KÜNYE
T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 3 Ekim 2024
- 26. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No
- 2022/1882 - 2024/1149
- Esas no
- 2022/1882
- Karar no
- 2024/1149
- İncelenen kararın mahkemesi
- KONYA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 23/05/2022
- Numarası
- 2018/492 Esas 2022/334 Karar
- Davacı
- —
- Vekili
- —
- Davalı
- —
- Davanın konusu
- Rucuen Tazminat
- Yazılma tarihi
- 01/11/2024
Karar Metni
1.719 kelime·9 dk okuma·3 bölüm
İlk Derece Mahkemesince verilen karara karşı davacı vekili ve davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI
Davacı vekili, 30.09.2013 tarihinde davacı sigorta şirketine zorunlu mali sorumluluk sigortası ile sigortalı olan ... plakalı aracın ehliyetsiz olan dava dışı sürücü ...’ın idaresinde iken meydana gelen kazada, araçta yolcu olarak bulunan ...’ün yaralandığını, adı geçenin Konya Eğitim ve Araştırma Hastanesinden almış olduğu 22.05.2014 tarihli Engelli Sağlık Kurulu raporu uyarınca yaptığı başvuru üzerine 27.08.2014 tarihinde 39.279,00 TL tazminat ödendiğini ve ödenen tazminatın rücuen davalıdan tahsili için Konya 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2015/463 Esas, 2016/453 Karar sayılı davasının açıldığını, icranın devam ettiğini,
zarar gören ... tarafından maluliyet oranının daha yüksek olduğu ve tazminatın düşük olduğu gerekçesiyle İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/1319 Esas sayılı dosyasında açılan davada Akdeniz Üniversitesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı tarafından düzenlenen raporda davacının özür oranının %22,2 olarak belirlendiğini ve yapılan sulh görüşmeleri ile davacıya 27.08.2014 tarihinde yapılan ödemenin tenzili ile 210.721,00 TLd aha tazminat ödemesi yapıldığını, kaza anında aracı kullanan sürücünün ehliyeti bulunmadığını ve bu nedenle sigortalıya rücu hakkı doğduğunu belirterek,
fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla davalının kusurana göre ödemesi gereken 210.475,0 TL’nin ödeme tarihi olan 05.09.2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili, davanın derdestlik dava şartı yokluğu nedeniyle reddi gerektiğini, davanın görevsiz mahkemede açıldığını ve görevli mahkemenin asliye hukuk mahkemesi olduğunu, davalının araç kiralama işi ile uğraşmakta olduğunu ve aracın ekteki kira sözleşmesi uyarınca ehliyetli ... isimli kişiye kiralanmış olduğunu, dava dışı sürücünün hukuken hak kazandığı fakat ehliyetini çıkartmamış olması nedeniyle ehliyetsiz olarak nitelendirilmesinin hatalı olduğunu, davacı tarafça üçüncü kişiye sulh yolu ile ödeme yapıldığını, maluliyete ilişkin oranın kesin bir oran olmadığını, Ali Tıp Kurumundan rapor alınması gerektiğini belirterek davanın reddini savunmuştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesinin 13.12.2017 tarihli ve 2017/981 Esas, 2017/1774 Karar sayılı davanın asliye ticaret mahkemesinde görülmesi gerektiğine ilişkin kaldırma kararı sonrasında yapılan yargılamada, davanın davacı sigorta şirketi tarafından zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamında 3. kişiye ödenen tazminatın rücuen tahsili istemine ilişkin olduğu, Adli Tıp Kurumu Ankara Trafik İhtisas Dairesinin 22.04.2021 tarihli raporunda kazanın meydana gelmesinde dava dışı sürücünün %100 oranında kusurlu olduğunun belirtildiği, kazada yaralanan ...'e maluliyet oranında hesaplanan 210.721,00 TL ödeme yapıldığı,
davacı ile davalı arasındaki sigorta sözleşmesi uyarınca rücu koşullarının oluştuğu, aktüer bilirkişi tarafından ibraz edilen 22.06.2021 tarihli rapor ve ek raporlardaki tespit ve hesaplamalar esas alınarak davanın kısmen kabulü ile davacının dava dışı 3. kişinin uğramış olduğu zarardan dolayı ödemiş olduğu bedel olan 181.733,79 TL'nin davacı sigorta şirketinin ödeme tarihi olan 05.09.2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmiş, hükme karşı davacı vekili ve davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili istinaf dilekçesinde, hükme esas alınan bilirkişi raporunda zarar görenin gelirinin hatalı belirlendiği, zarar gören ...'ün kaza tarihi itibariyle 18 yaşında olup ...
Üniversitesi Turizm İşletmeciliği ve Otelcilik Yüksek Okulu 1. sınıf öğrencisi olduğunu, dosyadaki belgeler ile ...'in yargılama sırasında okulundan mezun olduğunu, ancak bilirkişi raporlarında maddi zarar hesabının asgari ücret üzerinden yapıldığını, zarar görenin mesleğine yönelik gelirinin tespit edilmesi gerektiğini, delil olarak sunulan aktüeryal danışman raporunda emsal ücret ortalamasının esas alındığını, asgari ücret üzerinden hesap yapılmasının mümkün olmadığını, zarar gören kişinin kazancının eksik hesaplandığını, dava dışı ...’ün muhtemel yaşam süresi hesabında kullanılan formülün hatalı olduğunu,
PMF yaşam tablosunun kullanılmasının doğru olmadığını, CSO 1980 yaşam tablosunun kullanılması gerektiğini belirterek istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davalı vekili istinaf dilekçesinde, davanın derdestlik itirazı nedeniyle dava şartı yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiğini, aynı kaza ile ilgili olarak daha önce dava açıldığını, yapılan ikinci ödeme nedeniyle davalıdan rücu talebinde bulunulmasının mümkün olmadığını, davanın zamanaşımı nedeniyle reddi gerektiğini ve hatalı karar verildiğini, 2 yıllık zamanaşımı süresinin son bulduğunu, husumet itirazının hatalı değerlendirildiğini, eksik inceleme ile karar verildiğini kira sözleşmesi ile kazaya karışan aracın ehliyetli kişiye kiralandığını,
vergi dairesi cevabi yazısında davalının motorlu kara taşıtlarının kiralanması ve leasing faaliyeti ile mükellef olduğunun belirtildiğini, ödeme bilgileri yer almasına rağmen eksik inceleme ile karar verildiğini, işleten sıfatının dava dışı ...'a ait olduğunun açık olduğunu, uzun süreli araç kiralamada kiracının sorumluluğuna ilişkin yargı kararları bulunduğunu, maluliyeti gösteren kesin bir rapor olmadan karar verildiğini, maluliyet oranı kesin bir oran olmadığı gibi sulh yolu ile yapılan ödemenin de kesin bir kararın sonucu olmadığını, bu rapordaki maluliyet oranına bağlı kalınarak tazminat hesaplaması yapılmasının kanuna aykırı olduğunu,
zarar görenin meslek lisesi mezunu olması kazancının olduğu veya bilinebilir olduğu anlamına gelmeyeceğini, aktüer bilirkişi raporundaki hesaplamanın yanlış olduğunu belirterek istinaf başvurusunda bulunmuştur.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca resen gözetilmesi gereken hususlar ve ileri sürülen istinaf sebepleri ile sınırlı olarak dosya içindeki bilgi ve belgeler, Mahkeme kararının gerekçesi, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesi ile yapılan inceleme sonucunda;
Davacı sigorta şirketi, 30.09.2013 tarihinde davacı sigorta şirketine zorunlu mali sorumluluk sigortası ile sigortalı olan ... plakalı aracın ehliyetsiz olan dava dışı sürücünün idaresinde iken meydana gelen kazada araçta yolcu olarak bulunan ...'ün yaralandığını ve poliçe kapsamında zarar görene ödenen tazminatın Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının B.4. maddesi gereğince kendi sigortalısından rücuen tahsili talebinde bulunmuş, mahkemece rücu koşulları oluştuğu gerekçeleriyle davanın kısmen kabulüne ilişkin olarak verilen karara karşı davacı vekili ve davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
1-Sigorta sözleşmesine dayalı rücu davalarında, tarafların yükümlülüklerinin belirlenmesinde, taraflar arasındaki ilişkinin sözleşme ilişkisi olması nedeniyle, poliçe ve poliçenin tanzim tarihinde yürürlükte bulunan sigorta genel şartları nazara alınır. Davalı adına kayıtlı ... plakalı aracın zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesinin 15.05.2013 tarihinde düzenlendiği, poliçe tarihi itibariyle geçerli olan Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları'nın 4.B-c maddesinde, tazminatı gerektiren olayın Karayolları Trafik Kanunu hükümlerine göre gereken ehliyetnameye sahip olmayan kimseler tarafından sevk edilmesi rücu nedenleri arasında olduğu belirtilmiştir.
Somut olayda dava dilekçesinde kaza anında araç sürücüsü olan ... ...'ın ehliyetnamesi bulunmadığı ileri sürüldüğü, kaza tespit tutanağında belgesi bulunmadığının belirtildiği, ne var ki mahkemece adı geçen sürücünün kaza tarihinde Karayolları Trafik Kanunu hükümlerine göre geçerli bir ehliyetnameye sahip olup olmadığı konusunda hüküm vermeye yeterli araştırma yapılmadığı anlaşılmıştır. Bu durumda sigortalı araç sürücüsü ... ...'ın kaza tarihi olan 30.09.2013 tarihinde geçerli bir ehliyetnameye sahip olup olmadığının ilgili kurumdan sorulmak suretiyle açıklığa kavuşturulması ve rücu koşulunun oluşup oluşmadığının değerlendirilmesi için hükmün kaldırılmasına karar verilmiştir.
2-Kaza tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Zorunlu Mali Mesuliyet Sigorta Poliçesi Genel Şartlarının "tazminatın azaltılması veya kaldırılması sonucunu doğuran haller" başlıklı 4. maddesinde tazminatı gerektiren olayın, aracın Karayolları Trafik Kanunu'na göre gereken ehliyetnameye haiz olmayan kimseler tarafından sevk edilmesi sonucunda meydana gelmiş ise, sigortacının bu hususu zarar görenlere karşı ileri süremeyeceği ve fakat ödemede bulunduktan sonra tazminatın kaldırılmasını veya azaltılmasını sağlayabileceği oranda sigorta ettirene rücu edebileceği hükme bağlanmıştır.
Poliçede yer alan bu şart esasen Karayolları Trafik Kanunu'nun 95. maddesi düzenlemesinin poliçeye aksettirilmiş bir hükmüdür. Sigorta şirketinin rücu edebileceği tazminat tutarı, sigortalı araç sürücüsünün kusur oranına ve zarar görenlerin gerçek zararına göre belirlenir.
Dava konusu olayda davacı zorunlu mali sorumluluk sigortacısı zarar gören kişiye ödenen tazminatın davalı sigortalısından rücuen tahsilini talep etmiş, mahkemece yargılama sırasında zarar gören kişinin maluliyetine ilişkin rapor alınmadığı anlaşılmıştır.
Davacının rücu hakkı kapsamının belirlenmesi bakımından, sigorta şirketi ödediği değil ödemesi gereken gerçek zarar miktarını sigortalısından rücuen talep edebileceğinden sigorta şirketinin ödeme yaptığı üçüncü kişinin kaza sonucu yaralanması nedeniyle iş göremezliğinin bulunup bulunmadığı, maluliyet oranı ve buna göre ödenecek tazminatın doğru biçimde tespiti gerekir.
Yargıtay uygulamalarına göre sigorta şirketinin ödemesi gereken gerçek zararın tespit edilmesi için maluliyete ilişkin rapora davalı tarafça itiraz edildiği de nazara alınarak kaza sonucu yaralanan ...'ün Adli Tıp Kurumu veya Üniversite Hastaneleri'nin Adli Tıp Anabilim Dalı Bölümleri gibi kuruluşlardan rapor alınması, dava konusu kazadan kaynaklanan maluliyetinin bulunup bulunmadığı ve iyileşme süresinin, Yargıtay uygulamalarına göre kaza tarihi itibariyle uygulanmakta olan Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümlerine göre belirlenmesi, taraflara denetim ve itiraz imkanı tanınması,
varılacak sonuç çerçevesinde karar verilmesi gerekirken İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/1319 Esas, 2016/718 Karar sayılı dosyasında alındığı anlaşılan rapor esas alınarak yargılamanın sürdürülmüş olması doğru değildir.
3-Mahkemece hükme esas alınan aktüer bilirkişiden alınan 22.06.2021 tarihli rapor, 07.12.2021 ve 15.02.2022 tarihli ek raporlarda, davacı sigorta şirketi tarafından sürekli iş göremezlikten doğan maddi zarar nedeniyle 3. kişi konumundaki ...'e 05.09.2016 tarihinde 210.475,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatı ödenmiş olduğu ve hesabın ödemenin yapıldığı 05.09.2016 tarihine ve o tarihteki verilere göre yapılacağı belirtilerek zarar görenin kaza tarihindeki yaşı ve geliri bulunmadığı gerekçesiyle 30.11.2013 tarihinden ödemenin yapıldığı 05.09.2016 tarihine kadar işlemiş devrede uğranılan maddi zararın,
asgari geçim indirimi ilave edilmiş aylık net asgari ücret olan gelir üzerinden hesaplandığı anlaşılmıştır.
Ne var ki SGK'nın 03.12.2015 tarihli cevabi yazısında adı geçenin 02.05.2013 yılından itibaren çalışmaya başladığının belirtildiği, bu durumda bilinen dönemde hesaplamaya esas alınacak gelirinin net olarak belirlenmesi mümkün olduğu gözetilerek zarar görenin bu döneme ait maaş bordroları ve ek ödemelere ilişkin tüm belgeler getirtilerek gelirinin belirlenmesi ve buna göre hesaplama yapılması gerektiğinin dikkate alınmamış olması doğru değildir.
Açıklanan nedenlerle mahkemece davacı tarafından davalıya karşı aynı kaza nedeniyle zarar görene yapılan ödemeler nedeniyle açılan rücuen tazminat davasına ilişkin Konya 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2015/463 Esas, 2016/453 Karar sayılı dosyası (Konya 2. Tüketici Mahkemesi 2019/469E.-2020/936 K. Sayılı dosyası) getirilerek kesinleşip kesinleşmediğinin belirlenmesi ve yukarıda belirtilen eksiklikler tamamlanarak sonucuna göre karar verilmesi gerektiğinden davacı vekili ve davalı vekilinin istinaf başvurularının kabulü ile hükmün, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6. maddesi uyarınca kaldırılmasına ve dosyanın yeniden görülmek üzere kararı veren ilk derece Mahkemesine gönderilmesine, kaldırma sebeplerine göre sair istinaf sebeplerinin incelenmesine şimdilik yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesi, E. 2022/1882, K. 2024/1149, 3 Ekim 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama