KÜNYE
T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesi Davalı
- Karar tarihi
- 22 Mart 2024
- 26. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No
- 2022/505 - 2024/426
- Esas no
- 2022/505
- Karar no
- 2024/426
- İncelenen kararın mahkemesi
- ANKARA 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 01/10/2021
- Numarası
- 2018/401 Esas 2021/634 Karar
- Davacı
- —
- Vekilleri
- —
- Davanın konusu
- Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan
- Yazılma tarihi
- 27/03/2024
Karar Metni
1.588 kelime·8 dk okuma·3 bölüm
İlk derece mahkemesince verilen karara karşı davacı vekili tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 11.05.2017 tarihinde, davalı şirkete ZMSS poliçesi ile sigortalı aracın, davacı idaresindeki traktöre çarpması sonucu davacının yaralandığını, malul kaldığını belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere 100,00-TL sürekli iş gücü kaybı tazminatı, 100,00-TL geçici iş gücü kaybı tazminatı ve 200,00-TL bakıcı gideri tazminatının davalıdan yasal faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep etmiş, 03.03.2021 tarihli bedel artırım dilekçesi ile sürekli işgöremezlik tazminatı talebini 40.657,80-TL’ye, geçici işgöremezlik tazminatı talebini 2.919,09-TL’ye yükseltmiş, 16.07.2021 tarihli bedel artırım dilekçesi ile sürekli işgöremezlik tazminatı talebini 61.475,32-TL olarak artırmıştır.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davalı sigorta şirketinin, sigortalı araç sürücüsünün kusur oranında ve davacının kanıtlanan gerçek zararı ile sorumlu olduğunu, davacının emniyet kemerinin olmadığı anlaşıldığından müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini, sigorta şirketinin geçici iş gücü kaybı ile bakıcı gideri tazminatından sorumlu olmadığını, aktüerya hesabında yeni genel şartların esas alınması gerektiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece yapılan yargılama sonunda; toplanan delillere ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, kazanın meydana gelmesinde davacının %75, davalıya sigortalı araç sürücüsünün %25 oranında kusurlu olduğu, Adli Tıp Kurumundan alınan raporda, davacının kazadan kaynaklanan daimi maluliyetinin %73 oranında, iyileşme süresinin 9 ay olarak mütalaa edildiği, davacının geçici ve sürekli işgöremezlik zararının hesaplanması için aktüer bilirkişiden rapor alındığı, raporun hüküm kurmaya elverişli olduğu,
davacının kaza esnasında emniyet kemerinin takılı olmadığı anlaşıldığından %25 oranında müterafik kusur indirimi yapıldığı gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne, 46.106,49-TL sürekli iş gücü kaybı tazminatı ile 2.189,32-TL geçici iş gücü kaybı tazminatının ve 200,00-TL bakıcı gideri tazminatının 09.08.2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiz ile davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, karar verilmiş; karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvuru yapılmıştır.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; kazanın meydana gelmesine sigortalı araç sürücüsünün kusurunun neden olduğunu, kavşakta dönüş yapmakta olan davacı idaresindeki traktöre arkadan çarptığını, takip mesafesine uymadığı için ağır kusurlu olduğunu, kaza tespit tutanağında davacının emniyet kemeri takmadığına dair bir tespit bulunmadığından müterafik kusur indirimi yapılmasının hatalı olduğunu, ayrıcı müterafik kusur indirimi hakimin takdiri indirimi olduğundan reddedilen kısma ilişkin davalı taraf lehine vekalet ücreti takdir edilmesinin doğru olmadığını ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE:
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi gereğince istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzenine ilişkin hususlar resen gözetilerek inceleme yapılmıştır.
Davacı vekili, davalı şirkete ZMSS poliçesi ile sigortalı aracın, davacı idaresindeki traktöre çarpması sonucu davacının yaralandığını ve malul kaldığını belirterek davalıdan geçici ve sürekli işgöremezlik tazminatı ile bakıcı gideri talep etmiştir.
1-Davacı vekilinin, kusur oranı yönünden hükme esas alınan bilirkişi raporuna yönelik istinaf itirazı bulunmaktadır.
Dava konusu kazaya ilişkin kaza tespit tutanağının incelenmesinde, Adapazarı yönünden gelen ... plakalı traktör sürücüsü ...’ın kavşakta Kirtler mahallesi yönüne dönüş yaparken yine Adapazarı yönünden gelen... plakalı otomobil sürücüsü ...'ın önünde dönüş yapmakta olan ... plakalı traktöre arkadan çarpması sonucu kazanın meydana geldiği, kazanın oluşumunda... plakalı oto sürücüsü ...’ın 2918 sayılı KTKnın 52. maddesinde belirtilen kavşaklara yaklaşırken hızını azaltmamaktan ve 56. maddesinde belirtilen takip kurallarına uymamaktan kusurlu olduğu,
... plakalı traktör sürücüsü ...’ın ise 53. maddede belirtilen sola dönüş kurallarına uymamaktan kusurlu olduğunun tespit edildiği görülmüştür.
Mahkemece makine mühendisi bilirkişiden alınan 12.03.2019 tarihli raporda davacı traktör sürücüsünün tali yoldan anayola çıkarken ilk geçiş hakkını anayolda seyreden araca vermemesi nedeniyle davacı sürücünün %75 oranında, davalıya sigortalı araç sürücüsünün ise kavşağa yaklaşırken hızını azaltmaması nedeniyle %25 oranında kusurlu olduğu belirtilmiş, taraf vekillerinin kusur oranlarına itiraz etmesi üzerine ATK Trafik İhtisas dairesinden alınan 31.03.2020 tarihli raporda ise iki aracın aynı istikamette seyrettikleri,
önde seyreden traktörün kavşakta sola dönüş yaptığı esnada geriden gelen otomobilin traktöre arkadan çarptığının kabul edildiği ve buna göre davacı sürücünün sağ şeritten sol şeride geçtiğinin kabul edilmesi halinde sürücülerin eşit kusurlu olduğu, davacı sürücünün sol şeritte seyri sırasında arkasında aynı şeritte seyreden sigortalı araç sürücünün arkadan çarptığının kabul edilmesi halinde ise davalıya sigortalı araç sürücüsünün tam kusurlu olacağı belirtilmiştir.
Mahkemece, hükme esas alınan İTÜ Makine Mühendisliği bölümünden alınan 23.09.2020 tarihli raporda ise, davacı sürücü ...’ın, tali yoldan anayola çıkmadan önce kendisine hitap eden DUR işaret levhasına uyması gerekirken uymayıp dikkatsizce anayol kavşağına girdiğinden ve anayoldan aşırı hızla gelen davalı aracının seyir şeridini kapatarak kazaya neden olduğundan, kavşaklarda geçiş önceliği kuralını ihlal ettiğinden olayda % 75 oranında asli kusurlu olduğu, davalı şirkete sigortalı araç sürücüsü ...’ın ise, anayolda seyri sırasında 50 Km/s hız sınırı olan yerde 80-90 Km/s hızla aşırı hızlı seyrettiğinden, kavşağa yaklaşırken hızını azaltmadığından olayda % 25 oranında tali kusurlu olduğunun mütalaa edildiği anlaşılmıştır.
Dava konusu kazaya ilişkin hazırlık soruşturmasında dinlenen tanık Şenol Alınlı’nın ifadesinde, olay yerinde otobüs durağında beklemekte olduğunu, bir traktörün sol şeritten gittiğini, daha sonra hızlı giden bir otomobilin traktöre arkadan çarptığını, traktörün kavşağa girip girmediğini göremediğini, dönmeden önce sinyal verip vermediğini bilmediğini beyan ettiği; tanık ...’in ifadesinde, olay yerinde otobüs durağında olduğunu, traktörün sol şeritten gelip kavşağa girdiği anda otomobilin ona arkadan çarptığını, traktörün dönüş için sinyal verip vermediğini görmediğini, otomobilin çok hızlı olduğunu beyan ettiği görülmüştür.
Mahkemece İTÜ'den alınan raporda belirtilen kusur oranlarına göre karar verilmiş ise de; kaza tespit tutanağı ve krokisindeki tespitler ve kaza anında olay yerinde bulunan görgü tanıklarının, kazanın oluşumuna ilişkin beyanları ile ATK raporu ve mahkemece hükme esas alınan kusur raporunda olayın oluşuna ilişkin kabul şekli arasında açık bir çelişkinin bulunduğu, bilirkişi raporunda, iki aracın aynı istikamette seyretmedikleri, davacının tali yoldan gelerek anayola kontrolsüz giriş yaptığının kabul edildiği,
Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesinden alınan raporda da iki aracın aynı istikamette seyrettiklerinin, önde seyreden traktörün kavşakta sola dönüş yaptığı esnada geriden gelen otomobilin traktöre arkadan çarptığının kabul edildiği ve buna göre davacı sürücünün sağ şeritten sol şeride geçtiğinin kabul edilmesi halinde sürücülerin eşit kusurlu olduğu,
davacı sürücünün sol şeritte seyri sırasında arkasından aynı şeritte seyreden sigortalı araç sürücünün arkadan çarptığının kabul edilmesi halinde ise davalıya sigortalı araç sürücüsünün tam kusurlu olacağının kabul edildiği görülmekle bilirkişilerin kabulünün ve belirledikleri kusur oranının kaza tespit tutanağı ve tanık ifadeleri ile uyumlu olmadığı anlaşılmıştır.
Bu durumda mahkemece, hükme esas alınan kusur raporu ile kaza tespit tutanağı, tanık beyanları ve ATK Trafik İhtisas Dairesinden alınan raporda olayın oluşuna ilişkin kabullerin farklı olduğu gözetilerek öncelikle kazanın meydana geliş şeklinin belirlenmesi için taraf delillerinin toplanması daha sonra araçların seyir yönü, seyir şeridi, çarpma noktası, araç hasarlarına göre olayın oluşu ve sürücülerin kusur oranlarının belirlenmesi için Karayolları Genel Müdürlüğünden emekli makine mühendislerinden seçilecek üç kişilik bilirkişi kurulundan dosyada alınan raporlarında değerlendirildiği ayrıntılı gerekçeli ve denetime uygun rapor alınıp sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
2-6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun "tazminatın belirlenmesi" başlıklı 51. maddesinde; hakimin, tazminatın kapsamını ve ödenme biçimini, durumun gereğine ve özellikle kusurun ağırlığına göre belirleyeceği belirtilmiş; "tazminatın indirilmesi" başlıklı 52. maddesinde ise; zarar gören taraf, zararı doğuran fiile razı olduğu veya zararın doğmasında ya da artmasında etkili olduğu yahut tazminat yükümlüsünün durumunu ağırlaştırdığı takdirde hakimin, tazminatı indirebileceği veya tamamen kaldırabileceği açıklanmıştır.
Buna göre, zarar görenin zarar katılması veya zararın artmasına sebep olduğu hallerde zarar görenin, zararı önleyici ya da azaltıcı tedbirleri almamasında müterafik kusurunun bulunduğunun kabulü gerekir. Müterafik kusur; aynı şartlar altındaki makul, dürüst ve ortalama bir kişinin, kendi menfaati icabı, zarara uğramamak için kaçınacağı veya kaçınması gereken bir davranış tarzını ifade etmektedir. (EREN, Fikret. Borçlar Hukuku Genel Hükümler. Y. 2015. S. 582) Zararın doğumu ya da artmasına yol açan fiil, zarar görenin davranışlarından ileri gelmişse müterafik (ortak) kusurdan söz edilir. (KILIÇOĞLU, Ahmet, Borçlar Hukuku Genel Hükümler. Y. 2012, s.418)
Yukarıda da açıklamalar dikkate alındığından müteveffanın müterafik kusuru nedeniyle tazminattan indirim yapılabilmesi için zararın bu nedenle artması zarar ile müteveffanın eylemi arasında uygun illiyet bağının bulunması gerekir.
Somut olayda, davacının kaza esnasında emniyet kemerinin takılı olmadığının anlaşıldığı gerekçesi ile aktüer bilirkişi tarafından hesaplanan zarar tutarından %25 oranında müterafik kusur indirimi yapılmış ise de; davacı idaresindeki aracın traktör olduğu, emniyet kemeri tertibatının bulunup bulunmadığı, davacının yaralanması ile emniyet kemeri takılmaması arasında uygun illiyet bağının bulunup bulunmadığı araştırılmadığı görülmüş, ayrıca emniyet kemeri yönünden müterafik kusur indirimi yapılması gerektiği kanaatine varılması halinde yerleşik Yargıtay uygulamaları gereği %20 müterafik kusur indirimi yapılması gerekirken daha fazla oranda indirim uygulanmış olması da doğru görülmemiştir.
3-Türk Borçlar Kanunu’nun 51 ve 52. maddelerinden kaynaklanan hakkaniyet ve takdiri indirimler nedeniyle davanın kısmen reddedilmesi halinde, indirimden dolayı reddedilen kısım için davalı yararına vekalet ücreti takdir edilemeyeceğinden (Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2021/22485 Esas 2021/733 Karar sayılı ilamı) davalı lehine reddedilen kısım üzerinden vekalet ücreti verilmesi isabetli olmamıştır.
Açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile 6100 sayılı HMK’nın 353/1-a.6. maddesi gereğince kararın kaldırılmasına, yeniden yargılama yapılarak hüküm kurulması için dosyanın mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiştir.
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesi, E. 2022/505, K. 2024/426, 22 Mart 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama