İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /İstinaf (BAM) Kararları
  3. /Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesi

ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 26. HUKUK DAİRESİ

TÜRK MİLLETİ ADINAKARARGEREKÇELİ KARAR

Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesi E.2021/2391 K.2024/173

İlk Derece Mahkemesince verilen karara ve ek karara karşı davacılar vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda;

Esas2021/2391Karar2024/173Tarih7 Şubat 2024Okuma10 dk · 1.933 kelime

KÜNYE

T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesi

Karar tarihi
7 Şubat 2024
26. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No
2021/2391 - 2024/173
Esas no
2021/2391
Karar no
2024/173
İncelenen kararın mahkemesi
ANKARA 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Tarihi
10/06/2021
Numarası
2017/593 Esas 2021/470 Karar
Davacılar
—
Vekili
—
Davalılar
—
Davanın konusu
Trafik Kazası Nedeniyle Maddi ve Manevi Tazminat
Yazılma tarihi
06/03/2024
Karar metni, UYAP Emsal Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

1.933 kelime·10 dk okuma·3 bölüm

İlk Derece Mahkemesince verilen karara ve ek karara karşı davacılar vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda;

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI

Davacılar vekili, 29.06.2017 tarihinde davalı şirket adına kayıtlı ve davalı sigorta şirketine zorunlu mali sorumluluk sigortası ile sigortalı ... plakalı araç sürücüsünün direksiyon hakimiyetini kaybederek orta refüjden karşı yola geçerek davacı ...’un idaresindeki ... plakalı araca çarpması sonucunda meydana gelen trafik kazasında davacıların ağır şekilde yaralandığını, ayrıca davacı ...’un aracının hasara uğradığını, değer kaybı ve araç mahrumiyeti bulunduğunu, tedavi için taksi giderleri olduğunu, davalı sigorta şirketine başvurulduğunu ancak cevap verilmediğini, kaza nedeniyle davacıların manevi zarara uğradığını ileri sürerek,

davacı ... için 30.000,00 TL, davacı ... için 20.000,00 TL manevi tazminatın 29.06.2017 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalı araç işleteninden tahsiline, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla davacı ... için 100,00 TL sürekli iş göremezlik, 900,00 TL geçici iş göremezlik tazminatının, davacı ... için 100,00 TL sürekli iş göremezlik, 900,00 TL geçici iş göremezlik tazminatının 29.06.2017 tarihinden itibaren yasal faizi ile davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, davacı ...’a araçtaki hasar nedeniyle 1,00 TL,

değer kaybı için 1,00 TL ve araç mahrumiyeti için 1,00 TL ve her iki davacı için ayrı ayrı 1,00 TL tedavileri için taksi giderinin yasal faizi ile davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini istemiş, yargılama sırasında davacı ... için sürekli iş göremezlik tazminatını 21.688,12 TL, geçici iş göremezlik tazminatını 2.541,50 TL, davacı ... için sürekli iş göremezlik tazminatını 1.365,03 TL, geçici iş göremezlik tazminatını 4.212,18 TL araç mahrumiyet bedelini 1.080,00 TL, hasar bedelini 13.245,00 TL olarak ıslah etmiştir.

Davalı ...

Sigorta AŞ vekili, dava açılmadan önce sigorta şirketine başvurunun dava şartı olduğunu, davacı tarafça yapılan başvuru üzerine hasar dosyası açılmışsa da ibrazı zorunlu evrakın eksik olması nedeniyle yeterli değerlendirme yapılamadığını, usulüne uygun bir başvuru bulunmadığını ve davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, sorumluluklarının poliçe limiti ile sınırlı olduğunu, kusur durumunun tespiti gerektiğini, davacıların kalıcı bir sakatlığı olup olmadığının tespiti gerektiğini, tazminata ilişkin hesaplamanın Genel Şartlar uyarınca yapılması gerektiğini,

geçici iş göremezlik tazminatı ve tedavi giderleri ile bakıcı giderlerinin teminat kapsamı dışında olduğunu, davacı tarafın başvurusu üzerine alınan rapora istinaden 12.500,00 TL tazminat ödendiğini ve davalı şirketin ibra edildiğini, başka bir sorumlulukları bulunmadığını, sigorta bedelini ödeme yükümlülüğünün dava tarihinde muaccel hale geldiğini, dava tarihinden itibaren faize hükmedilebileceğini belirterek davanın reddini savunmuştur.

Davalı ... Ltd. Şti vekili, davalı şirketin ... plakalı aracı dava dışı ... adlı kişiye kiraya verdiğini, kaza esnasında aracı işleten ve kullanan şahsın bu kişi olduğunu ve davanın ihbarını talep ettiklerini, davalı şirketin işleten sıfatı ve sorumluluğunun ortadan kalktığını, aracın sigortalı olması sebebiyle davacının taleplerinin öncelikle sigorta şirketi tarafından karşılanması gerektiğini, manevi tazminat tutarının fahiş olduğunu, araç hasar bedelinin sigorta tarafından ödendiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

Mahkemece, davanın trafik kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkin olduğu, Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı tarafından Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırılması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkındaki Yönetmelik hükümleri uyarınca düzenlenen 28.02.2019 tarihli raporlar ile davacı ...'un vücut çalışma gücünden % 10 oranında kaybettiği, 2 ay süre ile iş göremez halde kaldığı ve 2 ay süreyle bakıcı ihtiyacı olduğu, davacı ...'un % 3 oranında vücut çalışma gücünden kaybettiği, 3 ay süre ile iş göremez halde kaldığı ve 3 ay bakıcı ihtiyacı olduğunun belirlendiği,

makine mühendisi bilirkişi tarafından ibraz edilen 28.01.2019 tarihli raporda sigortalı araç sürücüsünün kazanın meydana gelmesinde % 100 oranında kusurlu olduğu, diğer araç sürücülerinin kusursuz olduğunun belirtildiği, ayrıca davacıya ait araçta oluşan hasar, değer kaybı ve araç mahrumiyet bedelinin tespit edildiği, aktüer bilirkişi tarafından ibraz edilen 27.03.2021 tarihli rapordaki tespit ve hesaplamalar esas alındığı belirtilerek 10.06.2021 tarihli hüküm ile,

davanın kısmen kabulü ile ... yönünden 21.688,12-TL sürekli işgöremezlik tazminatı ile 2.541,50-Tl geçici işgöremezlik tazminatının davalı sigorta yönünden 27.07.2017 tarihinden itibaren diğer davalı yönünden kaza tarihi olan 29.06.2017 tarihinden itibaren tahsilde tekerrür olmamak üzere işleyecek yasal faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen alınarak davacı ...'a verilmesine,

... yönünden 1.365,03-TL sürekli işgöremezlik tazminatı ile 4.212,18-Tl geçici işgöremezlik tazminatının davalı sigorta yönünden 27.07.2017 tarihinden itibaren diğer davalı yönünden kaza tarihi olan 29.06.2017 tarihinden itibaren tahsilde tekerrür olmamak üzere işleyecek yasal faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen alınarak davacı ... mirasçılarına verilmesine, ...'a ait ... plakalı araç için 15 günlük kar mahrumiyet kaybı olan 1.080,00-TL'nin davalı sigorta şirketi haricindeki diğer davalılardan kaza tarihi olan 29.06.2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte alınarak davacıya verilmesine,

fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiş 11.10.2021 tarihli tavzih kararı ile de 10.06.2021 tarihli kararda manevi tazminat yönünden talebin reddine karar verilmiş karara ve 11.10.2021 tarihli tavzih kararına karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ

Davacılar vekili istinaf başvuru dilekçesinde, 10.06.2021 tarihli karar ve 11.10.2021 tarihli ek karara karşı istinaf kanun yoluna başvuru yaptıklarını, asıl ve ek kararın hatalı ve hukuka aykırı olduğunu, mahkemece manevi tazminat taleplerinin gerekçe gösterilmeksizin reddedildiğini, mahkemece verilen 10.06.2021 tarihli hükme karşı 6100 sayılı HMK’nın 305/A maddesi uyarınca hükmün tamamlanması talebinde bulunduğunu, bu talep üzerine verilen 11.10.2021 tarihli karar ile manevi tazminat talebinin reddine karar verildiğini,

maddi hasarlı ve yaralamalı trafik kazası sonucunda davacıların maruz kaldığı zararların tahsili için maddi ve manevi tazminat talebiyle dava açıldığını, davacıların ağır şekilde yaralandıklarını, ancak manevi tazminat taleplerinin herhangi bir gerekçe gösterilmeden reddedildiğini, manevi tazminat talebinin reddinin hakkaniyete aykırı olduğunu, davacıların adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini, taleplerinin ilk derece mahkemesince değerlendirilmediğini, manevi tazminat taleplerinin değerlendirilmemesinin hukuka aykırı olduğunu, hükmün ilam vekalet ücreti yönünden de hatalı olduğunu, dosyada tek bir davacının bulunmadığını,

her bir davacı için ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini, ayrıca reddedilen manevi tazminat talebine ilişkin vekalet ücretinin de hatalı olup davacıların sorumlu oldukları kısımların belirtilmediğini ileri sürerek istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca ileri sürülen istinaf sebepleri ile sınırlı olarak dosya içindeki bilgi ve belgeler, Mahkeme kararının gerekçesi, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesi ile yapılan inceleme sonucunda; Dava, trafik kazasında yaralanma nedeniyle maddi ve manevi tazminat, ayrıca araç hasar bedeli, değer kaybı ve araç mahrumiyet bedeli istemlerine ilişkindir.

Davacılar vekili, 29.06.2017 tarihinde davalı şirket adına kayıtlı ve davalı sigorta şirketine zorunlu mali sorumluluk sigortası ile sigortalı araç ile davacı ...’un idaresindeki aracın çarpışması sonucunda meydana gelen trafik kazasında davacı sürücü ... ve aynı araçta yolcu olarak bulunan davacı ...'un ağır şekilde yaralandığını belirterek sürekli iş göremezlik tazminatı, geçici iş göremezlik tazminatı ve manevi tazminata karar verilmesini istemiş, ayrıca davacıya ait araçta meydana gelen hasar nedeniyle araç hasar bedeli, değer kaybı ve araç mahrumiyet bedeli taleplerinde bulunmuş,

mahkemece yapılan yargılama sonunda 10.06.2021 tarihli hüküm ile, davanın kısmen kabulü ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, 11.10.2021 tarihli tavzih kararı ile de 10.06.2021 tarihli kararda manevi tazminat yönünden talebin reddine karar verilerek manevi tazminata hükmedilmemesine karar verilmiş karar ve 11.10.2021 tarihli tavzih kararına karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

Mahkemelerin her türlü kararlarının gerekçeli olarak yazılması Anayasa hükmüdür (md.141/3). Mahkemenin, tarafların açıklamalarını dikkate alarak değerlendirmesi ve kararların somut ve açık olarak gerekçelendirilmesi hukuki dinlenilme hakkının da (HMK.md.27) gereğidir. Bu husus aynı zamanda Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6.maddesinde düzenlenen adil yargılama hakkı kapsamında da güvence altına alınmış haklardandır. Yargı organları her iki tarafın iddia ve savunmaları ile delillerini değerlendirip, sabit görülen maddi vakıaları ve bunlardan çıkardıkları sonuç ve hukuki sebepleri gerekçelerine yansıtmalıdırlar.

6100 Sayılı HMK'nın 297. Maddesinde hükmün kapsamı ve hükümde bulunması gereken hususlar maddeler halinde açıkça düzenlenmiştir. 297/c bendinde “tarafların iddia ve savunmalarının özeti, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususlar, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan deliller, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesi, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan hukuki sonuç ve hukuki sebeplerin” hükmün kapsamı içinde bulunması gereken hususlar olduğu belirtilmiştir.

Yine aynı kanunun 297/2 maddesinde "Hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir" düzenlemesine yer verilmiştir.

Kararın hüküm fıkrası ile gerekçesi birbirine sıkı sıkıya bağlı olup, arasında çelişki bulunmaması gerekmektedir.Anılan yasal düzenlemenin de gereği olarak mahkemece verilen hükmün,gerekçeli olması, gerekçe ile hüküm fıkrası arasında uygunluk ve illiyet bulunması, gerekçenin dosya kapsamına ve uyuşmazlığa ilişkin olması,

taleplerin hangi nedenle kabul,hangi nedenle reddedildiğinin gerekçeden anlaşılması ve hükmün infazda tereddüt yaratmayacak mahiyette olması gerekmektedir.Hakim tefhim ettiği karara uygun gerekçeli hüküm oluşturmalıdır.Kararın hüküm fıkrası ile gerekçesi birbirine sıkı sıkıya bağlı olup, arasında çelişki bulunmaması gerekmektedir.

6100 sayılı HMK'nın 305. maddesinde "Hüküm yeterince açık değilse veya icrasında tereddüt uyandırıyor yahut birbirine aykırı fıkralar içeriyorsa, icrası tamamlanıncaya kadar taraflardan her biri hükmün açıklanmasını veya tereddüt ya da aykırılığın giderilmesini isteyebilir.

Hüküm fıkrasında taraflara tanınan haklar ve yüklenen borçlar, tavzih yolu ile sınırlandırılamaz, genişletilemez ve değiştirilemez." hükümlerine, Kanun'un Hükmün tamamlanması başlıklı 305/A maddesinde, "Taraflardan her biri, nihaî kararın tebliğinden itibaren bir ay içinde, yargılamada ileri sürülmesine veya kendiliğinden hükme geçirilmesi gerekli olmasına rağmen hakkında tamamen veya kısmen karar verilmeyen hususlarda, ek karar verilmesini isteyebilir.

Bu karara karşı kanun yoluna başvurulabilir." düzenlemelerine yer verilmiştir.

Somut olay yukarıda açıklanan Kanun hükümleri ve ilkeler doğrultusunda değerlendirildiğinde, davanın trafik kazasında yaralanma nedeniyle sürekli iş göremezlik tazminatı, geçici iş göremezlik tazminatı, manevi tazminat, araç hasar bedeli, değer kaybı ve araç mahrumiyet bedeli talepleriyle açıldığı, mahkemece verilen 10.06.2021 tarihli hüküm ile davanın kısmen kabulüne karar verildiğinin belirtildiği ve maddi tazminata ilişkin hükümlere yer verildiği, ne var ki gerekçe kısmında reddine karar verildiği belirtilmesine rağmen davacıların manevi tazminat talepleri yönünden olumlu ya da olumsuz bir hüküm oluşturulmadığı,

bu haliyle hükmün 6100 sayılı HMK'nın 297/2. maddesine uygun olarak düzenlenmediği, öte yandan davacı vekili tarafından 16.07.2021 tarihli dilekçe ile manevi tazminat talebiyle ilgili olarak hüküm kurulmadığı belirtilerek 6100 sayılı HMK'nın 305/A maddesi uyarınca hükmün tamamlanması talebinde bulunulduğu halde mahkemece usul hükümlerine aykırı biçimde 11.10.2021 tarihli tavzih kararı ile manevi tazminata hükmedilmemesine karar verildiği anlaşılmıştır.

Bu durumda davadaki taleplerden her biri hakkında ayrı ayrı 6100 sayılı HMK'nın 297/2. maddesine uygun olarak taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında, açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterir şekilde hüküm kurulması gerekirken usul hükümlerine aykırı olarak karar gerekçesinde manevi tazminatın reddine yazıldığı halde 10.06.2021 tarihli hükümde manevi tazminat talebi hakkında olumlu ya da olumsuz hüküm oluşturulmamış olması ve davacılar vekilinin talebi üzerine hükmün tamamlanmasına karar verilmesi gerekirken 11.10.2021 tarihli tavzih kararı verilmiş olması doğru görülmemiş, hükmün ve 11.10.2021 tarihli tavzih kararının kaldırılmasına karar vermek gerekmiştir.

Açıklanan nedenlerle TBK'nın 56. Maddesi hükmüne göre davacıların yaralanmasının niteliği, maluliyet oranı, iyileşme süreleri kusur oranları, tarafların sosyal ve ekonomik durumları da değerlendirilerek sonucuna göre davacıların manevi tazminat talebi ile ilgili hüküm kurulması gerektiği de gözetilerek davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile hükmün, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6. maddesi uyarınca kaldırılmasına, dosyanın yeniden görülmek ve Kanun'un 297/2. maddesine uygun olarak taleplerden her biri hakkında açık ve şüphe uyandırmayacak şekilde hüküm ve gerekçeli karar oluşturulmak üzere kararı veren ilk derece Mahkemesine gönderilmesine, kaldırma sebeplerine göre sair istinaf sebeplerinin incelenmesine şimdilik yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.

SONUÇ / HÜKÜM

HÜKÜM

Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

1-Davacılar vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile; ilk derece mahkemesi kararının ve 11.10.2021 tarihli tavzih kararının 6100 sayılı HMK’nın 353/1-a-6. maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,

Yeniden yargılama yapılması için dosyanın kararı veren mahkemeye GÖNDERİLMESİNE, kaldırma sebeplerine göre sair istinaf sebeplerinin şimdilik incelenmesine yer olmadığına,

2-Davacılar tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde ilgilisine iadesine,

3-İstinaf yoluna başvuran davacılar tarafından yapılan yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesi tarafından yeniden yapılacak yargılamada dikkate alınmasına,

4-Karar tebliği, harç ve gider avansı iade işlemlerinin İlk Derece Mahkemesince yerine getirilmesine,

Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 353/1-a maddesi uyarınca KESİN olmak üzere 07.02.2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

Başkan Üye Üye Katip

* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.

Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesi, E. 2021/2391, K. 2024/173, 7 Şubat 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. Tarafların İddia Ve Savunmaları
  4. İlk Derece Mahkemesi Kararı
  5. İleri Sürülen İstinaf Sebepleri
  6. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesi
Esas No
2021/2391
Karar No
2024/173
Tarih
7 Şubat 2024

İlgili Kararlar

  • İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi E.2021/2391 K.2024/140
  • Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesi E.2021/2392 K.2024/213
  • Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesi E.2021/2393 K.2024/186
  • Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi E.2021/2395 K.2024/352
  • Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesi E.2021/2400 K.2024/214
  • Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesi E.2021/2413 K.2024/189

Tüm Arşiv

İstinaf (BAM) KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.