KÜNYE
T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 23. Hukuk Dairesi T.C. Ankara Bölgeadliyemahkemesi 23. Hukukdairesi (İ Stinafbaşvurusunun Esastanredd İ)
- Karar tarihi
- 27 Mart 2024
- Esas no
- 2020/566
- Karar no
- 2024/528
- Başkan
- ... ...
- Üye
- ... ...
- Üye
- ... ...
- Katip
- ... ...
- İncelenen kararın
- —
- Mahkemesi
- Ankara 7. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Tarihi
- 23.12.2019
- Esas-karar numarası
- 2018/190 E., 2019/987 K.
- Davacı
- —
- Vekili
- Av. ... - (E-tebligat
- Davalı
- ... - ...
- Vekili
- Av. ... - (E-tebligat
Karar Metni
1.204 kelime·6 dk okuma·2 bölüm
Davacı vekili tarafından, yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK m.) 352. maddesi uyarınca, yapılan ön inceleme sonucu, eksiklik bulunmadığı anlaşıldığından inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra, dosya incelendi.
GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ
Davacı vekili, davalının müvekkili kooperatifin hem ortağı hem de muhasebecisi olduğunu, muhasebe hizmeti karşılığında kendisine ücret ödendiğini, ancak davalının kooperatife 2016 Aralık ayı itibariyle 14.818,70-TL aidat borcu olduğunu, bağımsız bir bilirkişi tarafından da kayıtlar incelenerek bu borcun teyit edildiğini, 2016 genel kurulunda ödenmeyen aidatlar için aylık %5 gecikme cezası kabul edildiğini, davalıya 14.818,70-TL aidat borcu ve 5.297,48-TL gecikme cezası olmak üzere toplam 20.746,18-TL borcun ödenmesi için ihtar gönderildiğini, buna rağmen borcun ödenmediğini,
alacağın tahsili için Ankara 25. İcra Müdürlüğü'nün 2018/1147 sayılı dosyasından icra takibi başlatıldığını, davalının vaki itirazıyla takibin durduğunu beyan ederek davalının icra takibine yönelik itirazının iptaline, takibin devamına, alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin davacı kooperatifin hem ortağı olduğunu hem de 2009 yılından 2016 Ekim ayına kadar kooperatifin muhasebesini tuttuğunu, taraflar arasındaki ihtilafın müvekkilinin kooperatifin tasfiye sürecine girmesiyle kooperatif başkanı ...'e tapu işlemleri için verdiği 6.000,00-TL'nin akıbetini sorması üzerine başladığını, bu tutarın kooperatifin ihtarında bir takım ödemelerde kullanıldığının zımnen kabul edildiğini, 20.03.2016 tarihli genel kurul sonrasında 2015 - 2016 yılı tüm borçların kapatılması için her biri 10.000,00-TL'den toplamı 50.000,00-TL olan 5 adet çekin davacıya verildiğini,
bu hususta ibra tutanağı düzenlendiğini, ancak arada sorunlar başlayınca bu ödemenin ibralaşma değil de normal bir ödeme gibi kayıtlara alındığını, 25.12.2016 tarihli genel kurulda aktif-pasifin sıfırlandığını ve kooperatifin tasfiyesine karar verildiğini, davacı kayıtlarında usulsüzlükler yapıldığını, ayrıca müvekkilinin 2016 yılı için 4.606,00-TL muhasebe ücret alacağı, 20.03.2016 tarihli genel kurul kararına göre müvekkiline ödenmesi gereken 2.200,00-TL kapı imalat bedeli, tapu masrafı olarak ödediği 6.000,00-TL olmak üzere toplam 12.806,00-TL alacağının müvekkilinin ortaklar hesabına kayıt edilmediğini,
sonuçta müvekkilinin kooperatiften alacaklı olduğunu iddia ederek davanın reddine ve icra inkâr tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etimiştir.
İlk derece mahkemesince "...Somut olayda;20.03.2016 tarihli olağan genel kurul toplantısında “15.04.2016 tarihine kadar ödenecek 7.500,00 TL” dışında bir aidat kararı alınmadığıa davalı üyenin, yukarıda defter incelemeleri kısmında belirtilen aidat borçlarından 7.500,00 TL dışındaki aidat borçları 2016 yılı öncesindeki, 26.04.2015 tarihli olağan genel kurulda alman kararlara istinaden 2016 yılında deftere gecikme faizleri dahil 2015+2016 toplam aidat alacağı 71.000,00 TL kayıt edilmiş olmakla birlikte, 2016 yılı defterinde “ aidat tahakkuku” açıklamasıyla tek kalem girilen 27.172,40 TL aidat toplamının,
26.04.2015 tarihli olağan genel kurulda alınan aidat kararıyla ilgisi olmadığı, sira genel kurul toplantı tutanağının 7-8. maddesinde ; “daireler eylül ayından geçerli olmak üzere 2016 yılının Aralık ayma kadar 16 eşit taksitte 20.000,00 TL, villaların ise şerefiye kısmı düşüldükten sonra 26.250,00 TL nin yine 2016 yılının Aralık ayına kadar 16 eşit taksitte ödenmesine...” karar verildiği,
2016 yılında 7.500,00 TL ek aidata ilave olarak toplam 26.250,00 TL aidatın olması gerekirken deftere 27.172,40 TL aidat borcu kayıt edildiği kooperatif defter kayıtlarında davalı üyeden 14.818,70 TL aidat alacağı bulunduğu anlaşılmakta ise de taraflar arasında düzenlenmiş olan ve kooperatif defterine işlenmeyen 24.03.2016 tarihli mutabakat tutanağı nazara alınmakla davacı kooperatifin davalı üyeden 01.12.2016 tarihi itibariyle aidat alacağı ve gecikme faizi alacağının bulunmadığı,
24.03.2016 tarihli tutanakta gecikme faizleri dahil davalı üyenin borcunun ödenmiş olduğu belirtildiğinden davanın reddine ve dava yargılama gerektiğinden koşulları oluşmayan kötüniyet tazminatına hükmedilmemesine..." karar verilmiştir.
İstinaf yasa yoluna başvuran davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle:
Davalının hesaplanan borcunun, alacağı olduğunu iddia ettiği muhasebe bedeli düşülerek hesaplandığını ve bu bedelin 50.000,00-TL olarak tespit edildiğini, tarafların bu ve diğer hususlarda tutanak üzerinde mutabık kaldıklarını, davalıya uygulanan gecikme cezasının 2015 yılı aidatlarına ilişkin olduğunu ve davalının bu hususu muhasebeciliğini yaptığı davacı kooperatifin defter ve kayıtlarına bizzat kendisinin girdiğini;
Bilirkişi raporundaki yaklaşım ile davalının 21.000,00-TL'lik borcunun ortadan kaldırıldığı sonucunun ortaya çıktığını, ancak bunun mümkün olmadığını;
Taraflar arasında 24.03.2016 tarihinde imzalanan tutanakta, davalının ibra edilmediği, yapılan ödeme ile davalının kooperatife olan borcundan mahsup edildiği hususunun imza altına alındığını, tutanağın imzalandığı tarihte davalının, kooperatifin muhasebecisi olduğunu, tutanak ile teslim ettiği 50.000,00-TL tutarındaki çek ödemesini kooperatifin muhasebe kayıtlarına girmesi gerekirken girmediğini, bu hususun kooperatif tarafından görevlendirilen yeni muhasebeci eliyle ve ancak sekiz ay sonra kayıtlara girilebildiğini;
Bilirkişi raporunda davalının, davacıya olan borcunun 26.250,00-TL olarak tespit edildiğini, bu bedelin kooperatif defterlerine 27.172,40-TL olarak, yani 922,40-TL fark ile girildiğini, bilirkişilerin davalının borcunu bu denli açıkça tespit etmelerine rağmen aradaki farka gönderme yapmak suretiyle "demek ki davalının borcu yoktur" yollu bir sonuca ulaşmalarının hukuken mümkün olmadığını;
Yerel mahkeme kararının aksine taraflar arasında tanzim edilen 24.03.2016 tarihli tutanağın bir ibraname olmadığını;
Sunulan ...'a ait bilirkişi raporunda, davalıya ödenen muhasebe ücretlerinin yıl yıl çıkartıldığını, mahkeme dosyasında bulunan 30.06.2016 tarihli davalıya ait serbest meslek makbuzundan da anlaşılacağı üzere kendisine brüt 5.546,00-TL, net 4.606,00-TL muhasebe ücreti ödendiğini;
Bilirkişi hesaplamalarının ticari defterler ayrık tutularak yalnızca genel kurul tutanaklarına dayandırılmasının kabul edilemeyeceğini;
Yıl sonuna 2 ay kala davalının kooperatif muhasebeciliğinden istifa etmesi üzerine kooperatif yönetimince muhasebeci ... ile anlaşma yapıldığını, bu anlaşma çerçevesinde yeni muhasebecinin yıl sonuna muhasebe işlemlerinin yetişmeyeceği gerekçesiyle 2016 yılının kooperatif üyelerine ait tüm ödentilerini tek kalemde borçlandırma yaparak hesapladığını, sadece davalının değil tüm kooperatif üyelerinin borç hesabının bu şekilde çıkartıldığını ve bu hususun 2017 genel kurulunda görüşülerek kabul edildiğini;
2014 yılı tapu masrafları için 2017 Ocak tarihli çekin düzenlenmesinin hayatın olağan akışı ve kooperatif uygulaması ile örtüşmediğini, söz konusu çek kooperatif alacaklarına istinaden alınsa idi çekin lehdarının dava dışı ... değil, müvekkili kooperatif olacağını;
Kooperatifin 2015 yılı defter ve kayıtlarında davalının 15 ay boyunca aidat ödemediği açıkça görülmesine rağmen bilirkişi raporlarında bu hususa da hiç değinilmediğini beyan ederek yerel mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
Dava, kooperatif aidat alacağından kaynaklanan icra takibine yönelik itirazın iptali istemine ilişkindir.
Dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, HMK m. 355/1 gereği incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, re'sen gözetilmesi gereken, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğunun anlaşılmasına göre davacı vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmediğinden HMK m. 353/1,b,1 gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiştir.
GEREKÇELİ KARAR YAZIM TARİHİ : 28.03.2024
Başkan ... Üye ... Üye ... Katip ... · e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 23. Hukuk Dairesi, E. 2020/566, K. 2024/528, 27 Mart 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama