KÜNYE
T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 14 Kasım 2024
- 26. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No
- 2022/2268 - 2024/1386
- Esas no
- 2022/2268
- Karar no
- 2024/1386
- İncelenen kararın mahkemesi
- ANKARA 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 13/06/2022
- Numarası
- 2021/408 Esas 2022/460 Karar
- Davacı
- —
- Vekili
- —
- Davalılar
- —
- Davanın konusu
- Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat
- Yazılma tarihi
- 13/12/2024
Karar Metni
2.705 kelime·14 dk okuma·4 bölüm
İlk Derece Mahkemesince verilen karara karşı davacı vekili, davalı Sınırlı Sorumlu ... Sigorta Kooperatifi vekili, davalılar ... İnş. Ltd.Şti ve ... vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI
Davacı vekili, 16.02.2020 tarihinde davalı ...’ın işleteni olup davalı sürücü ... idaresindeki ... plakalı araç ile seyir halinde iken yaya konumunda olan davacıya çarparak yaralanmasına neden olduğunu, kazadan sonra sürücünün olay yerini terk etmesi nedeniyle kaza tespit tutanağı düzenlenemediğini, davacı hakkında Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı tarafından Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkındaki Yönetmelik hükümlerine göre düzenlenen 27.01.2021 tarihli rapora göre özür oranının % 5 olduğunu,
Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliğine göre özür oranının % 5,2 olup iyileşme süresinin 9 ay ve 2 ay bakıcı ihtiyacı olduğunun belirtildiğini, kazanın meydana gelmesinde davacının kusuru bulunmadığını, aracın davalı sigorta şirketi tarafından ihtiyari mali mesuliyet sigorta poliçesi ile sigortalı olduğunu, ayrıca davalı sürücünün aracı davalı ...
Ltd.Şti'den 6 günlüğüne kiraladığını ve davalıların sorumlu olduğunu, kaza nedeniyle davacının manevi zarar gördüğünü belirterek, davacının trafik kazasında yaralanması nedeniyle 75.000,00 TL manevi tazminatın, 25.000,00 TL’sinin davalı sigorta şirketi ve diğer davalılardan (sigorta şirketi açısından temerrüt tarihi olan 02.06.2021 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile, diğer davalılardan ise haksız fiilin meydana geldiği tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte) 50.000,00 TL’sinin davalılar ..., ...
İnş. Ltd.Şti ve ...’dan haksız fiilin meydana geldiği tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen tahsiline, karar verilmesini istemiştir.
Davalılar ... ve ... İnş. Ltd.Şti vekili, davalı ... adına kayıtlı, davalı şirket tarafından oto kiralama işi kapsamında ... plakalı aracın davalı sürücüye kiralandığını, ayrıca araç maliki davalının aracını davalı şirkete araç kiralama işinde kullanılmak üzere kiraladığını, davalı araç sürücüsü ile davalılar arasında uzun süreli ve üçüncü kişileri bağlayacak güçte bir kira sözleşmesi bulunduğunu, davalıların işletenlik sıfatı kalmadığını, işleten sıfatının kiracıda olduğunu, davalılara husumet yöneltilemeyeceğini, talep edilen manevi tazminatın fahiş olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
Davalı sigorta şirketi, kazaya karışan aracın ihtiyari mali mesuliyet sigortası teminatı kapsamında sigortalı olduğunu, kusur oranlarının tespiti için Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesinden rapor alınmasını talep ettiklerini, davalı sigorta şirketinin sorumluluğunun teminat limiti olan 25.000,00 TL ile sınırlı olduğunu, talep edilen manevi tazminat tutarının fahiş olduğunu, manevi tazminatın zenginleşme aracı olarak kullanılamayacağını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Davalı ..., davaya karşı cevap dilekçesi vermemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece, davanın trafik kazasında yaralanma nedeniyle manevi tazminat istemine ilişkin olduğu, kusur durumuna ilişkin olarak alınan 13.12.2021 tarihli raporda kazanın meydana gelmesinde davacı yayanın % 85 oranında, davalı sürücünün % 15 oranında kusurlu olduğunun belirtildiği, Ankara 14. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020/263 Esas sayılı dosyasında Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı tarafından düzenlenen 26.01.2021 tarihli raporda davacının maluliyetinin tespit edildiği, davalı ...'ın ... plakalı aracı kazadan önce uzun süreli kiralama sözleşmesi ile 3 yıl süre ile davalı ...
Ltd.Şti'ne kiralamış olduğu, 2918 sayılı Kanun'un 3. maddesi uyarınca işleten sıfatının kiracı şirkete ait olduğu, aracın davalı sürücü ...'ye kısa süreli kira sözleşmesi ile kiralandığı, sözleşmenin süresi ve içeriği nazara alındığında işleten sıfatının devrinden bahsedilemeyeceği, manevi tazminatın takdirine ilişkin ilkeler gözetilerek davanın davalılar ... İnş.İth.ve İhr.Ltd.Şti., S.S. ... Sigorta Kooperatifi, ... hakkındaki davanın kısmen kabulü ile.
25.000,00 TL manevi tazminatın, davalı S.S. ... Sigorta Kooperatifi yönünden 05.07.2021 tarihinden, diğer davalılar yönünden kaza tarihi olan 16.02.2020 tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, davalı ... hakkındaki davanın husumet nedeniyle reddine karar verilmiş, hükme karşı davacı vekili, davalı Sınırlı Sorumlu ... Sigorta Kooperatifi vekili, davalılar ... İnş.
Ltd.Şti ve ... vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili istinaf dilekçesinde, mahkemece davacı için hüküm altına alınan manevi tazminat tutarının son derece az olduğunu, kaza nedeniyle davacının % 5 oranında malul olduğunu, davacının manevi olarak içinde bulunduğu durumun günden güne arttığını, davalı ... yönünden davanın reddine karar verilmiş olmasının hatalı olduğunu, aracın davalı adına kayıtlı olduğunu, davalılar arasındaki araç kiralama sözleşmesinin 3. kişileri bağlayacak güçte bir sözleşme olup olmadığının araştırılması gerektiğini, ibraz edilen sözleşmenin yeterli delil olmadığını,
davalı şirket ile davalı ... arasında muvazaalı bir şekilde sorumluluktan kurtulmak için kira sözleşmesi imzalanmış olmadığının ispatı gerektiğini, Etimesgut Vergi Dairesinin cevabi yazısının nazara alınmadığını, davalıların müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğunu, davalı ... ile davalı ... İnşaat Ltd.
Şti arasında akdedilen kira sözleşmesinin uzun süreli olduğu kabul edilse dahi adı geçen davalılar arasında menfaat çatışması söz konusu olacağını, her iki davalının da vekillerinin aynı olmasının kabul edilemeyeceğini, Avukatlık Kanunu’nun 38. maddesi gözetilerek öncelikle temsil durumuna ilişkin noksanlık giderilip tarafların bizzat ya da vekaleten ileri sürücekleri iddia ve savunmaları ile bildirecekleri delillerin tespit edilmesi gerektiğini,
davalı sigorta şirketi yönünden davanın tam kabulüne karar verilmiş olmasına rağmen red vekalet ücretinin davacılardan alınıp davalı sigorta şirketi de dahil tüm davalılara verilmesinin hatalı olduğunu, davalı sigorta şirketi yönünden faiz başlangıç tarihinin hatalı belirlendiğini, sigorta şirketine başvurunun 20.05.2021 tarihinde tebliğ edildiğini, buna göre 02.06.2021 tarihinde temerrüde düştüğünü, faiz başlangıç tarihinin hatalı olarak 05.07.2021 olarak belirlendiğini, yeniden kusur ve maluliyet raporu alınmasını talep ettiklerini belirterek istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davalı sigorta şirketi vekili, mahkemece hüküm altına alınan manevi tazminat tutarının davacının sebepsiz zenginleşmesine sebebiyet verecek nitelikte olduğunu, manevi tazminatın takdirine ilişkin ilkeler gözetildiğinde hüküm altına alınan manevi tazminat tutarının cezalandırma amacı taşıdığı, tatmin duygusu sınırlarını aştığını, kusur ve maluliyet oranına göre manevi tazminat tutarının fahiş olduğunu belirterek istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davalılar ... ve ... İnşaat Ltd.
Şti. vekili, davalı ... yönünden davanın husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiş olmasına rağmen ayrı bir vekalet ücretine hükmedilmediğini, davalı ... hakkındaki davanın husumet nedeniyle reddine karar verildiğini, davanın red sebebinin farklı olup ayrı vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini, davalı şirket yönünden davanın husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiğini, kazaya karışan aracın uzun süreli kiraya verilmiş olması halinde işleten sıfatının bulunmayacağını,
araç sürücüsü ile davalı şirket arasında uzun süreli ve 3. Kişileri bağlayacak kira sözleşmesinin bulunması nedeniyle işleten sıfatının davalı sürücüde olduğunun açık olduğunu, hüküm altına alınan manevi tazminat tutarının fahiş olduğunu, zenginleşmeye sebebiyet verecek derecede ve cezalandırma amacı taşıdığını, tatmin duygusu sınırlarının aşıldığını, kusur ve maluliyet durumuna göre manevi tazminatın fahiş olduğunu belirterek istinaf başvurusunda bulunmuştur.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca ileri sürülen istinaf sebepleri ile sınırlı olarak dosya içindeki bilgi ve belgeler, Mahkeme kararının gerekçesi, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesi ile yapılan inceleme sonucunda;
Davacı vekili, 16.02.2020 tarihinde davalı ...’ın işleteni olup davalı sürücü ... idaresindeki ve davalı sigorta şirketine ihtiyari mali sorumluluk sigortası ile sigortalı ... plakalı araç ile seyir halinde iken yaya konumunda olan davacıya çarparak yaralanmasına neden olduğunu, aracın davalı sürücü tarafından ... Ltd.Şti'den kiralandığını, davalı sürücü, davalı ... ve ...
Ltd.Şti'nin zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğunu belirterek manevi tazminat talebinde bulunmuş, mahkemece davanın davalılar ... İnş.İth.ve İhr.Ltd.Şti., S.S. ... Sigorta Kooperatifi, ... yönünden kısmen kabulüne, davalı ... yönünden husumet yokluğu nedeniyle reddine ilişkin olarak verilen karara karşı davacı vekili, davalı Sınırlı Sorumlu ... Sigorta Kooperatifi vekili, davalılar ... İnş. Ltd.Şti ve ... vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
1-6098 TBK'nın 56. maddesinde “Hâkim, bir kimsenin bedensel bütünlüğünün zedelenmesi durumunda, olayın özelliklerini göz önünde tutarak, zarar görene uygun bir miktar paranın manevi tazminat olarak ödenmesine karar verir.Ağır bedensel zarar veya ölüm hâlinde, zarar görenin veya ölenin yakınlarına da manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verilebilir.” hükmüne, aynı Kanun'un 51.maddesinde “Hâkim, tazminatın kapsamını ve ödenme biçimini, durumun gereğini ve özellikle kusurun ağırlığını göz önüne alarak belirler.” hükmüne yer verilmiştir.
Buna göre hâkimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir.
Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22.06.1966 tarihli ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı'nın gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir.
Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hâkim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir. Manevi tazminatın miktarı bir taraf için zenginleşme aracı, diğer taraf için de yıkım olmamalıdır. Manevi tazminatın miktarının belirlemesinde her olaya göre değişen özel hal ve şartlar gözetilmelidir.
Hâkimin bu takdir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu, olayın ağırlığı, olay tarihi gibi özellikleri göz önünde tutması ve buna göre manevi tazminat takdir etmesi gerektiği açıkça ortadadır. (HGK 23.06.2004, 13/291-370)
Somut olay yukarıda açıklanan Kanun hükümleri ve ilkeler doğrultusunda değerlendirildiğinde, 16.02.2020 tarihinde davalı ... adına kayıtlı olup davalı ...
Ltd.Şti'ne 23.12.2017 tarihli kira sözleşmesi ile kiralanmış olan ve davalı sürücü idaresindeki ... plakalı araç ile seyir halinde iken yaya konumundaki davacıya çarparak yaralanmasına neden olduğu, kusura ilişkin olarak alınan 13.12.2021 tarihli bilirkişi raporunda davacı yayanın aniden kontrolsüzce solundan gelen araç trafiğini kontrol etmeden taşın yoluna çıkması nedeniyle % 85 oranında,
davalı sürücünün ise yolun sağında park halindeki araçların olmasına bağlı olarak kontrolsüz bir yayanın kendi seyir yönüne çıkabileceğini göz önüne alarak önündeki seyir alanını daha dikkatli ve tedbirli olarak kontrolü altında tutarak ve seyir hızını fren intikal mesafesinde durdurabileceği bir seyir hızıyla seyrine devam etmemesi sonucunda davacı yayaya çarptığı ve % 15 oranında kusurlu olduğunun belirtildiği,
davacı hakkında Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı tarafından Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre düzenlenen raporda omzunun yaralanması nedeniyle özür oranının % 5 olduğu, iyileşme süresinin 9 ay olduğu ve 2 ay bakıcı ihtiyacı olduğunun belirlendiği anlaşılmıştır.
Dava konusu olayda, kazanın meydana geliş şekli, davacının yaralanmasının niteliği, kazanın meydana gelmesindeki kusur oranları, sosyal ve ekonomik durum araştırması, kaza tarihindeki (2020) paranın alım gücü ile yukarıda açıklanan ilkeler birlikte değerlendirildiğinde davacı lehine hükmedilen manevi tazminat miktarının hak ve nesafet kurallarına ve manevi tazminatın amacına uygun olduğu kanaatine varılmış, tarafların manevi tazminatın miktarına yönelik istinaf itirazları yerinde görülmemiştir.
2-Davacı vekili ile davalılar ... ve ... Lti.Şti vekilinin işleten sıfatına yönelik istinaf nedenleri yönünden yapılan incelemede, işleten tanımı, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 3. maddesinde “Araç sahibi olan veya mülkiyeti muhafaza kaydıyla satışta alıcı sıfatıyla sicilde kayıtlı görülen veya aracın uzun süreli kiralama, ariyet veya rehni gibi hallerde kiracı, ariyet veya rehin alan kişidir.
Ancak ilgili tarafından başka bir kişinin aracı kendi hesabına ve tehlikesi kendisine ait olmak üzere işlettiği ve araç üzerinde fiili tasarrufu bulunduğu ispat edilirse, bu kimse işleten sayılır” şeklinde yapılmıştır. 2918 sayılı KTK'nın 3. maddesinde işleten sıfatı belirlenmesinde şekli ve maddi ölçüt olmak üzere iki ayrı ölçütten yararlanılmıştır. Şekli ölçüte göre trafik sicilinde malik görülen kişi işletendir.
Maddi ölçüte göre ise, trafik sicilinde adı geçen kişinin önemi bulunmamakta olup önemli olan araç üzerindeki fiili hakimiyet, araçtan ekonomik yarar sağlama, masraf ve rizikolara katlanma gibi ölçütlerdir. İşletenin belirlenmesinde doktrin ve Yargıtay'ın kabul ettiği görüş maddi ölçüttür.
2918 sayılı KTK'nın 85. maddesi ise “Bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün unvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar” hükmünü içermektedir.
Bu yasal düzenleme karşısında, kazaya karışan araçların meydana getirdikleri zararlardan araç sahiplerinin hukuken sorumlu olacağı ilkesi benimsenmiş ise de, bu araçların sahipleri tarafından herhangi bir sebeple yararlanılmasının bir başka kimseye devir edilmesi halinde (çok kısa bir süre olmaması kaydıyla), artık üzerindeki fiili hakimiyetin kalmaması ve bu sebeple ekonomik yönden de bir yararlanma olanağının kalktığı durumlarda, o aracı kaza sırasında fiili hakimiyeti altında bulunduran ve ondan iktisaden yararlanan kimsenin işleten sıfatıyla meydana gelen zarardan sorumlu tutulması gerekip,
bunun sonucu olarak da araç malikinin sorumlu tutulmaması gerekecektir.
Gerek doktrinde, gerekse Yargıtay'ın uygulamalarında, kiracının işleten sıfatının belirlenmesinde, kira sözleşmesinin uzun süreli olması, araç üzerinde fiili hakimiyet ve ekonomik yararlanma unsurlarının birlikte bulunması gerekmektedir. Ancak bu konuda getirilecek delillerin üçüncü kişileri bağlayabilecek nitelikte ve güçte olması, özellikle zarara uğrayanların haklarını halel getirecek bir sonuç yaratmaması şarttır.
Somut olayda kazaya karışan davalı ... adına kayıtlı ... plakalı aracın davalı ... Ltd.Şti'ne 23.12.2017 tarihli aracın 17.12.2020 tarihine kadar kiralanmasına ilişkin araç kiralama sözleşmesinin ibraz edildiği, araç ile ilgili olarak davalı sigorta şirketi tarafından düzenlenen 20.12.2019 tarihli kasko sigorta poliçesinde sigorta ettirenin davalı ...
Ltd.Şti olduğu hususu toplanan delillerle birlikte değerlendirildiğinde davalı ... yönünden davanın husumet nedeniyle reddine karar verilmiş olmasında ve davalı ... Ltd.Şti tarafından aracın davalı sürücüye kiralanmasına ilişkin sözleşmenin kısa süreli olup davalı şirketin işleten sıfatını kaldıracak nitelikte olmadığı anlaşıldığından hüküm altına alınan manevi tazminattan davalı ... Ltd.Şti'nin sorumlu tutulmuş olmasında bir isabetsizlik görülmemiştir.
3-Davalı ... vekili davalı yönünden husumet yokluğu nedeniyle red kararı verildiğinden ayrıca vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini ileri sürerek istinaf başvurusunda bulunmuş ise de, kaza tarihinde araç maliki olan davalı ...'ın işletenlik sıfatının bulunmadığı yargılama sırasında anlaşılarak hakkındaki dava husumet yokluğundan reddedilmiştir. Davacının araç maliki davalıya, araç tescil kaydına göre dava açmasında herhangi bir kusuru olmadığına göre davalı ... lehine ayrı bir vekalet ücretine hükmedilmemiş olmasında da isabetsizlik bulunmamaktadır.
4- Davacı vekili dava dilekçesinde 75.000,00 TL manevi tazminatın davalı sigorta şirketi 25.000,00 TL ile sorumlu olmak üzere talepte bulunduğu, mahkemece verilen karar ile 25.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmiş olup davalı sigorta şirketi yönünden davanın tamamen kabul edildiği nazara alındığında reddedilen manevi tazminat talebi yönünden hüküm altına alınan vekalet ücretinin davalı sigorta şirketini de kapsar şekilde karar verilmiş olması isabetsizdir.
6100 sayılı HMK'nin 355. maddesi uyarınca ileri sürülen istinaf sebepleriyle sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda davalı SS ... Sigorta Kooperatifi vekili ve davalılar ... ve ... Ltd.Şti. vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılıı HMK'nin 353/1-b.1. maddesi uyarınca esastan reddine, davacı vekilinin istinaf başvurusunun vekalet ücretine ilişkin hüküm yönünden kabulü ile derece mahkemesi kararının HMK'nın 353/1.b-2 maddesi uyarınca kaldırılmasına ve istinaf konusu yapılmayan hususlar ile kesinleşen yönler korunarak yeniden aşağıdaki şekilde hüküm kurulmasına karar verilmesi gerekmiştir.
III- İSTİNAF HARÇ VE YARGILAMA GİDERLERİ YÖNÜNDEN
1-Davacı tarafça yatırılan istinaf karar harcının istek halinde iadesine,
2-Davalılar Sınırlı Sorumlu ... Sigorta Kooperatifi, ... İnş. Ltd.Şti ve ...'ın istinaf başvurusu nedeniyle alınması gereken 1.707,70 TL istinaf harcından peşin alınan toplam 934,56 TL harcın mahsubu ile bakiye 773,14 TL harcın bu davalılardan tahsili ile Hazineye gelir kaydına,
3-İstinaf başvurusu nedeniyle davacı tarafından 89,50 TL yargılama gideri ile 220,70 TL istinaf başvuru harcının davalılar Sınırlı Sorumlu ... Sigorta Kooperatifi, ... İnş. Ltd.Şti ve ...'tan tahsil edilerek davacıya verilmesine, davalı tarafça yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-Başvuran taraflarca yatırılan delil ve gider avansından kullanılmayan kısmın HMK.nın 333.maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde yatırana iadesine,
5-Karar tebliği, harç mahsup, iade ve tahsil işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca KESİN olmak üzere 14.11.2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
Başkan Üye Üye Katip
* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesi, E. 2022/2268, K. 2024/1386, 14 Kasım 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama