KÜNYE
T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 23. Hukuk Dairesi T.C. Ankara Bölgeadliyemahkemesi 23. Hukukdairesi (İ Stinafbaşvurusunun Esastanredd İ) (D Üzelterekyeniden
- Karar tarihi
- 25 Aralık 2025
- Esashakkındakar ar) esas no
- 2020/1985
- Karar no
- 2025/1242
- Başkan
- ... ...
- Üye
- ... ...
- Üye
- ... ...
- Katip
- ... ...
- İncelenen kararın
- —
- Mahkemesi
- Ankara 6. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Tarihi
- 16/07/2020
- Esas-karar numarası
- 2017/55E., 2020/334K.
- Dava
- İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan
- Yazım tarihi
- 25/12/2025
Karar Metni
1.120 kelime·6 dk okuma·3 bölüm
Davalılar vekili tarafından istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla, istinaf incelemesinin dosya üzerinde yapılmasına karar verilerek dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili özetle; davacı ile davalılar arasında 13.01.2015 tarihli Danışmanlık Hizmet Alım Sözleşmesi imzalandığını, sözleşmeyi davalı şirketin asıl borçlu olarak, davalı ...'in ise müşterek ve müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığını, davacının sözleşme çerçevesinde yüklendiği edimleri tam ve eksiksiz olarak zamanında ifa ettiğini, davacının yaptığı işe karşılık 23.930,00 TL alacaklı olduğunu, bu bedelin davalılardan talep edildiğini ancak bir sonuç elde edilemediğini, Ankara 17.İcra Müdürlüğü'nün 2016/1941 E sayılı dosyası ile ilamsız icra takibi başlatıldığını, davalıların soyut gerekçelerle borca itiraz ettiğini ileri sürerek, itirazın iptali ile takibin devamını talep ve dava etmiştir.
Davalılar ... ve ... Endüstri ve Ticaret Limited Şirketi özetle, yetkili mahkemenin davalı ikametgahı olan Balıkesir olduğu, itirazın iptali davasının süresinde açılmadığını, dava konusu olan sözleşmede davalı ...'in şahsi imzasının bulunmadığını, imzanın davalı şirket adına temsilen atıldığını, sözleşme şartlarının yerine gelmediğini, ücretin tahakkuk etmediğini, sözleşme imzalandı ise de beraber çalışma olmadığını, davacı şirketin edimini yerine getirmediğini, bu nedenle ihtar çekildiğini ve sözleşmenin feshedildiğini savunarak, haksız ve dayanaksız açılan davanın reddini istemiştir.
İlk derece mahkemesince; "...Davalı tarafından yetkiye itiraz edildiği görülmüştür. Dava konusu alacak para alacağı olması, götürülecek borç niteliğinde bulunması nedeniyle alacaklının ikametgahında açılabilir. Bu nedenle yetki itirazı yerinde değildir.
Davalı sözleşmeyi müteselsil kefil olarak imzalamdığını beyan etmektedir. Danışmanlık sözleşmesi incelenmiş "Taraflar -Bir tarafta merkezi ... adresinde bulunan ve ... tarafından temsil edilen hizmet sağlayıcı ... (bundan böyle "Danışman" olarak anılacaktır) ve diğer tarafta, resmi adresi ... olan, ... (bundan böyle "müşterek ve müteselsil kefil" olarak anılacaktır) tarafından temsil edilen ... Endüstri ve Tic. Ltd. Şti. (bundan böyle "Müşteri" olarak anılacaktır) arasında aşağıda belirtilen şartlarla işbu danışmanlık sözleşmesi imzalanmıştır." maddesini haizdir.
Bu maddeden yola çıkılarak davalı sözleşmeyi hem kendi adına müşterek ve müteselsil kefil hem de davalı şirketini temsilen imzaladığı anlaşılmıştır. Bu nedenle davalının kefalete itirazı yerinde görülmeyerek reddi gerekmiştir.
Davacı danışman firma tarafından proje hazırlanmış, dava dışı ... tarafından proje kabul edilerek davalıya ödeme yapıldığı anlaşılmıştır. Bu haliyle davacı üzerine düşen proje hazırlama hizmetini ifa etmiştir. Bu nedenle sözleşmede belirtilen bedeli almaya hak kazanmıştır..." denilerek; davanın kabulüne, Ankara 17. İcra Müdürlüğünün 2016/1941 esas sayılı dosyasına yapılan itirazın iptaline, takibin 23.930,00-TL asıl alacak, 5,90-TL işlemiş faiz üzerinden aynı şartlarla devamına, icra inkar tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.
Davalılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalı ...'in kefil sıfatı ile tahhüdünü içeren bir beyanı ve imzasının bulunmadığını, sadece temsil sıfatı ile şirket adına imzasının bulunduğunu, kefil sıfatı ile ayrıca imza atmadığını, ...'in borçtan sorumlu olmadığını, ek raporun taraflarına tebliğ edilmediğini, eksik inceleme sonucunda yargılama tam bitmeden karar verildiğini, teşvikin iptal edildiğini, davacının ücrete hak kazanmadığını beyan ederek; ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir,
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEP VE GEREKÇE
Dava, taraflar arasında akdedilen hizmet sözleşmesi kapsamında doğduğu iddia edilen alacağın tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
I-Dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, HMK m. 355/1 gereği incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, re'sen gözetilmesi gereken, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğunun anlaşılmasına göre; davalı şirket vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmediğinden HMK m. 353/1.b.1 gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiştir.
II- Davalı ... Yönünden ise
Kefalet sözleşmesi, 6098 sayılı Türk BorçlarKanunu'nun 81 ilâ 603. maddeleri arasında düzenlenmiştir. Kefalet sözleşmesiyle kefil, asıl borçlunun borcunu ödememesi durumda, söz konusu borçtan şahsen sorumlu olacağını taahhüt etmektedir. Daha yalın bir anlatımla bu sözleşme ile kefil, borçlunun asıl borcu ifa edememesi riskini üzerine alır. Kefalet; TBK'nın 581. maddesinde; “Kefalet sözleşmesi, kefilin alacaklıya karşı, borçlunun borcunu ifa etmemesinin sonuçlarından kişisel olarak sorumlu olmayı üstlendiği sözleşmedir” şeklinde tanımlanmıştır.
TBK'nın 583. maddesinde; kefalet sözleşmesi yazılı şekilde yapılmadıkça ve kefilin sorumlu olacağı azami miktar ile kefalet tarihi belirtilmedikçe geçerli olmayacaktır. Kefilin sorumlu olduğu azami miktarın kefalet tarihini ve müteselsil kefil olması durumunda, bu sıfatla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girdiğini kefalet sözleşmesinde kendi el yazısıyla belirtmesi şarttır.
Somut uyuşmazlıkta; taraflar arasındaki sözleşmede yukarıda anılan kefalet şartları ulunmadığından davalı ... hakkındaki davanın reddi gerektiğinden, Dairemizce davalı ...'in istinaf isteminin kabulü ile HMK 353/1,b,2 maddesi gereği ilk derece mahkemesi kararının kaldırılması ile davanın ve davacı tarafından kötüniyetli olarak takip yapıldığı anlaşılmadığından davalının tazminat isteminin reddine dair yeniden hüküm kurulması gerekmiştir.
Başkan ... Üye ... Üye ... Katip ...
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 23. Hukuk Dairesi, E. 2020/1985, K. 2025/1242, 25 Aralık 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama