İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /İstinaf (BAM) Kararları
  3. /Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 23. Hukuk Dairesi

ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 23. HUKUK DAİRESİ

TÜRK MİLLETİ ADINABÖLGEADLİYEMAHKEMESİ KARARI

Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 23. Hukuk Dairesi E.2020/1710 K.2024/769

Dairemizin 14.07.2020 gün ve 930-967 E.K sayılı kararıyla yasal ve bilimsel gerekçeleri ayrıntıları ile gösterilerek uyuşmazlığın "tıbbi teşhis ve tedavi hizmeti sözleşmesinden kaynaklandığı" belirtilerek dosyayı Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk…

Esas2020/1710Karar2024/769Tarih22 Mayıs 2024Okuma12 dk · 2.425 kelime

KÜNYE

T.C. Ankara Bölgeadliyemahkemesi 23. Hukukdairesi (İ Stinafbaşvurusunun Esastanredd İ)

Mercii
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 23. Hukuk Dairesi
Karar tarihi
22 Mayıs 2024
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 23. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No
2020/1710 - 2024/769
Esas no
2020/1710
Karar no
2024/769
İncelenen kararın
—
Mahkemesi
Ankara 12. Asliye Ticaret Mahkemesi
Tarihi
26.12.2019
Esas-karar numarası
2018/554E., 2019/1353K.
Davacı
—
Vekili
—
Davalı
Dosyanın Dairemize, doğrudan İlk Derece Mahkemesince gönderildiği,
Karar metni, UYAP Emsal Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.425 kelime·12 dk okuma·6 bölüm

Dairemizin 14.07.2020 gün ve 930-967 E.K sayılı kararıyla yasal ve bilimsel gerekçeleri ayrıntıları ile gösterilerek uyuşmazlığın "tıbbi teşhis ve tedavi hizmeti sözleşmesinden kaynaklandığı" belirtilerek dosyayı Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesine gönderdiği,

Anılan Dairenin 01.09.2020 gün ve 1255-1025 E.K sayılı kararıyla "...uyuşmazlık; hizmet sözleşmesinden kaynaklanan menfi tespit talebine ilişkindir" şeklindeki açıklama ile Başkanlar Kuruluna gönderdiği,

Başkanlar Kurulunun 2020/254 sayılı kararı ile "...uyuşmazlığın Hizmet alımından kaynaklanan personel giderlerinden davacının sorumlu olmadığı iddiası ve genel müdürlükçe ödenen tutarlardan davalı ile kurum arasında imzalanan sağlık hizmetleri sözleşmesi hükümleri gereği davacı tarafından ödenen 153.844,91-TL'nin rücuen davalıdan tahsili talebiyle açılan dava olduğu..." ve dolayısıyla bu dosyanın istinaf incelemesinin 23. Hukuk Dairesi tarafından yapılması gerektiği kanaatine varıldığı gerekçesiyle dosyayı Dairemize gönderdiği anlaşılmıştır.

Dairemiz bu karara rağmen uyuşmazlığın tıbbi teşhis ve tedavi hizmeti sözleşmesinden kaynaklandığı kanısındadır.

Bu noktada şu açıklama yapılmalıdır:

5235 sayılı Yasa'nın 35'inci maddesinin 2 numaralı fıkrası uyarınca (dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine geldiği tarih itibariyle) Ankara Bölge Adliye Mahkemesi hukuk ve ceza daireleri aralarındaki işbölümü, Hakimler ve Savcılar Kurulu 1. Dairesinin 25/06/2020 tarihli ve 564 sayılı kararı ile belirlenmiştir.

İşbölümü kararının 3. Hukuk Dairesi'ne ilişkin bölümünün (2) numaralı bendinde "Mahkemenin sıfatına bakılmaksızın tıbbi tedavi, müdahale, teşhis ve tahlillerden kaynaklanan hizmet (ya da vekalet hükümlerinin uygulandığı) sözleşmelerden kaynaklanan davalar nedeniyle verilen hüküm ve kararlar ile sosyal güvenlik kurumunun taraf olduğu sözleşmelerden kaynaklanan davalar nedeniyle verilen hüküm ve kararlar,"ın istinaf incelemesinin işbu Daire tarafından yapılacağı belirtilmiştir.

Unutulmamalıdır ki kişiler kendi yararına sözleşme yapabilecekleri gibi üçüncü kişi yararına da sözleşme yapabilir. Söz gelimi bir baba, başka bir şehirde yüksek öğrenim görmeye giden çocuğunun konaklaması için kira sözleşmesi akdedebilir ya da bir anne kızının çeyizine dahil etmek amacıyla bir yemek takımı satın alabilir. Bu durumda sözleşmenin kimin yararına akdedildiği, onun vasfını değiştirmez.

Somut olayda da ... davalı ... Medikal Sağlık Turizm AŞ ile (elbette bir tüzel kişilik olarak kendisi için değil fakat) havalimanlarında çalışan personel ve yolcuların olası bir sağlık sorununda tıbbi teşhis ve tedavi hizmeti almak maksadıyla sözleşme imzalamıştır. Sözleşme kimin yararına olursa olsun bu vasfını korumaktadır.

Ankara Bölge Adliye Mahkemesi Başkanlar Kurulu kararı bu haliyle göreve ilişkin kamu düzeni kuralları (HMK m.1) ile kanuni hakim, mahkemeye erişim ve adil yargılanma haklarına (Türkiye Cumhuriyeti Anayasası m.36) aykırılık teşkil etmektedir.

Üstelik anılan Ankara Bölge Adliye Mahkemesi Başkanlar Kurulu kararı, Dairemiz kararının temyiz edilmesi halinde Yargıtay'da görevli olan Daireyi de değiştirmektedir.

Dairemiz tıbbi teşhis ve tedavi sözleşmeleri konusunda uzman görevli daire değildir. Olası bir hak ihlali halinde tarafların Anayasa Mahkemesi nezdinde bireysel başvuru hakkının bulunduğu tartışmasızdır.

Bölge Adliye Mahkemesi Başkanlar Kurulu kararları, bunlar aleyhine gidilecek bir yasa yolu bulunmadığından kesin nitelikte sayılmakta ve dosyanın gönderildiği Daireyi bağlamaktadır.

Bu çekince altında yapılan yargılama üzerine:

Taraf vekillerince yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK m.) 352. maddesi uyarınca, yapılan ön inceleme sonucu, eksiklik bulunmadığı anlaşıldığından inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra, dosya incelendi.

GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ

İDDİA VE SAVUNMALARIN ÖZETİ

Davacı vekili.

DHMİ Genel Müdürlüğünün hizmet binası ile işletme olduğu havalimanlarındaki sağlık hizmetlerini piyasaya ihale yoluyla yaptırdığı dönemde Gaziantep Havalimanı ve Konya Havalimanının sağlık hizmetlerinin davalı tarafından yürütüldüğünü, davalı bünyesinde Gaziantep Havalimanı ve Konya Havalimanında çalışmakta olan bir kısım işçi tarafından iş akitlerine son verildiği iddiası ile kıdem tazminatı alacaklarının tahsili istemi neticesinde ödeme yapılmış olduğunu, alacaklılar ile imzalanan muhtelif tarihli sözleşme,

ekleri teknik şartname ve özel şartname ve özel şartnamelerde yüklenicinin istihdam ettiği personel alacaklarından dolayı muhatabı ve sorumlusunun yüklenici olduğunu, DHMİ'ne bir sorumluluk yüklenemeyeceğini, sözleşme hükümleri gereği davacı tarafından ödenen 153.844,91-TL'nin rücuen davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili; mahkemenin yetkisiz olduğundan bahisle yetki itirazında bulunulduğu, dava dilekçesinin ekler kısmında bahsedilen belgelerin davalı tarafa tebliğ edilmediği ve bunlar arasında arabuluculuk anlaşamama tutanağı da olduğunu belirtilerek usule aykırılıkların giderilmesini, davacının sağlık hizmetini kendi personelleriyle yeterli düzeyde sağlayamadığından,

söz konusu işi taşere etmek için Sağlık Bakanlığına başvurduğunu ancak Sağlık Bakanlığının bu talebi olumsuz karşıladığını, bunun üzerine Hazine Müsteşarlığı vasıtasıyla mevzuata aykırı olarak sağlık hizmeti alımı için ihale açtığını, davacı kurumun alt işverene veremeyeceği bir işi davalı şirkete gördürdüğünü bu bağlamda davacı ile davalı arasındaki sözleşmenin muvazaa sebebiyle batıl hale geldiğini, ilgili kanun hükümleri gereği bu muvazaa sebebiyle alt işveren işçilerinin baştan itibaren asıl işverenin işçileri olarak işlem görmesi gerektiğini,

bu sebeple müvekkili şirket nezdinde çalışan işçilerin baştan itibaren DHMİ'nin işçisi sayılacağı ve işçilerin tüm işçilik alacaklarından DHMİ'nin sorumlu tutulacağını, davacının hem dava konusu sözleşmeyi süresinden önce ve süre tanımadan feshettiği ve bu bağlamda işçilerin iş akitlerini müvekkili nezdinde sonlandırmak zorunda bıraktığını ayrıca İş Kanunu kapsamında ödemekle yükümlü olduğu kıdem tazminatı sorumluluğunu müvekkili şirkete yükleme gayesine girdiğini, bu noktada davalı şirket ile DHMİ'nin arasında akdedilen sözleşmenin muvazaalı olması dolayısıyla,

müvekkilinin davacının işçilere ödediği kıdem tazminatından sorumlu tutulmasının hukuka aykırı olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.

İLK DERECE MAH. KARARI ÖZETİ

İlk derece mahkemesince "...Dava, davacı idare ile davalı arasında yapılan hizmet alım sözleşmesi kapsamında çalıştırılan işçilere davacı tarafından yapılan kıdem tazminatı ödemelerinin davalıdan tahsili için açılan rücuen tazminat isteminden ibarettir. Her ne kadar davalı vekili yetki itirazında bulunmuş ise de; T.B.K’nun 89. maddesine göre para alacağından kaynaklı davada davacının ikametgahı mahkemesi de yetkili olduğundan talebin reddine karar verilerek yargılamaya devam olunmuştur.

Somut olayda, davalı .... Ana Statüsü'nün 1. maddesi, "Bu Ana Statünün amacı. 8.6.1984 tarih ve 233 Sayılı Kamu İktisadi Teşebbüsleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname hükümlerine tabi olarak ve söz konusu Kanun Hükmünde Kararname çerçevesinde faaliyette bulunmak üzere ...

Genel Müdürlüğü ( .... ) adı altında teşkil olunan Kamu İktisadi Kuruluşu'nun hukuki bünye, amaç ve faaliyet konuları, organları ve teşkilat yapısı, müessese, bağlı ortaklık ve iştirakleriyle bunlar arasındaki ilişkileri ve ilgili diğer hususları düzenlemektedir." hükmüne yer verilmiştir. .... adı altında teşkil olunan İktisadi Devlet Teşekkülü'nün hukuki bünye, amaç ve faaliyet konuları, organları ve teşkilat yapısı, müessese, bağlı İktisadi Devlet Teşekkülleri 233 Sayılı K.H.K.'de saklı tutulan hususlar dışında özel hukuk hükümlerine tabidirler ( 233 Sayılı K.H.K.. madde 4/2 ).

Şu durumda davacı .... ile davalı tacir konumunda olduğundan mahkememiz yargılamada görevli durumundadır.

Somut olayda; taraflar arasında hizmet alımına ilişkin sözleşme bulunduğu ve bu sözleşmenin fesih edilmiş olduğu, hizmet nezdinde çalışan dava konusu işçilerin kıdem tazminatından kaynaklı işçilik alacağının davacı tarafından ödendiği hususlarında anlaşmazlık bulunmamaktadır. Taraflar arasındaki anlaşmazlık, davacı tarafından ödenen işçilik alacağından davalının sorumluluğunun bulunup bulunmadığı ve davacı tarafından rücuen tahsilinin talep edilip edilemeyeceği noktalarında toplanmaktadır. Mahkememizce alınan bilirkişi heyeti raporunun usul ve yasa ile dosya kapsamına uygun, yeterli ve gerekçeli olduğu görülmüştür.

Alınan bilirkişi raporu diğer delillerle birlikte değerlendirildiğinde; taraflar arasında yapılan Havalimanı Başmüdürlükleri/Havalimanı Müdürlükleri için çeşitli dönemleri içerir.

Sağlık Hizmeti İşine ait sözleşmelerin eki niteliğindeki Teknik Şartnamede yapılan işlerin özelliklerine göre, yüklenici ve işçilerin çalışma esasları belirlenmiş olup, teknik şartanamelerde ''Yüklenicinin istihdam ettiği sağlık personelinin İş Kanunu, SGK mevzuatı ve diğer kanun ve mevzuatlarla belirlenen uygulamalar, tüm hak ve alacaklar bakımından muhatabı da sorumlusu da yüklenicidir.

Yüklenici, istihdam ettiği personelin 4857 sayılı İş Kanunu ve ilgili yönetmeliklerden doğan tüm ekonomik ve sosyal haklarını yerine getirmekle yükümlüdür. Yüklenici, tarafından istihdam edilen personele ilişkin, herhangi bir sorumluluk ihale makamı olan DHMİ'ye yüklenemez.” denilmiştir.

Birleşik Taşımacılık Çalışanları Sendikası tarafından davacı kurum aleyhine ikame olunan ihalenin iptali davasında; Ankara 5. İdare Mahkemesi 2014/1659 Esas, 2014/1025 K sayılı ilamı ile ''4734 sayılı Kanunun 4. maddesinde tanımlanan ''hizmet'' kavramı içinde sayılanlar arasında yer almayan ve 399 sayılı KHK'de belirtilen istihdam şekilleri dışında sağlık personeli istihdam edilmesine yönelik olarak yapılan ihale işlemlerinde hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır'' şeklinde hüküm kurulmak suretiyle sağlık hizmetlerine ilişkin ihalelere kısıtlama getirildiği tespit edilmiştir.

Davacı kurum tarafından davalı firmaya gönderilen 26.11.2014 tarihli yazı ile Ankara 15. İdare Mahkemesinin 2014/1659 Esas sayılı dosyasından verilen karar neticesinde ''Havalimanlarımız sağlık hizmetlerinin 27.11.2014 tarihi itibariyle 1.4.2013-31.12.2015 dönemini kapsayan sözleşme Yönetim Kurulu Kararı ile fesih edilmiştir'' denilmek suretiyle davalı firma ile olan mevcut sözleşme sona erdirilmiştir.

Davalı her ne kadar muvazaa iddiasında bulunmuş ise de, muvazaaya konu olabilecek bir olay söz konusu olmadığı gibi, bu husus davalı tarafından da ispatlanamamıştır.

Bilindiği üzere, 4857 sayılı İş Kanunu'nun 2/6. maddesinde, “Bir işverenden, işyerinde yürüttüğü mal veya hizmet üretimine ilişkin yardımcı işlerinde veya asıl işin bir bölümünde işletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren işlerde iş alan ve bu iş için görevlendirdiği işçilerini sadece bu işyerinde aldığı işte çalıştıran diğer işveren ile iş aldığı işveren arasında kurulan ilişkiye asıl işveren-alt işveren ilişkisi denir. Bu ilişkide asıl işveren, alt işverenin işçilerine karşı o işyeri ile ilgili olarak bu Kanundan, iş sözleşmesinden veya alt işverenin taraf olduğu toplu iş sözleşmesinden doğan yükümlülüklerinden alt işveren ile birlikte sorumludur.” hükmü bulunmaktadır.

Dava konusu olayda da, anılan madde hükmü uyarınca taraflar arasında alt işveren-asıl işveren ilişkisi mevcut olup, davacı asıl(üst) işveren, davalı (alt) işverenin işçilerine karşı o işyeri ile ilgili olarak İş Kanunu'ndan kaynaklanan yükümlülükler nedeniyle müteselsilen sorumludur. Burada Kanundan kaynaklanan bir teselsül hali söz konusu olup, asıl ve alt işverenler, dış ilişki itibariyle (dava dışı işçiye karşı) müseselsilen sorumludurlar.

İç ilişkide (alacaklıya karşı müteselsilen sorumlu olan borçlular arasındaki ilişkide) ise, bu husustaki nihai sorumluluğun hangi tarafa ait olduğu konusunda taraflar kendi aralarında sözleşme yapabilirler. Nitekim, TBK'nın 167. maddesinde “Aksi karşılaştırılmadıkça veya borçlular arasındaki hukuki ilişkinin niteliğinden anlaşılmadıkça, borçlulardan her biri, alacaklıya yapılan ifadan, birbirlerine karşı eşit paylarla sorumludurlar.

Kendisine düşen paydan fazla ifada bulunan borçlunun, ödediği fazla miktarı diğer borçlulardan isteme hakkı vardır. Bu durumda borçlu, her bir borçluya ancak payı oranında rücu edebilir.” hükmüne yer verilmiştir. Yani, müteselsil sorumlulardan her birinin alacaklıya yapılan ifadan birbirlerine karşı genel olarak eşit paylarla sorumlu oldukları, ancak bunun aksinin kararlaştırılabileceği de açıkça belirtilmiştir.

Müteselsilen sorumlu olan borçlular arasındaki iç ilişkide, bu konudaki sorumluluğun tamamen borçlulardan birine ait olacağı yönünde bir sözleşme yapılmış ise, tarafların serbest iradeleri ile düzenlemiş oldukları sözleşme hükümleri kendilerini bağlayacağından, dış ilişkide kanundan doğan teselsül gereğince borcu ödemiş olan müteselsil borçlunun, ödediği miktarın iç ilişkide borcun nihai yükümlüsü olan borçludan rücuen tahsilini talep edebileceği kabul edilmelidir. (bkz. Yargıtay 13. HD'nin 28.01.2014 tarih ve 2013/22286 E., 2014/2147 K; 25.02.2014 tarih ve 2013/23685 E., 2014/5067 K., sayılı ilamları ile Dairemizin 23.06.2014 tarih ve 3992 E., 4794 K.; 13.11.2014 tarih ve 9000 E., 7235 K; 30.10.2014 tarih ve 1137 E., 677 K; 26.10.2015 tarih ve 5859 E., 6854 K. sayılı ilamları)

Taraflar arasında imzalanan sözleşmenin teknik şartnameler ekine göre taraflar serbest iradeleri ve ''Yüklenicinin istihdam ettiği sağlık personelinin İş Kanunu, SGK Mevzuatı ve diğer kanun ve mevzuatlarla belirlenen uygulamalar, tüm hak ve alacaklar bakımından muhatabı da sorumlusu da yüklenicidir. Yüklenici, istihdam ettiği personelin 4857 sayılı İş Kanunu ve ilgili yönetmeliklerinden doğan tüm ekonomik ve sosyal haklarını yerine getirmekle yükümlüdür. Yüklenici, tarafından istihdam edilen personele ilişkin, herhangi bir sorumluluk ihale makamı olan DHMİ'ye yüklenemez” denmek suretiyle işçilik alacaklarından yüklenicinin sorumlu olduğuna karar verildiği anlaşılmıştır.

Taraflar arasında kurulan sözleşmede yapılan yukarıda belirtilen düzenleme uyarınca, davacı taraf, İş Kanunu'ndan kaynaklanan sorumluluğunun gereği olarak, dava dışı işçilere ödemek zorunda kaldığı tazminatların tamamını davalı yükleniciden rücuen tahsilini istemekte haklıdır. Taraflar arasında kurulan sözleşme her iki taraf yönünden bağlayıcıdır (bkz. Yargıtay 13 HD'nin, 27/06/2013 tarihli, 2013/190 Esas, 2013/17701 Karar sayılı ilamı).

Somut olayda; davacı tarafından hizmet alım sözleşmesine bağlı olarak davalı yanında çalışan işçilerin kıdem tazminatı ödemelerinden kaynaklı rücuen tazminat konulu davanın açıldığı, yukarıda da ayrıntılı olarak açıklandığı üzere, taraflar arasında kurulan sözleşme ve ekleri uyarınca, davacı taraf, işçilik veya sosyal güvenlik hakları ve düzenlemeler kapsamında yapılacak her türlü ödemeden davalı tarafın sorumlu olduğuna yönelik sözleşme ve teknik şartnamede yapılan düzenleme nedeniyle yaptığı ödemeleri rücuen davalıdan talep etme hakkına sahip olup, müteselsil sorumluluk hükümlerine dayanarak yapılan ödemenin,

taraflar arasında paylaştırılmasının talep edilemeyeceği, tüm sorumluluğun davalı şirkete ait olacağı, dava dışı işçilere ödenmesi gerekli kıdem tazminatın bilirkişi heyetince tespit olunduğu, taraflar arasındaki işin ticari olduğundan ödeme tarihi itibarıyla tespit olunan tutara talep gibi avans faizi yürütülmesi gerektiği, yargısal denetime elverişli hükme esas alınan raporu doğrultusunda davanın kısmen kabulüne..." gerekçesi ile "147.270,96-TL'nin ödeme tarihinden itibaren işletilecek avans faiziyle birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine..." şeklinde karar verilmiştir.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ

İstinaf yasa yoluna başvuran-davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle: kıdem tazminatı ödemelerinin mevzuata uygun olduğunu, fazla ödemenin söz konusu olmadığını, eksik ve hatalı bilirkişi raporu ile karar verildiğini, davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini bildirerek, yerel mahkeme kararının kaldırılmasını istemiştir.

İstinaf yasa yoluna başvuran-davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle: kararın hukuka, hakkaniyete, dosya kapsamındaki bilgi ve belgelere aykırı olduğunu, mahkemenin muvazaa iddiasının ispatlanamadığı yönündeki gerekçesinin hatalı olduğunu, kök rapora yönelik itirazlarının ek raporda karşılanmadığını, sözleşmenin geçersizliğine yönelik beyanlarının dikkate alınmadığını, davacı idarenin ihale açamayacağı bir konuda ihale açtığını ve ihalenin hukuka aykırı olduğunun Ankara 5. İdare Mahkemesince tespit edildiğini, bu nedenle ihalenin sona erdiğini, ihalenin muvazaalı olduğunu,

mahkemenin sağlık hizmeti işinin alt işverene verilmesinin mümkün olmaması durumunun sözleşmenin de geçersizliği sonucunu doğuracağı hususunu değerlendirmediğini, sözleşme ilişkisinin süresinden önce İdare Mahkemesi kararı gerekçe gösterilerek 26.11.2014 tarihinde sonlandırıldığını, BK 27.md gereğince sözleşmenin kesin hükümsüz olduğunun tespiti gerektiğini, çalışan tüm işçilerin baştan itibaren DHMİ'nin işçisi sayılması gerektiğini, davacının kıdem tazminatı taleplerinin tek sorumlusu olduğunu bildirerek, yerel mahkeme kararının kaldırılmasını istemiştir.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ,

HUKUKİ SEBEP VE GEREKÇE

Dava, hizmet sözleşmesinden kaynaklanan rücuen tazminat istemine ilişkindir.

Dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, HMK m. 355/1 gereği incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, re'sen gözetilmesi gereken, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğunun anlaşılmasına göre davacı ve davalı vekillerinin istinaf itirazları yerinde görülmediğinden HMK m. 353/1,b,1 gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiştir.

SONUÇ / HÜKÜM

HÜKÜM

Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:

1-HMK m. 353/1,b,1 gereğince; Ankara 12. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/554E., 2019/1353K. sayılı dava dosyasında verdiği 26.12.2019 tarihli kararına yönelik davacı ve davalı vekillerinin İSTİNAF BAŞVURUSUNUN ESASTAN REDDİNE.

2-a)Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL'den peşin olarak yatırılan 54,40 TL'nin düşümü ile kalan 373,20 TL'nin davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,

b)Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 10.060,08 TL'den peşin olarak yatırılan 2.520,- TL'nin düşümü ile kalan 7.540,20 TL'nin davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,

3-İstinaf yoluna başvuranlar tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerlerinde bırakılmasına, kullanılmayan avansın karar kesinleştiğinde gideri içerisinden karşılanarak iadesine.

4-HMK m. 359/4 gereğince kararın tebliği, harç tahsil müzekkeresi yazılması ve gider avansı iadesi işlemleri ile m. 302/5 gereğince kesinleşme kaydı ve kesinleşme kaydı yapılan kararların yerine getirilmesi için gerekli bildirimlerin İlk Derece Mahkemesi tarafından yapılmasına.

22.05.2024 tarihinde dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK m. 362/1,a gereğince miktar veya değeri üç yüz yetmiş sekiz bin iki yüz doksan (378.290,-) Türk Lirası'nı geçmeyen davalara ilişkin kararlar hakkında temyiz yoluna başvurulamayacağından miktar itibari ile KESİN olmak üzere, OYBİRLİĞİ ile karar verildi.

GEREKÇELİ KARAR YAZIM TARİHİ : 22.05.2024

Başkan Üye Üye Katip · e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır

Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 23. Hukuk Dairesi, E. 2020/1710, K. 2024/769, 22 Mayıs 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. Gereği Görüşüldü
  4. İddia Ve Savunmaların Özeti
  5. İlk Derece Mah. Kararı Özeti
  6. İleri Sürülen İstinaf Sebepleri
  7. Hukuki Sebep Ve Gerekçe
  8. Gerekçeli Karar Yazım Tarihi : 22.05.2024
  9. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 23. Hukuk Dairesi
Esas No
2020/1710
Karar No
2024/769
Tarih
22 Mayıs 2024

İlgili Kararlar

  • İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi E.2020/1752 K.2024/1045
  • Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 23. Hukuk Dairesi E.2020/1770 K.2024/818
  • Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 23. Hukuk Dairesi E.2020/1771 K.2024/819
  • Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 23. Hukuk Dairesi E.2020/1781 K.2024/815
  • Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 23. Hukuk Dairesi E.2020/1800 K.2024/814
  • Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 23. Hukuk Dairesi E.2020/1811 K.2024/816

Tüm Arşiv

İstinaf (BAM) KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.