KÜNYE
T.C. Ankara Bölgeadliyemahkemesi 23. Hukukdairesi (K Ararıkaldırarak Yenidenesashakkındakara R) Davacı Davalı
- Mercii
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 23. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 16 Ocak 2024
- T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 23. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No
- 2023/2269 - 2024/44
- Esas no
- 2023/2269
- Karar no
- 2024/44
- İncelenen kararın
- —
- Mahkemesi
- Ankara 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Tarihi
- 26.11.2020
- Esas-karar numarası
- 2019/467 E., 2020/514 K.
Karar Metni
1.588 kelime·8 dk okuma·6 bölüm
Dairemizin 17/05/2022 gün ve 2022/558 E, 2022/817 K sayılı kararının taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 25/10/2023 gün ve 2022/6-1055 E, 2023/999 K sayılı kararıyla Dairemiz kararı bozulmuştur. Dairemizce Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 373'üncü maddesinin 3 numaralı fıkrası uyarınca duruşma açılmakla taraflarca sunulan beyan ve dilekçeler ile tüm dosya kapsamı incelendi;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ
İDDİA VE SAVUNMALARIN ÖZETİ
Davacı vekili müvekkilinin avukat sıfatıyla davacının vekilliğini üstlendiğini, vekalet deruhte ettiği davayı kısa bir sürede kazandığını; vekalet ücretini alamaması üzerine Ankara 16. İcra Dairesinin 2019/7049 sayılı dosyası üzerinden ve 1.457.867,07 TL ücret alacağı için giriştikleri iflas yolu ile takibin itiraz üzerine durduğunu ileri sürerek davalının itirazının kaldırılmasına ve iflasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili davacının dava değerinin yüzde yirmisi oranında bir vekalet ücreti belirleyerek takibe giriştiğini oysa Avukatlık Kanunu’nun 164’üncü maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca bu tutarın mahkemece yüzde on ilâ yirmi arasında belirlenmesi gerektiğini, ortada bir mahkeme kararı olmadan takibe girişilemeyeceğini, vekalet ücreti isteme koşullarının sağlanmadığını ileri sürerek davanın reddini savunmuştur.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk derece mahkemesince davacının davalı şirketin avukatlığını üstlendiği, Ankara 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 11.02.2016 gün ve 2015/150 E., 2016/60 K sayılı kararına göre o dosyanın davacısı konumunda olan ... AŞ’nin o dosyanın davalısı ... 7.289.338,50-TL alacaklı olduğunun tespiti ile bu tutarın dava tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt faizi ile birlikte davalıdan tahsiline.
2.400.000,-TL'lik teminat mektubunun tamamı ile 4.400.000,-TL'lik teminat mektubunun yarısının davacıya iadesine, davacı lehine 138.093,89-TL vekalet ücreti takdirine karar verildiği; her ne kadar bu karar Yargıtay 15. Hukuk Dairesinin 31.05.2017 gün ve 2016/5357 E, 2017/2356 K sayılı kararı ile bozulmuş ise de tarafların 10.01.2017 günü sulh olduğu ve davanın feragat nedeniyle reddine karar verilerek kararın 11.09.2017 günü kesinleştiği;
Avukatlık Kanunu’nun 164’üncü maddesine göre belirlenen yüzden onluk orana göre davalının 728.933,85 TL vekalet ücreti ile sorumlu olduğu ve takipteki fer’ileriyle birlikte hesaplanan 916.324,71 TL'nin depo edilmesi nedeniyle iflas talebinin reddine ve bu tutarın karar kesinleştiğinde davacı alacaklıya ödenmesine karar verilmiştir.
İSTİNAF DENETLEMESİ VE YARGITAY BOZMASI
Kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine Dairemizin 16.06.2021 tarih ve 2021/1018 E., 2021/922 K. sayılı kararı ile:
Davacı istinafı yönünden:
- İcra ve İflas Kanunu'nun 164'üncü maddesinin ikinci fıkrasına göre iflas davaları sonucunda verilen kararlara karşı tebliğ tarihinden itibaren on gün içinde istinaf yoluna başvurulabileceği,
- Eldeki dosyada kararın davacı vekiline 22.03.2021 günü tebliğ edildiği ve istinaf dilekçesinin adı geçen tarafından yasal on günlük sürenin dolmasından sonra 05.04.2021 günü kayda alındığı,
- Bu nedenle davacı vekilinin istinaf dilekçesinin Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 346 ve 352/1-c düzenlemesi uyarınca reddine karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle "istinaf dilekçesinin reddine";
Davalı istinafı yönünden:
- Alacağın likit (belirlenebilir) olduğu,
- Avukatlık Kanunu'nun 164'üncü maddesindeki ölçütlere uygun olarak hesaplanan tutarın depo edilmesinde yasaya aykırı bir yön bulunmadığından davalı vekilinin "diğer istinaf başvuru nedenlerinin reddine";
Davalı vekilinin vekalet ücretine ilişkin istinaf nedeninin kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının düzeltilerek yeniden esas hakkında hüküm verilmesine karar verilmiştir.
Dairemiz kararının davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin 31.01.2022 gün ve 2021/4963 Esas, 2022/410 Karar sayılı kararında:
- Anayasa Mahkemesi'nin 26.02.2015 gün ve 2013/3954 Başvuru sayılı kararından alıntılar ve anılan mahkemenin 02.10.2013 günlü (B. No: 2013/1718) kararının 27 numaralı paragrafına atıf yapılmış,
- Anayasa Mahkemesi kararı ile mahkemelerce yasa yolu sürelerinin yanlış yazılması nedeniyle tarafların yanıltılması halinde hak ihlalinin oluştuğuna karar verildiği ancak tazminat istemlerinin "hak ihlalinin bu aşamada Yargıtay'ca giderilmesinin mümkün bulunduğu" gerekçesiyle reddedildiği; bu gerekçenin mahkemeler tarafından yasa yolu bakımından yanıltılan tarafın belirlenen süre içinde yasa yoluna başvurulması halinde yasa yolu denetimi yapan mahkemenin istinaf veya temyiz incelemesi yapması gerektiği sonucunun ortaya konulduğu vurgulanmış,
- Somut olayda Dairemizce istinaf dilekçesi süreden reddedilmiş ise de davacı vekilinin hakim tarafından tefhim edilen iki haftalık süre içinde istinaf yoluna başvurduğu belirtilmiş,
- Bu sürenin genel hükümler çerçevesinde belirlenen ve Kanunda yazılı olan bir süre olduğu ve hakimin tavrının tarafın yanılmasına sebep olabilecek mahiyette bulunduğuna değinilmiş
- Sonuç olarak Dairemizin 16.06.2021 gün ve 2021/1018 E., 2021/922 K. sayılı davacı vekilinin istinaf dilekçesinin süre yönünden reddine ilişkin kararının bozulmasına; bozma nedenine göre davacı vekilinin diğer, davalı vekilinin tüm temyiz başvuru nedenlerinin (itirazlarının) incelenmesine şimdilik yer olmadığına karar verilmiştir.
DAİREMİZCE BOZMA ÜZERİNE YAPILAN YARGILAMA SONUCUNDA
"1-Dairemizin 16.06.2021 tarih ve 2021/1018 E., 2021/922 K. sayılı kararında DİRENİLMESİNE,
2-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile;
HMK m. 353/1-b2 gereğince ANKARA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 2019/467E., 2020/514K. sayılı dava dosyasında verdiği 26/11/2020 tarihli KARARINI DÜZELTEREK YENİDEN ESAS HAKKINDA KARAR VERİLMESİNE.
Buna göre:
"Davalı borçlu tarafından İİK'nun 158.maddesine uygun olarak depo emri yerine getirilmiş olup, davacının iflas talebi konusuz kaldığından KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA,
Davalı borçlu tarafından mahkeme veznesine depo edilen 916.324,71 TL'nin karar kesinleştiğinde davacı alacaklıya ödenmesine," şeklinde karar verilmiştir.
Dairemizin 17/05/2022 tarih ve 2022/558 Esas 2022/817 sayılı kararının taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine Yargıtay'a gönderildiği ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 25/10/2023 tarih ve 2022/6-1055 Esas 2023/999 Karar sayılı kararıyla, Dairemiz kararının bozulmasına karar verildiği görüldü.
HUKUKİ NEDEN VE GEREKÇE
Hukuk Genel Kurulu kararı uyarınca davacı yanın istinaf başvurusunun süresinde olduğu kabul edilerek esas hakkında yapılan incelemede:
Avukatlık Kanunu'nun 164'üncü maddesinin dördüncü fıkrasına göre "...Avukatlık ücretinin kararlaştırılmamış olduğu veya taraflar arasında yazılı ücret sözleşmesinin bulunmadığı yahut ücret sözleşmesinin belirgin olmadığı veya tartışmalı olduğu veya ücret sözleşmesinin ücrete ilişkin hükmünün geçersiz sayıldığı hallerde; değeri para ile ölçülebilen dava ve işlerde asgari ücret tarifelerinin altında olmamak koşuluyla ücret itirazlarını incelemeye yetkili merci tarafından davanın kazanılan bölümü için avukatın emeğine göre ilâmın kesinleştiği tarihteki müddeabihin değerinin yüzde onu ile yüzde yirmisi arasındaki bir miktar avukatlık ücreti olarak belirlenir."
Somut olayda ilk derece mahkemesince bu tutar yüzden on olarak belirlenmiş ve Dairemizce ilk derece mahkemesinin takdir hakkına müdahale edilecek bir neden görülmemiş, uygulanan oran makul bulunmuştur. Bu nedenle davacı vekilinin istinaf başvuru nedenlerinin reddine karar vermek gerekmiştir.
Davalı yanın istinaf başvuru sebeplerine karşı oluşturulan gerekçe ise şu şekilde tekrarlanmaktadır:
Muaccel durumdaki para alacakları için icra ve iflas takibi yollarına başvurulmasında yasaya aykırı yön bulunmamaktadır. Alacağın belirlenebilir (likit) olmaması sadece icra inkar tazminatına hükmedilmesi açısından önem arz eder.
Davacı yanca Avukatlık Kanunu’nun 164’üncü maddesi çerçevesinde yüzde yirmi oranı üzerinden vekalet ücreti hesaplanarak takibe konulmuş, mahkemece bu oran yüzde on olarak belirlenerek ve diğer fer’iler de eklenerek depo emrine konu edilmiştir. Gerek takip ve gerek mahkeme kararının bu yönü ile usul ve hukuka aykırı bir yanı bulunmamaktadır.
Diğer taraftan iflas davası bir alacak davası olmayıp bir inşai davadır. Bu davanın kabulü halinde borçlunun iflasına karar verilir. Girişilen icra takibi o noktada kalır ve devamına karar verilmesi söz konusu değildir. Ancak davacının talebi ile mahkemenin kabulü arasında bir tutar farkı bulunduğu ve eğer davalı itiraz etmese idi takibin o tutardan kesinleşmesi ile depo kararının da bu çerçevede belirleneceği anlaşıldığından reddedilen kısım için davalı yararına maktu vekalet ücreti tayini gerekir. Dava bir alacağın tahsili talebini içermediğinden hesaplamanın nispi tarifeye göre yapılmasına da yasal olanak bulunmamaktadır.
Son olarak para alacaklarına ilişkin ilamlar kesinleşmeden infaz olunacaklarından ve eldeki dosyada iflas talebi reddedilip, sadece takip konusu tutarın alacaklıya ödenmesi söz konusu olduğundan ödemenin kararın kesinleşmesine ertelenmesi doğru olmamıştır. Ancak istinaf edenin sıfatına göre bu husus düzeltme nedeni yapılmamıştır.
Gösterilen yasal düzenlemeler ve yapılan açıklamalara göre ilk derece mahkemesi kararının düzeltilerek yeniden esas hakkında karar verilmesi gerekmiştir (HMK m.353/1-b.2).
(GK Yazım Tarihi: 16/01/2024) Başkan Üye Üye 3 Katip 2
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 23. Hukuk Dairesi, E. 2023/2269, K. 2024/44, 16 Ocak 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama