İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /İstinaf (BAM) Kararları
  3. /Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesi

ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 26. HUKUK DAİRESİ

TÜRK MİLLETİ ADINAKARARGEREKÇELİ KARAR

Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesi E.2022/2362 K.2024/1649

İlk derece mahkemesince verilen karara karşı asıl ve birleşen davanın davacıları vekili tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan…

Esas2022/2362Karar2024/1649Tarih20 Aralık 2024Okuma20 dk · 4.043 kelime

KÜNYE

T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesi

Karar tarihi
20 Aralık 2024
26. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No
2022/2362 - 2024/1649
Esas no
2022/2362
Karar no
2024/1649
İncelenen kararın mahkemesi
ANKARA BATI ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Tarihi
15/06/2022
Numarası
2021/905 Esas 2022/578 Karar
Davanın konusu
Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan
Yazılma tarihi
08/01/2025
Karar metni, UYAP Emsal Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

4.043 kelime·20 dk okuma·3 bölüm

İlk derece mahkemesince verilen karara karşı asıl ve birleşen davanın davacıları vekili tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda;

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI

Asıl davada davacılar vekili, 02.06.2015 tarihinde davalılardan ... Şirketine zorunlu mali mesuliyet sigorta ve ihtiyari mali mesuliyet sigorta poliçesi ile sigortalı, ...’e ait ...’in sevk ve idaresindeki ... plakalı çekici ve bağlı ... plakalı yarı römorka davacılardan ... ve ...’ın oğlu, ...’in eşi, ... ve ...’nın babası ...’ın sevk ve idaresindeki ... plakalı araçla arkadan çarpması sonucu ...’ın vefat ettiğini, davalı sürücünün kusurlu olduğunu, desteğin ...

Üniversitesi İşletme Fakültesi mezunu olup aile şirketi olan ...

AŞ’de satış müdürü olarak aylık en az 7.500 TL maaşla çalıştığını belirterek HMK’nın 107 maddesi gereğince davacı anne ve baba için ayrı ayrı 1.000’er TL, eş için 5.000 TL, her çocuk için ayrı ayrı 10.000 ‘er TL olmak üzere toplam 27.000 TL destekten yoksun kalma tazminatı ile her davacı için ayrı ayrı 35.000 ‘er TL olmak üzere toplam 175.000 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren ticari temerrüt faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiş.

27.03.2018 tarihli bedel arttırım dilekçesi ile asıl davada talebini davacı eş ... için 289.329,47 TL’ye, çocuklar ... için 35.504,56TL ‘ye; ... için 61.912,45TL’ye, anne ... için 70.245,72TL ‘ye baba ... için 40.334,35TL’ye, birleşen davanın davacısı çocuk ... için 51.121,75TL’ye yükseltmiş, 25.02.2021 tarihli ıslah dilekçesi ile de asıl davada talebini davacı eş ... için 456.895,73 TL, ... için 34.504,96 TL, ... için 110.048,95 TL, ... için 115.316,76 TL, ... ... için 62.590,58 TL, birleşen davanın davacısı ... için 124.931,46 TL olduğunu açıklamış,

25.04.2022 tarihli bedel arttırım dilekçesi ile asıl davada talebini davacı eş ... için 741.788,18 TL’ye, çocuklar ... için 114.213,43TL ‘ye; ... için 143.911,30 TL’ye, anne ... için 242.911,30TL ‘ye baba ... için 100.707,49TL’ye, birleşen davanın davacısı çocuk ... için 161.246,23 TL’ye yükseltmiştir.

Birleşen davada davacı vekili, davacı ... ...'ın 02.06.2015 tarihinde meydana gelen kazada vefat eden ... 23.10.2015 tarihinde doğan çocuğu olduğunu, babasının desteğinden yoksun kaldığını belirterek HMK’nın 107 maddesi gereğince şimdilik 10.000 TL destekten yoksun kalma tazminatı ile 35.000 TL manevi tazminatın olay tarihinden işleyecek ticari faizi ile birlikte davalılardan tahsilini talep etmiştir.

Asıl ve birleşen davanın davalısı ... Şirketi vekili; kazaya karışan ... plakalı aracın davalı şirkete 04.02.2015-04.02.2016 tarihleri arasında ZMSS ve İMSS poliçesi ile sigortalı olduğunu, dava konusu kazada arkadan çarpan ve emniyet kemeri takılı olmayan desteğin asli ve tam kusurlu olduğunu, ATK’dan kusur raporu, aktüer bilirkişiden tazminat raporu alınmasını, desteklik durumunun ispatlanmasını, 18 yaşından büyüklerin destekten yoksun kalma tazminatı isteyemeyeceğini, SGK ödemelerinin sorulmasını manevi tazminatların fahiş olduğunu, ticari faiz istenemeyeceğini belirterek asıl ve birleşen davanın reddini istemiştir.

Asıl ve birleşen davanın davalıları ... ve ... vekili; hatalı tutulan kaza tespit tutanağını ve belirlenen kusur durumunu kabul etmediklerini, kazanın oluşumunda davacıların desteğinin kusurlu olduğunu,desteğin davacı babasının şirketinde çalıştığından desteğin anne-babaya değil, anne babanın oğulları ...’a destek olduğunu, SGK kayıtlarına göre gelirin ve yapılan ödemelerin belirlenmesini, manevi tazminat miktarlarının fahiş olduğunu, davalı sigorta şirketinin maddi ve manevi tazminattan sorumlu olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

Mahkemece verilen 28.04.2021 tarihli kararın davacılar ve davalı sigorta şirketi tarafından istinaf edilmesi üzerine Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesinin 07.10.2021 tarihli ve 2021/1611 esas, 2021/1699 sayılı kararı ile kaldırıldığı, kaldırma kararından sonra; davanın ölümlü trafik kazası nedeniyle destekten yoksun kalma tazminatı ve manevi tazminat istemlerine ilişkin olduğu olay tarihi olan 02.06.2015 günü davalı sürücü ...'in sevk ve idaresindeki ... plakalı aracı ile kavşakta sola dönüş yaptığı sırada, sağ yanında gelmekte olan davacıların murisinin sevk ve idaresindeki araca geçiş hakkını vermemesi,

dikkatsiz ve tedbirsiz davranışlarının sonucu sevk ve idare hatasıyla asli kusurlu olup %75 oranında kusurlu, davacıların murisinin ise sevk ve idaresindeki aracı ile kavşağa yaklaşırken kontrollü bir şekilde seyretmemesi, kavşakta hızını asgari hadde düşürmemesi, kavşağa giriş yapan davalı sürücünün sevk ve idaresindeki araca karşı herhangi bir ikaz ve fren tedbirine başvurmaması nedeniyle olayda %25 oranında kusurlu sayıldığı, TRH-2010 yaşam tablosu ile progresif rant yöntemi uygulanarak tazminat hesaplanması için aktüerya bilirkişisinden 07.04.2022 tarihli 2. ek rapor alındığı,

aktüerya bilirkişi tarafından sunulan kök rapor ve ek raporlar birlikte incelendiğinde; bu raporların hüküm kurmaya ve denetime elverişli olduğu ve Bölge Adliye Mahkemesinin kaldırma kararında belirlenen ilkeler dairesinde hazırlandığı, hesap raporunun düzenlenmesinden sonra davacılar vekilinin alacağı belirli hale getirmek için dilekçe verdiği ancak Bölge Adliye Mahkemesinin bozma kararından önce davacı tarafın ıslah ve bedel arttırım talebinde bulunduğu anlaşıldığından, davacı tarafın bedel arttırım dilekçesinin HMK'nın 107/2.

Maddesi gereğince dikkate alınmayarak bir önceki hükümde belirlenen maddi tazminat miktarları doğrultusunda yeniden hüküm kurulması gerektiği, davacılar için manevi tazminat koşullarının oluştuğu, davalılardan ... şirketinin düzenlediği ... nolu poliçeden kaynaklı olarak manevi tazminat isteminden diğer davalılarla birlikte (poliçe limiti oranında) sorumlu olduğu, kazaya karışan aracın ticari araç olduğu gözönüne alınarak avans faizi hükmedilmesine, aynı şekilde, davalılardan sigorta şirketinin sorumluluğunun maddi tazminat için 290.000,00 TL'sine kadar olan kısmının (290.000,00 TL dahil) ZMSS poliçesi ile,

bakiye kısmının kasko poliçesi kapsamında bulunan İMSS poliçesiyle sınırlı tutulmasına, manevi tazminat davasın da ise davalı sigorta şirketinin sorumluluğunun İMSS poliçe limiti olan 2.500.000,00 TL'ye kadar sınırlı tutulmasına karar verilmesi gerektiğinden asıl dosyada davacıları maddi tazminat istemlerinin kabulüne, buna göre davacı ... ... için 456.895,73 TL, davacı ... ... için 85.301,58 TL, davacı ... ... için 110.048,95 TL, davacı ... ... için 62.590,58 TL ve davacı ... ... için 115.316,76 TL destekten yoksun kalma tazminatının davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile bu davacılara verilmesine,

davacıların fazlaya ilişkin haklarına ilişkin dava açılması hususunun saklı tutulmasına, hüküm altına alınan miktarlara davalılardan ... ve ... yönünden olay tarihi olan 02.06.2015 tarihinden itibaren, davalı ... yönünden dava tarihi olan 01.07.2015 tarihinden itibaren ticari faiz yürütülmesine,davalı Sigorta şirketinin sorumluluğunun 290.000,00 TL'sine kadar olan kısmının (290.000,00 TL dahil) ZMSS poliçesi ile,

bakiye kısmının kasko poliçesi kapsamında bulunan İMSS poliçesiyle sınırlı tutulmasına,davacıların manevi tazminat istemli davasının kısmen kabulüne, davacı ... ... için 30.000,00TL, davacı ... ... için 20.000,00TL, davacı ... ... için 20.000,00TL, davacı ... ... için 20.000,00TL, davacı ... ... için 20.000,00TL manevi tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile bu davacılara verilmesine,hüküm altına alınan miktarlara davalılardan ... ve ... yönünden olay tarihi olan 02.06.2015 tarihinden itibaren, davalı ...

A.Ş.

Yönünden de dava tarihi olan 01.07.2015 tarihinden itibaren ticari faiz yürütülmesine, fazlaya ilişkin manevi tazminat istemlerinin reddine, davalı sigorta şirketinin sorumluluğunun İMSS poliçe limiti olan 2.500.000,00TL'ye kadar sınırlı tutulmasına, birleşen dosyada davacı ...'ın destekten yoksun kalma tazminatı isteminin kabulüne, buna göre 124.931,46TL maddi tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine,davacıların fazlaya ilişkin haklarına ilişkin dava açılması hususunun saklı tutulmasına,

davalı Sigorta şirketinin sorumluluğunun 290.000,00TL'sına kadar olan kısmının (290.000,00TL dahil) ZMSS poliçesi ile, bakiye kısmının kasko poliçesi kapsamında bulunan İMSS poliçesiyle sınırlı tutulmasına,birleşen dosyada davacı ... ...'ın manevi tazminat isteminin kısmen kabulüne, 20.000,00TL manevi tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine,

fazlaya ilişkin manevi tazminat isteminin reddine,davalı sigorta şirketinin sorumluluğunun İMSS poliçe limiti olan 2.500.000,00TL'ye kadar sınırlı tutulmasına,hüküm altına alınan miktarlara davalılardan ... ve ... yönünden olay tarihi olan 02.06.2015 tarihinden itibaren, davalı ... yönünden de dava tarihi olan 01.07.2015 tarihinden itibaren ticari faiz yürütülmesine karar verilmiş; karara karşı asıl ve birleşen davanın davacıları vekili ile davalı ...

Şirketi vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş, 23.09.2022 tarihli ek karar ile davalı ... Şirketi vekilinin muhtıraya rağmen süresi içinde istinaf karar ve ilam harcını yatırmadığından istinaf talebinin reddine karar verilmiş; ek karar davalı sigorta şirketi vekili tarafından istinaf edilmemiştir.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ

Asıl ve birleşen davanın davacıları vekili istinaf başvuru dilekçesinde, değer arttırım dilekçesinin dikkate alınmamasının usul ve yasaya uygun olmadığını, Ankara BAM 26.Hukuk Dairesi'nin 7.10.2021 tarihli 2.kaldırma kararına göre alınan bilirkişi raporu ile davacıların hak kazanmış olduğu tazminat miktarlarının yeniden belirlendiğini, diğer yandan kaldırma kararı ile verilmiş kararın kesin olarak kaldırıldığını ve tahkikat aşamasına geri dönüldüğünü, kaldırma kararına göre yeniden rapor alındığından dava değerinin ortaya çıktığını,

HMK m.107'ye göre alacağın belirli hale getirilerek değer arttırım dilekçesi verilerek harcın ikmal edildiğini, Mahkemece ciddi bir usul hatası yapılarak “….hesap raporunun düzenlenmesinden sonra davacılar vekilinin alacağı belirli hale getirmek için dilekçe verdiği ancak Bölge Adliye Mahkemesinin bozma kararından önce davacı tarafın ıslah ve bedel arttırım talebinde bulunduğu anlaşıldığından, davacı tarafın bedel arttırım dilekçesinin HMK'nın 107/2.

Maddesi gereğince dikkate alınmayarak bir önceki hükmümüz de belirlenen maddi tazminat miktarları doğrultusunda yeniden hüküm kurulduğu, " gerekçesiyle Ankara BAM 26. Hukuk Dairesi'nin kaldırdığı önceki karara esas bedel arttırım dilekçesindeki taleplere göre hüküm kurulmuş olup fazlaya dair hakların saklı tutulduğunu, HMK m.107'ye göre tahkikat sonucu alacağın miktarı veya değerinin tam ve kesin olarak belirlenebilmesi mümkün olduğunda bedel arttırımı yapılabileceği amir hüküm olup kaldırma kararından sonra başlayan tahkikat aşamasında 1 kez bedel arttırımı yapıldığını,

Ankara BAM 26. Hukuk Dairesi'nin kaldırma kararı ile dosyanın tahkikat aşamasına geri döndüğünü kararda öngörülen şekilde yeniden rapor alınarak davacıların alacaklarının belirlendiğini, bu itibarla bir kez daha bedel arttırımı yapılmasında hiçbir hukuki engel bulunmadığını aynı tahkikat aşamasında değil kaldırma kararından sonra başlayan yeni yargılama ve yeni tahkikat aşamasında değer arttırımı talebinde bulunduklarını kanun koyucunun amaçladığı düzenlemenin aynı tahkikat sırasında birden fazla değer artışı yapılamayacağı olup aksi yorumun hak arama hürriyetine engel olacağı gibi istinaf yargılamasındaki kaldırma kararlarını da

etkisizleştireceğini bu itibarla kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, müteveffanın kusuru kesinleşmiş mahkeme kararı ile %12,5 olarak belirlenmiş olmasına rağmen %25 kusurlu kabul edilmesinin hatalı olduğunu, dava konusu trafik kazasından kaynaklanan araç hasarının tazminine ilişkin olarak Ankara 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2015/439 esas, 2016/685 karar ve 14.11.2016 tarihli kararı ile karara bağlanan davada alınan bilirkişi raporunda davacıya ait araç sürücüsünün %12,5, davalı ...' in %87,5 oranında kusurlu bulunduğu kabul edilerek karar verildiğini ve kararın kesinleştiğini,

kusur durumuna ilişkin olarak kesinleşmiş mahkeme kararının kesin delil niteliği dikkate alınması gerekirken, mahkemece alınan ve taraflarınca itiraza uğramış kusur raporunun hesaplamada dikkate alınarak davacıların desteğine %25 kusur verilmesinin hatalı olduğunu, desteğin tazminata esas gelirinin hatalı belirlendiğini, asgari ücretin "ortalama" tespitine dahil edilmesinin hatalı olduğunu, bilirkişi desteğin ücretini tespit ederken dosyaya kazandırılan emsal ücret araştırması sonuçlarının biri hariç tamamının ortalamasını alarak hesaplama yaptığını,

"ortalama" hesaplamasının birbirine yakın değerler arasında yapılması gerektiğini üniversite mezunu olan ve müdür kadrosu ile çalışan desteğin ... göre "asgari ücretin %50 fazlası ile çalışabileceği" yargı uygulamalarında kabul edilmediği gibi, hayatın olağan akışına da aykırı olduğunu, dosyaya kazandırılan belgelerde belirtilen ücretlerin ortalamasının belirlenmesine ilişkin işlemin matematik bilimine aykırı olduğunu, dosyaya kazandırılan en yüksek ücretin "ortalama" hesabına alınmamasının çelişkili olduğunu, mahkemece vasıfsız işçinin en az ücreti olan asgari ücretin %50 fazlasını ortalama hesabına dahil ederken ...

AŞ tarafından bildirilen ve emsal ücret araştırmasına ilişkin cevaplamalar arasında en yüksek tutar olan 9.500 TL - 10.000 TL ücretin ortalama hesabına dahil edilmemesinin hatalı olduğunu, ... tarafından bildirilen ücrete itibar edilemeyeceğini, bir işveren kuruluşu olan ve tacirlerden oluşan ,,, kârlılık-verimlilik düşüncesi dahilinde gerçek ücretin belirtilmesinden kaçındığı sabit olup TUİK verileri ile çelişir şekilde, üniversite mezunu, tecrübeli ve müdür sıfatı ile çalışan bir kişiye asgari ücretin %50 fazlasını aylık kazanç olarak bildirmenin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu,

aynı şekilde ... tarafından bildirilen ücretin de üniversite mezunu tecrübesiz bir çalışanın ilk maaşı olabileceğini, somut olayda desteğin nitelikleri ile bağdaşmadığını dosyada hiçbir bilgi/belge olmaksızın davacılar aleyhine tamamen sübjektif değerlendirme ile rapor aldırıldığını sadece ... ...dan bildirilen ücretlerin hesaplamaya esas alınmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, mahkemenin sadece bu kurumlardan bildirilen rakamları esas alırken kurduğu gerekçenin hiçbir hukuki dayanağı bulunmadığını,

Mahkemenin dosyaya gelen müzekkere cevaplarının "gerçeği yansıtmadığı" bilgisine nasıl ulaştığı belli olmayıp dosyada bu cevapların gerçek dışı olduğuna dair davalı yan tarafından dahi itiraz bulunmadığı gibi bu konuda bir araştırma da yapılmadığını, diğer yandan desteğin çalıştığı şirketle ilgili de bir araştırmanın dosyada olmadığını, davacıların uğradığı bu korkunç zararın hiçbir makul açıklaması bulunmadığını, mahkeme kararının kaldırılarak ücretin yeniden değerlendirilmesi,

bu değerlendirme yapılırken de araştırma sonuçları arasında makul değerler dikkate alınmak sureti ile tazminata esas ortalama ücretin belirlenmesini, dosyaya kazandırılan veriler içinde desteğe emsal işçi çalıştıran ve ücret bildiren üç şirket; ...AŞ, ... AŞ ve ...

Ticaret AŞ tazminata esas alınabilecek gerçek ücret bildiriminde bulunmuş olduklarından bu ücretlerin ortalaması alınarak hesaplama yapılması gerektiğini, hükmedilmiş olan manevi tazminat rakamlarının çok düşük olduğunu belirterek istinaf isteminin kabulü ile yerel mahkeme kararının kaldırılmasına davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE; Asıl ve birleşen davanın davacıları vekilinin HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf sebepleri ile sınırlı olarak, dosya içerisindeki bilgi ve belgeler, mahkeme kararının gerekçesi, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesi ile yapılan inceleme sonunda; Asıl ve birleşen dava ölümlü trafik kazası nedeniyle anne-baba, eş ve çocuklar tarafından açılan destekten yoksun kalma tazminatı ve manevi tazminat istemine ilişkindir.

Asıl ve birleşen davada davacılar vekili, 02.06.2015 tarihinde davalıların sürücüsü-işleteni, zorunlu mali mesuliyet ve ihtiyari mali mesuliyet sigortacısı olduğu araçla davacıların oğlu eşi ve babası olan desteğinin sevk ve idaresindeki aracın karıştığı kazada desteğin vefat ettiğini, davalı sürücünün kusurlu olduğunu belirterek davacı anne-baba, eş ve çocuklar için destekten yoksun kalma tazminatı ve manevi tazminat talep etmiş;

mahkemece desteğin %25, sigortalı araç sürücü davalının %75 kusurlu olduğu gerekçesiyle asıl ve birleşen davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı davacılar vekili, kusur oranına, ikinci kaldırma kararından sonraki 25.04.2022 tarihli bedel arttırım dilekçesinin kabul edilememesine, desteğin gelirine ve manevi tazminat miktarlarının düşük olmasına yönelik istinaf sebepleri ileri sürmüştür.

1-Asıl ve birleşen davanın davacıları vekili 25.04.2022 tarihli ikinci bedel arttırma dilekçesinin dikkate alınmamasına itiraz etmiştir.

HMK’nın 107 maddesi “ Davanın açıldığı tarihte alacağın miktarını yahut değerini tam ve kesin olarak belirleyebilmesinin kendisinden beklenemeyeceği veya bunun imkânsız olduğu hâllerde, alacaklı, hukuki ilişkiyi ve asgari bir miktar ya da değeri belirtmek suretiyle belirsiz alacak davası açabilir.

Karşı tarafın verdiği bilgi veya tahkikat sonucu alacağın miktarı veya değerinin tam ve kesin olarak belirlenebilmesi mümkün olduğunda, hâkim tarafından tahkikat sona ermeden verilecek iki haftalık kesin süre içinde davacı, iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın talebini tam ve kesin olarak belirleyebilir.

Aksi takdirde dava, talep sonucunda belirtilen miktar veya değer üzerinden görülüp karara bağlanır.”, HMK’nın 176 maddesi de “Taraflardan her biri, yapmış olduğu usul işlemlerini kısmen veya tamamen ıslah edebilir.

Aynı davada, taraflar ancak bir kez ıslah yoluna başvurabilir.” hükümlerini içermekte olup belirsiz alacak davasında davacı alacağının tam ve kesin olarak belirlenmesinden sonra HMK’nın 107 maddesine dayalı olarak bir kez alacağını arttırabilir ayrıca davasını HMK’nın 176 /2 madde göre bir kez de ıslah edebilir.(Yargıtay 4 Hukuk Dairesinin 2021/2137 Esas 2021/3747 Karar sayılı ilamı aynı doğrultudadır.)

Somut olayda asıl ve birleşen dava HKM’nın 107 maddesi gereğince belirsiz alacak davası olarak açılmış olup 23.01.2018 tarihli aktüer bilirkişi raporundan sonra 27.03.2018 tarihli dilekçe ile bedel arttırım dilekçesi, 01.02.2021 tarihli ek aktüer raporundan sonra da 25.02.2021 tarihinde ıslah dilekçesi verildiği anlaşılmıştır. Davacılar vekili tarafından 07.04.2022 tarihli aktüer bilirkişi ikinci ek raporundan sonra 25.04.2022 tarihinde ikinci ıslah dilekçesi verildiği ancak bu dilekçesinin HMK’nın 176/2 maddesi gereğince mahkemece dikkate alınmaması doğru görüldüğünden davacılar vekilinin açıklanan yöne ilişkin istinaf sebebi yerinde görülmemiştir.

2-Asıl ve birleşen davanın davacıları vekili kusur oranına itiraz etmiştir.

02.06.2015 saati 22.40 olan kaza tespit tutanağında yapılan değerlendirme ile kesinleşen ceza dosyasında alınan 25.02.2016 tarihli kusur raporu, ATK’dan alınan 23.08.2016 tarihli kusur raporu ve eldeki davada mahkemece makine mühendisi bilirkişiden alınan 10.03.2017 tarihli kusur raporların aynı yönde olduğu,

dava konusu kazanın 02.06.2015 tarihinde saat 22.40 sıralarında, davalı sürücü ...’in sevk ve idaresindeki ... plakalı çekici ve bağlı bulunan ... plakalı yarı römork ile Ankara istikametinden Çankırı istikametine doğru seyir halinde iken, Km: 32'ye geldiği sırada, sola manevra ile U dönüşü yaparak Ankara istikametine geçmek istediği sırada, sağından Çankırı istikametinden Ankara istikametine düz seyreden davacıların murisi ... ...’ın sevk ve idaresindeki ... plakalı araçla çarpışması neticesinde, dava konusu ölümlü trafik kazasının meydana geldiği,

dava konusu olayın gece meskun mahal dışında asfalt kaplama yolda kuru zeminde açık havada, 9 metre genişlikte yol şerit çizgileri olan bölünmüş dur trafik işaret levhası mevcut olan görüşe engel bir cisim bulunmayan yatay güzergahı düz ve düşey güzergahı eğimsiz, azami hız limitinin 110 km/saat olan yolda meydana geldiği, herhangi bir fren izine rastlanılmadığı,

davalı sürücü ...’in sevk ve idaresindeki ... plakalı çekici ve bağlı bulunan ... plakalı yarı römorku ile Ankara istikametinden Çankırı istikametine doğru seyir halinde iken olay mahalli kavşağa geldiğinde, sola manevra ile U dönüşü yaparak Ankara istikametine geçiş yapmak istemesi ile kontrolsüz kavşakta sola dönüşte sağından gelen davacıların murisinin sevk ve idaresindeki araca geçiş hakkını vermemesiyle olayın meydana gelmesine neden olduğu 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunun 53. maddesinin (b) bendinde yer aldığı üzere, sola dönüşlerde sürücüler,

dönüşe başlamadan önce sağdan gelen araçlara ilk geçiş hakkını vermek zorunda olup davalı sürücünün bulunduğu kavşakta sola dönüşte istikametine göre solunda “DUR” trafik işaret levhası bulunduğu “DUR” trafik işaret levhasının; tali yoldan anayol gelindiğini, anayol girişinde durulacağını, anayoldan gelen araçlar varsa ilk geçiş hakkı onlara verildikten sonra, harekete geçilerek anayola girileceğini bildirdiğinden sola dönüşte orta refüj depolama alanında bulunan “DUR” trafik işaret levhası uyarınca aracını orta refüj depolama alanında durdurması,

anayolda seyir halinde olan araca geçiş hakkını vermesi ve anayolda trafik akımı kesildikten sonra seyrine devam etmesi gerekirken kavşakta sola dönüş yaptığı sırada, sağ yanından gelmekte olan davacılar murisinin sevk ve idaresindeki araca geçiş hakkını vermemesi, dikkatsiz ve tedbirsiz davranışlarının sonucu sevk ve idare hatasıyla neden olduğu olayda %75 oranında, davacılar murisi ... ...’ın sevk ve idaresindeki ... plakalı aracı ile Çankırı istikametinden Ankara istikametine doğru seyir halinde iken kavşağa yaklaşırken hızını azaltmadığı kontrollü bir giriş yapmadığı,

kavşakta dönüşe geçen davalı sürücünün sevk ve idaresindeki araca karşı herhangi bir tedbir almadığı ve mevcut hızıyla olayı önlemede yetersiz kaldığı karşı araca herhangi bir ikaz ve fren tedbirine başvurmaması nedeniyle olayın meydana gelmesine sebep olmuş olmakla olayda %25 oranında kusurlu olduğu anlaşılmış olup uzman bilirkişiler tarafından yapılan kusur tespitinin bu oluşa, usul ve yasaya uygun olduğu anlaşılmakla, yerel mahkemece bu kusur oranının kabulü ile hükme dayanak alınmasında bir usulsüzlük görülmemiştir.

3-Asıl ve birleşen davada davacılar vekili desteğin gelirinin hatalı belirlendiğini ileri sürmüştür.

Davalı taraf trafik kazası nedeni ile oluşan gerçek zarar ile sorumludur. Destekten yoksun kalan davacıların desteğin ölümü nedeni ile uğradığı gerçek zarar miktarının tespit edilebilmesi için, öncelikle desteğin gelirinin doğru saptanması gerekmektedir. Dosya kapsamından ... Üniversitesi İşletme Fakültesinden 28.06.2006 tarihinde mezun olan ve 08.04.2008 tarihinden 02.06.2015 öldüğü tarihe kadar ...

AŞ’de çalıştığı anlaşılan desteğin çalıştığı şirket tarafından düzenlenen 25.06.2015 tarihli yazıda; müteveffanın şirketin satın alma ve satış departmanlarından sorumlu olup, kendisine aylık ödenen net maaş ve diğer yan haklar toplamının vefat tarihi itibarıyla 7.500 TL olduğu belirtilmiş olup ekinde sunulan 2014/Aralık ve 2015/Ocak-Haziran aylarına ilişkin ücret bordrolarında müteveffanın günün asgari ücreti ile çalıştığı, kaza /ölüm tarihinde müteveffa adına 103,63 TL AGİ tahakkuk ettirilmekle, müteveffanın evli- eşi çalışan-1 çocuklu çalışan için uygulanan asgari geçim indiriminden faydalandığı,

mahkemece yapılan emsal ücret araştırması neticesinde; ....

08.03.2016 tarihli yazısı ile; satın alma ve satış müdürü olarak çalışan bir kişinin belirtilen tarihlerde firma ile çalışan arasında yapılmış bir sözleşme var ise sözleşmede belirtilen ücret rakamı üzerinden, yok ise, net asgari ücret rakamının %50 fazlası üzerinden aylık net maaş alabileceği,...nın 04.01.2017 tarihli yazısı ile; müteveffanın 02.06.2015 tarihi itibarıyla alabileceği emsal ücretin aylık net 2.000,00-2.500,00 TL arası olacağı,...AŞ'nin 03.01.2017 tarihli yazısı ile.

02.06.2015 tarihi itibarıyla 5-10 yıl arası deneyime sahip satın alma müdürlüğü görevini yürüten bir personelin emsal nitelik teşkil edebilecek maaşının aylık brüt 6.160 TL olduğu, ... Ticaret AŞ'nin 05.01.2017 havale tarihli yazısı ile. 10 yıllık kıdeme sahip olan işletme fakültesi mezunu bir satın alma müdürünün ortalama 7.300 TL brüt ücret, ayrıca yılda 4 brüt maaş tutarında ikramiye ve yıl sonunda ödenmek üzere 2 brüt maaş prim hak edişinin bulunduğu, ...

AŞ'nin 31.03.2017 tarihli yazısı ile; satın alma ve satış müdürü olarak görev yapan personelin 02.06.2015 tarihi itibarıyla alabileceği ücretin 9.500TL ile 10.000 TL olabileceğinin bildirildiği, hükme esas alınan 01.02.2021 tarihli ek aktüer bilirkişi raporunda destekten yoksun kalma tazminatı hesabında dosyaya temin edilen emsal ücretlerin ortalaması alınarak değerlendirmeye gidildiği, brüt olarak bildirilen emsal ücretlerden yasal kesintiler tenzil edilerek net tutarları bulunmak suretiyle hesaplama yapıldığı, ancak, ...

AŞ'nin 31.03.2017 tarihli yazısı ile bildirilen emsal ücretin niteliği (brüt ve/ veya net) bildirilmediğinden hesaplamada dikkate alınmadığı buna göre, müteveffanın, kaza/ölüm tarihindeki tazminata esas aylık net kazancının; (...-1.392,07 TL net, ...-2.250,00 TL net, ... AŞ 6.160,00 TL brüt 4.511,99 TL net, ...

AŞ 7.300,00 TL brüt 5.326,98 TL net) / 4 = 3.370,26 TL/ay-net olduğu tespit edilmiş olup, takip eden dönemde asgari ücret artışları dikkate alınarak bilinen devre ücreti hesaplandığı, bu devrenin iskontosuz olarak değerlendirildiği, işlemiş gelirinin bulunduğu 31.12.2021 tarihinden sonra bilinmeyen devre için ücretlerin her yıl bir önceki yıla göre "1/kn" formülüne göre %10 artırım, %10 indirim yapılmak suretiyle bilinmeyen devrelerin iskontolu geliri bulunduğu, pasif dönem hesabında ise, asgari geçim indirimini içermeyen asgari net ücret esas alınarak hesaplama yapıldığı belirtilerek hesaplama buna göre yapmış olup;

olay tarihinde özel bir şirkette çalışan desteğin gelirinin davacılar tarafından net olarak ispat edilemediği, mahkemece desteğin işi ve mesleğine göre yapılan araştırma sonunda mevcut emsal ücret kayıtlarına göre belirlenen geliri üzerinden hesap yapılmış olmasında, desteğin mezun olduğu alan ve iş tecrübesine göre emsal ücret dışında daha yüksek geliri olduğu usulüne uygun ispatlanamamasına ve hesap raporunun hükme dayanak alınmasında bir usulsüzlük görülmemiştir.

4-Asıl ve birleşen davanın davacıları vekili manevi tazminat miktarlarının düşük olduğunu ileri sürmüştür. Davacıların manevi tazminat istemi 6098 TBK'nın 56/2. maddesi hükmüne dayanmakta olup anılan maddede “Ağır bedensel zarar veya ölüm hâlinde, zarar görenin veya ölenin yakınlarına da manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verilebilir. ”Aynı Yasanın 51.maddesinde de “Hâkim, tazminatın kapsamını ve ödenme biçimini, durumun gereğini ve özellikle kusurun ağırlığını göz önüne alarak belirler.” hükmüne yer verilmiştir.

Buna göre, hakimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde, bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir.

Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22.06.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı'nın gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir.

Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir. Manevi tazminatın miktarı bir taraf için zenginleşme aracı, diğer taraf için de yıkım olmamalıdır. Manevi tazminatın miktarının belirlemesinde her olaya göre değişen özel hal ve şartlar gözetilmelidir.

Hakimin bu takdir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu, olayın ağırlığı, olay tarihi gibi özellikleri göz önünde tutması ve buna göre manevi tazminat takdir etmesi gerektiği açıkça ortadadır. (HGK 23.06.2004, 13/291-370)

Somut olayda, iddia, davalı sürücü ...’in dur trafik işaret levhası uyarınca aracını orta refüj depolama alanında durdurması, anayolda seyir halinde olan araca geçiş hakkını vermesi ve anayolda trafik akımı kesildikten sonra seyrine devam etmesi gerekirken kavşakta sola dönüş yaptığı sırada, sağ yanında gelmekte olan davacılar murisinin sevk ve idaresindeki araca geçiş hakkını vermemesi,

dikkatsiz ve tedbirsiz davranışlarının sonucu sevk ve idare hatasıyla neden olduğu olayda %75 oranında, davacılar murisi ... ...’ın sevk ve idaresindeki ... plakalı aracı ile olay yeri kavşağa yaklaşırken hızını azaltmadığı kontrollü bir giriş yapmadığı kavşakta dönüşe geçen davalı sürücünün sevk ve idaresindeki araca karşı herhangi bir tedbir almadığı ve mevcut hızıyla olayı önlemede yetersiz kaldığı karşı araca herhangi bir ikaz ve fren tedbirine başvurmaması nedeniyle olayın meydana gelmesine sebep olmuş olmakla olayda %25 oranında kusurlu olduğu, davacıların kaza nedeniyle çocuklarını, eş ve babalarını kaybettiğinin anlaşıldığı,

olay tarihi (2015), olayın oluş şekli, tarafların sosyal ekonomik durumu manevi tazminat miktarının bir taraf için zenginleşme aracı, diğer taraf için de yıkım olmaması ilkesi ve davacıların uğradığı manevi zarar ve talep miktarı göz önüne alındığında, davacılar için ilk derece mahkemesince hükmedilen manevi tazminat miktarının 6098 TBK'nın 56/2. ve 51. maddesindeki esaslara göre belirlenmiş olması nedeniyle davacılar vekilinin manevi tazminat miktarına yönelik istinaf sebeplerinin reddi gerekmiştir.

Açıklanan nedenlerle dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde, bilirkişi tarafından belirlenen kusur oranlarının ve maddi tazminat miktarının olayın oluşuna ve kaza tespit tutanağı ile uyumlu olması, Yargıtay uygulamalarına uygun hesaplanması nedeniyle benimsenmesinde bir isabetsizlik bulunmamasına, manevi tazminatın takdirinde TBK’nın 56.maddesindeki özel haller dikkate alınarak hak ve nesafet kuralları çerçevesinde karar verilmesinde bir usulsüzlük bulunmamasına göre asıl ve birleşen davanın davacıları vekilinin istinaf başvurusunun HMK’nın 353/1.b.1.maddesi gereğince ı esastan reddine karar vermek gerekmiştir.

SONUÇ / HÜKÜM

HÜKÜM

Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;

1-Asıl ve birleşen davanın davacıları vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,

2-Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 427,60 TL istinaf karar ve ilam harcından peşin alınan 80,70 TL Harcın mahsubu ile bakiye 346,90 TL harcın asıl ve birleşen davanın davacılarından alınarak Hazineye irat kaydına

3-İstinaf isteminde bulunan asıl ve birleşen davanın davacıları tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerlerinde bırakılmasına,

4-Asıl ve birleşen davanın davacıları tarafından yatırılan delil ve gider avansından kullanılmayan kısmın HMK'nın 333.maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde kendilerine iadesine,

5-Kararın taraflara usulüne uygun şekilde tebliğine,

Dosya üzerinden yapılan inceleme sonucu HMK'nun 361/1 maddesi gereğince kararın taraflara tebliğinden itibaren iki haftalık süresi içinde Yargıtay'da TEMYİZ YOLU AÇIK olmak üzere 20.12.2024 oy birliği ile karar verildi.

Başkan

Üye

Üye

Katip

* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.

Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesi, E. 2022/2362, K. 2024/1649, 20 Aralık 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. Tarafların İddia Ve Savunmaları
  4. İlk Derece Mahkemesi Kararı
  5. İleri Sürülen İstinaf Sebepleri
  6. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesi
Esas No
2022/2362
Karar No
2024/1649
Tarih
20 Aralık 2024

İlgili Kararlar

  • Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi E.2022/2368 K.2024/1767
  • Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesi E.2022/2368 K.2024/1651
  • İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi E.2022/2370 K.2024/1876
  • Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesi E.2022/2371 K.2024/1588
  • Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesi E.2022/2372 K.2024/1652
  • Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesi E.2022/2378 K.2024/1634

Tüm Arşiv

İstinaf (BAM) KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.