KÜNYE
T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 7 Kasım 2025
- 26. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No
- 2023/1197 - 2025/1353
- Esas no
- 2023/1197
- Karar no
- 2025/1353
- İncelenen kararın mahkemesi
- ANKARA 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 31.03.2023
- Numarası
- 2022/316 Esas 2023/191 Karar
- Davanın konusu
- Tazminat (Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat
- Yazılma tarihi
- 19.11.2025
Karar Metni
1.176 kelime·6 dk okuma·3 bölüm
İlk derece mahkemesince verilen karara karşı davacı vekili tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI
Davacı vekili, dava dilekçesinde; 03.07.2021 günü davalı sigorta şirketine zorunlu mali sorumluluk sigortası ile sigortalı aracın kusurlu olarak, yaya olan davacıya çarpması neticesinde davacının yaralanarak malul-sakat kaldığını, zararlarından davalının sorumlu olduğunu ileri sürerek, fazlaya ilişkin haklarını saklı kalmak üzere şimdilik 200,00 TL bakıcı gideri, 100,00 TL geçici iş göremezlik tazminatı, 14.700,00 TL daimi iş göremezlik tazminatı olmak üzere toplam 15.000,00 TL tazminatın temerrüt tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt avansı ile davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı tarafından kazaya sigortalı araç sürücüsünün kusurlu olduğunu gösterir hiçbir belge sunulmadığını, kabul anlamına gelmemek üzere öncelikle kusur durumunun tespit edilmesini, kusur durumundan sonra maluliyet tespiti yapılması gerektiğini, davalı şirketin geçici iş göremezlik zararından sorumlu olmadığını savunarak, öncelikle davanın başvuru şartı yerine getirilmediğinden usulden reddine, aksi durumda davanın esastan reddine karar verilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece; davanın trafik kazasından kaynaklanan cismani zarar nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkin olduğu.
İstanbul Adli Tıp Kurumu 2. İhtisas Kurulu'ndan alınan 27.02.2023 tarihli raporda; ...‘ın 03.07.2021 tarihinde geçirdiği trafik kazasına bağlı gelişen yaralanmasının, Çocuklar İçin Özel Gereksinim Değerlendirmesi Hakkında Yönetmeliğine göre yapılan değerlendirilmesinde; yer almayan cetvel, şekil ve tabloların yer aldığı Erişkinler için Engellilik Değerlendirmesi Hakkındaki Yönetmelik kapsamında yapılan değerlendirilmesinde maluliyetine neden olacak düzeyde araz bırakmadığı,
küçüğün tüm vücut engellilik oranının %0 (yüzdesıfır) olduğunu, iyileşme (iş göremezlik) süresinin kaza tarihinden itibaren 3 (üç) aya kadar uzayabileceği, sürekli bakıcı ihtiyacının bulunmadığı, ancak iyileşme süresi içerisinde 1 (bir) ay bir başkasının yardımına gereksinim duyabileceği, engel oranı 20.02.2019 tarihli 30692 sayılı Resmi Gazetede Yayınlanan Çocuklar İçin Özel Gereksinim Değerlendirmesi Hakkında Yönetmeliğinin EK-3 kısmında bulunan ...’in mevzuatla uyumu arandığında kullanılacak tablo dikkate alındığında, küçüğün özel gereksiniminin olmadığı belirtildiği; kusur bilirkişisinden alınan 31.01.2023 tarihli raporda.
2013 doğumlu mağdur yaya ...'ın yaşının küçük olması nedeniyle kusursuz olduğunu, kendisinin bakımından korunup kollanmasından ve himayesinden sorumlu olan davacı ebeveyn ailesinin ise çocuklarının yaralanmasıyla meydana gelen trafik kazasının oluşumundan tamamen %100 oranında kusurlu olduklarını, davalı sigorta şirketine sigortalı araç sürücüsünün trafik kazasının oluşumunda tamamen kusursuz olduğunu belirtildiği; dava konusu olayla ilgili olarak İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığının 2021/134700 sayılı dosyasında soruşturma başlatıldığı,
hazırlık soruşturmasında olay yeri CD'si incelenerek düzenlenen bilirkişi raporunda da, sigortalı araç sürücüsünün kusursuz olduğu görüşünün bildirildiği ve Cumhuriyet Başsavcılığınca kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar verildiği,
Cumhuriyet Başsavcılığı hazırlık evrakı, alınan ifadeler ve düzenlenen bilirkişi raporları gözetildiğinde davacının koşarak taşıt yoluna çıktığı, bu arada sigortalı araç sürücüsünün karşıdan gelen araca yol vermek için yolun sağına doğru yanaştığı ve kazanın meydana geldiği sigortalı araç sürücüsünün kullandığı aracın hızlı olmadığı hatta yavaş hareket ettiği,
olay yeri görüntüsünden de bu durumun anlaşıldığı ve mahkemece bu şekilde kabul edilen oluşa göre sigortalı araç sürücüsüne atfedilecek kusur olmadığı ve işletenin kusuru nedeniyle 3. kişilere verilen zararı üstlenen davalı sigorta şirketinin de tazminat sorumluluğunun doğmadığı gerekçesiyle; davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde; mahkemenin davalı tarafından sigortalı araç sürücüsünün kusurlu olmadığına yönelik kabulünün hatalı olduğunu, kazanın meydana gelmesinde sigortalı araç sürücüsünün kusurlu olduğunu, davalı tarafından sigortalı araç sürücüsünün sokaktan geçişi sırasında, hızını azaltmayarak,
park halinde araçların arasında karşıya geçmekte olan davacının geçişini beklemeyerek kazaya neden olduğunu, kaldı ki davalı tarafından sigortalı araç sürücüsünün kolluk beyanında, davacıyı gördüğünü de ikrar ettiğini, geçişini tamamlamayı beklemediğini, kazayı önleyici tedbir de almadığını, her ne kadar mahkeme gerekçesinde, kamera görüntülerinden hareket ile,
davalı tarafından sigortalı araç sürücüsünün hızının yavaş olduğunu, bu nedenle davacıya atfedilebilecek bir kusur olmadığını ileri sürmüş ise de, raporda bu husustaki tespitin gerçeği yansıtmadığını, davacı da kemik kırığı meydana gelecek şekilde yaralanmasına göre hızının fazla olduğunu, hükme esas alınan rapora itirazları nazara alınmadan tanzim edilen raporun usul ve yasaya aykırı olduğunu, belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE
Mahkemece verilen kararda, kamu düzenine aykırılıklar gözetilerek, istinaf edenin sıfatına göre ve istinaf sebepleri ile sınırlı olarak HMK'nın 355. maddesi gereğince yapılan istinaf incelemesi neticesinde;
Dava; trafik kazasından kaynaklanan cismani zarar nedeniyle, sürekli iş göremezlik, geçici iş göremezlik ve bakıcı gideri istemidir. Mahkemece, Adli Tıp Kurumu 2. İhtisas Kurulu'ndan alınan raporda; kaza tarihinde 8 yaşında olan davacının, kazaya bağlı yaralanması nedeniyle sürekli bir özürünün meydana gelmediği, iyileşme süresinin 3 ayı bulabileceği ve bir ay bakıcı ihtiyacı olduğunun belirtilmesi sonrasında, alınan kusur raporuna göre kazanın meydana gelmesinde davalı tarafından sigortalı araç sürücüsünün kusuru olmadığından bahisle tüm taleplere yönelik olarak davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından kusur raporuna ilişkin olarak istinaf edilmiştir.
Olay tarihinde, dava konusu olaydan sonra kaza tespit tutanağı düzenlenmediği, davalı tarafından sigortalı aracın yol kenarında park halinde araçların bulunduğu sokaktan seyri sırasında, karşı yönden gelen aracın geçişini sağlamak için durduğu, akabinde seyrine devam edeceği sırada, seyir yönüne göre, sağından taşıt yoluna giren, davacıya, aracının sağ ön tampon ve yan kısımları ile çarptığı, soruşturma dosyasında bulunan CD izleme tutanağı, savcılık dosyasında alınan kusur raporu, sürücü beyanı ve tüm dosya kapsamından görülmüştür.
İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığının 2021/134700 sayılı hazırlık soruşturma dosyasında kaza anına ilişkin görüntüler izlenmek suretiyle tanzim edilen raporda, kazanın meydana gelmesinde, koşarak yola giren, davacının asli ve tam kusurlu olduğu, kaza öncesinde, karşı yönden gelen araca yol vermek için duran akabinde hareket eden araç sürücüsünün alabileceği önlem olmadığından kazanın meydana gelmesinde kusurunun olmadığının belirtildiği görülmüştür.
Mahkemece kusur oranlarının belirlenmesi için alınan raporda da, hazırlık soruşturma dosyasında alınan rapor, CD izleme tutanağı, ceza dosyasındaki beyanlar değerlendirilmek suretiyle, kazanın meydana gelmesinde araç sürücüsünün kusurunun olmadığının tespit edildiği mahkemece alınan rapor yeterli görülerek, davanın esası hakkında karar verildiği görülmüştür.
Buna göre; dosya kapsamı, kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usûl ve esas yönünden yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, hükme esas alınan bilirkişi raporunda, hazırlık soruşturmasında alınan beyanlar, CD izleme tutanağı, savcılık soruşturma dosyasında alınan kusur raporu ve tüm dosya kapsamına göre araç sürücüsünün kusur bulunmadığının belirtilmiş olmasına ve bu itibarla davalı araç sürücüsünün kusuru kanıtlanamadığından davanın reddine karar verilmiş olmasında isabetsizlik bulunmamasına göre davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.1maddesi gereğince esastan reddine karar vermek gerekmiştir.
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesi, E. 2023/1197, K. 2025/1353, 7 Kasım 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama