KÜNYE
T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 23. Hukuk Dairesi T.C. Ankara Bölgeadliyemahkemesi 23. Hukukdairesi (İ Stinafbaşvurusunun Esastanredd İ)
- Karar tarihi
- 17 Ocak 2024
- Esas no
- 2020/156
- Karar no
- 2024/62
- Başkan
- ... ...
- Üye
- ... ...
- Üye
- ... ...
- Katip
- ... ...
- İncelenen kararın
- —
- Mahkemesi
- Ankara 5. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Tarihi
- 17.09.2019
- Esas-karar numarası
- 2018/85 E., 2019/793 K.
- Davacılar
- —
- Vekili
- —
- Davalı
- —
Karar Metni
899 kelime·4 dk okuma·2 bölüm
Davacılar vekili tarafından, yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK m.) 352. maddesi uyarınca, yapılan ön inceleme sonucu, eksiklik bulunmadığı anlaşıldığından inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra, dosya incelendi.
GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ
Davacılar vekili, müvekkili ...'ın(küçük), diğer davacıların müşterek çocuğu olduğunu, davacı anne ...'ın gebelik takibinin dava dışı Dr. ... tarafından gerçekleştirildiğini, davalı ... şirketinin ise dava dışı doktorun sigorta şirketi olduğunu, gebelik takibi konusunda müvekkillerinin doktor tarafından bilgilendirilmediğini, aydınlatılmış onamlarının alınmadığını, bu suretle down sendromlu bir çocuğun doğumuna neden olunduğunu,
gerçekleşen maddi ve manevi zarar nedeni ile tıbbi kötü uygulamaya ilişkin mali sorumluluk sigorta poliçesini tanzim eden davalı ... şirketinin sorumlu olduğunu beyan ederek fazlaya ilişkin hakları saklı kalarak müvekkili küçük ... için 15.000,00-TL iş göremezlik, 20.000,00-TL manevi tazminat, anne ... için 10.000,00-TL, baba ... için 10.000,00-TL manevi tazminat olmak üzere toplam 55.000,00-TL tazminatın dava tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, davanın görev, zamanaşımı nedeni ile reddi gerektiğini, sigortalı hekimin ve dolayısıyla müvekkili sigorta şirketinin sorumluluğu için hukuki şartların oluşmadığını, gebelik sürecinin sadece sigortalı Dr. ... tarafından takip edilip edilmediği hususunun tespiti gerektiğini, talep edilen tazminatın haksız ve fahiş olduğunu, Adli Tıp Kurumu 7. İhtisas Kurulundan rapor alınması gerektiğini, anne karnında down sendromunun tespit edilmesi halinde fetüse müdahale imkanı bulunmadığını, günümüz koşullarında down sendromunun anne karnındayken tarama testleri ile kesin olarak tespitinin mümkün olmadığını beyan ederek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İlk derece mahkemesince "...Mahkememizce dosya kapsamına uygun olmakla benimsenen ve konusunda uzman bilirkişi heyeti tarafından tanzim edilen rapor içeriğinde ifade edildiği üzere; davacı ...'ın gebelik süresince takiplerinin düzenli olarak dava dışı ... tarafından gerçekleştirildiği, uygun dönemde Kombine test yapıldığı, sonucun düşük risk olarak raporlandığı, test sonucunun ise tarama testlerinin doğasında olan talihsizlik neticesinde test sonucunun düşük risk olarak çıktığı, belge içeriklerine göre davacıya üçlü tarama testinin önerildiği ancak hasta tarafından kabul edilmemiş olduğu,
hastaya uygun gebelik haftasında Ultrasonografik inceleme yapıldığı sıra dışı bulgu tespit edilemediği, buna göre dava dışı Dr. ... tarafından gerçekleştirilen hekimlik uygulamasının tıbbi normlara uygun olduğu, ihmal, kötüniyet ve kötü tıbbi uygulamanın bulunmadığı anlaşılmakla davanın reddine..." karar verilmiştir.
İstinaf yasa yoluna başvuran davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle:
Yargıtay'ın gebelikte saptanamayan özürlere ilişkin davaların nasıl çözümlenmesi gerektiğini hükme bağladığını, öncelikle gebelikteki özrün tespitinin mümkün olup olmadığının cevaplanmasını istediğini, bilirkişi heyetinin ek raporunda çok net olarak "down sendromunun gebelikte tespiti mümkündür" açıklamasıyla ilk şartın yerine geldiğinin anlaşıldığını;
Adli Tıp Uzmanı Doç. Dr. ... tarafından tanzim edilen uzman görüşünün sonuç bölümünde, tanı testlerinin kesin olarak %99,5 oranında down sendromunu teşhis ettiği belirtilmiş olup bu hususun artık ihtilaf konusu olmadığını;
Yargıtay'ın aradığı son kriter olan tespitin, özrün gebeliğin sonlanmasına imkan veren bir özür olup olmadığı olduğunu, ek raporda gebeliğin sonlandırılmasının mümkün olduğu tarih konusunda açıkça görüş bildirilmese de ...'nden mahkemece celp edilen ve davacı anneye ait hasta dosyasından, doktorun davacıya en az 13 farklı tarihte gebelik takibi yaptığının anlaşıldığını, davacı küçüğün doğum tarihi de 18.04.2017 olduğuna göre gebelik takibi tarihlerinde gebeliğin sonlandırılmasının mümkün olduğunun ihtilafsız olduğunu;
Yargıtay'ın hastanın aydınlatılmış onamının alınmamış olmasının doktorun kusuru ve sorumluluğu için yeterli gördüğünü, ek raporda bilhassa gebelik testleri konusunda doktorun hastayı bilgilendirip bilgilendirmediği, keza aydınlatılmış onamının alınıp alınmadığı konusunda da herhangi bir görüş bildirilmediğini;
Sonuç olarak sigortalı hekimin sorumluluğu, illiyet ve kusur için Yargıtay'ın aradığı şartlar gerçekleştiği ve dosyanın artık tazminat hesabı için bilirkişiye gönderilmesi gerektiği halde haksız olarak davanın reddine karar verildiğini;
Davada, sigortacının sorumluluğu için hekimin ne kusurunun ne de sorumluluğunun şart olmadığını, rizikonun teminat dışında kaldığı hallerin de Genel Şartların A.3 hükmünde gösterildiğini, davalının bu hallerden herhangi birine dayanmadığını beyan ederek yerel mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
Dava, tıbbi kötü uygulamaya ilişkin zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesinden kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
Dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, HMK m. 355/1 gereği incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, re'sen gözetilmesi gereken, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğunun anlaşılmasına göre davacılar vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmediğinden HMK m. 353/1,b,1 gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiştir.
GEREKÇELİ KARAR YAZIM TARİHİ : 19.01.2024
Başkan ... Üye ... Üye ... Katip ... · e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 23. Hukuk Dairesi, E. 2020/156, K. 2024/62, 17 Ocak 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama