KÜNYE
T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesi Asıl Dava Dosyasında ;
- Karar tarihi
- 26 Aralık 2024
- 26. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No
- 2022/2075 - 2024/1690
- Esas no
- 2022/2075
- Karar no
- 2024/1690
- İncelenen kararın mahkemesi
- ANKARA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 21/12/2021
- Numarası
- 2020/91 Esas 2021/895 Karar
- Davacılar
- —
- Vekili
- —
- Davalılar
- —
- Davanın konusu
- Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat
- Yazılma tarihi
- 09/01/2025
Karar Metni
1.994 kelime·10 dk okuma·3 bölüm
İlk derece mahkemesince verilen karara karşı davacılar vekili ve davalı... Sigorta AŞ vekili tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI
Asıl davada davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; 04.11.2016 tarihinde, davalı şirkete zorunlu mali sorumluluk sigortası ile sigortalı aracın, yaya geçidinden karşıya geçmekte olan davacıların desteği ...'a çarparak ölümüne neden olduğunu belirterek davacı eş ... için şimdilik 1.000,00 TL, davacı çocuklar ... ve ... için 100,00'er TL olmak üzere toplam 1.200,00 TL destekten yoksun kalma tazminatının davalılardan temerrüt tarihinden işleyecek faizi ile birlikte müteselsiline tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı... Sigorta AŞ vekili cevap dilekçesinde özetle; davalı şirketin sorumluluğunun sigortalı araç sürücüsünün kusur oranı ve poliçe limiti ile sınırlı olduğunu, sigortalı araç sürücüsünün %75 kusur oranına göre 07.11.2018 tarihinde 123.782,95 TL ödeme yapıldığını, hesaplamanın genel şartlara göre aktüer bilirkişi tarafından yapılması gerektiğini, davacı ...'ın kaza tarihinde 26 yaşında olması nedeniyle destekten yoksun kalma tazminatı talep etme hakkının bulunmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Birleştirilen davada davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; asıl davaya konu kazaya neden olan aracın davalı ... idaresinde olduğunu ve davalı ... adına kayıtlı olduğunu belirterek davacı eş ... için şimdilik 1.000,00 TL, davacı çocuklar ... ve ... için 100,00'er TL olmak üzere toplam 1.200,00 TL destekten yoksun kalma tazminatı ile davacı ... için 100.000,00 TL, davacılar ... ve ... için 50.000,00’er TL manevi tazminatın nın davalılardan olay tarihinden işleyecek faizi ile birlikte müteselsiline tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davacılar vekili, ıslah dilekçesi ile destekten yoksun kalma tazminatı talebini davacı ... için 281.577,19 TL’ye yükseltmiştir.
Davalılar ... ve ..., dava dilekçesine karşı cevap dilekçesi sunmamıştır.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece yapılan yargılama sonunda; toplanan delillere ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, kazanın meydana gelmesinde davalı sürücünün %100 kusurlu olduğu, davacılar ... ve ... yönünden destekten yoksun kalma tazminatı koşullarının oluşmadığı, davacı eş ... yönünden destekten yoksun kalma tazminatının hesaplanması yönünden aktüer bilirkişiden kök ve ek raporlar alındığı, 09.11.2011 tarihli ek raporun hüküm kurmaya elverişli olduğu, TBK’nın 56. maddesi gereğince davacılar lehine manevi tazminat koşullarının oluştuğu gerekçesi ile; asıl ve birleşen Ankara 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2020/360 esas sayılı davasının kısmen kabulü ile,
davacılar ... ve ...'ın maddi tazminat davasının reddine, davacı ...'ın maddi tazminat davasının kabulü ile, 281.577,19 TL'nin (141.355,85 TL'sinden davalı sigorta poliçe limitlerinde sorumlu olmak kaydıyla) davalı sigorta yönünden 07.11.2018 temerrüt tarihinden diğer davalılar yönünden 04.11.2016 kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, manevi tazminat davasının kısmen kabulü ile,
davacı ... yararına 70.000,00 TL, davacı ... yararına 30.000,00 TL, davacı ... yararına 30.000,00 TL manevi tazminatın davalılar ... ve ...'ten müştereken ve müteselsilen alınarak davacılara verilmesine, karar verilmiş, karara karşı davacılar vekili ve davalı sigorta şirketi vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvuru yapılmıştır.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacılar vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; aktüer bilirkişi raporunda desteğin gelirinin asgari ücretin 1.38 katı olarak alınmış ise de eksik esas alındığını, desteğin uzun yıllardır fırıncı ustası olarak çalıştığını, gelirinin daha fazla olduğunu, hesaplamanın güncel asgari ücret hükmedilen manevi tazminat miktarlarının az olduğunu ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı... Sigorta AŞ vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; davacıların zararının yapılan ödeme ile davadan önce karşılandığını, davacıya 123.782,95 TL ödeme yapıldığını, bakiye tazminat bulunmadığını, aktüerya hesabında %1.8 teknik faiz yöntemine göre hesaplama yapılması gerektiğini, davacının dosyaya sunulan bordrosuna göre aktüer hesabının yapılması gerekirken emsal ücret üzerinden hesaplama yapılmasının hatalı olduğunu, davalı şirketin usulüne uygun şekilde temerrüde düşürülmediğini ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE:
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi gereğince istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzenine ilişkin hususlar resen gözetilerek inceleme yapılmıştır.
Davacılar vekili, asıl davada, davalı ... idaresindeki, davalı ... adına kayıtlı, davalı sigorta şirketine ZMSS poliçesi ile sigortalı ... plakalı aracın, davacı ...’nin eşi, diğer davacıların babası olan yaya ...’a çarparak ölümüne neden olduğunu belirterek davacılar için destekten yoksun kalma tazminatı talep etmiş; birleştirilen davada ise davalı ... ve ...’ten manevi tazminat talep etmiştir.
1-6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4/1-a maddesi gereği, her iki tarafın ticari işletmesi ile ilgili olup olmadığına bakılmaksızın Türk Ticaret Kanunu'nda düzenlenen hususlar mutlak ticari davalardır. TTK'nın 5/1. maddesi gereği ticari davalara bakmakla görevli mahkeme, asliye ticaret mahkemeleridir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun yürürlüğe girdiği 01.07.2012 tarihinden itibaren yasanın 5/3. maddesi gereği asliye hukuk mahkemeleri ile asliye ticaret mahkemeleri arasındaki ilişki, işbölümü olmaktan çıkmış görev ilişkisi haline gelmiştir. Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 1.maddesi gereği göreve ilişkin kurallar, kamu düzeni ile ilgili olup mahkemece kendiliğinden dikkate alınması gerekmektedir.
6100 sayılı HMK'nın 114/1-c maddesi gereğince görev hususunun dava şartı olması, HMK'nın 115/1 maddesi gereğince dava şartlarının yargılamanın her aşamasında mahkemece gözetilmesi gerekir.
Yapılan açıklamalar ışığında somut olaya bakıldığında; birleştirilen davada, desteğe çarpan aracın işleteni ve sürücüsü olan gerçek kişilere husumet yöneltildiği (sigorta şirketine husumet yöneltilmediği) davanın haksız fiilden kaynaklandığı gözetildiğinde davanın genel mahkeme olan asliye hukuk mahkemesinde görülmesi gerekir. Bu durumda mahkemece, birleştirilen davanın, asıl davadan tefrik edilerek görev yönünden davanın usulden reddine karar verilmesi gerekirken davanın esasına girilerek yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması usul ve yasaya aykırıdır.
2-Asıl dava yönünden yapılan incelemede ise; TBK'nun 53. maddesi gereğince destekten yoksun kalma tazminatının konusu, desteğin yitirilmesi nedeniyle yoksun kalınan zarardır. Buradaki amaç, destekten yoksun kalanların desteğin ölümünden önceki yaşamlarındaki sosyal ve ekonomik durumlarının korunmasıdır. Destekten yoksunluk zararının hesabında, müteveffanın gelirinin belirlenmesi tazminatın doğru tespitinde önemli bir yer tutmaktadır.
Bu nedenle desteğin kaza tarihi itibariyle mesleği ve gelirinin tespit edilmesi gerekir. Müteveffanın gelirinin ispat edilememesi halinde hiç kimsenin asgari ücretin altında gelir elde etmeyeceği kabul edilerek asgari ücret üzerinden hesaplama yapılacaktır. Eğer desteğin gelirinin asgari ücret üzerinde olduğu, herhangi bir işyerinde çalıştığı ya da bir meslek icra ettiği ve asgari ücret üzerinde bir gelir elde edildiği iddia ediliyorsa bunun ispat edilmesi gerekir. Ancak mahkeme zararların tazmini davalarında zarar görenin zararını resen belirlemek durumundadır.
Dosya kapsamından, desteğin olay tarihinde fırıncı ustası olduğu, aylık kazancının 2.500,00 TL olduğu iddia edilmiş, dosyaya getirtilen SGK kayıtlarında davacının asgari ücret düzeyinde gelir elde ettiği görülmüştür. Mahkemece, hükme esas alınan aktüerya raporunda ise Ankara Fırıncılar Odası yazısı ve desteğin gelirine ilişkin tanık beyanı dikkate alınarak desteğin net asgari ücretin 1.38 katı gelir elde ettiği kabul edilerek hesaplama yapıldığı anlaşılmıştır.
Desteğin, vefat tarihinde SGK kaydı bulunduğuna göre çalıştığı işyerinden olay tarihinden 3 ay öncesinden itibaren maaş ve ücretlere ilişkin belgelerin istenerek desteğinin gelirinin net olarak belirlenmesi ve sonucuna göre aktüer bilirkişiden ek rapor alınarak karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile desteğin geliri net olarak tespit edilmeden aktüer raporu ile belirlenen miktarın kabulü ile hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
3-Davacı ... tarafından, dava açılmadan önce, davalı sigorta şirketine başvuru yapıldığı, 07.11.2018 tarihinde, davalı sigorta şirketi tarafından davacıya 123.782,00 TL destekten yoksun kalma tazminatı ödendiği anlaşılmaktadır. Dava açılmadan önce davalı tarafından ödeme yapıldığından öncelikle ödeme tarihi itibariyle yapılan ödemenin davacının zararını karşılayıp karşılamadığının belirlenmesi gerekir.
Bunun için ödeme tarihi verileri dikkate alınarak gerçek zarar hesabı yapılması ve bulunacak tutar ile ödeme miktarının karşılaştırılması ve sonucuna göre ödenen tazminat bedelinin yeterli olması halinde zarar görenin zararı karşılanmış sayılacağının dikkate alınması, dava açılmadan önce yapılan ödemenin yetersiz olduğunun anlaşılması halinde ise rapor tarihindeki verilere göre hesaplama yapılması, zarar ve yararın denkleştirilmesi ilkesi gereğince yapılan ödemeye hesaplama yapıldığı tarihe kadar geçen süre için yasal faiz uygulanarak güncellenmesi ve hesaplanan tutardan mahsup edilmesi gerekir.
Oysa, mahkemece hükme esas alınan aktüerya raporunda, ödeme tarihi itibariyle davacının zararının karşılanıp karşılanmadığının belirlenmesi yönünden hesaplama yapılmadığından bu haliyle rapor hüküm kurmaya yeterli ve elverişli görülmemiştir.
4-6098 sayılı TBK'nın 53. maddesi gereğince, ölüm hâlinde ölenin desteğinden yoksun kalan kişilerin bu sebeple uğradıkları kayıpları zarar sorumlularından tahsilini talep edebilir. Destekten yoksun kalma tazminatının konusu, desteğin yitirilmesi nedeniyle yoksun kalınan zarardır. Buradaki amaç, destekten yoksun kalanların, desteğin ölümünden önceki yaşamlarındaki sosyal ve ekonomik durumlarının korunmasıdır. Olaydan sonraki dönemde de, destek olmasa bile, onun zamanındaki gibi aynı şekilde yaşayabilmesi için muhtaç olduğu paranın ödettirilmesidir. Haksız bir eylem sonucu desteğini yitiren kimse TBK'nın 53. maddesine dayanarak uğradığı zararın ödetilmesini isteyebilir.
Destekten yoksun kalanların destek paylarını belirlerken desteğin gelirinin bir kısmını kendisine bir kısmını da eş ve çocukları ile anne ve babasına ayıracağı varsayılmalıdır. Bunun dışında destekten yoksun kalanlardan bir kısmının davacı olup diğer kısmının davacı olmadığı durumda talepte bulunmayan destek görenlerin paylarının da hesaplamada göz önünde tutulması gerekmektedir.
Destekten yoksun kalma tazminatının hesaplanmasında, destek payları doğru belirlenerek, destekten yoksun kalanlara müteveffanın sağlığında sağlamış/sağlayacak olduğu yardımın miktarı da doğru şekilde hesaplanmalıdır. Yargıtay'ın kabul görmüş pay esasına göre; çocuksuz durumda destek, desteğin gelirini eşi ile ortak paylaşacağı varsayımına dayalı olarak, gelirden desteğin % 50 ve eşin % 50 pay alacağı kabul edilmektedir.
Çocukların eş ile birlikte destek payı alacağı durumda ise destek gelirden eşi ile birlikte 2’şer pay alırken çocuklara birer pay verileceği, yine eş ve çocuklar ile anne - babanın pay alacağı durumlarda desteğe 2 pay, eşe 2 pay, çocukların her birine 1’er pay, anne ve babaya 1’er pay ayrılarak, böylece gelirin tamamının dağıtılacağı esasına dayalıdır. Çocukların sayısı arttıkça hem desteğe ayrılan pay, hem de eş ve çocuklar ile anne ve babaya ayrılacak paylar düşecektir.
Çocukların destekten çıkması ile birlikte destekten çıkan çocuğun payları destek, eş ve diğer çocuklara dağıtılacak, anne ve babaya verilmeyecektir. Böylece geriye kalan eş ve çocukların payları ile desteğin payı artacaktır. Bu pay esası Türk aile sistemine uygun düşmektedir.
Çünkü Türk aile sisteminde desteğin geliri aile bireyleri tarafından birlikte paylaşılmakta, aile bireyleri arttıkça gelirden alınacak pay düşmekte, aile bireyi azaldıkça da gelirden alınacak pay yükselecektir.
Anne ve babadan birinin destekten çıkması ile payı diğerine aktarılacak, anne ve baba ile çocukların tamamının destekten çıkması durumunda ise yine çocuksuz eş gibi desteğe 2 pay, eşe 2 pay esasına göre %50 pay desteğe, %50 pay eşe verilerek varsayımsal olarak gelir paylaştırılarak tazminat bu ilkelere göre hesaplanmalıdır.
Yargıtay'ın yerleşik uygulamalarına göre; çocuklar için destekten yoksun kalacakları sürenin belirlenmesinde yaşları, okuldaki eğitim durumları, içinde yaşadıkları sosyal ve ekonomik koşulların ayrı ayrı değerlendirilmesi, yükseköğrenim yapacaklar ise, 25 yaşının doldurulmasına kadar; yükseköğrenim yapmamakta ise yerleşik ve kabul gören uygulamaya göre, erkek çocukları için 18 yaşın, kız çocukları için 22 yaşın desteğin sona ereceği yaş olarak kabul edilerek hesaplama yapılması gerekmektedir.
Somut olayda, mahkemece hükme esas alınan aktüerya raporunun incelenmesinde, desteğin, davacı eşi ... ve dava dışı annesi ... dışında destek olduğu kimsenin bulunmadığı belirtilerek desteğin gelirinden %37,5 payın davacı eş ...’a, %25 payın anne ...’a, bakiye %37,5 payın da desteğin kendisine paylaştırılarak hesaplama yapıldığı görülmüş olup yapılan bu paylaştırmanın yerleşik Yargıtay uygulamalarına uygun olmadığı görülmüştür.
Bu durumda mahkemece, desteğin geliri 5 pay kabul edilerek 2 payın kendisine, 2 payın davacı eşine, 1 payın da annesine dağıtılması, annenin destekten çıkması ile desteğe %50, davacı eşine %50 pay verilerek hesaplama yapılması yönünden aktüer bilirkişiden ek rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken pay hesabı yönünden hatalı olan aktüer bilirkişi raporu hükme esas alınarak karar verilmesi isabetli olmamıştır.
Açıklanan nedenlerle, davacılar vekilinin ve davalı... Sigorta AŞ vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK'nın 353/1-a-6 maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın yeniden görülüp sonucuna göre karar verilmesi için ilk derece mahkemesine gönderilmesine, kararın kaldırılma sebebine göre davacılar vekilinin ve davalı vekilinin sair istinaf sebeplerinin şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekmiştir.
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesi, E. 2022/2075, K. 2024/1690, 26 Aralık 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama