alınmış olan savunma hakkı (AY.md. 36) kısıtlanmış olduğundan kararın anılan nedenlerle re’sen kaldırılmasına karar vermek gerekmiştir.
Hal böyle olunca, davalının yeniden adres araştırmasının yapılarak usulüne uygun tebligat işleminin yapılarak taraf teşkili sağlandıktan sonra davanın görülmesi için ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiştir.
Kaldırma sebep ve şekline göre, davacı vekilinin istinaf sebeplerinin şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
NOT
BU BELGE ELEKTRONİK İMZA İLE İMZALANMIŞ OLUP, AYRICA FİZİKİ OLARAK İMZALANMAYACAKTIR. "5070 sayılı Kanun m. 5 ve 6098 sayılı TBK m. 15. uyarınca elektronik imza ile oluşturulan belgeler elle atılan fiziki imza ile aynı sonucu doğurur."
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi, E. 2025/93, K. 2025/166, 24 Şubat 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama