KÜNYE
T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 4 Ekim 2024
- 26. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No
- 2022/1843 - 2024/1161
- Esas no
- 2022/1843
- Karar no
- 2024/1161
- İncelenen kararın mahkemesi
- ESKİŞEHİR ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 31/05/2022
- Numarası
- 2020/517 Esas 2022/446 Karar
- Davacı
- —
- Vekili
- —
- Davalı
- —
- Davanın konusu
- Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan
- Yazılma tarihi
- 30/10/2024
Karar Metni
2.418 kelime·12 dk okuma·3 bölüm
İlk Derece Mahkemesince verilen karara karşı davacı vekili ve davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI
Davacı vekili, 18.08.2019 tarihinde davalı sigorta şirketine zorunlu mali sorumluluk sigortası ile sigortalı, dava dışı ...’nin sevk idaresindeki ... plakalı aracın yaptığı tek taraflı kazada araçta yolcu olarak bulunan davacının yaralandığını ve malul kaldığını, kazanın sigortalı araç sürücüsünün asli ve tam kusuru ile meydana geldiğini, davacı hakkında Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Tıp Fakültesi tarafından düzenlenen 13.02.2020 tarihli Engelli Sağlık Kurulu raporunda %3 oranında engel oranı belirlendiğini,
davalı sigorta şirketine başvurudan ve arabuluculuk görüşmelerinden sonuç alınamadığını belirterek 6100 sayılı HMK’nın 107. maddesi uyarınca fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla sürekli iş göremezlik tazminatı, geçici işgöremezlik tazminatı, bakıcı gideri, tedavi ve ulaşım gideri olarak 100 TL maddi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş.
01.12.2020 tarihli ön inceleme duruşmasında 100 TL’lik talebin 50 TL’sinin geçici ve sürekli işgöremezlik tazminatı, 30 TL’sinin tedavi ve ulaşım gideri, 20 TL’sinin bakıcı gideri olduğunu açıklamış, 16.02.2022 tarihli bedel arttırım dilekçesi ile sürekli ve geçici iş göremezlik tazminatı talebini 90.135,35 TL’ye, bakıcı giderini 1.279,20 TL’ye, tedavi ulaşım giderini 1.768,50 TL yükseltmiştir.
Davalı vekili, kazaya karışan ... plaka sayılı aracın 29.11.2018-29.11.2019 tarihleri arasında davalı sigorta şirketine zorunlu mali sorumluluk sigortası ile sigortalı olduğunu, kusur, müterafik kusur ve maluliyet yönünden ATK’dan, zarar yönünden yeni genel şartlara göre aktüer bilirkişiden rapor alınmasını, SGK tarafından yapılan ödemelerin mahsubunu, hatır taşıması nedeniyle belirlenecek tazminattan indirim yapılmasını, dava tarihinden veya temerrüt tarihinden yasal faiz istenebileceğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece, davanın trafik kazası sebebi ile sürekli ve geçici işgöremezlik, tedavi -ulaşım ve bakıcı giderinin tahsili amacıyla açılan tazminat davası olduğu tüm dosya kapsamı ile alınan bilirkişi raporlarından, davalıya sigortalı araç sürücüsünün %100 oranında kusurlu davranışı ile sebebiyet verdiği kazada davacının yaralandığı, bu yaralanmaya bağlı %3 oranında sürekli iş göremezliğinin oluştuğu, 15 gün süresince bakıcı ihtiyacının olduğu, 1 ay içinde iyileşebildiği,
bilirkişi raporu ile belirlendiği üzere davacının, 90.135,35 TL iş göremezlik, 1.768,50 TL tedavi ve ulaşım, 1.279,20 TL bakıcı gideri zararı olmak üzere toplam 93.183,05 TL maddi zararının oluştuğu, sigortalı araç sürücüsünün sebebiyet verdiği ve poliçe teminat kapsamında bulunan davacının toplam bu zararından poliçe hükümleri gereğince davalı sigorta şirketinin sorumlu olduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile 93.183,05 TL'nin 09.11.2019 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalı sigortadan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiş, hükme karşı davacı vekili ve davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili istinaf dilekçesinde, Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Adli Tıp Kurumunca davacı hakkında belirlenen %3,3 oranındaki maluliyet oranının yetersiz ve eksik olduğunu, ilgili yönetmeliğin Erişkinler İçin Engellilik Raporu başlıklı ekindeki oranlara göre bir incelemede bulunulduğunda davacının rahatsızlığı olan ''opere edilmiş böbrek laserasyonu(grade 4)'' ün içerisinde bulunduğu başlığın Nefrektomi olduğunu, Adli Tıp kurumunca davacının rahatsızlığı diğer böbrek tamamen normal olarak nitelendirilmiş olup bu başlığa tekabül eden oranın %10 maluliyet olduğunu,
raporda ise bu oranın kurumca takdiren 1/3 oranında indirilerek %3,3 oranının elde edildiğini, tabloda bulunan oranlara takdiren indirim yapılabileceğine dair ne ilgili yönetmelikte ne de farklı bir kanunda düzenleme bulunmadığını, indirimin yasal dayanağı olmadığını, davacının sağ böbrek orta pol düzeyinde parankim kaybı mevcut olup kaza sonrası böbrek etrafında hematomlar belirlendiğini, özellilkle parankim kaybının ileride kansere varan riskler teşkil ettiğini, kazadan sonra davacının uzunca bir süre idrarında kan gördüğünü, hala ara ara bu durumu yaşanmaya devam ettiğini bu durumlar dolayısıyla hala ağrıları bulunduğunu,
maluliyet oranının %10 olarak kabul edilmesi gerekirken %3,3 oranının maluliyetinin karşılığı olmadığını belirterek istinaf isteminin kabulü ile yerel mahkeme kararının kaldırılmasına davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı Sigorta Şirketi vekili istinaf dilekçesinde, kabul anlamına gelmemek üzere karara esas alınan maluliyet raporunun hatalı ve yönetmeliğe aykırı olmakla; bu hususta somut gerekçeleri ortaya konulan itirazları görmezden gelinerek eksik inceleme ile verilen kararın kaldırılması ile maluliyet bakımından yeniden inceleme yapılmasına karar verilmesi gerektiğini, kabul anlamına gelmemek üzere hükme esas alınan Eskişehir Adli Tıp Anabilim Dalının 14.12.2021 tarihli adli tıp raporundaki maluliyet raporunda yapılan değerlendirmeler ve tespit edilen oranın hatalı olduğunu, rapora göre davacıda renal fonksiyon bozukluğu olmadığı halde,
konu yönetmeliklere ve tıbbi teamüllere aykırı şekilde evrak üzerinden takdiren maluliyet verildiğini, dosyaya sunulan medikal rapora göre davacının maluliyetinin bulunmadığını, sağlık kurul raporunda kayıtlı bulgular ile bahse konu kaza arasında nedensellik bulunmadığını, davacı tarafından kişisel başvuru üzerine alınan raporun hükme esas teşkil edemeyeceğini, hükme esas alınan aktüer bilirkişi raporunda genel şartlara aykırı olarak progresif rant yöntemi ile hesaplama yapıldığını, itirazlarımıza rağmen, hiçbir gerekçe gösterilmeksizin bu hesaplama üzerinden hüküm kurulmasının yasaya aykırı olduğunu,
hesaplamanın TRH 2010 ve 1,8 teknik faize göre yapılması gerektiğini, Anayasa Mahkemesinin 17.7.2020 tarihli ve E., 2019/40.
K., 2020/40 sayılı kararı ile KTK'de yer alan birtakım hükümlerin iptaline karar verilmişse de iptal kararlarının-geriye yürümeyeceği gözetilerek hiçbir şekilde kabul anlamına gelmemek üzere karar tarihinden önce düzenlenen poliçeler ve meydana gelen kazalar bakımından etkisi bulunmadığını, kabul anlamına gelmemek üzere mevzuat gereğince davacının iyileşme süresi içinde ortaya çıkan geçici iş göremezlik ve bakıcı giderleri dahil tüm tedavi giderleri bakımından SGK sorumlu olup davalı şirketin sorumluluğu bulunmadığını, ulaşım gideri yönünden delil sunulmadığı gibi, tedavi giderlerinin de yüksek hesaplandığını,
davacı ile sigortalı araç sürüsü arkadaş olup kaza sırasında gezmeye çıktıklarından hatır taşıması nedeniyle tazminattan %20 indirim yapılması gerekirken bu yöndeki savunmanın değerlendirilmediğini belirterek istinaf isteminin kabulü ile yerel mahkeme kararının kaldırılmasına davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE
6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca davacı vekili ve davalı vekili tarafından ileri sürülen istinaf sebepleri ile sınırlı olarak dosya içindeki bilgi ve belgeler, Mahkeme kararının gerekçesi, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesi ile yapılan inceleme sonucunda;
Davacı vekili, 18.08.2019 tarihinde dava dışı sürücünün sevk ve idaresinde, davalı sigorta şirketine zorunlu mali sorumluluk sigortası ile sigortalı aracın yaptığı tek taraflı kazada araçta yolcu olarak bulunan davacının yaralandığını belirterek geçici ve sürekli iş göremezlik tazminatı, tedavi –ulaşım gideri ile bakıcı gideri talebinde bulunmuş, mahkemece davalı sigortalı araç sürücüsünün %100, davacının kusursuz olduğu, davacının %3 maluliyeti, 1 ay iyileşme süresi 15 gün bakıcı ihtiyacı nedeniyle davanın kabulüne dair verilen karara karşı davacı vekili maluliyet raporu ve oranına, davalı vekili maluliyet raporu ve oranı, hesaplama yöntemi, geçici işgöremezlik tazminatı,tedavi- ulaşım ve bakıcı giderinin teminat dışı olmasına ve hatır taşımasına yönelik istinaf sebepleri ileri sürmüştür.
1-6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 297. maddesinde, mahkeme kararların tarafların iddia ve savunmalarının özetini, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delilleri, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesini, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepleri, hüküm sonucu, yargılama giderleri ile taraflardan alınan avansın harcanmayan kısmının iadesi, varsa kanun yolları ve süresini, hükmün verildiği tarih ve hâkim veya hâkimlerin ve zabıt kâtibinin imzalarını, gerekçeli kararın yazıldığı tarihi, içermesi,
hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi zorunludur. Bu biçim yargıda açıklık ve netlik prensibinin gereğidir.
Aksi hal, hükmün infazında zorluklara ve tereddütlere, yargılamanın ve davaların gereksiz yere uzamasına, davanın tarafı bulunan kişi ve kurumların mağduriyetlerine sebebiyet verecek ve Kamu düzeni ve barışını olumsuz yönde etkileyecektir (Hukuk Genel Kurulu - 2007/14-778 E, 2007/611 K, Dairemizin 01.04.2008 gün ve 2007/38353 Esas, 2008/7142 Karar sayılı ilamı).
Somut olayda, dava dilekçesinde, 01.12.2020 tarihli ön inceleme dilekçesinde ve 16.02.2022 tarihli bedel arttırım dilekçesinde davacının miktar belirterek geçici ve sürekli işgörmezlik tazminatı, tedavi – ulaşım gideri ve bakıcı gideri istediği halde gerekçeli kararda “davanın kabulü ile 93.183,05 TL'nin 09.11.2019 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalı sigortadan alınarak davacıya ödenmesine” denilmek suretiyle HMK'nın 297. Maddesine aykırı şekilde denetimi mümkün olmayacak şekilde talep edilen her bir zarar kalemi yönünden ayrı hüküm kurulmaması toplam bir bedele hükmedilmesi doğru görülmediğinden kararın bu nedenle kaldırılması gerekmiştir.
2-Davacı vekili ve davalı vekili maluliyet rapora itiraz etmiştir. Haksız fiil sonucu çalışma gücü kaybının olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebin bulunması halinde, zararın kapsamının belirlenmesi açısından maluliyetin varlığı ve oranının belirlenmesi gerekmektedir. Söz konusu belirlemenin ise Adli Tıp Kurumu veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümleri gibi kuruluşların çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikayetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden, haksız fiilin gerçekleştiği tarihte yürürlükte olan mevzuat hükümleri dikkate alınarak yapılması gerekmektedir.
Maluliyete ilişkin alınacak raporların 11.10.2008 tarihinden önce Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11.10.2008 tarihi ile 01.09.2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, 01.09.2013 tarihi ile 01.06.2015 tarihleri arasında Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği, 01.06.2015 tarihi ile 20.02.2019 tarihleri arasında Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik, 20.02.2019 tarihinden sonra da Erişkinler için Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun olarak düzenlenmesi gerekir.
Somut olayda, mahkemece Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Sağlık Uygulama ve Araştırma Hastanesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığından alınan 18.03.2021 tarihli raporda davacı adına düzenlenmiş Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Sağlık, Uygulama ve Araştırma Hastanesi'ne ait tıbbi evraklar ve şahsın 11.03.2021 tarihli başvurusunda şahıs ile Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı'nda yapılan görüşme ve muayenesinde; şahsın erkek kuaförü olduğu, kaza tarihinden itibaren 2 ay boyunca idrarında kan gördüğünü belirttiği, çalışırken öne eğildiğinde 10-15 dk sonra yara yerinde ağrı tariflediği yapılan fizik muayenesinde;
abdomen sağ üst bölgede, 1 adet yaklaşık 20 cm, 2 adet 1x0.5 opere edilmiş skar izi olduğu Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümleri gereğince “opere edilmiş sağ böbrek laserasyonu” arızası ile ilgili olarak kıyasen.
A cetveli XL liste (Karın Hastalıkları ve Arızaları) 4: (Nefrolojik hastalıklar), A maddesi (Nefrektomi), a simgesi (Diğer böbrek sağlam): Arıza Ağırlık Ölçüsü 25 olduğu,B cetveline göre kuaför olarak kabul edildiğinde, meslek grup numarası 16 olarak belirlendiği,C cetveline göre iş görmezlik simgesi K olarak belirlendiği, D cetveline göre düzeltme yapıldığında arızasının meslekte kazanma gücü kayıp oranının 25 olduğu, takdiren 1/6'sı alındığında oranın 4, E cetveline göre (Olay tarihinde 20 yaşında) düzeltme yapıldığında kişinin sürekli maluliyet oranının %3 (yüzde üç) olduğu,
kişide meydana gelen "opere edilmiş sağ böbrek laserasyonu" arızasının iyileşme süresinin 1 (bir) aya kadar uzayabileceği, bu süre içerisinde mesleğini icra edemeyeceği, dolayısıyla bu süre zarfında %100 malul sayılması gerektiği, aynı kurum tarafından düzenlenen 14.12.2021 tarihli raporda da Erişkinler için Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre davacının opere edilmiş sağ böbrek laserasyonu (grade 4) arızası ile ilgili olarak.
"Ürogenital Sistem"- "Nefrektomi"-"Diğer böbrek tamamen normal" dikkate alındığında özür oranı 10 olarak belirtildiği, takdiren 1/3'ü alındığında oranın 3,3 olduğu, dolayısıyla kişinin sürekli özür oranının %3,3 (yüzde üç virgül üç) olduğu, geçici iş görmezlik süresinin 1 (bir) aya kadar uzayabileceği, olay tarihinden itibaren 15 (onbeş) gün süre gündelik ihtiyaçlarını tek başına karşılayamayacağından bakıcıya muhtaç olduğunun belirtildiği, davacı ve davalı vekilleri tarafından maluliyet raporlarına itiraz edildiği,
mahkemece davacının maluliyet oranının %3, iyileşme süresinin 1 ay, bakıcı ihtiyacının 15 gün olduğu kabul edilerek bu oran esas alınarak yargılamanın sürdürüldüğü anlaşılmaktadır.
Davacı ve davalı vekili tarafından maluliyet raporlarına itiraz edilmesi, kaza tarihinde Erişkinler için Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerinin yürürlükte olması, 14.12.2021 tarihli raporun davacı muayene edilmeden tıbbi belgeler üzerinden düzenlenmiş olması nedeniyle anılan rapora dayalı olarak karar verilmiş olması doğru görülmemiştir.
Bu durumda mahkemece, davacının dava konusu kaza sonucu yaralanması ile ilgili tüm tedavi evrakları getirtilip Yargıtay uygulamalarına göre kaza tarihi olan 18.08.2019 tarihi itibariyle geçerli olan Erişkinler için Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre davacının dava konusu kazada yaralanması sonucu meydana gelen daimi maluliyet oranı,
geçici işgöremezlik süresi ile bakıcı ihtiyacı olup olmadığı ve süresinin belirlenmesi için Adli Tıp Kurumu veya üniversitelerin adli tıp anabilim dalı bölümlerinden gerektiğinde davacının yaralanmasına göre uzman hekimde dahil edilerek oluşturulacak heyetten rapor alınıp sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle hüküm tesisi isabetli görülmediğinden davacı ve davalı vekilinin anılan yöne ilişkin istinaf sebebinin kabulü gerekmiştir.
3-davalı vekili tarafından süresi içinde verilen cevap dilekçesi ile davacının hatır için taşındığı ileri sürülmüş olup, hatır taşımaları, bir menfaat karşılığı olmadığı cihetle, bu gibi taşımalarda 6098 sayılı TBK'nın 51. maddesi uyarınca tazminattan uygun bir indirim yapılması, gerek öğretide gerekse Yargıtay İçtihatlarında benimsenmiş ve yerleşmiş bulunmaktadır.
Hatır taşımasından sözedebilmek için, zarar görenin karşılıksız taşınmış olması ve taşımanın taşınanın yararına olması gerekir.Bu bakımdan hatır taşıma ilişkisinin değerlendirilmesinde, taşımanın kimin çıkar ve yararına olduğunun saptanması önemlidir. Yarar ekonomik olabileceği gibi, ahlaki ya da ortak toplumsal değerleri de ilgilendirebilir.
Ancak taşımada işletenin veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin bir çıkarı veya yararının bulunması halinde hatır taşımasından sözedilemez.
Hatır için taşıma ve aracın hatır için verilmesinde işletenin sorumluluğunun genel hükümlere tabi tutulmuş olması nedeniyle her olayda hâkim işinin özelliğini göz önünde tutarak işleteni tamamen sorumluluktan kurtarabileceği gibi, tazminattan indirim de yapabilir. Hatır taşıması hakim tarafından re’sen gözetilemez. Bu nedenle hatır taşımacılığını işletenin, sürücünün ve işletenin sorumluluğunu üstlenen sigorta şirketinin ileri sürmesi gerekir. Hatır taşıması olduğunu ispat yükü iddia edene ait olup, bu taşımanın bir hatır için yapıldığını veya aracın hatır amaçlı olarak verildiğini ispat etmekle yükümlüdür.
Davaya konu olayda davalı sigorta şirketi davacının araçta hatır için taşındığını iddia etmiş olup bu durumda, taşımanın hatır için olup olmadığı, tarafların yakınlığı, varsa hatır için taşımanın kimin arzusu ve ne amaçla yapıldığı, kimin yararına olduğu, ahlaki ve toplumsal değerlerle ilgili bir görevin ifa edilmesi niteliğinde olup olmadığı gibi hususların ve davalının savunmasının değerlendirilmesi ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken bu husus karar gerekçesinde tartışılmadan karar verilmiş olması da doğru görülmemiştir.
6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca ileri sürülen istinaf nedenleri ile sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda davacı vekili ile davalı vekilinin istinaf başvurusunun ayrı ayrı kabulü ile HMK’nın 353/1.a.6.maddesi gereğince ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve yeniden inceleme yapılmak ve karar verilmek üzere dosyanın mahkemesine gönderilmesine, kaldırma sebebine göre davalı vekilinin sair istinaf sebeplerinin şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesi, E. 2022/1843, K. 2024/1161, 4 Ekim 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama