KÜNYE
T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 28 Mart 2024
- 26. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No
- 2022/483 - 2024/456
- Esas no
- 2022/483
- Karar no
- 2024/456 (61468)
- İncelenen kararın mahkemesi
- ANKARA 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 30/12/2021
- Numarası
- 2020/290 Esas 2021/1007 Karar
- Davacı
- —
- Vekili
- —
- Davalı
- —
- Davanın konusu
- Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan
- Yazılma tarihi
- 22/04/2024
Karar Metni
1.978 kelime·10 dk okuma·3 bölüm
İlk derece mahkemesince verilen karara karşı davalı vekili tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI
Davacı vekili, 28.12.2019 tarihinde dava dışı ... idaresinde olup davalı sigorta şirketine zorunlu mali sorumluluk sigortası ile sigortalı ... plakalı aracın davacının idaresindeki ... plakalı motosiklete çarpması neticesinde meydana gelen trafik kazasında davacının yaralandığını, sigortalı araç sürücüsünün asli ve tam kusurlu olduğunu, davacının sürekli ve geçici iş göremezlik durumunun tespit edilmesini talep ettiklerini, davacının aylık gelirinin en az asgari ücret düzeyinde olduğunu, davalı sigorta şirketine müracaat edilmesine rağmen cevap verilmediğini arabuluculuk aşamasından sonuç alınamadığını,
davanın 6100 sayılı HMK’nın 107. maddesi uyarınca belirsiz alacak davası olarak açıldığını belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 100,00 TL geçici iş göremezlik tazminatı, 100,00 TL bakıcı gideri ve 9.800,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatı olmak üzere 10.000.00 TL maddi tazminatın temerrüt tarihinden itibaren avans faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiş, yargılama sırasında geçici iş göremezlik tazminatı talebini 30.872,36 TL, sürekli iş göremezlik tazminatı talebini 118.127,84 TL’ye, bakıcı gideri talebini 9.984,41 TL olarak artırmıştır.
Davalı vekili, davacı tarafça davadan önce usulüne uygun başvuruda bulunmadığından davanın dava şartı yokluğu nedeniyle reddi gerektiğini, davalı sigorta şirketinin sorumluluğunun araç sürücüsünün kusuru oranında ve poliçe limiti ile sınırlı olduğunu, davacının geçici iş göremezlik ve bakıcı gideri tazminatı taleplerinin poliçe kapsamında bulunmadığını, araç sürücüsünün kusurunun belirlenmesi gerektiğinden rapor alınmasını talep ettiklerini, maluliyet oranının kesin olarak raporla belirlenmesi gerektiğini, haksız fiilden kaynaklanan talep için avans faizi talep edilemeyeceğini, dava dilekçesinin tebliğinden itibaren faizden sorumlu olacaklarını belirterek davanın reddini savunmuştur.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece, davanın trafik kazasında yaralanma nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkin olduğu, Adli Tıp Kurumu Ankara Trafik İhtisas Dairesinden alınan 05/08/2021 tarihli raporda kazanın meydana gelmesinde sigortalı araç sürücüsünün % 85 oranında, davacı sürücünün ise % 15 oranında kusurlu olduğunun belirtildiği, Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı tarafından Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirilmesi Hakkındaki Yönetmelik hükümlerine göre düzenlenen 17/07/2021 tarihli raporda davacının engel oranının % 12 olduğu, 4 ay süreyle bakıcı ihtiyacı olduğu ve iyileşme süresinin 15 ay olarak belirlendiği,
aktüer bilirkişi tarafından düzenlenen 02/12/2021 tarihli rapordaki tespit ve hesaplamalar esas alınarak davanın kabulü ile 118.127,84 TL sürekli işgöremezlik, 30.872,36 TL geçici işgöremezlik ve 9.984,41TL bakıcı gideri nedeniyle olmak üzere toplam 158.984,61 TL maddi tazminatın 22/02/2020 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte (davalının sigorta poliçesinde belirtilen limitle sınırlı ve sorumlu olması kaydıyla) davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmiş, hükme karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davalı vekili istinaf dilekçesinde, davanın usulden reddine karar verilmesi gerekirken kabulüne karar verilmesinin doğru olmadığını, 2918 sayılı Kanun’un 97. maddesi uyarınca başvuru yapılması gerektiğini, davacı vekili tarafından yapılan başvuru sonrasında 10/02/2020 tarihli yazı ile evrakın eksik olduğu ve iletilmesi halinde değerlendirme yapılacağının bildirildiğini, ancak istenen belgelerin iletilmediğinden değerlendirme yapılmadığını ve usulüne uygun bir başvuru bulunmadığından davanın usulden reddi gerektiğini, geçici iş göremezlik tazminatı,
yol gideri ve tedavi giderlerinden davalı sigorta şirketinin sorumluluğu bulunmadığını ve geçici işgöremezlik talebinin reddi gerektiğini, tazminat hesabı yapılırken kullanılan hesaplama yönteminin hatalı olduğunu, 1,8 teknik faiz ve aktüeryal irat formülü kullanılması gerekirken progresif rant yöntemine göre hesaplama yapılmasının hukuka aykırı ve sebepsiz zenginleşmeye yol açacak nitelikte olduğunu, davacı tarafından koyuyucu ekipman giyilmediğini ve dizlik takılmadığını, müterafik kusur indirimi yapılmamasının doğru olmadığını,
davacının dizinden yaralanmış olup bu nedenle dizlik takmadığı için müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini, mahkemece tarafından hükmedilen faiz başlangıç tarihinin hatalı olduğunu, davalı sigorta şirketinin dava tarihinden itibaren ancak yasal faizle sınırlı olarak sorumlu tutulabileceğini, davacının başvurusunda gerekli evrakları sunmadığı için davalı sigorta şirketinin temerrüde düşmediğini, eksik evrak sunulmadığından değerlendirme yapılamadığını, bu nedenle dava tarihinden faize hükmedilebileceğini belirterek istinaf başvurusunda bulunmuştur.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca ileri sürülen istinaf sebepleri ile sınırlı olarak dosya içindeki bilgi ve belgeler, mahkeme kararının gerekçesi, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesi ile yapılan inceleme sonucunda; Dava, trafik kazasında yaralanma nedeniyle sürekli iş göremezlik tazminatı, geçici iş göremezlik tazminatı ve bakıcı gideri taleplerine ilişkindir.
Davacı vekili, 28.12.2019 tarihinde davalı sigorta şirketine zorunlu mali sorumluluk sigortası ile sigortalı ... plakalı araç ile davacının idaresindeki ... plakalı motosiklete çarpması soncunda meydana gelen kazada davacının yaralandığını belirterek sürekli iş göremezlik tazminatı, geçici iş göremezlik tazminatı ve bakıcı gideri talebinde bulunmuş, mahkemece Adli Tıp Kurumu Ankara Trafik İhtisas Dairesinden alınan 05/08/2021 tarihli raporda kazanın meydana gelmesinde sigortalı araç sürücüsünün % 85 oranında, davacı sürücünün ise % 15 oranında kusurlu olduğu,
Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı tarafından Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirilmesi Hakkındaki Yönetmelik hükümlerine göre düzenlenen 17/07/2021 tarihli raporda davacının engel oranının % 12 olduğu, 4 ay süreyle bakıcı ihtiyacı olduğu ve iyileşme süresinin 15 ay olarak belirlendiği, aktüer bilirkişi tarafından düzenlenen 02/12/2021 tarihli rapordaki tespit ve hesaplamalar esas alınarak davanın kabulüne karar verilmiş, karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
1-Davalı vekili, davacının dava açılmadan önce usulüne uygun olarak başvuru yapılmadığını ileri sürmüş ise de; 2918 sayılı KTK'nun 97.maddesi 26.04.2016 tarih 29695 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan ve yayımı tarihinde yürürlüğe giren 14.04.2016 tarih 6704 sayılı kanunun 5.maddesi ile değiştirilmiş "Zarar görenin, zorunlu mali sorumluluk sigortasında öngörülen sınırlar içinde dava yoluna gitmeden önce ilgili sigorta kuruluşuna yazılı başvuruda bulunması gerekir. Sigorta kuruluşunun başvuru tarihinden itibaren en geç 15 gün içinde başvuruyu yazılı olarak cevaplamaması veya verilen cevabın talebi karşılamadığına ilişkin uyuşmazlık olması hâlinde, zarar gören dava açabilir veya 5684 sayılı Kanun çerçevesinde tahkime başvurabilir" hükmü getirilmiştir.
Dava konusu olayda kaza 28/12/2019 tarihinde meydana gelmiş, dava 09/07/2020 tarihinde açılmıştır. Davacı dava açmadan önce 06/02/2020 tarihinde davalı sigorta şirketine başvuru yapmıştır. Dava açılmadan önce sigorta şirketine başvuruyu düzenleyen 2918 sayılı KTK'nun 97. Maddesinde “sigorta kuruluşuna yazılı başvuruda bulunması” gerektiği belirtilmiş bu yazılı başvuruya eklenmesi zorunlu olan ve dava şartı olan başvurunun yapılmamış sayılmasına neden olacak belgeler belirtilmemiştir. Dosya kapsamına göre davacı tarafından dava açılmadan önce sigorta şirketine başvuru yapıldığı anlaşıldığından KTK’nun 97. maddesinde belirtilmeyen belgelerin ibraz edilmemesi nedeniyle dava şartının yerine getirilmediğine ilişkin itirazı yerinde görülmemiştir.
2-Davalı vekili, geçici iş göremezlik tazminatı ve bakıcı giderinin davalı sigorta şirketinin sorumlu olmadığı yönünde istinaf itirazında bulunmuştur. Anayasa Mahkemesinin 17.7.2020 tarihinde 2019/40 Esas - 202/40 Karar sayılı iptal kararı nedeniyle davacının zararının ve zararın kapsamının 2918 sayılı KTK.nın ve 6098 sayılı TBK.nın haksız fiile ilişkin hükümlerine ve Yargıtay uygulamalarına göre belirlenmesi gerekir.
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunun Bedensel zarar başlıklı 54. maddesinde “ Bedensel zararlar tedavi giderleri, kazanç kaybı, çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplar ve ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan kayıplar olarak belirtilmiş ve bedensel zarara uğrayan kimse tamamen veya kısmen çalışamamasından ve ilerde ekonomik yönden uğrayacağı yoksunluktan kaynaklanan zarar ve ziyanı ile bütün masraflarını zarar verenlerden isteyebileceği belirtilmiştir.
Bunlar doktrin ve Yargıtay uygulamaları ile; geçici işgöremezlik nedeniyle iş ve kazanç kaybı, sürekli işgöremezlik (kalıcı sakatlık yada maluliyet ) nedeniyle çalışma gücü ve kazanç kaybı, tedavi giderleri ve tüm iyileşme sürecinde yapılan her türlü masraflar ve ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan kayıplar olarak kabul edilmektedir.
Yukarıda belirtilen maddelerden de anlaşılacağı üzere, geçici işgöremezlik tazminatı, yaralanan kişinin iyileşme süresince çalışamaması nedeniyle ortaya çıkan zarar, bakıcı gideri ise iyileşme süresi veya ömür boyu başkasının yardımına ihtiyaç duyulması olup TBK.nın 54. maddesinde sayılan bu zararlardan,
zarar sorumluları KTK.nın 85. maddesi ve 91. maddesi gereğince araç işleteni ve zorunlu mali sorumluluk sigortası sorumlu olduğundan ve KTK.nın 98. maddesinde belirtilen SGK'nın sorumlu olduğu sağlık hizmet bedeli kapsamında geçici işgöremezlik zararı ve bakıcı gideri bulunmadığından ve Kanun ile düzenlenmeyen hususun zorunlu mali sorumluluk sigortası genel şartları ile düzenlenmesi mümkün olmadığı gibi kanun maddesine aykırı genel şart hükümleri de getirilemeyeceğinden davalı sigorta şirketinin geçici işgöremezlik zararından ve bakıcı giderinden sorumlu olmayacağı yönündeki istinaf gerekçesi yerinde değildir.
3-2918 sayılı Karayolları Trafik kanunun 90. Maddesinde “Zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamındaki tazminatlar bu Kanun ve bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda öngörülen usul ve esaslara tabidir. Söz konusu tazminatlar ve manevi tazminata ilişkin olarak bu Kanun ve genel şartlarda düzenlenmeyen hususlar hakkında 11.01.2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun haksız fiillere ilişkin hükümleri uygulanır.” Şeklindeki düzenleme Anayasa Mahkemesinin 17.07.2020 tarihinde 2019/40 E-2020/40 K. sayılı kararı ile Karayolları Trafik Kanunu’nun 90. maddesinin birinci cümlesinde yer alan “...ve bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda…” ibaresi ile ikinci cümlesindeki “…ve genel şartlarda…” ibaresi Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline karar vermiştir.
Anayasa Mahkemesi’nin 17.07.2020 tarihli 2019/40-2020/40 sayılı kararı ile iptaline karar verilmekle; zarar hesaplanmasında ZMMS Genel Şartları ekindeki cetveller ile getirilen %1,8 teknik faizin uygulanması mümkün değildir. Bu itibarla, mahkemece, davacının sürekli işgöremezlik tazminatının hesaplanması yönünden hükme esas alınan aktüer bilirkişi raporunda Yargıtay tarafından kabul edilen TRH 2010 Yaşam Tablosu ve progresif rant yöntemi kullanılarak hesaplama yapılmasında isabetsizlik görülmemiştir.
4-Borçlar Yasasının, "Tazminatın belirlenmesi" üst başlıklı 51/1 maddesi ile Hâkimin, tazminatın kapsamını ve ödenme biçimini, durumun gereğini ve özellikle kusurun ağırlığını göz önüne alarak belirleyeceği hükme bağlanmıştır. Tazminattan indirim sebeplerini düzenleyen, Türk Borçlar Yasasının 52. maddesinde öngörülen sebepler, daha çok zarar görenle ilgilidir. "Hiç kimsenin kendi kusurundan yararlanamayacağı" yönündeki genel hukuk ilkesinin etkisiyle, maddede sayılan belirli hal ve durumlarda tazminattan indirim yapılması mümkün bulunmaktadır.
Zarar görenin müterafik kusurunun tespiti halinde TBK’nın 51 ve 52. maddesi uyarınca tazminattan uygun bir indirim yapılması, gerek öğretide gerekse Yargıtay İçtihatlarında benimsenmiş ve yerleşmiş bulunmaktadır. Müterafik kusur; aynı şartlar altındaki makul, dürüst ve ortalama bir kişinin, kendi menfaati icabı, zarara uğramamak için kaçınacağı veya kaçınması gereken bir davranış tarzını ifade etmektedir. (Eren, Fikret. Borçlar Hukuku Genel Hükümler. Y. 2015. S.
582) Buna göre, müterafik kusur indirimi için zarar görenin, zararı önleyici ya da azaltıcı tedbirleri almaması, bu anlamda kusurlu olması gerekmektedir.Yukarıda da açıklamalar dikkate alındığından davacının müterafik kusuru nedeniyle tazminattan indirim yapılabilmesi için zararın bu nedenle artması zarar ile mağdurun eylemi arasında uygun illiyet bağının bulunması gerekir.
Somut olayda, davalı vekili, motosiklet sürücüsü davacının gerekli koruyucu tedbirleri almadığını, bu nedenle hesaplanan tazminattan TBK’nın 52. maddesi gereğince müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini ileri sürmüş ise de; dava konusu kazada davacının sağ omuz kırığı nedeniyle kısıtlılığı ve kas atrofisine bağlı kısıtlılığı nedeniyle maluliyetinin oluştuğu davacının maluliyeti ile davacının, koruyucu ekipman kullanmaması arasında uygun illiyet bağı ispat edilemediğinden davalı vekilinin bu hususa yönelik istinaf sebebi yerinde görülmemiştir.
5-Davalı vekilinin faizin başlangıcına yönelik istinaf taleplerinin incelenmesinde.
26.04.2016 tarihinde 2918 Sayılı Yasanın 99. maddesinde yapılan değişiklik ile getirilen "Sigortacılar, hak sahibinin zorunlu mali sorumluluk sigortası Genel Şartlarıyla belirlenen belgeleri, sigortacının merkez veya kuruluşlarından birine ilettiği tarihten itibaren sekiz iş günü içinde Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası sınırları içinde kalan miktarları hak sahibine ödemek zorundadırlar." düzenlemesi gereğince, sigortanın temerrüdü için Genel Şartlarda belirtilen belgeler ile sigorta şirketine müracaat zorunludur.
Somut olayda davadan önce davacı tarafça sigorta şirketine 06.02.2020 tarihinde başvuruda bulunulduğu, davacının başvurusunun eksik belge ile yapıldığına ilişkin savunmanın yargılama sırasında ileri sürülmediği, HMK'nın 357.
Maddesi gereğince yargılama aşamasında ileri sürülmeyen hususların istinaf sebebi yapılamayacğı, 2918 sayılı Kanun'un 99. maddesi uyarınca ve başvuru tarihine göre faiz başlangıç tarihinin 22.02.2020 olarak belirlenmesinin istinaf kanun yoluna başvuran davalı sigorta şirketine lehine olduğu anlaşılmıştır.
6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca ileri sürülen istinaf nedenleri ile sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda davalı vekilinin açıklanan nedenlerle yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun aynı Kanun'un 353/1-b-1. maddesi uyarınca esastan reddine karar vermek gerekmiştir.
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesi, E. 2022/483, K. 2024/456, 28 Mart 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama