KÜNYE
T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 27 Aralık 2024
- 26. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No
- 2022/2334 - 2024/1712
- Esas no
- 2022/2334
- Karar no
- 2024/1712
- İncelenen kararın mahkemesi
- ANKARA 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 12/04/2022
- Numarası
- 2016/28 Esas 2022/312 Karar
- Davacı
- —
- Vekili
- —
- Davalılar
- —
- Davanın konusu
- Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat
- Yazılma tarihi
- 23/01/2025
Karar Metni
2.678 kelime·13 dk okuma·3 bölüm
İlk Derece Mahkemesince verilen karara karşı davalı ... İş Merkezleri AŞ (... İnşaat Yatırım Anonim Şirketi) vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI
Davacı vekili, 28.11.2015 tarihinde davalı ... Sigorta AŞ tarafından zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesi ile sigortalı, davalı ...
İnşaat Yatırım AŞ' nin işleteni olduğu, davalı ...'un sevk ve idaresindeki ... plakalı araç ile davacının sevk ve idaresindeki ... plakalı motosikletin çarpışması neticesinde meydana gelen kazada davacının yaralandığını, davacının kalçasında ve diz kapağında kırıklar oluştuğunu belirterek belirsiz alacak olarak şimdilik 1.000 TL geçici iş göremezlik tazminatı, 1.000TL sürekli iş göremezlik tazminatının kaza tarihi olan 28.11.2015 tarihinden itibaren işletilecek ticari faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline,
10.000,00 TL manevi tazminatın davalı sigorta şirketi hariç olmak üzere diğer davalılardan kaza tarihi olan 28.11.2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiş, 17.02.2022 tarihli bedel artırım dilekçesi ile geçici iş göremezlik talebini 2.847,11 TL olarak arttırmıştır.
Davalı ... Sigorta vekili.
28.11.2015 tarihli kazaya karıştığı belirtilen ... plakalı aracın davalı şirkete 11.06.2015-11.06.2016 tarihleri arasında geçerli olmak üzere ZMMS poliçesi ile sigortalı olduğunu, söz konusu poliçede teminat limitlerinin kişi başı 290.000 TL olduğunu, trafik sigortacısı şirketin üçüncü kişilerin uğramış olduğu bedeni zararlardan sigorta poliçesinde belirtilen azami limitlerle sorumlu tutulabileceğini, sigorta şirketinin sorumluluğunun, sigortalının kusurlu olması halinde söz konusu olduğunu, dosyada öncelikle kusur tespiti yapılması gerektiğini, ATK ya dosyanın gönderilmesini,
davacının trafik kazası sebebi ile meydana gelmiş bir maluliyetinin olup olmadığının, varsa oranının belirlenmesinin gerektiğini, geçici iş göremezlik tazminatının poliçe kapsamında bulunmadığını, tazminattan davacının müterafik kusuru nedeniyle kask indirimi yapılması gerektiğini, davacı yanın kafasını kamyona çarptığından beyninde hasar oluştuğu, kazaya karışan aracın ticari araç olmadığını, faizin yasal olması gerektiğini belirterek davanın reddini talep etmiştir.
Davalı ...
İnşaat Yatırım AŞ vekili, davalı şirkete ait ... plakalı aracın 28.11.2015 tarihinde karışmış olduğu kazada araç sürücüsünün hiçbir ihmali davranışı ve kusurunun bulunmadığını, davacının idaresindeki motosiklet ile yol ver tabelası ve geçiş önceliğine dikkat etmeyerek aniden yola çıktığını, araç sürücüsünün zamanında fren yapmasına rağmen motosiklete ön tarafıyla çarptığını, kazanın tamamen davacının kusuru ve ihmali neticesi meydana geldiğini, kaza ve çarpmanın şiddetli olmadığını, davacının emniyet kemeri takmaması nedeniyle motosikletten düştüğünü, düşüşün şiddetli olmamasına rağmen cam kemik hastalığı nedeniyle bedensel zarar gördüğünü,
davacının önceden gelen bir takım arazlarının ve sağlık sorunlarının bulunduğunu, yaptırılacak adli tıp incelemesinde maluliyet oranının bu husus da dikkate alınarak değerlendirilmesi gerektiğini, davacının yatalak kaldığı iddiasının yerinde olmadığını, davacının kendi durumunu bilerek ve buna ilişkin gerekli tertibatı almayarak kazaya sebebiyet vermesi nedeniyle istenilen tazminatın manevi tatmin için olmadığını, sebepsiz zenginleşmek için istenildiğini, asli ve tam kusurlu ehliyetsiz araç kullanan, kurallara riayet etmeyen, rahatsızlığı nedeniyle kemik kırılmasına müsait olmasına rağmen emniyet kemeri,
kask vb. koruyucu tertibat kullanmaksızın trafiğe çıkan davacının davasının reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ..., kazanın meydana gelmesinde kusurunun bulunmadığını, davacının maddi tazminat istemlerinin fahiş olduğunu, davacının zaten rahatsızlığı bulunduğunu, trafik kazasına bağlı yakınması olmadığını, manevi tazminat talebinin zenginleşmeye yönelik olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece, Adli Tıp 2. İhtisas Kurulu'nun 28.08.2019 tarihli raporunda; kaza tarihinde yürürlülükte bulunan Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine kişinin öz geçmişinde Osteogenezis İmperfekta (cam kemik hastalığı) tanısının olduğu, kaza tarihi öncesinde bu hastalığı nedeniyle vücudunda farklı zamanlarda oluşan ve iyileşen multipl kırıklarının olduğu, daha önceden sağ femurda kırığının olduğu ve opere edilerek IMÇ uygulanmış olduğu,
dava konusu 28.11.2015 tarihli kazada sağ femur üst diafizinde periprostetik yeni bir kırığın oluştuğu, kalça destekli uzun atel yapıldığı, 01.12.2015 tarihinde opere edildiği, açık IMN yapıldığının anlaşıldığı cihetiyle; kişide kaza tarihi öncesinde Osteogenezis İmperfekta hastalığına bağlı gelişen multipl kırıkları nedeniyle eklemlerinde hareket kısıtlılığı ve fonksiyon kaybı oluşabileceği, sağ femurda kaza tarihi öncesi oluşan (Osteogenezis İmperfekta hastalığına bağlı) fonksiyon kaybı ile dava konusu kaza tarihli femur kırığı nedeniyle gelişen fonksiyon kaybının mevcut haliyle ayırt edilemeyeceği,
hastanın dava konusu yaralanmaya bağlı maluliyeti hususunda görüş bildirilemeyeceği, kaza tarihinde oluşan femur kırığı yaralanması nedeniyle kişinin fizyolojik iyileşme süresinin (iş göremezlik süresi) olay tarihinden itibaren 9 (dokuz) aya kadar uzayabileceği yönünde kanaat belirtildiği, 21.01.2019 tarihli bilirkişi raporunda; davacı ... plakalı motosiklet sürücüsü davacının %75 oranında, davalı ... plakalı araç sürücüsü davalı ...'un olayda %25 oranında kusurlu olduğu, kusur bilirkişi tarafından yapılan tespitlerin olay örgüsüne uygun bulunarak benimsendiği,
müterafik kusur olgusu bakımından ise trafik kazası tespit tutanağında davacının kask takıp takmadığının belirlenemediği, dosya kapsamından da müterafik kusur olgusunun varlığı konusunda kanaat oluşmadığı, davacının kendi sevk ve idaresindeki motosiklet ile davalıya ... Sigorta AŞ.ye sigortalı, davalı ...
Yatırım A.Ş.'nin işleteni, davalı ...'un sürücüsü olduğu aracın karıştığı çift taraflı trafik kazası neticesinde yaralandığı, 25.03.2021 havale tarihli bilirkişi raporunun denetime elverişli ve hükme esas alınabilir olduğu kabul edilmek suretiyle davacının geçici iş göremezlik zararı dolayısıyla maddi tazminat istemi bakımından davanın kısmen kabulü ile ispat olunamayan sürekli işe göremezlik zararına yönelik fazlaya ilişkin isteminin reddine, temerrüt tarihinin, davadan önce temerrüde düşürüldüğü ispat olunamadığından davalı sigorta şirketi yönünden dava tarihi,
aracın işleteni ile sürücüsü olan diğer davalılar bakımından ise 28.11.2015 kaza tarihi olarak tespiti ile belirlenen bu temerrüt tarihlerinden itibaren avans faizi üzerinden tüm davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline yönelik hüküm kurulması, davacının davalılar araç işleteni ...
Yatırım A.Ş. ile sürücüsü ...'a yönelik manevi tazminat istemi yönünden davalı araç sürücüsünün zararın meydana gelmesine tali kusurlu olarak katkısının bulunduğu, tarafların kusur durumu ile sosyal ve ekonomik durumları, davacının trafik kazası nedeniyle duyduğu acı ve ızdırabın niteliği ve derinliği dikkate alındığı belirtilerek davacının maddi tazminat isteminin kısmen kabulü ile 2.847,11 TL geçici iş göremezlik tazminatının davalı ...
Sigorta AŞ'den dava tarihinden, davalılar ... İnşaat Yatırım AŞ ile ...'dan 28.11.2015 kaza tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine, fazlaya dair istemin reddine, davacının manevi tazminat isteminin kabulü ile, 10.000,00 TL manevi tazminatın davalılar ...
İnşaat Yatırım A.Ş ile ...'dan 28.11.2015 kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmiş hükmün tamamlanmasına dair ek karar ile reddedilen 1.000 TL maddi tazminat yönünden 1.000 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalı şirket ve davalı sigorta şirketine ödenmesine karar verilmiş karara karşı davalı ... İş Merkezleri AŞ (...
İnşaat Yatırım Anonim Şirketi) vekili tarafından istinaf kanun yolu başvurusu yapılmıştır.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davalı ... İş Merkezleri AŞ (...
İnşaat Yatırım Anonim Şirketi) vekili istinaf başvuru dilekçesinde, davalı şirkete ait ... plakalı aracın 28/11/2015 tarihinde karışmış olduğu kazada araç sürücüsünün hiçbir ihmali davranışı ve kusurunun bulunmadığını, kazanın tamamen davacının kusur ve ihmali ile meydana geldiğini, davacının önceden gelen bir takım arazları ve sağlık sorunları (Osteogenezis İmperfekta -cam kemik hastalığı) olmasına rağmen kendi durumunu bilerek ve buna ilişkin gerekli tertibatı almayarak kazaya sebebiyet vermesi nedeniyle istenilen tazminatın manevi tatmin için olmadığını, sebepsiz zenginleşmek için istenildiğini,
asli ve tam kusurlu ehliyetsiz araç kullanan, kurallara riayet etmeyen, rahatsızlığı nedeniyle kemik kırılmasına müsait olmasına rağmen emniyet kemeri, kask vb. koruyucu tertibat kullanmaksızın trafiğe çıkan davacının davasının reddi gerekirken kısmen kabulü ile 2.847,11 TL maddi tazminat, 10.000,00 TL manevi tazminat ve lehine 5.100 TL vekalet ücretine karar verilmesinin hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu, trafik kazası tespit tutanağında davacının kask takıp takmadığının belirlenememesinin davalı şirkete %25 kusur isnat edilmesi için yeterli olmadığını,
davacının sebepsiz zenginleşmesine sebep olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca ileri sürülen istinaf sebepleri ile sınırlı olarak dosya içindeki bilgi ve belgeler, Mahkeme kararının gerekçesi, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesi ile yapılan inceleme sonucunda; 1-Davalı vekilinin kusura yönelik istinaf sebebinin incelenmesinde;
Kazadan sonra düzenlenen: 28.11.2015 tarih 11.55 saatli kaza tespit tutanağında, gündüz vakti, eğimli, 4 yönlü kavşakta, yüzey kuru, hava açık, yerleşim yeri içi, doğru şerit, fren izi yok, davacı ehliyetsiz, ... özel araç kamyonet,
koruyucu tertibat tespit edilemediği belirtilerek yandan çarpma şeklinde meydana gelen kazada sürücü ... idaresindeki ... plakalı motosiklet ile Başçavuş sokağı takiben olay yeri kavşak başında kendisine hitap eden yol ver levhasına rağmen ilk geçiş hakkını vermediği solundan Hacı yolu sokaktan gelip doğru seyreden ... plakalı araçla çarpışarak yaralandığı kazada KTK'nın 57/1-a maddesini ihlal ettiğinden asli kusurlu, ... plakalı araç sürücüsü Hacıyolu sokağı takiben olay yeri kavşağa geldiğinde gerekli tedbirleri almadığından KTK'nın 52/1-a maddesini ihlal ettiğinden talı kusurlu olduğunun belirlendiği,
olay yerinde bulunan ... plakalı araç sürücüsü ...’ın babası ...'un kazadan sonra olay yerine gelen 3. Şahısların ... plakalı motosikleti alarak götürdüklerini beyan ettiğinin belirtildiği, kazadan sonra alınan davalı ... ifadesinde, sokak kavşağında 3 tekerlekli şahsın geldiğini görünce durduğu, durmasıyla şahsın kendisine çarpmasının aynı anda olduğu,
motosiklet sürücüsünün motosikletten düştüğü, araçtan inip yanına gittiğinde bedensel engeli olduğunu gördüğünü, araçları yol kenarına çektiğini, davacının ise ifadesinde, sokak başında araçla çarpıştıklarını, yere düştüğünü, şikayeti olmadığını beyan ettiği, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2016/45217 sor.
Sayılı dosyasında 17.03.2016 tarihli 2016/26508 sayılı kararla her iki araç sürücüsünün de alkollü olmadığı, şikayetleri bulunmadığından kovuşturma yapılmasına yer olmadığına karar verildiği, mahkemece alınan 21/10/2019 tarihli bilirkişi raporunda ... plakalı motosiklet sürücüsü davacı ...’ın trafik kural, yasak ve zorunluluklarını öğrenmeden trafiğe çıktığı,
diğer taraftan olay mahalli kavşağa yaklaştığında kendisine hitap eden yolver trafik levhasını dikkate almadan ve Hacıyolu sokaktan gelen ve kavşağa girmekte olan ... plakalı kapalı kasa kamyonete ilk geçiş hakkını vermeyerek kavşak ortak alanına girerek ... plakalı araç ile çarpışarak olayın hazırlanması ve vukuuna neden olduğundan KTK 47/a, 57/a, 84/h maddelerini ihlal ettiğinden davacının %75 oranında,
davalı ... plakalı araç sürücüsü ... un fren tedbirine başvurduğunda motosiklete çarpmadan durması gerekirken hızı nedeniyle duramayıp motosiklete çarptığından KTK 52/b maddesini ihlal ettiğinden olayda %25 oranında kusurlu olduğunun bildirildiği kazanın meydana geliş şekli ve dosya kapsamı itibariyle mahkemece bilirkişi raporuna göre hüküm kurulmasında bir isabetsizlik görülmemiş, davalılar vekilinin kusur oranına yönelik istinaf itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-Davalı vekili maluliyet raporuna itiraz etmiştir. Haksız fiil sonucu çalışma gücü kaybının olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebin bulunması halinde, zararın kapsamının belirlenmesi açısından maluliyetin varlığı ve oranının belirlenmesi gerekmektedir. Söz konusu belirlemenin ise Adli Tıp Kurumu veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümleri gibi kuruluşların çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikayetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden, haksız fiilin gerçekleştiği tarihte yürürlükte olan mevzuat hükümleri dikkate alınarak yapılması gerekmektedir.
Maluliyete ilişkin alınacak raporların 11.10.2008 tarihinden önce Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11.10.2008 tarihi ile 01.09.2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, 01.09.2013 tarihi ile 01.06.2015 tarihleri arasında Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği, 01.06.2015 tarihi ile 20.02.2019 tarihleri arasında Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik, 20.02.2019 tarihinden sonra da Erişkinler için Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun olarak düzenlenmesi gerekir.
Somut olayda davacının maluliyetinin tespiti için Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Dahili Tıp Bilimleri Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı’ndan alınan 14.03.2018 tarihli raporda davacının ortopedi son durum raporunda; sağ femur fraktürü sebebiyle 2015 yılı 11. ayında opere edilen hastanın öz geçmişinde ostegenezis imperfekta tanısı olduğu, geçirmiş olduğu yaralanmanın kazadan önceki haline göre ek maluliyete yol açmadığı, hastanın opere edilen femur kırığmın kazadan 5 ay önce de kırılmış olduğu, östegenezis imperfekta (kırılgan cam) hastalığı olduğu için şahısa maluliyet hesaplanamayacağı, vücut genel çalışma gücünü kaybetmediği,
geçici iş göremezlik süresi 9 ay olduğunun belirlendiği, raporun davacının muayene edilmek, hakkında düzenlenmiş olan tedavi belgeleri ve sağlık kurulu raporları değerlendirilmek suretiyle düzenlendiği, tarafların itirazı üzerine alınan Adli Tıp Kurumu Başkanlığı 2. İhtisas Kurulu'nun 28.08.2019 tarihli raporunda Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine kişinin öz geçmişinde Osteogenezis İmperfekta (cam kemik hastalığı) tanısının olduğu, kaza tarihi öncesinde bu hastalığı nedeniyle vücudunda farklı zamanlarda oluşan ve iyileşen multiple kırıklarının olduğu,
daha önceden sağ femurda kırığının olduğu ve opere edilerek IMÇ uygulanmış olduğu, dava konusu 28.11.2015 tarihli kazada sağ femur üst diafizinde periprostetik yeni bir kırığın oluştuğu, kalça destekli uzun atel yapıldığı, 01.12.2015 tarihinde opere edildiği, açık IMN yapıldığının anlaşıldığı cihetiyle;
kişide kaza tarihi öncesinde Osteogenezis İmperfekta hastalığına bağlı gelişen multiple kırıkları nedeniyle eklemlerinde hareket kısıtlılığı ve fonksiyon kaybı oluşabileceği, sağ femurda kaza tarihi öncesi oluşan (Osteogenezis İmperfekta hastalığına bağlı) fonksiyon kaybı ile dava konusu kaza tarihli femur kırığı nedeniyle gelişen fonksiyon kaybının mevcut haliyle ayırt edilemeyeceği, hastanın dava konusu yaralanmaya bağlı maluliyeti hususunda görüş bildirilemeyeceği,
kaza tarihinde oluşan femur kırığı yaralanması nedeniyle kişinin fizyolojik iyileşme süresinin (iş göremezlik süresi) olay tarihinden itibaren 9 (dokuz) aya kadar uzayabileceğinin belirlendiği, kaza tarihi itibariyle Yargıtay uygulamalarına göre geçerli kabul edilen yönetmelik hükümlerine göre düzenlendiği, raporların aynı tespitleri içerdiği anlaşıldığından davalı şirket vekilinin maluliyet durumuna ilişkin istinaf gerekçeleri yerinde görülmemiştir.
3- 2918 sayılı KTK’da hukuki sorumluluğa ilişkin düzenlemeler “Hukuki Sorumluluk ve Sigorta” başlıklı 8. kısım 85/1.maddesinde “Bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün unvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar.
Motorlu aracın karayolunda işletilmesi sırasında bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına ya da bir şeyin zararına neden olmasından işleten sorumlu olup, bu sorumluluğun tehlike sorumluluğu olduğu, aracın karayolunda kullanılmasından yarar sağlayan işletenin meydana gelebilecek tehlikeler ve hasarlardan kusursuz sorumluluğu bulunduğu, işletenin tehlike sorumluluğundan kurtulmasını düzenleyen KTK'nun 86. maddesine göre kazanın mücbir sebepler, zarar görenin veya üçüncü kişilerin ağır kusurundan kaynaklandığının ispatlanması gerektiğinden, davalı vekilinin zarardan sorumlu olmadığına yönelik istinaf itirazına itibar edilmemiştir.
4- Davalı vekilinin hükmedilen manevi tazminatın miktarına yönelik istinaf itirazlarının incelenmesinde ise;
Davacının manevi tazminat istemi TBK’nın 56. maddesine dayanmakta olup, bu maddeye göre belirlenecek tazminatın zarara uğrayanda bir giderim duygusu yaratması gerektiği açıktır. Ancak tazminat belirlenirken sadece zarara uğrayan yönünden bakılmayıp, karşı taraf açısından da değerlendirme yapılmalıdır. Bu nitelikte bir tazminat miktarı ise, tarafların kusur oranına, ekonomik ve sosyal durumlarına, duyulan acıya, olay tarihindeki paranın satın alma gücüne vb. gibi verilere göre belirlenebilecektir. Tüm bu kriterlere göre belirlenecek tazminat -aynı anda- tarafların ikisini de memnun etmese dahi, adil olacağı için, hukuk tarafından kabul edilen ve uygulanan sistem haline gelmiştir.
Manevi tazminat zenginleşme aracı olmamakla beraber, bu yöndeki talep hakkındaki hüküm kurulurken olay sebebiyle duyulan acı ve elemin kısmen de olsa giderilmesi amaçlanmalı ve bu sebeple tarafların sosyal ve ekonomik durumları ile birlikte olayın meydana geliş şekli de göz önünde tutularak, hak ve nesafet kuralları çerçevesinde bir sonuca varılmalıdır. Zira, TMK.'nun 4. maddesinde, kanunun takdir hakkı verdiği hallerde hakimin hak ve nesafete göre hükmedeceği öngörülmüştür.
Somut olayda, davacının Osteogenezis İmperfekta (cam kemik hastalığı) tanısının olduğu, bu hastalığı nedeniyle vücudunda farklı zamanlarda oluşan ve iyileşen multiple kırıklarının bulunduğu, kaza nedeniyle oluşan femur kırığının kazadan 5 ay önce de kırılmış olduğu, kaza tarihli femur kırığı nedeniyle gelişen fonksiyon kaybının mevcut haliyle ayırt edilemeyeceğinden sürekli maluliyet oranı tespit edilememişse de davacının mevcut durumu, iyileşme süresi, tarafların kusur oranı ve sosyal ve ekonomik durumları birlikte değerlendirildiğinde, davacı tarafça davalı araç sürücüsünün tam kusuruna dayanılmamış olmakla manevi tazminat talebinin tam kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmediğinden davalı şirket vekilinin istinaf başvurusu yerinde görülmemiştir.
Ayrıca, davalı vekili istinaf dilekçesinde, davacının kaza sırasında emniyet kemeri, kask gibi koruyucu tertibat takmadığından müterafik kusurlu olduğunu, belirlenecek tazminattan müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini ileri sürmüş ise de kaza tespit tutanağı ve toplanan delillere göre, kaza esnasında davacının emniyet kemerinin takılı olmadığı yönünde bir delil bulunmadığı gibi davacının maluliyetine konu sağ femur kırığı ile arasındaki illiyet bağı ispat edilemediğinden davalı vekilinin bu hususa yönelik istinaf sebebi yerinde görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde bir usulsüzlük bulunmamasına göre davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK’nın 353/1.b.1. maddesi gereğince esastan reddine karar vermek gerekmiştir.
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesi, E. 2022/2334, K. 2024/1712, 27 Aralık 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama