KÜNYE
T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 19 Aralık 2024
- 26. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No
- 2022/2378 - 2024/1634
- Esas no
- 2022/2378
- Karar no
- 2024/1634
- İncelenen kararın mahkemesi
- ANKARA 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 16/06/2022
- Numarası
- 2021/776 Esas 2022/484 Karar
- Davanın konusu
- Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat
- Yazılma tarihi
- 10/01/2025
Karar Metni
1.906 kelime·10 dk okuma·4 bölüm
İlk derece mahkemesince verilen karara karşı davacılar vekili tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI
Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle. 11.01.2016 tarihinde, davacılar desteği ...’ın sevk ve idaresindeki ve davalı ... Şirketine sigortalı ... plakalı araç ile seyir halinde iken aracının arka tarafından ses gelmesi nedeniyle, aracı ile sağ şeritte durup dörtlüleri yaktıktan sonra aracından aşağıya indiği aracının arka tarafında beklediği sırada aynı şeritte ilerleyen ve davalı ...
AŞ'ne sigortalı ... plakalı aracın, aracının arkasında duran ... ve duran araca çarpması neticesinde çift taraflı trafik kazasının meydana geldiğini, kaza neticesinde davacılardan ...’ın eşi, ...’nın oğlu, diğerlerinin de babası olan ...’ın vefat ettiğini, kazanın meydana gelmesinde her iki aracın da kusurlu olduğu belirtilmiş ise de, kusur durumunu kabul etmediklerini, ... tarafından sigortalanan çarpan aracın, arkadan çarpma kuralını ihlal ettiğini vefat edenin ise en sağ şeride aracını çekerek durmak zorunda kaldığını belirterek fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak,
davacılar için ayrı ayrı 500,00'er TL destekten yoksun kalma tazminatının dava tarihinden itibaren yasal faizi ile davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini istemiş, 08.11.2017 tarihli ıslah dilekçesi ile bilirkişi raporuna göre davacılardan ...'ın 245.038,54 TL, ...'in 12.234,27 TL, ...
40.738,16 TL, ...'nın 77.401,42 TL destek zararı hesaplandığını, buna göre toplam 375.412,39 TL'nin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep ettiklerini bildirmiştir.
Davalı ... AŞ vekili cevap dilekçesinde; kazaya karışan ... plakalı aracın davalı şirket tarafından ZMMS poliçesi ile sigortalı olduğunu, sorumluluklarının sigorta limiti kusur ve zarar ile sınırlı olduğunu, kazaya diğer araç sürücüsü ...’ın park etmenin yasak olduğu yere aracını park etmesinin sebep olduğunu, davacının kusuru ve zararı kanıtlaması gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Davalı ... Şirketi vekili cevap dilekçesinde; kazaya karışan ... plakalı aracın davalı şirket tarafından ZMMS poliçesi ile sigortalı olduğunu, sorumluluklarının sigorta limiti kusur ve zarar ile sınırlı olduğunu, destek şahsın kusuruna denk gelen zararların sigorta teminatı kapsamı dışında olduğunu, bu nedenle davalının sorumluluğunun bulunmadığını, sorumluluğu kabul etmemekle birlikte davacının, kusuru ve zararı kanıtlaması gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı davacılar vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulduğu, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesinin 2019/1386 Esas 2021/2026 Karar sayılı kararı ile, hükme esas alınan aktüer bilirkişi raporunun yerleşik Yargıtay uygulamalarına uygun olmadığı gerekçesi ile kararın HMK’nın 353/1-a.6 maddesi gereğince kaldırılmasına karar verildiği, kaldırma kararı sonrası, TRH 2010 yaşam tablosu ve progresif rant yöntemine göre hesaplama yapılması için aktüer bilirkişiden ek rapor alındığı,
23.05.2022 tarihli ek raporda müteveffanın ücret bordroları dikkate alındığında net asgari ücretinin 1,149 katı olduğu, hükme en yakın tarihteki 2018 yılına ait asgari ücretin dikkate alındığı, davacıların toplam zararının 854.092,78 TL olduğu, teminat limitinin 310.000 TL olduğu dikkate alındığında garameten yapılan hesaplama neticesinde; davacı ... ... için 217.858,24 TL, ... ... için 3.226,29 TL, ... ... için 20.223,10 TL, ... ... için 68.692,37 TL tazminat hesaplandığı, desteğin sürücüsü olduğu aracın kazanın oluşumunda kusursuz olması nedeniyle davalı ...Şirketi yönünden davanın reddi gerektiği gerekçesi ile davalı ...
Şirketi aleyhine açılan davanın reddine, davalı ... Şirketi aleyhine açılan davanın kısmen kabulü ile, davacı ... ... için 192.918,15 TL, davacı ... ... için 61.589,23 TL, davacı ... ... için 8.509,95 TL ve davacı ... ... için 26.591,27 TL olmak üzere toplam 289.608,60 TL destekten yoksun kalma tazminatının dava tarihinden itibaren hesaplanacak yasal faizi ile birlikte davalı ...
Şirketinden tahsil edilerek davacılara ödenmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, karar verilmiş, karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvuru yapılmıştır.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacılar vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; kazanın meydana gelmesinde davacılar desteğinin kusursuz olduğu anlaşılsa da, desteğin sürücüsü olduğu aracın sigortacısı olan davalı ... Şirketi yönünden de davanın kabul edilmesi gerektiğini, desteğin gelirinin SGK dökümünde belirtilen aylık esas alınarak aktüer hesabı yapılmasının doğru olmadığını, desteğin gelirinin aylık 3.200 TL olduğunu, tanıkların bunu beyan ettiklerini, sendika tarafından da özel şoförlerin aylık 2.200 TL gelirlerinin olduğunun bildirildiğini, en azından bu bedelin kabul edilebileceğini, davalı ... Şirketi yönünden davanın reddi nedeniyle davalı lehine nispi değil maktu vekalet ücreti takdir edilmesi gerektiğini ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE:
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi gereğince istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzenine ilişkin hususlar resen gözetilerek inceleme yapılmıştır.
Dava, trafik kazasından kaynaklanan ölüm nedeniyle destekten yoksun kalma tazminatı istemine ilişkindir.
1-Davalı ...
Şirketi, davacılar desteği ...’ın idaresindeki, dava dışı ... adına kayıtlı ... plakalı aracın zorunlu mali sorumluluk sigortacısı olup, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 91/1. maddesinde, işletenlerin, bu kanunun 85/1 maddesine göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası yaptırmaları zorunlu olduğu düzenlenmiş, aynı kanunun 85/1 maddesinde ise “Bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün ünvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesi halinde,
motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar.” denilmiş, yine aynı kanunun 85/son maddesinde, “İşleten ve araç işleticisi teşebbüsün sahibi, aracın sürücüsünün veya aracın kullanılmasına katılan yardımcı kişilerin kusurundan kendi kusuru gibi sorumludur.” hükümlerine yer verilmiştir.
Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının A-1. maddesinde de, “Sigortacı bu poliçede tanımlanan motorlu aracın işletilmesi sırasında bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına sebebiyet vermesinden dolayı 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’na göre işletene düşen hukuki sorumluluğu, zorunlu sigorta limitlerine kadar temin eder.” şeklinde ifade edilmiştir.
TBK'nın 49. Maddesinde de “kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür” şeklindeki düzenleme ile haksız filin bir türü olan trafik kazasından kaynaklanan tazminat davalarında, zarar veren taraf, kusuru oranında, zarar görenin gerçek zararından sorumludur. Aynı şekilde aracının zorunlu mali sorumluluk sigortası ile sigortalayan sigorta şirketi de işleten ve sürücü ile birlikte 2918 sayılı Karayolları Trafik kanunun 88. Maddesi gereğince gerçek zarardan müteselsilen sorumludur.
Dava konusu olayda, davacılar desteğinin idaresindeki aracın işleteni olan dava dışı ...’ın ve onun sorumluluğunu teminat altına alan davalı ... Şirketinin davacıların zararından sorumluluğunun bulunmadığı anlaşılmakla davacılar vekilinin aksi yöndeki istinaf sebebi yerinde görülmemiştir.
2-Türk Borçlar Kanunu’nun 53. maddesi gereğince destekten yoksun kalma tazminatının konusu, desteğin yitirilmesi nedeniyle yoksun kalınan zarardır. Buradaki amaç, destekten yoksun kalanların desteğin ölümünden önceki yaşamlarındaki sosyal ve ekonomik durumlarının korunmasıdır. Destekten yoksunluk zararının hesabında, müteveffanın gelirinin belirlenmesi tazminatın doğru tespitinde önemli bir yer tutmaktadır.
Bu nedenle desteğin kaza tarihi itibariyle mesleği ve gelirinin tespit edilmesi gerekir. Müteveffanın gelirinin ispat edilememesi halinde hiç kimsenin asgari ücretin altında gelir elde etmeyeceği kabul edilerek asgari ücret üzerinden hesaplama yapılacaktır. Eğer desteğin gelirinin asgari ücret üzerinde olduğu, herhangi bir işyerinde çalıştığı ya da bir meslek icra ettiği ve asgari ücret üzerinde bir gelir elde edildiği iddia ediliyorsa bunun ispat edilmesi gerekir. Ancak mahkeme zararların tazmini davalarında zarar görenin zararını resen belirlemek durumundadır.
Somut olayda, davacılar vekili tarafından, desteğin, özel makam şoförü olarak çalıştığı ve aylık kazancının 3.200,00 TL olduğu, bu bedel üzerinden destekten yoksun kalma zararının hesaplanması gerektiği iddia edilmiş ise de, davacılar tarafından bu hususa ilişkin delil ve belge sunulmadığı, mahkemece desteğin çalıştığı işyerinden getirilen maaş bordrolarına göre desteğin gelirinin asgari ücetin 1.149 katı olduğu kabul edilerek hesaplama yapılmasında bir isabetsizlik bulunmadığından, davacılar vekilinin bu yöne ilişkin istinaf itirazı reddedilmiştir.
3-Davalı ... Şirketine yönelik davanın tümden reddi nedeniyle karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT’sinin 13/4 maddesinde yer alan “Maddi tazminat istemli davaların tamamının reddi durumunda avukatlık ücreti, bu Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümüne göre hükmolunur.” düzenlemesi gereğince ihtiyari dava arkadaşı olan davacılar yönünden davalı lehine ayrı ayrı maktu vekalet ücreti (5.100,00 TL) takdir edilmesi gerekirken nispi vekalet ücreti takdir edilmesi isabetli olmamıştır.
4-Mahkemece, ilk karara karşı davacılar vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulduğu, Dairemizin kaldırma kararında, hükme esas alınan aktüer bilirkişi raporunun hüküm kurmaya elverişli olmadığı belirtildiğinden mahkemece yeniden alınan 23.05.2022 tarihli aktüer bilirkişi ek raporunda; davacıların destekten yoksun kalma zararlarının davacı ... yönünden 558.213,45 TL, davacı ... yönünden 8.888,88 TL, davacı ... yönünden 55.717,44 TL, davacı ... yönünden 189.256,94 TL olmak üzere toplam zararın 854.092,78 hesaplandığı belirtildikten sonra davacıların zararından sorumlu davalı ...
AŞ’nin, poliçeye göre kişi başına teminat limitinin 310.000,00 TL olduğu dikkate alınarak garame hesabı yapıldığı ve buna göre davalı ... AŞ’nin, davacı ... yönünden 217.858,24 TL, davacı ... yönünden 3.226,29 TL, davacı ... yönünden 20.223,10 TL, davacı ... yönünden 68.692,37 TL olmak üzere toplam 310.000,00 TL destekten yoksun kalma tazminatından sorumlu tutulması gerektiğinin mütalaa edildiği,
raporun dosyadaki bilgi ve belgelerle uyumlu, yerleşik Yargıtay uygulamalarına uygun, Dairemizin kaldırma kararında belirtildiği şekilde tanzim edildiği anlaşılmakla mahkemece hükme esas alınarak karar verilmesi gerekirken hatalı değerlendirme ile ilk karar ile aynı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, bu husus yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden HMK’nın 353/1-b.2 maddesi gereğince ilk derece mahkemesi kararının kaldırılması ve düzelterek yeniden esas hakkında karar verilmesi gerekmiştir.
Açıklanan nedenlerle, davacılar vekilinin istinaf başvurusunun, hükmedilen tazminatın miktarı yönünden kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının HMK’nın 353/1-b-2 maddesi uyarınca kaldırılması ve yeniden esas hakkında karar verilmesine, sair istinaf sebeplerinin reddine ilişkin aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
II-İSTİNAF HARÇ VE YARGILAMA GİDERLERİ YÖNÜNDEN
1-Davacılar tarafından yatırılan 80,70 TL istinaf karar harcının talep halinde iadesine,
2-İstinaf başvurusu nedeniyle davacılar tarafından yapılan 99,00 TL tebligat ve posta masrafı ile 220,70 TL istinaf başvurma harcı olmak üzere toplam 319,70 TL istinaf yargılama giderinin davalı ... Anonim Şirketinden alınarak davacıya verilmesine,
3-Davacı tarafından yatırılan istinaf gider avansından kullanılmayan kısım var ise HMK'nın 333. maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde davacıya iadesine,
4-Kararın tebliği, kesinleştirme, harç ikmali işlemlerinin ilk derece mahkemesi tarafından yerine getirilmesine,
Dosya üzerinden yapılan inceleme sonucu HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince KESİN olmak üzere 19.12.2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
Başkan
Üye
Üye
Katip
* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesi, E. 2022/2378, K. 2024/1634, 19 Aralık 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama