KÜNYE
T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 10 Mayıs 2024
- 26. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No
- 2023/200 - 2024/667
- Esas no
- 2023/200
- Karar no
- 2024/667
- Başkan
- —
- Üye
- —
- Üye
- —
- Katip
- —
- İncelenen kararın mahkemesi
- ANKARA 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 07/07/2020
- Numarası
- 2018/27 Esas 2020/338 Karar
- Davacılar
- —
- Vekilleri
- —
- Davalı
- —
- Vekilleri
- —
- Davanın konusu
- Destekten Yoksun Kalma Tazminatı
- Yazılma tarihi
- 07/06/2024
Karar Metni
2.089 kelime·10 dk okuma·3 bölüm
İlk Derece Mahkemesince verilen karara karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI
Davacılar vekili, 01.10.2017 tarihinde dava dışı sürücünün idaresinde olup davalı sigorta şirketine zorunlu mali sorumluluk sigortası ile sigortalı ... plakalı aracın seyir halinde iken sürücünün direksiyon hakimiyetini kaybetmesi sonucu karşı şeride geçerek sağ şerit üzerinde ilerlemekte olan davacıların desteği ... idaresindeki ... plaka sayılı araca çarptığını, takiben sürüklenerek aynı yol üzerinde sol şeritte seyretmekte olan ... plakalı araca da çarpması sonucunda trafik kazası meydana geldiğini, kazada davacıların desteği olan ...'nun hayatını kaybettiğini,
kazanın oluşumunda davacıların ve müteveffanın herhangi bir kusuru bulunmadığını, hayatını kaybeden ...'nun davacılar ..., ... ve ...’nun babası olup davacılardan ...'ın ise evlilik birlikleri sona ermiş olmasına rağmen aynı evde fiilen beraber yaşadığı eşi olduğunu, ... ve ...
Ankara 11. Aile Mahkemesi’nin 2015/368 E. sayılı dosyası ile 10.03.2015 tarihinde boşanmış olmalarına rağmen, boşanmanın ardından da birlikte yaşamaya devam etmiş olduklarını, kazada ...'ın da eşi ...’nun aracında yolcu olarak bulunduğunu, davacı ...’nun ise müteveffanın kardeşi olup zihinsel yönden rahatsız olup bakıma muhtaç olduğunu, rahatsızlığı sebebiyle Ankara 13. Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 2011/1735 Esas sayılı dosyası ile kısıtlanmış ve kendisine vasi olarak,
ölenin birlikte yaşadığı eşi olan ...'ın atanmış olduğunu, davalı sigorta şirketine yapılan müracaat üzerine davacılar ..., ... ve ...'na kısmi ödeme yapıldığını, diğer davacılara herhangi bir ödeme yapılmadığını, davanın 6100 sayılı HMK’nin 107. maddesi uyarınca belirsiz alacak davası olarak açıldığını belirterek talep artırım hakları saklı kalmak kaydıyla, davacı ... için 4.000,00 TL bakiye maddi tazminatın, ... için 4.000,00 TL bakiye maddi tazminatın, ... için 4.000,00 TL bakiye maddi tazminatın, ... için şimdilik 4.000,00 TL maddi tazminatın,
... için 4.000,00 TL maddi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek değişen oranlarda avans faizi ile birlikte davalı sigorta şirketinden (teminat limiti ile sorumlu olmak üzere) tahsili ile davacılara ödenmesine karar verilmesini istemiş, yargılama sırasında davacı ... için talebini 179.165,18 TL, davacı ... için 79.215,38 TL, davacı ... için 7.798,70 TL’ye artırmıştır.
Davalı vekili, kazaya karışan ... aracın 05/06/2017-2018 dönemini kapsamak üzere zorunlu mali sorumluluk sigortasıyla davalı sigorta şirketine sigortalı olduğunu, davacı yanın iddiasını kanıtlaması gerektiğini, olaya karışan sürücülerin oran itibariyle kusurlarının tespitinin zorunlu olduğunu, davacılara SGK tarafından ödeme yapılıp yapılmadığı, gelir bağlanıp bağlanmadığı,
gelir bağlandı ise peşin sermaye değerinin miktarı ve rücuya tabi alacak olup olmadığı ve tabi olan miktarın sorulmasını talep ettiklerini, davacı ... ile müteveffa ...’nun 2015 yılında boşandıkları ancak birlikte aynı çatı altında oturduları ve birlikte yaşadıklarının iddia edildiğini ve bu iddianın kanıtlanması gerektiğini, davalı davacı ...’na sağlığında müteveffanın destek olduğuna ilişkin iddianın da kanıtlanması gerektiğini, davalı sigorta şirketi tarafından 14.12.2017 tarihinde dava konusu olay nedeniyle davacılardan ... 'na 14.458.07 TL, ... 'na 21.356.48TL,
...'na 18.698.88 TL olmak üzere toplam 54.513.43TL tazminat ödemesi yapılmış olduğunu, olaya karışan araçların özel araç olması nedeniyle avans faizinden sorumlu olmasının hukuki dayanaktan yoksun olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece, davanın destekten yoksun kalma tazminatı istemine ilişkin olduğu, kusur durumuna ilişkin alınan 06/12/2018 tarihli raporda kazanın meydana gelmesinde sigortalı araç sürücüsünün % 100 oranında kusurlu olduğu, müteveffanın kusursuz olduğunun belirtildiği, aktüer bilirkişi tarafından ibraz edilen 09/02/2020 tarihli ek raporda davacı ... yönünden 179.165,18 TL, davacı ... yönünden 79.215,38 TL, davacı ... yönünden bakiye destekten yoksun kalma zararının 7.798,70 TL, davacı ... yönünden bakiye destekten yoksun kalma zararının 1.713,16TL olduğunun hesaplanmış olduğu,
davacı ... yönünden davalı sigorta şirketi tarafından yapılan ödemenin güncel değerinin mahsubu neticesinde bakiye zararının bulunmadığının belirtildiği, tanık beyanları, sosyal ve ekonomik durum araştırma tutanakları ve vesayet dosyası birlikte değerlendirildiğinde müteveffanın davacılar ... ve ...'nun desteği hususunun kanıtlandığı gerekçeleriyle; davacı ... yönünden davanın kabulüne 179.165,18 TL destekten yoksun kalma tazminatının, 05.01.2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
davacı ... yönünden davanın kabulüne 79.215,38 TL destekten yoksun kalma tazminatının, 05.01.2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, davacı ... yönünden davanın kabulüne 7.798,70TL destekten yoksun kalma tazminatının 05.01.2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, davacı ... ... yönünden davanın kısmen kabulüne 1.713,16 TL destekten yoksun kalma tazminatının, 05.01.2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
davacı ... ... yönünden davanın reddine karar verilmiş, hükme karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davalı vekili istinaf dilekçesinde, mahkemece davacılar ... ve ... yönünden dosya kapsamında dinlenen tanık beyanları, sosyal ekonomik durum araştırma tutanakları ile vesayet dosyası birlikte değerlendirildiğinde müteveffanın söz konusu davacılara desteği olduğu hususunun kanıtlandığı ifade edilerek kabul kararı verildiğini, ancak müteveffanın anılan davacılara desteğinin kanıtlanamadığını, davacı ... ile müteveffanın 2015 yılında boşandıklarını ve evlilik birliğinin sona erdiğini, buna rağmen aynı evde fiilen birlikte yaşadıkları iddiasının hukuken geçerli olmadığını ve kanıtlanamadığını, tanık beyanlarının soyut olduğunu,
sosyal ve ekonomik durum araştırma tutanağının dayanak olarak gösterilmesinin doğru olmadığını, ceza dosyasındaki kimlik paylaşım sistemi bilgilerine göre adreslerinin farklı olduğunu, davacı ... yönünden müteveffanın sağlığında destek olduğu yönündeki iddianın kanıtlanamadığını ve bu yöndeki itirazlarının yeterince araştırılmadığını, müteveffanın sağlığında kardeşinin vasiliğini almaması,
davacıya boşanmış olmasına rağmen yengesinin vasi olmasının hayatın olağan akışına aykırı olup vesayet dosyasının tamamının getirtilerek incelenmesi gerektiğini, davacının müteveffa ile birlikte oturmadığının adres bilgilerinden anlaşıldığını ve destek olduğunun kabulünün hatalı olduğunu, bilirkişi raporundaki pay ve destek süreleri yönünden aleyhe yapılan tespit ve değerlendirmelere itirazlarının da dikkate alınmadığını, bilirkişi raporundaki paylaştırmanın hatalı olduğunu, ayrılan pay oranlarının gerçeği yansıtmadığını, hesabın Yargıtay uygulamalarına aykırı olduğunu,
davacı çocukların 18 yaşına kadar desteğe ihtiyaç olabilceğinin göz ardı edildiğini, davacı ... için olay tarihi itibariyle 32 yaşında olduğu göz önüne alındığında evlenme şansının daha yüksek olduğu kanaatinde oldukları, yapılan hesaplamanın hatalı olduğunu belirterek istinaf başvurusunda bulunmuştur.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca resen gözetilmesi gereken hususlar ve ileri sürülen istinaf sebepleri ile sınırlı olarak dosya içindeki bilgi ve belgeler, Mahkeme kararının gerekçesi, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesi ile yapılan inceleme sonucunda; Dava, trafik kazası nedeniyle destekten yoksun kalma tazminatı istemine ilişkindir.
Davacı vekili, 01/10/2017 tarihinde dava dışı sürücünün idaresinde olup davalı sigorta şirketine zorunlu mali sorumluluk sigortası ile sigortalı ... plakalı aracın seyir halinde iken sürücünün direksiyon hakimiyetini kaybetmesi sonucu karşı şeride geçerek burada sağ şerit üzerinde ilerlemekte olan davacıların desteği ... idaresindeki ... plaka sayılı araca çarpması sonucunda meydana gelen kazada davacıların desteği olan ...'nun vefat ettiğini, kazanın meydana gelmesinde desteğin kusuru bulunmadığını, davacılardan ...'ın desteğin Ankara 11. Aile Mahkemesinin 2015/368 Esas sayılı dosyası ile boşanmış olduğunu,
ancak boşanmalarına rağmen aynı evde birlikte yaşadıkları ve beraberliklerinin devam ettiğini belirttiği, davacı ...'nun müteveffanın erkek kardeşi olup zihinsel yönden rahatsız olduğunu ve sürekli bakıma muhtaç olduğunu, Ankara 13. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2011/1735 Esas sayılı dosyası ile kısıtlandığını ve kendisine vasi olarak davacı müteveffanın birlikte yaşadığı ...'ın vasi olarak atandığını, diğer davacıların da desteğin çocukları olduğunu belirterek destekten yoksun kalma tazminatı talebinde bulunmuş, mahkemece 06/12/2018 tarihli raporda kazanın meydana gelmesinde sigortalı araç sürücüsünün % 100 oranında kusurlu olduğu,
müteveffanın kusursuz olduğunun belirtildiği, aktüer bilirkişi tarafından ibraz edilen 09/02/2020 tarihli ek rapordaki tespit ve hesaplamalar esas alınarak davanın davacılar ..., ..., ... ..., ... yönünden kabulüne, davacı ... ... yönünden reddine karar verilmiş, karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
1-Dosya içeriğinden davacı ...'nun zihinsel yönden özürlü olduğu ve kardeşi olan müteveffanın trafik kazasında vefatıyla desteğinden yoksun kaldığı belirtilerek destekten yoksun kalma tazminatı talep edildiği, Ankara (Kapatılan) 13. Sulh Hukuk Mahkemesinin 13/03/2012 tarihli ve 2011/1735 Esas, 2012/308 Karar sayılı kararı ile 28.11.1977 doğumlu davacı ...'nun ...
Eğitim ve Araştırma Hastanesince düzenlenen 02/12/2011 tarihli sağlık kurulu raporunda hafif derecede mental retardasyon tanısı konulduğu ve özür oranının % 86 olduğu gerekçeleriyle 4721 sayılı TMK'nin 405. maddesi uyarınca kısıtlanarak yengesi ... ...'nun (...) vasi olarak atanmasına karar verildiği, 28/03/2018 tarihli Ek-Karar ile ... ...'nun (...) vasilik görevinin kaldırılmasına, davacı ...'nun kısıtlılık halinin devamına ve vasi olarak ... ...'nun atanmasına karar verildiği, mahkemenin 02/06/2021 tarihli ek kararı ile ... ...'nun vasilik görevinin kaldırılarak ...'ın vasi olarak atanmasına karar verildiği anlaşılmaktadır.
6098 sayılı TBK'nın 53. maddesi gereğince, ölüm hâlinde ölenin desteğinden yoksun kalan kişilerin bu sebeple uğradıkları kayıpları zarar sorumlularından tahsilini talep edebilir. Destekten yoksun kalma tazminatının konusu, desteğin yitirilmesi nedeniyle yoksun kalınan zarardır. Buradaki amaç, destekten yoksun kalanların, desteğin ölümünden önceki yaşamlarındaki sosyal ve ekonomik durumlarının korunmasıdır. Olaydan sonraki dönemde de, destek olmasa bile, onun zamanındaki gibi aynı şekilde yaşayabilmesi için muhtaç olduğu paranın ödettirilmesidir. Haksız bir eylem sonucu desteğini yitiren kimse TBK'nın 53. Maddesine dayanarak uğradığı zararın ödetilmesini isteyebilir.
Ancak, destekten yoksun kalma tazminatına hükmedilmesi için öncelikle ölen ile destekten yoksun kalan arasında maddi yönden düzenli ve eylemli bir yardımın varlığı gerekir.
Hukuk Genel Kurulu'nun 21.04.1982 gün, 979/4-1528 E., 412 K. sayılı kararında da belirtildiği gibi; destek kavramı hukuksal bir ilişkiyi değil, eylemli bir durumu hedef tutar ve ne hısımlığa ne de yasanın nafaka hakkındaki hükümlerine dayanır, sadece eylemli ve düzenli olarak geçimini kısmen veya tamamen sağlayacak şekilde yardım eden ve olayların olağan akışına göre eğer ölüm vuku bulmasaydı, az çok yakın bir gelecekte de bu yardımı sağlayacak olan kimse destek sayılır.
O halde destek sayılabilmek için yardımın eylemli olması ve ölümden sonra da düzenli bir biçimde devam edeceğinin anlaşılması yeterli görülür. Bununla birlikte destekten yoksun kalan kimse devamlı ve gerçek bir ihtiyaç içerisinde bulunmalıdır.
Kardeşlerin birbirine karşı kural olarak bakım görevi yoktur.
Ancak, bir kardeşin diğer kardeşe eylemli ve düzenli olarak yardım etmesi halinde, bu kardeş diğerinin desteği sayılır.TMK'nın 364. maddesi hükmüne göre, herkes, yardım etmediği takdirde yoksulluğa düşecek olan kardeşlerine nafaka vermekle yükümlü olup, desteğin refah içinde olması ve destek tazminatı talep eden kardeşin de yardım edilmediğinde yoksulluğa düşeceğinin ispat edilmesi durumunda kardeş destek tazminatı talep edebilir.
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun İspat Yükü başlıklı 6. maddesinde, “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür.” şeklinde. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 190. maddesinde ise: “İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir.
Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir.” şeklinde düzenlemelere yer verilmiştir. Bu durumda, TMK’nın 6 ve HMK’nın 190. Maddesi gereğince müteveffanın kardeşi ...'ya eylemli olarak destek olduğunun ispat yükü davacıya aittir.
Davacı vekili 1977 doğumlu olup olay tarihinde 40 yaşında olan davacı ...'nun engelli olduğunu belirterek vefat eden kardeşinin desteğinden yoksun kaldığını iddia etmiş olmakla davacının kısıtlanmasına ilişkin Ankara (Kapatılan) 13. Sulh Hukuk Mahkemesinine 2011/1735 Esas, 2012/308 Karar sayılı dosyası ve kısıtlanmasına dayanak ...
Eğitim ve Araştırma Hastanesince düzenlenen 08/12/2011 tarihli sağlık kurulu raporundaki davacının özür durumuna ilişkin tanılar, varsa davacı hakkında düzenlenmiş diğer raporlar getirtilmek suretiyle hastalığının derecesi ve hayatına etkisi de değerlendirilerek devamlı ve gerçek bir ihtiyaç içinde bulunup bulunmadığının açıklığa kavuşturulması, gerektiğinde hayatını tek başına devam ettirip ettiremeyeceği ve destek ihtiyacı konusunda Adli Tıp Kurumu İhtisas Dairesinden rapor alınması,
daha sonra desteğin davacı kardeşi ...'na eylemli ve düzenli olarak desteği bulunup bulunmadığı konusunda tüm delillerin yukarıda açıklanan ilkelere uygun olarak değerlendirilmesi gerekirken anılan hususların göz ardı edilmiş olması doğru değildir.
2-Davacı vekili davacılardan ...'ın desteğin Ankara 11. Aile Mahkemesinin 2015/368 Esas sayılı dosyası ile boşanmış olduğunu, ancak boşanmalarına rağmen aynı evde birlikte yaşadıkları ve beraberliklerinin devam ettiğini belirterek 01/10/2017 tarihinde meydana gelen kazada ...'nun vefatı nedeniyle destekten yoksun kalma tazminatı talep ettiği, mahkemece tanık beyanları, sosyal ve ekonomik durum araştırma tutanaklarına göre destek iddiasının kanıtlandığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş ise de mahkemece bu yönde yapılan araştırmanın hüküm vermeye yeterli olmadığı,
bu durumda davacı tarafa desteğin boşandığı eşi davacıya desteği bulunduğu iddiasını ispat imkânı verilmesi, bu yöndeki deliller eksiksiz toplanarak tüm deliller birlikte değerlendirilmek suretiyle destek ilişkisinin mevcut olup olmadığı açıklığa kavuşturulması ve varılacak sonuç çerçevesinde karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yenitinilerek karar verilmiş olması doğru görülmemiştir.
Davalı vekilinin istinaf başvurusunun açıklanan nedenlerle kabulü ile hükmün, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6. maddesi uyarınca kaldırılmasına ve dosyanın yeniden görülmek üzere kararı veren ilk derece Mahkemesine gönderilmesine, kaldırma sebeplerine göre sair istinaf sebeplerinin incelenmesine şimdilik yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesi, E. 2023/200, K. 2024/667, 10 Mayıs 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama