KÜNYE
T.C. Ankara Bölgeadliyemahkemesi 22. Hukukdairesi
- Mercii
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 10 Ekim 2025
- T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 22. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No
- 2025/945 - 2025/1133
- Esas no
- 2025/945 (ESASTAN RET
- Karar no
- 2025/1133
- İncelenen kararın mahkemesi
- ANKARA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 04/06/2025 tarihli Ara Karar
- Esas-karar no
- 2025/414 E
- Talep konusu
- İhtiyati haciz/ihtiyati tedbir
- Yazıldığı tarih
- 31/10/2025
Karar Metni
1.127 kelime·6 dk okuma·7 bölüm
Taraflar arasında yukarıda bilgileri belirtilen kararın Dairemizce incelenmesi ihtiyati haciz/ihtiyati tedbir talep eden vekili tarafından istenmiş, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca, yapılan ön inceleme sonucu, istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği ve eksiklik bulunmadığı anlaşıldığından inceleme aşamasına geçilmiştir. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildi.
GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ
İDDİANIN ÖZETİ
İhtiyati haciz-ihtiyati tedbir talep eden vekili; müvekkilinin inşaat malzemeleri sattığını, davalı ile aralarında ticari alım satım ilişkisi olduğunu, ancak davalının teslim edilen mallara ilişkin herhangi bir ödeme yapmadığını, alacakların tahsili için Ankara 5.Genel icra dairesinin 2024/24156 sayılı dosyası ile icra takibi yapıldığı, takibin dayanağının ödenmeyen fatura alacakları olduğunu, davalı şirketin adres değişiklikleri yaptığını bu durumun kötüniyetli olduğunu, muaccel olan borcu ötelemek veya ödememek için girişimlerde bulunduğunu, bu nedenlerle de davalının TOKİ nezdinde ki doğmuş ve doğacak hekedişleri ve istihkakları üzerine müvekkilin mağduriyetinin önlenmesi bakımından ihtiyati haciz ve ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
Mahkemece; ihtiyati tedbir talebi yönünden; yapılan incelemede, dava dilekçesinde eklenen kayıtların davanın esası yönünden davacının haklılığını yaklaşık olarak ispat edecek düzeyde olmadığını, üzerine tedbir konulması istenen menkul ve gayrimenkullerin de bu davada uyuşmazlık konusu olmadığını belirterek ihtiyati tedbir yönünde talebin reddine karar vermiştir.
İhtiyati haciz talebi yönünden; ihtiyati haciz talep eden tarafından bir takım belgeler sunularak ihtiyati haciz talep edilmiş ise de, davacı tarafça sunulan söz konusu belgelerin alacağın varlığı açısından yaklaşık ispata yeter belge mahiyetinde olmadığı, davacının davalıdan yapmış olduğu ödemeleri talep edip edemeyeceğinin diğer bir deyişle davacının alacağının bulunup bulunmadığının yargılamayı gerektirdiği, sonuç itibari ile İİK'nın 257. Ve 258. Maddelerinde belirtilen yasal şartların oluşmadığı, mevcut dosya kapsamı ve delil durumu dikkate alındığında, davacı tarafın alacağının varlığının yaklaşık ispat kuralına uygun şekilde bu aşamada ispatlayamadığı görüldüğü belirtilerek ihtiyati haciz talebinin de reddine karar verilmiştir
İSTİNAF SEBEPLERİ
İstinaf eden ihtiyati haciz-ihtiyati tedbir talep eden alacaklı vekili, dosyaya sundukları faturaların yaklaşık ispat için yeterli olduğunu ve İİK madde 257. Koşullarının sağlandığını, davalının bu kurumlar haricinde hiçbir şekilde borcu ödeyecek malı ve emtiasının bulunmadığını, davalının her an istihkaklarını tahsil edip, alacaklılara zarar vermek amacında olduğu ortada olduğundan, dava değeri kadar istihkak üzerine ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz konulmasını ve talebin kabul edilmesi gerektiğini belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak talepleri gibi ihtiyati haciz ve ihtiyati tedbir kararı verilmesini istemiştir.
UYUŞMAZLIK KONUSU OLAN HUSUSLAR
Uyuşmazlık, ihtiyati haciz ve ihtiyati tedbir şartlarının bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Talep, hukuki niteliği itibari ile ihtiyati haciz ve ihtiyati tedbir talebine ilişkindir.
Uyuşmazlıkta hem ihtiyati tedbir hemde ihtiyati haciz talep edilmiş olup, her iki talep yönünden de ayrı ayrı değerlendirme yapılması gerekmektedir.
İhtiyati tedbir, 6100 sayılı HMK'da 389 vd. maddelerinde düzenlenmiştir.
HMK'nın 389. maddesinde; ''Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir.
Birinci fıkra hükmü niteliğine uygun düştüğü ölçüde çekişmesiz yargı işlerinde de uygulanır” hükmü düzenlenmekle ihtiyati tedbir açıklanmıştır.
Bir başka geçici hukuki koruma kurumu olan ihtiyati haciz ise İİK'nun 257 vd. maddelerinde düzenlenmiştir.
İİK'nun 257.maddesinde; “Rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacaklarıyla diğer haklarını ihtiyaten haczettirebilir.
Vadesi gelmemiş borçtan dolayı yalnız aşağıdaki hallerde ihtiyati haciz istenebilir.
1-Borçlunun muayyen yerleşim yeri yoksa;
2-Borçlu taahhütlerinden kurtulmak maksadıyla mallarını gizlemeye, kaçırmaya veya kendisi kaçmaya hazırlanır yahut kaçar ya da bu maksatla alacaklının haklarını ihlal eden hileli işlemlerde bulunursa;
Bu suretle ihtiyati haciz konulursa borç yalnız borçlu hakkında maucceliyet kesbeder.
İİK'nun 258.maddesinde ise, ihtiyati hacizde yetki ve kanun yolu düzenlemiştir. Anılan maddeye göre, “ihtiyati hacze 50.maddeye göre yetkili mahkeme tarafından karar verilir. Alacaklı alacağı ve icabında haciz sebepleri hakkında mahkemeye kanaat getirecek deliller göstermeye mecburdur.
Mahkeme iki tarafı dinleyip dinlememekte serbesttir.
Gerek ihtiyati tedbirde gerekse ihtiyati hacizde karar verilebilmesi için kesin ispat koşulu aranmamış, yaklaşık ispat yeterli görülmüştür.
Nitekim 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 390/3 maddesinde ''Tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır.'' düzenlemesine yer vermiştir.
İhtiyati hacizle ilgili düzenlemelerde de ''Yaklaşık İspat'' kavramı kullanılmış değildir. Bununla birlikte 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 258/1 ikinci cümlesinde ''...Alacaklı alacağı ve icabında haciz sebepleri hakkında mahkemeye kanaat getirecek deliller göstermeye mecburdur.'' ifadesi ile yaklaşık ispat kavramının bir başka ifade şekline yer verilmiştir.
Talepçi alacaklının belirttiği alacağa hak kazanıp kazanmadığı, yapılan teslimatın bedelsiz kaldığı açılacak dava sonucu yargılama sırasında alacağın miktarı tespit edilecek ve muaccel olup olmadığı değerlendirilecektir.
Bu aşamada İİK'nun 258.maddesinde öngörüldüğü üzere yaklaşık ispat koşulunu sağlayan delil ve belgelere dayalı olarak, ihtiyati haciz istemine dayanak alacağın varlığı muaccel olması ve miktarı ispat edilemediğinden ihtiyati haciz isteminin reddine ilişkin ilk derece mahkemesi kararında usul ve yasaya aykırı bir yön görülmemiştir.
İhtiyati tedbir yönünden yapılan değerlendirmede ise, dava konusunun itirazın iptali istemi olduğu, ihtiyati tedbir yoluyla alacaklının karşı tarafın TOKİ'den alacaklı olduğu istihkaklar ile doğmuş ve doğacak tüm alacaklar üzerinde ihtiyati tedbir konulması yönünde talepte bulunduğu, HMK'nun 389.maddesi gereğince ancak uyuşmazlık konusu hakkında karar verileceği, davanın konusu içerisinde istihkaklar ve alacaklar yönünden herhangi bir uyuşmazlık bulunmadığı, bu nedenle uyuşmazlık konusu olmayan bir husus hakkında ihtiyati tedbir kararı verilemeyeceği gözetilerek, ihtiyati tedbir isteminin reddine karar verilmesinde de usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir yön bulunmamaktadır.
Mahkemece, yargılamanın HMK’da düzenlenen usul kurallarına uygun olarak yapılmış olmasına, kamu düzenine aykırılık hallerinin bulunmamasına, dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, ilk derece mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön olmamasına ve özellikle her iki talep yönünden ihtiyati haciz ve ihtiyati tedbir talep eden vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmediğinden istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.
NOT
BU BELGE ELEKTRONİK İMZA İLE İMZALANMIŞ OLUP, AYRICA FİZİKİ OLARAK İMZALANMAYACAKTIR. "5070 sayılı Kanun m. 5 ve 6098 sayılı TBK m. 15. uyarınca elektronik imza ile oluşturulan belgeler elle atılan fiziki imza ile aynı sonucu doğurur."
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi, E. 2025/945, K. 2025/1133, 10 Ekim 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama