KÜNYE
T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi Bam 25. Hukuk Dairesi T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 25. Hukuk Dairesi Davalı
- Karar tarihi
- 19 Mart 2024
- Dosya no
- 2023/1937
- Karar no
- 2024/702
- Başkan
- —
- Üye
- —
- Üye
- —
- Katip
- —
- İncelenen kararın mahkemesi
- ANKARA 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 10/04/2023
- Numarası
- 2022/697 Esas, 2023/280 Karar
- Davacı
- —
- Vekili
- —
- Vekili
- —
- Davanın konusu
- İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan
Karar Metni
1.020 kelime·5 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonucunda mahkemece davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dosya incelendi. Gereği görüşülüp düşünüldü. Mahkemece davanın kısmen kabulüne ve kısmen reddine karar verilmiştir.
Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; yerel mahkeme kararına karşı tavzih yoluna başvurduklarını, tavzih gerekçelerinin asıl alacak miktarının gerekçeli karara sehven yanlış yazılmış olması, arabuluculuk görüşmelerine katılmayan davalı lehine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilemeyeceğine ilişkin olduğunu, yerel mahkemece ek kararda reddedilen yönlerden kararın kaldırılması gerektiğini, davalı tarafın zorunlu arabuluculuk sürecine herhangi bir mazeret sunmadan katılmadığını,
Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliğine göre arabuluculuk sürecine katılmayan tarafın yargılama giderinin tamamından sorumlu tutulacağının ve vekalet ücretine hükmedilemeyeceğinin belirtildiği, gerekçeli kararın 5. maddesinin hükümden kaldırılması gerektiğini, mahkemece HMK 305/2 maddesi atfı ile verilen kararın HMK'nın 305. maddesi ile çeliştiğini, ek kararın aleyhe reddedilen kısımlarının kaldırılmasına ve yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalı tarafa aidiyetine karar verilmesini taleple istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
Dava, otoyol geçiş ücretine dayalı alacağın tahsili istemiyle başlatılan ilamsız icra takibinde vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
Mahkemece yapılan yargılama sonunda özetle; davalıya ait aracın, davacının işletmekte olduğu otoyoldan ücretsiz geçiş yaptığı, davalının işleten sıfatıyla 6001 sayılı yasanın 30/5 maddesi gereğince geçiş ücreti ve 4 katı tutarında cezayı ödemek durumunda olduğu,
davalının takip tarihi itibariyle asıl alacak (geçiş ücreti+para cezası) 20.071,33 TL, KDV 387,90 TL ve faiz 2.155,01 TL olmak üzere toplam 102.889,54 borçlu bulunduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davalının Ankara 23.İcra Müdürlüğüne ait 2018/9727 sayılı dosyasına yönelik itirazının kısmen iptaline, takibin Asıl alacak (geçiş ücreti+para cezası) 20.071,33 TL, KDV 387,90 TL ve faiz 2.155,01 TL olmak üzere toplam 102.889,54 TL üzerinden aynı koşullarla devamına karar verilmiş, alacağın likit bulunması nedeniyle hükmedilen tutar üzerinden hesaplanacak %20 inkar tazminatının davalıdan tahsiline dair karar verildiği anlaşılmıştır.
Mahkemece 26/04/2023 tarihli tashih kararı ile " ...Davanın kısmen kabulüne, davalının Ankara 23.İcra Müdürlüğüne ait 2018/9727 sayılı dosyasına yönelik itirazının kısmen iptaline, takibin Asıl alacak (geçiş ücreti+para cezası) 20.071,33 TL, KDV 387,90 TL ve faiz 2.155,01 TL olmak üzere toplam 102.889,54 TL üzerinden aynı koşullarla devamına" kısmının hükümden çıkarılarak "Davanın kısmen kabulüne, davalının Ankara 23. İcra Müdürlüğü'nün 2018/9727 Esas sayılı dosyasına yönelik itirazının kısmen iptaline, takibin Asıl alacak (geçiş ücreti+para cezası) 100.356.63.-TL,
KDV 387.90.-TL ve faiz 2.155.01.-TL olmak üzere toplam 102.889.54.-TL üzerinden aynı koşullarla devamına, şeklinde düzeltilerek hükmün tashihine, davacı vekilinin gerekçeli kararın 5., 6., ve 7. Maddelerine yönelik talebinin reddine," şeklinde hükmün tashihine karar verildiği görülmüştür.
Karara karşı yukarıda yazılı sebeplerle istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
Dairemizce, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi gereğince istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzenine ilişkin hususlar resen gözetilerek inceleme yapılmıştır.
Türkiye Cumhuriyeti Anayasasında yargılamanın açıklığı ilkesi kabul edilmiştir. Gerek mülga 1086 sayılı HUMK’un 382 ve devamı maddelerinde gerekse yürürlükte bulunan 6100 sayılı HMK'nın 294 ve devamı maddelerinde hükmün nasıl tesis edileceği ve sonrasında kararın nasıl yazılacağı etraflıca hükme bağlanmıştır. Yargılamanın açık bir şekilde yapılması ve tesis edilen hükmün açıkça belirtilmesi ilke olarak kabul edilmiştir. Aksi halde, yargılamanın açıklığı ilkesi dolayısıyla kamu vicdanı zedelenmiş ve mahkeme kararlarına duyulan güven sarsılmış olacaktır.
Kısa karar ile gerekçeli karar arasında çelişki olmaması gerektiği gibi gerekçe ile hüküm fıkrası arasında da çelişki bulunmaması yasal bir zorunluluktur.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 24/02/2010 tarihli 2010/1-86 esas ve 2010/108 karar sayılı kararında da belirtildiği üzere; “…Yasanın aradığı anlamda oluşturulacak kararların hüküm fıkralarının açık, anlaşılır, çekişmesiz, uygulanabilir olmasının gerekliliği kadar; kararın gerekçesinin de, sonucu ile tam bir uyum içinde, o davaya konu maddi olguların mahkemece nasıl nitelendirildiğini, kurulan hükmün hangi nedenlere ve hukuksal düzenlemelere dayandırıldığını ortaya koyacak; kısaca, maddi olgular ile hüküm arasındaki mantıksal bağlantıyı gösterecek nitelikte olması gerekir…”
6100 sayılı HMK'nın 297. maddesi uyarınca hükmün ... çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delilleri, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesini, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkan sonuç ve hukuki sebepleri... kapsaması gerekmektedir.
6100 sayılı HMK'nın 294-297 maddelerinde yer alan düzenlemeler yargıda açıklık ve netlik prensibinin gereği kamu düzeni ile ilgilidir. (Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 15/10/2020 tarihli, 2020/117 esas, 2020/5781 karar sayılı ilamı)
Bu kapsamda. Mahkemece "davanın kısmen kabulüne, davalının Ankara 23.İcra Müdürlüğüne ait 2018/9727 sayılı dosyasına yönelik itirazının kısmen iptaline, takibin asıl alacak (geçiş ücreti+para cezası) 20.071,33 TL, KDV 387,90 TL ve faiz 2.155,01 TL olmak üzere toplam 102.889,54 TL üzerinden aynı koşullarla devamına" karar verildiği,
asıl alacak KDV ve faiz toplamının ise 102.889,54 TL olmadığı bu şekilde hükmün kendi içerisinde çeliştiği, sonradan tahsis kararı ile "...Asıl alacak (geçiş ücreti+para cezası) 100.356.63.-TL, KDV 387.90.-TL ve faiz 2.155.01.-TL olmak üzere toplam 102.889.54.-TL üzerinden aynı koşullarla devamına, şeklinde düzeltilerek hükmün tashihine, " karar verilmiş ise de bu durumun tavzih ve tashih yoluyla düzeltilemeyeceği kaldı ki Mahkemece hüküm bölümünün tahsisine karar verildiği halde hükmün gerekçesinin aynı kalması nedeniyle bu kez de hükmün tahsis edilmiş hali ile hüküm gerekçesi arasında çelişki oluşacağı anlaşılmıştır.
Ortada hukuki ve maddi vakıa denetimine elverişli bir hüküm bulunmadığından davanın yeniden görülüp yeni bir karar verilmesi için ilk derece mahkemesine ait kararın esası incelenmeden kaldırılmasına ve dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiştir. Yukarıda açıklanan nedenlerle, 6100 sayılı HMK’nın 353/1-a-6 maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın mahkemesine gönderilmesine, kaldırma nedenine göre davacı vekilinin sair istinaf nedenlerinin bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 19/03/2024
Başkan · ... Üye · ... Üye · ... Katip · ...
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 25. Hukuk Dairesi, E. 2023/1937, K. 2024/702, 19 Mart 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama