KÜNYE
T.C. Ankara Bölgeadliyemahkemesi 23. Hukukdairesi (D Üzelterekyeniden Esashakkındakara R)
- Mercii
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 23. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 13 Kasım 2025
- T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 23. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No
- 2020/1795 - 2025/971
- Esas no
- 2020/1795
- Karar no
- 2025/971
- İncelenen kararın
- —
- Mahkemesi
- Ankara 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Tarihi
- 04/03/2020
- Esas-karar numarası
- 2018/961E., 2020/209K.
Karar Metni
1.664 kelime·8 dk okuma·6 bölüm
Davacı vekili tarafından, yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK m.) 352. maddesi uyarınca, yapılan ön inceleme sonucu, eksiklik bulunmadığı anlaşıldığından inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra, dosya incelendi.
GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ
İDDİA VE SAVUNMALARIN ÖZETİ
Davacı vekili, müvekkilinin 233 sayılı KHK hükümlerine tabi kamu iktisadi teşekkülü olduğunu, hizmet personel alımlarının 2005 ve 2015 yılları arasında imzalanan Teknik ve İdari Şartnameler ve Sözleşmeler ile davalılar tarafından üstlenildiğini, davalıların işçisi olarak çalışan dava dışı ...'e 29.772,30-TL ödeme yapıldığını, hizmet alım sözleşmesi ve idari ve teknik şartnameler ile ilgili mevzuat gereğince ödenen miktarın tahsili gerektiğini, borcu ödemiş olan müteselsil borçlu konumundaki idarenin ödediği miktarın tahsili gerektiğini,
davalının ödediği miktarı iç ilişkide nihai borçlu olan davalı şirketlerden rücuen talep hakkı bulunduğunu ileri sürerek, dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte 29.772,30-TL kurum alacağı kıdem tazminatının ödeme tarihi olan 22/06/2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı şirketlerden rücuen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar ... Güvenlik Hizmetleri Ltd. Şti. ve ... Güvenlik Güvenlik Eğitimi ve Güvenlik Hizm Ltd.
Şti. vekili, dava dilekçesinde içinde 3 unsur (işe başlatmama tazminatı, boşta geçen süre ücreti ve kıdem tazminatı) bulunan ödeme için mahkemeye salt Kıdem Tazminatı için ödeme yaptım diyerek TMK’mn 2.maddesini alenen ihlal ettiğini, kıdem tazminatı yönünden özel düzenleme içeren 6552 sayılı kanun bakımından yanıltıcı talepte bulunulduğundan, istemle bağlılığın kamu düzenine ilişkin olması nedeniyle davanın reddi gerektiğini, davacının dava dışı işçiye yaptığı ödemenin iş mahkemesinin belirlediği bir tutar olmadığını,
sözleşmeye dayalı alacağın tahsili kapsamında talep edilen bedele TTK ve TBK gereğince temerrüdün dava tarihinde gerçekleşmiş olmasından dolayı ödeme gününden itibaren işleyecek faiz talep edilmesinin olanaklı olmadığını, iç ilişkiyi düzenleyecek sözleşme/şartnamelerde fiili işçilik alacakları dışında iş akdinin feshi nedeniyle doğacak alacaklardan kimin sorumlu olacağına dair açık bir hüküm bulunmadığını, davacının ödediği kıdem tazminatından salt davalıların sorumlu tutulamayacağını beyanla, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... Özel Güv. ve. Eğt. Danş. Hiz. A.Ş.'ye usulüne uygun yapılan tebliğe rağmen cevap dilekçesi sunmamıştır.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARAR ÖZETİ
İlk derece mahkemesince "... davacı taraf, dava dışı işçi ...'in Ankara 26. İş Mahkemesinin 2016/1351 esas 2017/191 karar sayılı ilamı açmış olduğu davada mahkemece işe iade kararı verilerek başlatılmaması halinde, 4 aylık brüt ücretin ödenmesine karar verildiği, mahkemece hükmedilen tazminatın davacı tarafından ödendiği, personel hizmeti alımına ait sözleşme ve ekleri şartnamelerde yüklenici davalının, işçinin özlük haklarından sorumluluğuna ilişkin ve işçilerin iş akitlerinden doğacak tazminattan hangi tarafın ne oranda sorumlu olduğu hususuna ilişkin herhangi bir düzenleme yer almadığı,
yapılan incelemede teknik şartnamenin 6.4 maddesinde, işçinin kusuru nedeniyle feshin düzenlendiği oysa davamıza dayanak işe iade dava dosyasına göre işçinin sebepsiz ve savunmasız işten çıkarılması nedeniyle geçersiz fesih nedeniyle tazminata hükmedildiği,
sözü edilen maddede işe iade edilmeme nedeniyle ilgili tazminata ilişkin açık bir ibare bulunmadığı yine sözleşmenin 22. Maddesinin atfıyla genel şartnamenin 6. Bölümünde de dava konusu tazminat ile ilgili bir düzenleme bulunmadığı görüldüğü gibi tacir olan davalının çalıştırdıkları işçilerin fiili işçilik dışında sair tazminat haklarından sorumlu olacaklarınn bilebilecek durumda olduğundan ancak,
davacı ...'in de asıl işveren durumunu muhafaza etmesi nazara alındığında doğan zararlardan taraflarca imzalanan sözleşme tarihi ve 4857 sayılı İş Kanunun 112/5 maddesi gözetilerek 09/05/2013 ile 02/05/2014 tarihli sözleşmeler yönünden tarafların yarı yarıya sorumlu oldukları kabul edilerek davanın kısmen kabulüne... " karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle: ihale konusu işe ait idari şartnamenin ilgili maddesinde "Yüklenicinin işçilerine ödemediği ücret, fazla çalışma ücreti ve diğer mali haklarının işçiler tarafından yargı yolu ile idareden tazmin edilmesi durumunda idarece davacı işçilere ödenen miktarlar yükleniciye rücu edilir." hükmü gereği yüklenici işçisine yapılan kıdem tazminatı, işe başlatmama tazminatı ve boşta geçen süre ücreti ödemesinin davalılara rücu edilmesi gereğinin hasıl olduğunu, gerekçeli kararda bilirkişi raporunda bilirkişinin hesaplama hükmü esas alınmadan ve taleplerine aykırı bir şekilde karar verildiğini,
yerel mahkemece asıl ve alt işveren arasındaki ilişkide İş Hukuku'nu değil, Borçlar Kanunu ve sözleşme hukukunu esas alması gerektiğini, uyuşmazlığın taraflar arasındaki sözleşme hükümlerine göre çözümlenmesi gerektiğini, dava dışı işçinin yüklenici işçisi olduğunu, tam sorumluluğa göre hüküm kurulması gerektiğini, ilk derece mahkemesinin Anayasa Mahkemesi kararını ihlal ederek hüküm kurduğunu, vekalet ücreti hesabının hatalı olduğunu beyan ederek, yerel mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ,
HUKUKİ SEBEP VE GEREKÇE
Dava, taraflar arasında akdedilen hizmet alım sözleşmeleri uyarınca dava dışı işçiye ödenen işçilik alacaklarının rücuen tahsili istemine ilişkindir.
Hizmet alım sözleşmeleri; ihale şartları ile belirlenen işin sözleşmede kararlaştırılan bedel ile yapılmasının üstlenildiği sözleşmelerdir. Bu sözleşme türünde yüklenicinin edimi, hizmetin kendi işçisi ile yerine getirilmesi, işverenin edimi ise sözleşme bedelinin ödenmesidir. Sözleşme kapsamında yapılması gereken iş yüklenici işçisi tarafından yerine getirilecektir. İş aktinin yüklenici ile işçi arasında yapıldığı hususu ihtilaflı değildir. İşveren ile yüklenicinin İş Kanunu’na göre işçiye karşı müteselsilen sorumlu olmasına rağmen rücu ilişkisinde taraflar arasında imzalanan sözleşmenin uygulanması sözleşme hukukunun en temel ilkelerindendir.
İşçilik alacakları işveren tarafından ödenen işçinin; yüklenici işçisi olması, sözleşme ücretine işçinin ücret ve sosyal haklarının dahil olması, işverenin işçilik alacaklarından sorumlu olacağına dair sözleşmede bir hüküm bulunmaması hususları nazara alındığında davacı işverenin işçiyi çalıştıran yüklenicilerden ödediği bedeli ve ferilerinin tamamını talep etme hakkı bulunduğunun kabulü gerekir (Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 2021/876 E., 2021/1507 K, 16.11.2021 tarihli kararı).
Türk Borçlar Kanunu m. 167/1; "Aksi kararlaştırılmadıkça veya borçlular arasındaki hukuki ilişkinin niteliğinden anlaşılmadıkça, borçlulardan her biri, alacaklıya yapılan ifadan, birbirlerine karşı eşit paylarla sorumludurlar." şeklinde düzenlenmiştir.
Rücu hakkı müteselsil borçlulukta her bir borçluya düşen yükü azaltmak amacını güder. Düzenlemeden görüleceği gibi müteselsil borçlular arasındaki iç ilişkide "eşit pay" ilkesi geçerlidir. Bir diğer ifade ile kural olarak borcu ifa eden müteselsil borçlu, diğer müteselsil borçlulara karşı rücu hakkını ancak kendisine isabet eden payı aşan kısım için kullanabilir. Ancak bu ilke mutlak değildir; taraflar eşit pay ilkesinin aksini açık bir sözleşme hükmü ile kararlaştırabilecekleri gibi borçlular arasındaki hukuki ilişkinin niteliği de eşit pay ilkesinin uygulanmayacağı yönünde bir anlam ifade edebilir.
Müteselsil borçluların her birinin borç ilişkisindeki ilgi ve yararının aynı ölçü ve nitelikte olduğu kabul edilmektedir. Fakat müteselsil borçlulardan bir ya da birkaçı, diğerlerine oranla borç ilişkisinden daha çok yararlanıyor olabilir; diğerlerinin ise müteselsil borç altına girmekte hiçbir yararı olmayabilir.
Böyle bir ihtimalde sözleşmeden yararlanan kimse ile sözleşmeden yararlanmayan müteselsil borçlular arasında eşit pay ilkesinin geçerli olacağı söylenemez (Becker, H.: İsviçre Medeni Kanunu Şerhi, C.VI, Borçlar Kanunu, I. Kısım, Genel Hükümler, Bern 1934'ten çev. K. Reisoğlu, Ankara 1967, m.148 (146), s.173, n.1; Oser, H./Schönenberger, W.: İsviçre Medeni Kanunu Şerhi, C.V, Borçlar Hukuku, I. Kısım, 2.b., Zürich 1929'dan çev. R. Seçkin, Ankara 1950, m.50, s.460, n.10; Eren, F.: Borçlar Hukuku, Genel Hükümler, 22.b., Ankara 2017, s.847 vd.; Akıntürk, T.: Müteselsil Borçluluk, Ankara 1971, s.211; Canyürek, M.: Müteselsil Borçlulukta İç ve Dış İlişkiler, İstanbul 2003, s.114; Koçano Rodoslu, E.: Rücu Hakkı, Ankara 2016, s.117).
Nitekim haksız fiilden kaynaklanan müteselsil borçlulukta da haksız fiil sorumlularının birbirine rücuunda bütün durum ve koşulların, özellikle onlardan her birine yüklenebilecek kusurun ağırlığı ve yarattıkları tehlikenin yoğunluğunun göz önüne alınacağı belirtilmiştir (TBK m. 62).
Somut olaydan açıklanacak olursa; işçinin alt işverenler nezdinde çalıştığı, alt işverenlerin bu işçinin çalışması nedeniyle kâr elde ettiği ve bu bağlamda işçinin alacaklarının ödenmesi noktasında hukuki ilişkiyle ilgisinin üst işverenden daha yoğun ve bundan elde ettiği yararın üst işverenden daha fazla olduğu anlaşılmaktadır. Üst işveren sözleşme ile taahhüt ettiği ödemeleri yapmıştır. Ona ilave bir yük yüklemenin hukuki dayanağı yoktur. Sözleşmede açık hüküm bulunmasa dahi Türk Borçlar Kanunu'nun 167'nci maddesinin birinci fıkrasında ifadesini bulan "borçlular arasındaki hukuki ilişkinin niteliği" ibaresi gereği işçiye yapılan ödemenin tamamının alt işverene yükletilmesi, üst işverenin sorumluğu cihetine gidilmemesi gerekir.
Yukarıda açıklanan ilkeler kapsamında taraflar arasındaki sözleşmede açık hüküm bulunmasa dahi, bedeli önceden kararlaştırılan iş yönünden, davalıların, işçilerinin işçilik alacaklarından, iç ilişkide davalının sorumlu olduğunun (İş Hukuku prensiplerinden farklı olarak) kabulü gerekir.
Mahkemece, yukarıda açıklanan ilkelere aykırı olarak yarı oranda sorumluluğa göre hatalı hesaplamalara itibar edilerek hüküm kurulduğundan Dairemizce, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüyle, HMK'nın 353/1-b.2 maddesi uyarınca İlk derece Mahkemesi kararını kaldırarak, davanın tamamen kabulü ile işe başlatmama tazminatı ve boşta geçen süre ücreti yönünden ... Özel Güv...Şti nin sorumluluğu bulunmadığı sadece kıdem tazminatı yönünden hizmet süresi ile sınırlı olarak sorumlu olduğu gözetilerek hüküm tesisine dair yeniden esas hakkında karar verilmesi gerekmiştir.
GEREKÇELİ KARAR YAZIM TARİHİ : 13/11/2025
Başkan Üye Üye Katip
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 23. Hukuk Dairesi, E. 2020/1795, K. 2025/971, 13 Kasım 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama