KÜNYE
T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 25. Hukuk Dairesi Davacı Vekili
- Karar tarihi
- 8 Ekim 2024
- T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 25. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No
- 2023/1230 - 2024/2128
- Dosya no
- 2023/1230 Esas
- Karar no
- 2024/2128
- İncelenen kararın mahkemesi
- ANKARA 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 17/11/2021
- Numarası
- 2016/974 Esas, 2021/837 Karar
- Davalı
- —
- Davanın konusu
- İtirazın İptali
Karar Metni
1.580 kelime·8 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonucunda mahkemece davanın kabulüne dair verilen karara karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dosya incelendi. Gereği görüşülüp düşünüldü. Dava, 3093 sayılı Yasa gereğince ödenmesi gereken TRT payının alacağına yönelik itirazın iptali istemine ilişkindir.
Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; zamanaşımı defiinin mahkemece dikkate alınmadığını, davacının dava dilekçesinin açıklattırılması taleplerinin değerlendirilmediğini ve savunma haklarının kısıtlandığını, 3093 sayılı Kanunun 4/c maddesinin 26/07/2008 tarihli ve 26948 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 09/07/2008 tarih ve 5784 sayılı Kanun ile yapılan düzenlemeye kadar yürürlükte kalan mevzuat uyarınca, kanunla elektrik üretimi ve iletimi tesisleri kurmaya ve işletmeye, dağıtım ticaretini yapmaya yetkili kılınan kurumun,
kuruluş ve işletmelerin nihai tüketiciye satılan enerjiden elde edilen gayri safi satış hasılatının %3,5 oranı tutarındaki payı Türkiye Radyo Televizyon Kurumuna ödeyeceklerinin öngörüldüğünü, bu oranın daha sonradan 22/01/2003 tarih ve 2003/5201 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile 23/02/2003 tarihinden itibaren %2 olarak yeniden düzenlendiğini, reaktif enerji bedeli, elektirik enerjisi fonu ve belediye tüketim vergisinin elektrik enerjisi tüketimi kapsamına dahil edilebilecek bedellerden olmadığını,
Mali Denetçi Raporları doğrultusunda Kurumlarınca tespit edilmiş olan TRT payı fark tutarlarının 15/06/2016 tarih ve 141472 sayılı yazıları ile Genel Müdürlüğe bildirildiğini, söz konusu TRT payının Kurumlarının hesaplarına eksik ödendiğine dair ilgili şirkete veya Genel Müdürlüğe daha önce bir tebligatın yapılmadığının anlaşıldığını, taraflarınca bilinmeyen ve bildirilmeyen bir tutar için 2007-2008 yıllarından itibaren faize hükmedilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu,
3093 sayılı Türkiye Radyo Televizyon Kurumu Gelirleri Kanunun 5.maddesinin c bendine göre emredici nitelikteki düzenleme uyarınca üçer aylık bilanço dönemlerinde ortaya çıkacak farkların, müteakip ayın sonuna kadar tasfiye edilmesinin yasal bir zorunluluk olduğu gibi bu güne kadar yapılan ödemelerde ortaya çıkan farklarla ilgili Genel Müdürlükleri ve TRT Genel Müdürlüğü arasında mutabakat çalışmaları yapılarak bilançolar tasfiye edildiğinden TRT Genel Müdürlüğü tarafından yıllar yıllar sonra üstelik taraflar arasında mutabakat da olduğu halde tek taraflı yapılan hesaplamaya dayanılarak geçmişe dönük hak ve alacak talep edilmesinin ve bu
meblağa 2007-2008 yılından itibaren 6183 sayılı yasa uyarınca faiz işletilmesinin "hiç kimse kendi kusurundan yararlanamaz." ilkesine de aykırılık teşkil ettiğini, davacının bazı vergi ve fonlardan da TRT payı talep ettiğini, davacı tarafından Genel Müdürlükten talep edilen bu bedel ilgili mevzuat, tanımlamalar ve benzer konuya ilişkin elde mevcut olan Genel Müdürlük lehine olan Yargıtay kararları doğrultusunda taraflarına ödenmeyerek icraya itiraz edildiğini, nitekim dosyada alınan bilirkişi raporları arasında sayılan kalemlerden TRT payı alınamayacağı yönünde rapor,
TRT payı alınabileceği ancak yapılan hasaplama ile daha düşük miktarda talep edebileceğine ilişkin rapor, davacının talebini karşılayan miktarlara TRT payı talep edilebileceğine ilişkin rapor olmak üzere her biri birbirinden farklı içerikte bilirkişi raporlarının mevcut olduğunu, şayet alacak likit bir alacak olsaydı dosyadaki bilirkişi raporlarındaki içerik ve hesaplamaların birbirinden farklı olamayacağını ve tüm bilirkişilerce aynı hesaplama yapılacağını,
işbu dava dosyasında alanında uzman bilirkişilerce sunulan raporlarda dahi her biri birbirinden farklı içerikte ve her birinde farklı hesaplamalar varken alacağın likit olması söz konusu olmadığını ve taraflarınca takibin hatalı ve yersiz olduğu gerekçesi ile takibe itiraz edilmesi nedeniyle aleyhlerine icra inkar tazminatına hükmedilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Dairemizce, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi gereğince istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzenine ilişkin hususlar resen gözetilerek inceleme yapılmıştır.
Takip talebine göre, takibin konusu 3093 sayılı kanundan doğan 2007-2008 dönemi TRT elektrik pay alacağı olarak belirlenmiş olup, bu tarihler itibarıyla alacağa dayanak teşkil eden 3093 sayılı Türkiye Radyo-Televizyon Gelirleri Kanunu'nun 06.07.1999 tarih ve 4397 sayılı Kanun'un 4.maddesiyle değişik 4.maddesinin c bendi:
"Türkiye Elektrik Dağıtım A.Ş ve Türkiye Elektrik Üretim-İletim A.Ş ile bu kuruluşların dışında kanunla elektrik üretimi ve iletimi tesisleri kurmaya ve işletmeye, dağıtım ve ticaretini yapmaya yetkili kılınan diğer kurum, kuruluş ve işletmeler nihai tüketiciye satılan enerjiden elde edilen gayri safi satış hasılatının (katma değer vergisi hariç, tüm fon vergi ve paylar dahil) %2 oranı tutarındaki payı Türkiye Radyo-Televizyon kurumuna intikal ettirirler." şeklinde;
Aynı kanunun 06/07/1999 tarih ve 4397 sayılı kanunun 5.maddesiyle değişik 5.maddesinin c bendi: "Türkiye Elektrik Dağıtım A.Ş ve Türkiye Elektrik Üretim-İletim A.Ş ile bu kuruluşların dışında kanunla elektrik üretimi ve iletimi tesisleri kurmaya ve işletmeye, dağıtım ve ticaretini yapmaya yetkili kılınan diğer kurum, kuruluş ve işletmelerce bu kanunun 4 üncü maddesinin (c) bendine göre hesaplanacak pay, en geç tahsilatı takip eden ayın 25'inde Türkiye Radyo-Televizyon Kurumuna gönderilir.
Türkiye Elektrik Dağıtım A.Ş ve Türkiye Elektrik Üretim-İletim A.Ş. ile bu kuruluşların dışında kanunla elektrik üretim ve iletimi tesisleri kurmaya ve işletmeye, dağıtım ve ticaretini yapmaya yetkili kılınan diğer kurum, kuruluş ve işletmelerin üçer aylık dönem bilançoları kesinleştiğinde, o dönemin ödemeleri ile bilançoya göre ortaya çıkacak farklar müteakip ayın sonuna kadar taraflarca mutabakatı yapılarak tasfiye edilir.
Ödemelerin geciktirilmesi halinde, her geçen ay ve kesri için Türkiye Elektrik Dağıtım A.Ş. ve Türkiye Elektrik Üretim-İletim A.Ş. ile diğer kurum, kuruluş ve işletmelere 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunda öngörülen gecikme zammı oranında gecikme faizi uygulanır. Kurum alacağı 2004 sayılı İcra ve İflas Kanun hükümlerince takip ve tahsil olunur." şeklinde düzenlenmiştir.
Davacı kurum bu çerçevede fon, vergi ve paylar kapsamında gördüğü reaktif enerji bedeli, elektrik enerji fonu ve belediye tüketim vergisinin tahsili için takip başlatmış, davalı şirket ise, icra takibine itiraz sonrası açılan iş bu davada, aşağıda gösterilen mevzuat değişikliği ile vergi, fon, pay ve benzeri kesintilerin, %2 lik enerji satış bedelinin kapsamından çıkarıldığından, hariç tutulduğundan, mükerrer ödeme olduğundan bahisle davanın reddini istemiştir.
26.07.2008 tarihli değişiklik sonrasında 5784 sayılı Kanunla değişik 3093 sayılı Türkiye Radyo-Televizyon Kurumu Gelirleri Kanunu'nun 4/c bendi:“Nihai tüketiciye elektrik enerjisi satışı yapan lisans sahibi tüzel kişiler, iletim, dağıtım ve perakende satış hizmetlerine ilişkin bedeller hariç olmak üzere, elektrik enerjisi satış bedelinin (sanayi sicil belgesine sahip sanayi işletmelerine yapılan elektrik enerjisi satışı hariç) yüzde ikisi tutarındaki payı (Katma Değer Vergisi, diğer vergiler, fon ve paylar ile benzeri kesintiler hariç) faturalarında ayrıca gösterir ve bu kapsamdaki bedelleri Türkiye Radyo-Televizyon Kurumuna intikal ettirirler.” düzenlemesi mevcuttur.
3093 sayılı TRT Gelirleri Kanunu'nun 5.maddesi (c) fıkrasında "Nihai tüketiciye elektrik ener-jisi satışı yapan lisans sahibi tüzel kişilerce, bu Kanunun 4 üncü maddesinin (c) bendine göre hesap-lanacak bedeller en geç tahakkuku takip eden ikinci ayın yirmibeşinde Türkiye Radyo-Televizyon Ku-rumunun göstereceği banka hesabına ödenir ve tahakkuk cetvelleri aynı süre içinde Türkiye Radyo-Televizyon Kurumuna gönderilir.
Nihai tüketiciye elektrik enerjisi satışı yapan lisans sahibi tüzel kişiler üçer aylık dönem bilân-çoları kesinleştiğinde, o dönemin ödemeleri ile bilançoya göre ortaya çıkacak farklar müteakip ayın sonuna kadar taraflarca mutabakatı yapılarak tasfiye edilir.
Ödemelerin geciktirilmesi halinde, her geçen ay ve kesri için, nihai tüketiciye elektrik enerjisi satışı yapan lisans sahibi tüzel kişilere 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunda öngörülen gecikme zammı oranında gecikme faizi uygulanır. Kurum alacağı 9/6/1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu hükümlerince takip ve tahsil olunur." hükmü yer almaktadır.
Öncelikle zamanaşımına yönelik istinaf sebebinin incelenmesinde; takip konusu, 2004 sayılı İcra İflas Kanunu hükümlerince takip ve tahsili gereken alacak niteliğinde olup, alacağın doğduğu tarihlerde yürürlükte bulunan 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 125.maddesi uyarınca on yıllık zamanaşımı süresinin takip tarihi itibarı ile dolmadığı anlaşılmış, bu nedenle zamanaşımı itirazı yerinde görülmemiştir.
Alınan bilirkişi raporunda olaya uygulanacak yasanın amaçsal yorumu yoluna gidildiğinde, TRT gelirlerinde asıl amacın nihai tüketici tarafından tüketilen elektrik enerjisi üzerinden TRT payı belirlemek olduğu ve yasa değişikliğinin mükerrer ödemelerin önüne geçmek amacıyla yapıldığından hareketle, mükerrer ödeme olarak nitelenen alacak kalemlerinin davalıdan talep edilemeyeceği yönünde görüş bildirilmiş, alternatifli düzenlenen raporda aksi kanaat oluşması haline göre alacak miktarı da hesaplanmıştır.
Alacağın doğduğu tarih yönünde çekişme bulunmamakla, o tarihlerde yürürlükte bulunan 3083 sayılı Yasanın 4(c) maddesi kapsamında kalan alacak kalemlerinin tahsiline engel hal bulunmadığı, yasadan kaynaklanan borç olması sebebiyle temerrüt için ihtar gerekmediği anlaşılmakla, ilk derece mahkemesince kurum alacağının doğduğunun ve itirazın haksız olduğunun kabulü ile itirazın iptaline karar verilmesinde isabetsizlik görülmemiştir.
Davalı tarafın icra inkar tazminatına yönelik istinaf istemi yönünden yapılan incelemede ise; itirazın iptali davalarında icra inkâr tazminatına hükmedilebilmesi için, diğer koşulların yanında takibe konu alacağın likit olması da zorunludur. Anılan tür bir alacaktan söz edilebilmesi için ise gerçek tutarın belli ve sabit olması veya borçlu tarafından belirlenebilmesi için alacağın tüm unsurlarının bilinmesi ya da bilinebilecek durumda bulunması gereklidir.
Dosya kapsamından, mevzuat çerçevesinde ve belirli oranda tahsili gereken icra takibine konu alacağın likit olduğunun kabulü ile asıl alacak miktarı üzerinden %20 oranında icra inkar tazminatının hüküm altına alınması yerinde olduğundan, davalı tarafın bu hususa ilişkin istinaf isteminin de reddi gerekmiştir.
Sonuç olarak, dosyada bulunan kanıt ve belgelere, kararın dayandığı yasal gerekçelere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmaması kanaatine Dairemizce de varılarak ilk derece mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde, usul ve esas yönünden bir hukuka aykırılık görülmediğinden, HMK’nın 353/1-b-1 maddesi gereğince davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 08/10/2024
Başkan e-imza Üye e-imza Üye e-imza Katip e-imza
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 25. Hukuk Dairesi, E. 2023/1230, K. 2024/2128, 8 Ekim 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama