KÜNYE
T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 23. Hukuk Dairesi T.C. Ankara Bölgeadliyemahkemesi 23. Hukukdairesi (D Üzelterekyeniden Esashakkındakara R)
- Karar tarihi
- 26 Şubat 2025
- Esas no
- 2023/959
- Karar no
- 2025/199
- İncelenen kararın
- —
- Mahkemesi
- Ankara 10. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Tarihi
- 09/03/2023
- Esas-karar numarası
- 2020/577E., 2023/163K.
- Davacı
- —
- Vekili
- —
- Davalı
- —
- Vekili
- —
Karar Metni
1.765 kelime·9 dk okuma·6 bölüm
Davacı vekili tarafından, yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK m.) 352. maddesi uyarınca, yapılan ön inceleme sonucu, eksiklik bulunmadığı anlaşıldığından inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra, dosya incelendi.
GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ
İDDİA VE SAVUNMALARIN ÖZETİ
Davacı vekili, müvekkili kooperatifin, I. ve lI. etap olmak üzere toplam 335 ortak olarak kurulduğunu, ortaklarına konut tahsisi için ...'de tapu sicil Müdürlüğünün ... ada ... parselde, ... ada ... parselde, ... ada ... parselde kat karşılığı inşaat yapmak ve buradaki binalardan elde edeceği bağımsız bölümleri ortaklarına tahsis etmek amacı taşıdığını, kooperatifin I. ve Il. etap olarak adlandırılan parsellerde yaptığı inşaattan kooperatife özgülenen 206 konutu tahsis ettiği ortaklara ferdileşme işlemini de yaparak tapularını verdiğini,
bu nedenle tapularını alan bazı ortakların parasal yükümlülükleri yerine getirmemek için birer birer kooperatiften istifa ettiklerini, ancak müvekkili kooperatife üye olup parasal yükümlülüklerini yerine getirmiş olsa da konutunu edinememiş 98 üyenin mevcut olduğunu, kooperatifin 16.04.2019 tarihli genel kurulda tasfiye kararı almış ise de tasfiyeye ilişkin kararının Ankara 6. ATM 2019/237 E. sayılı davada ile iptal edildiğini, kooperatifin halen aktif olduğunu ve konutunu edinememiş üyelerin mağduriyetini gidermek için faaliyetlerine devam ettiğini, davalının 17.05.2005 tarihinde kooperatife üye olduğunu ve üyeliği dolayısı ile ... ada,
... parsel, F Blok 5. kat 21 no.lu bağımsız bölümde kayıtlı taşınmazı edindiğini ve 31.08.2015 tarihinde kooperatif üyeliğinin düşürülmesini talep ettiğini, istifa eden üyenin istifasının hüküm ve sonuç doğurabilmesi için kooperatiften edinmiş olduğu hakkı (konutu) kooperatife iade etmesi gerektiğini, aksi halde ortaklıktan kaynaklanan tüm hak ve yükümlülüklerin devam edeceğini, davalının istifa ile birliktte edinmiş olduğu konutu iade etmediğini ve parasal yükümlülüklerini de yerine getirmediğini ileri sürerek,
avalının adına kayıtlı taşınmazın tapu kaydının iptali ile kooperatif adına tesciline karar verilmesini, bu mümkün değilse fazlaya ilişkin dava ve talep hakkı saklı kalarak şimdilik 10.000,- TL bedelin davalıdan alınarak davacı kooperatife verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının iddiasının hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, müvekkilinin 18.01.2005 tarihinde kooperatife üye olduğunu, kooperatif ile dava dışı ...
Şirketi arasında imzalanan 15.05.2004 tarihli düzenleme biçiminde inşaat yapım ve taahhüt sözleşmesinde üyelerin ödemelerinin, üye giriş peşinatı : 7.500,- TL, genel gider aidatı aylık : 75,- TL, daire tesliminde : 10.000,- TL, teslim sonrası aylık : 500,- TL, (500,- x58 ay) toplam ödeme : 48.000,- TL şerefiye, şeklinde planlandığını, müvekkilinin bütün borçlarını ödediğini, borçlarını ödemesinden dolayı 30.04.2009 tarihinde bağımsız bölüme ilişkin tapusunun verildiğini, davacı tarafından dava dilekçesinde, müvekkilinin kooperatife ne tür bir borcu olduğunun, hangi parasal yükümlülüğünü yerine getirmediğinin belirtilmediğini,
davalının konutu edindiği 30.04.2009 tarihinden bu tarafa 6,5 yıl boyunca bütün sorumluluklarını yerine getirerek 31.08.2015 tarihinde istifa ettiğini ve istifasının 07.09.2015 tarihli, 159 no.lu yönetim kurulu toplantısında ödemesi gereken bütün aidatları ödediği gerekçesiyle kabul edilerek üyeliğinin düşürülmesinin oy birliği ile kabul edildiğini, davalının davacı kooperatife hiçbir borcu bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAH. KARARI ÖZETİ
İlk derece mahkemesince "Dava, kooperatif ortaklığından istifa edilmesi nedeniyle ortak adına kayıtlı taşınmazın tapu kaydının iptali ile tescili mümkün değilse daire bedelinin iadesi istemine ilişkindir.
1163 sayılı Kooperatifler Kanununun 1. maddesi uyarınca, yapı kooperatiflerinin amacı karşılıklı yardım ve dayanışma içinde ortaklarını konut veya işyeri sahibi yapmaktır. Kooperatifler giderlerini ortaklarından topladıkları aidatlar ile karşılamak zorunda olduklarından, ortağın da konut isteyebilmesi için yükümlülüklerini tam olarak yerine getirmesi ve kooperatife borcu olmaması gerekir.
İstifa eden ortak ise ancak Kanun'un 17. ve anasözleşmenin 15. maddesine göre kooperatiften istifa ettiği yıla göre genel gider payı düşüldükten sonra ödediği aidatın iadesini isteyebilir. Çıkan veya çıkarılan ortağın, kooperatif ortaklığı nedeniyle edindiği hakları da kooperatife iadesi gerekir. Bunun istisnası Kooperatifler Kanunu'nun 81. maddesinde düzenlenmiştir.
Anılan kanun maddesinin 5983 sayılı Kanunu'nun 2. maddesi ile değiştirilen 2. fıkrası hükmüne göre; amacına ulaşılarak dağılma sürecine girmiş olan kooperatiflerden çıkan veya çıkarılan ortağın konutu veya işyeri çıkma veya çıkarılma sebebiyle geri alınamaz; ancak, bu eski ortaklar daha sonra oluşabilecek tasfiye masraflarına katılırlar.
(Yargıtay 23. Hukuk Dairesinin 13.12.2012 tarih ve 5200 E. 7357 K., 24.09.2012 tarih ve 4006 E., 5357 K. 18.10.2012 tarih ve 4162 E., 6134 K. sayılı kararları)
Dosya kapsamından; davacı kooperatifin 14.04.2019 tarihli genel kurulunun 7/a maddesinde kooperatifin tasfiyesine karar verildiği, bazı kooperatif ortaklarınca Ankara 6. Asliye Ticaret Mahkemesine anılan genel kurulun iptali istemiyle dava açıldığı, yapılan yargılama sonucunda mahkemenin 09.10.2020 tarih ve 2019/237 E., 2020/504 K. sayılı kararıyla davanın kısmen kabulüne, tasfiyeye ilişkin gündemin 7/a maddesindeki kararın nitelikli çoğunlukla alınmadığı gerekçesiyle bu maddenin iptaline karar verildiği,
taraf vekillerince hükmün istinafı üzerine Ankara BAM 23. Hukuk Dairesi 16.03.2021 tarih ve 2020/2064 E., 2021/438 K. sayılı kararıyla HMK'nın 353/(1)-b.2. maddesi uyarınca taraf vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verildiği kararın dava tarihinde henüz kesinleşmediği anlaşılmıştır.
Davacı kooperatifin tasfiye haline girmesine ilişkin genel kurul kararının iptaline karar verildiği, tasfiye halinde bulunan kooperatiflerde 1163 sayılı Kooperatifler Kanununun 81-2. maddesi uyarınca kooperatiften çıkan ortağın konutunun çıkma sebebiyle geri alınamayacağı, tasfiyeye ilişkin genel kurul kararının iptaline ilişkin mahkeme kararının kesinleşmesi ile tasfiye halinden çıkan kooperatifin aynı taleple başvuruda bulunabileceği görülmüştür.
(Aynı yönde Ankara BAM 23. HD 2021/1753 E ve 2021/1657 K sayılı ilamı) Bu nedenle davanın reddine..." şeklinde karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
İstinaf yasa yoluna başvuran-davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle: müvekkili kooperatifin üyesi olan davalıya dava konusu konutun tahsis edildiğini, davalının daha sonra kooperatif üyeliğinden istifa ettiğini, İlk derece Mahkemesince davalının istifasının kabul edilmiş olması sebebiyle istifanın geçerli olduğuna hükmedildiğini, ortağın çıkma iradesini noter aracılığı ile kooperatife bildirmesi halinde, bildirim tarihinden itibaren çıkmanın gerçekleşeceğini,
her ne kadar kooperatiflerde "açık kapı ilkesi" gereği her ortak istediği zaman ve kendi serbest iradesi ile kooperatif ortaklığından çıkma hakkına sahip ise de bu hakkın kullanılmasının sınırsız olmadığını, kooperatifin tasfiye aşamasına geçmemesi ve faaliyetlerine devam etmesi halinde konut edinmiş üyelerin sorumluluktan kaçarak istifa edemeyeceklerini, şayet üyeler istifa etmiş ise istifasının hüküm ve sonuç doğurabilmesi için kooperatiften edinmiş oldukları konutları iade etmelerinin gerektiğini, Yargıtay kararları incelendiğinde ortaklıktan çıkan ortağın kooperatif ortaklığından edindiği hakları kooperatife iade etmesinin gerektiğini,
bunun tek istisnasının Kooperatifler Kanununun 81/2. maddesindeki "Amacına ulaşılarak dağılma sürecine girmiş olan kooperatiflerden çıkan veya çıkarılan ortağın konutu veya işyeri çıkma veya çıkarılma sebebiyle geri alınamaz; ancak, bu eski ortaklar daha sonra oluşabilecek tasfiye masraflarına katılırlar." hükmü olduğunu, ancak müvekkili kooperatifin tasfiye halinde olmadığını, genel kurulda alınan tasfiye kararının Ankara 6. Asliye Ticaret Mahkemesi 2019/237 E. sayılı dava neticesinde iptal edildiğini ve kararın kesinleştiğini,
kooperatifin tasfiye kararı iptal edildiğinden baştan itibaren geçersiz ve hukuk düzeninde hiç doğmamış sayılacağını, dolayısıyla kooperatifin dava veya karar tarihinde tasfiye halinde olmadığını, istifanın sonucunda üyelerin kooperatiften edindikleri edimin iadesi gerektiğini, yeniden dava açmanın usul ekonomisine aykırı olduğunu belirterek, İlk derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ,
HUKUKİ SEBEP VE GEREKÇE
Dava, kooperatif ortaklığından istifa nedeniyle ortaklığa bağlı olarak tapu kaydı devredilen taşınmazın tapu kaydının iptali ile kooperatif adına tescili, mümkün olmaması halinde bedelinin tahsili istemine ilişkindir. 1163 sayılı Kooperatifler Kanunun 98. maddesi yollamasıyla uygulanması gereken TTK'nın 450. maddesi, "(1) Genel kurul kararının iptaline veya butlanına ilişkin mahkeme kararı, kesinleştikten sonra bütün pay sahipleri hakkında hüküm ifade eder. Yönetim kurulu bu kararın bir suretini derhâl ticaret siciline tescil ettirmek ve internet sitesine koymak zorundadır." hükmünü içermektedir.
Dosya ve UYAP kayıtları kapsamından; davacı kooperatifin 14.04.2019 tarihli genel kurulunun 7/a maddesinde kooperatifin tasfiyesine karar verildiği, bazı kooperatif ortaklarınca Ankara 6. Asliye Ticaret Mahkemesine anılan genel kurulun iptali istemiyle dava açıldığı, yapılan yargılama sonucunda mahkemenin 09.10.2020 tarih ve 2019/237 E., 2020/504 K. sayılı kararıyla davanın kısmen kabulüne, tasfiyeye ilişkin gündemin 7/a maddesindeki kararın nitelikli çoğunlukla alınmadığı gerekçesiyle baştan itibaren geçersiz olduğunun tespitine karar verildiği,
taraf vekillerince hükmün istinafı üzerine Dairemizin 16.03.2021 tarih ve 2020/2064 E., 2021/438 K. sayılı kararıyla, HMK'nın 353/(1)-b.1. maddesi uyarınca taraf vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verildiği, karara karşı davacılar vekilince istinaf yoluna başvurulması üzerine Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin 14.10.2021 tarih ve 2021/3431 E., 2021/869 K. sayılı kararıyla Dairemiz kararının onanmasına karar verilmiş olduğu anlaşılmıştır.
Dairemizin 16.03.2021 tarih ve 2020/2064 E., 2021/438 K. sayılı kararı davalı kooperatif vekiline 10.04.2021 tarihinde tebliğ edilmiş olup, kooperatif vekilince temyiz yoluna başvurulmaması nedeniyle Ankara 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin kooperatifin tasfiyesine ilişkin 7/a maddesindeki kararın baştan itibaren geçersiz olduğuna ilişkin kararı, temyiz süresinin dolmasıyla davalı kooperatif yönünden 26.04.2021 tarihinde kesinleşmiştir.
Davacı kooperatif, tasfiyesine ilişkin genel kurul kararının baştan itibaren geçersizliğinin tespitine ilişkin Mahkeme kararının yargılama aşamasında kesinleşmiş olması nedeniyle artık tasfiye halinde olmadığından, çıkan veya çıkarılan ortağın kooperatif ortaklığı nedeniyle edindiği hakların kooperatife iadesinin gerektiği ilkesi uyarınca, davalı aleyhine açacağı bir dava ile davalıya ortaklığına bağlı olarak tahsis edilen taşınmazın tapu kaydının iptali ile adına tescilini, taşınmazın tapu kaydının devredilmiş olması halinde rayiç bedelini talep edebilecektir.
KK.m.81/2. fıkrasında “taşınmazın geri istenememesi” için iki şartın bir arada bulunması gerekir. Bu şartlardan birincisi kooperatifin amacına ulaşması, diğeri tasfiyeye girmesidir. Davacı kooperatif açısından iki şart da gerçekleşmediğinden KK. m. 81/2. fıkrasının somut olayda uygulanması da mümkün değildir.
Bu durumda İlk derece Mahkemesince, davanın kabulü ile taşınmaz fiilen davalı adına kayıtlı olmayıp satış ile el değiştirdiğinden taşınmazın dava tarihindeki rayiç bedeli olarak belirlenen 525.000,00 TL'nin davacı kooperatife ödenmesine karar verilmesi gerekirken, yanılgılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi doğru değildir. Buna göre Dairemizce, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, HMK'nın 353/(1)-b.2. maddesi uyarınca, İlk derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulü yönünde yeniden esas hakkında karar verilmesi gerekmiştir.
GEREKÇELİ KARAR YAZIM TARİHİ : 27/02/2025
Başkan ... Üye ... Üye ... Katip ...
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 23. Hukuk Dairesi, E. 2023/959, K. 2025/199, 26 Şubat 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama