KÜNYE
T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 11 Nisan 2025
- 26. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No
- 2023/365 - 2025/483
- Esas no
- 2023/365
- Karar no
- 2025/483
- İncelenen kararın mahkemesi
- ANKARA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 21.11.2022
- Numarası
- 2018/739 Esas 2022/888 Karar
- Davanın konusu
- Trafik Kazası Nedeniyle Maddi Tazminat
- Yazılma tarihi
- 05.05.2025
Karar Metni
1.869 kelime·9 dk okuma·3 bölüm
İlk Derece Mahkemesince verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI
Davacı vekili, 14.12.2017 tarihinde davalı sigorta şirketine zorunlu mali sorumluluk sigortası ile sigortalı ... plakalı aracın yaya konumundaki davacıya çarparak ağır şekilde yaralanmasına, sürekli ve geçici iş göremezliğe maruz kalmasına neden olduğunu, kazanın meydana gelmesinde davacının kusuru bulunmadığını, kaza tespit tutanağı ve sair belgelerdeki aleyhe tespit ve değerlendirmeleri kabul etmediklerini, davalı sigorta şirketine yapılan müracaat üzerine kısmi ödeme yapıldığını, ödemenin eksik ve yetersiz olduğunu, davalı sigorta şirketine bakiye maddi tazminat talebiyle başvurudan sonuç alınamadığını,
davanın 6100 sayılı HMK’nın 107. maddesi uyarınca belirsiz alacak davası olarak açıldığını belirterek, talep artırım hakkı saklı kalmak kaydıyla kalıcı iş göremezlik tazminatı olarak 4.000,00 TL geçici iş göremezlik tazminatı olarak 1.000,00 TL olmak üzere toplam 5.000,00 TL maddi tazminatın kaza tarihinden itibaren avans faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiş, yargılama aşamasında geçici iş göremezlik tazminatı talebini 2.149,28-TL, sürekli işgöremezlik tazminatı talebini 96.879,44,-TL olarak artırmıştır.
Davalı vekili, davacının müracaatı üzerine 26.06.2018 tarihinde 6.817,00 TL ödeme yapıldığını ve başkaca sorumlulukları kalmadığını, kusur durumunun tespiti bakımından Adli Tıp Kurumundan rapor alınması talep ettiklerini, davacının maluliyetinin Genel Şartlar ve eklerine göre belirlenmesi gerektiğini, geçici iş göremezlik tazminatı talebinden sorumlulukları bulunmadığını, dava tarihinden itibaren yasal faiz talep edilebileceğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece, davanın trafik kazasından kaynaklanan yaralanma nedeniyle geçici iş göremezlik ve sürekli iş göremezlik tazminatı istemine ilişkin olduğu, İTÜ öğretim üyelerinden oluşan üç kişilik bilirkişi heyeti tarafından düzenlenen 24.09.2019 tarihli raporda ve Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi Genişletilmiş Uzmanlar Kurulu tarafından düzenlenen 14.03.2022 tarihli raporda kazanın meydana gelmesinde davacı yayanın % 85 oranında, sigortalı araç sürücüsünün % 15 oranında kusurlu olduğunun belirtiltiği, ...
Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı tarafından Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırılması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre düzenlenen 21.02.2021 tarihli raporda davacının özür oranının % 23 olduğu, 9 ay süreyle iş göremez halde kaldığı ve 9 ay bakıma ihtiyacı bulunduğunun belirlendiği,
aktüer bilirkişi tarafından ibraz edilen rapor ve 05.09.2022 tarihli ek rapordaki tespit ve hesaplamalar esas alınarak davanın talep artırım dilekçesi gözetilerek kabulü ile 96.879,44-TL, sürekli iş göremezlik, 2.149,28-TL, geçici iş göremezlik olmak üzere toplam 99.028,72 TL tazminatın, 26.06.2018 temerrüt tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiş, hükme karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili istinaf dilekçesinde, mahkemece hükme esas alınan kusur değerlendirmesinin hatalı olup itirazları karşılar yeni rapor alınmadan sigortalı araç sürücüsünün %15, davacının % 85 oranında kusurlu olduğu yönündeki bilirkişi görüşünün olaya uygun olmadığını, kusura ilişkin bilirkişi raporunda olay yerinin meskun mahal dışı olduğu,
hız sınırının 85 Km/sa olduğu ve davacının sağ şerit üzerinde yürüdüğü kabulü ile düzenlendiğini, ancak olay yerinen meskun mahal olduğunu, ceza dosyasında keşif yapılarak düzenlenen raporda olay yerinin yerleşim yeri olduğunun tespit edildiğini, kaza tarihi itibariyle yol ve mahal durumunun araştırılması gerektiğini, kazanın meydana geldiği yerde plaj ve restoranlar bulunduğunu, birçok yaya geçidi olduğunu, hız sınırının 85 km/sa olmasının mümkün olmadığını, davacının sağ şerit üzerinde yürüdüğüne ilişkin delil bulunmadığını, davacının yayalar için belirlenen kurala uygun şekilde yolu kullandığını ve herhangi bir kural ihlali bulunmadığını,
sigortalı araç sürücüsünün fren ve direksiyon tedbirine başvurmadığını ve sürati nedeniyle aracının hakimiyetini sağlayamadığını, ceza yargılamasında asli kusurlu olduğunun tespit edildiğini ve verilen kararın kesinleştiğini, yeniden kusur incelemesi için rapor alınmasını talep ettiklerini, maddi zararların hesaplanmasında kullanılan gelir ve ücretler ile yaşam tablosu, hesap yöntemi, kusur maluliyet gibi verilerde meydana gelecek artış ve lehe değişiklikler,
asgari ücret tutarında meydana gelmiş/gelecek artışlar ile mevzuatta/içtihatta meydana gelmiş ve gelecek lehe değişiklikler yönünden tüm haklarının saklı tuttuklarını ve en güncel verilerin dikkate alınmasını talep ettiklerini belirterek istinaf başvurusunda bulunmuştur.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca resen gözetilmesi gereken hususlar ve ileri sürülen istinaf sebepleri ile sınırlı olarak dosya içindeki bilgi ve belgeler, Mahkeme kararının gerekçesi, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesi ile yapılan inceleme sonucunda;
Davacı vekili, davalı sigorta şirketine zorunlu mali sorumluluk sigortası ile sigortalı aracın yaya konumundaki davacıya çarparak yaralanmasına neden olduğunu, davalı sigorta şirketi tarafından yapılan ödemenin yetersiz olduğunu belirterek geçici iş göremezlik tazminatı ve sürekli iş göremezlik tazminatı talebinde bulunmuş, mahkemece kazanın meydana gelmesinde davacı yayanın % 85 oranında, sigortalı araç sürücüsünün % 15 oranında kusurlu olduğu, ...
Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı tarafından Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırılması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre düzenlenen 21.02.2021 tarihli raporda davacının özür oranının % 23 olduğu, 9 ay süreyle iş göremez halde kaldığı, aktüer bilirkişi tarafından ibraz edilen rapor ve 05.09.2022 tarihli ek rapordaki tespit ve hesaplamalar esas alınarak davanın kabulüne karar verilmiş, karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
1-6100 sayılı HMK’nın “Dava şartları” başlıklı 114/1-d maddesinde “Tarafların, taraf ve dava ehliyetine sahip olmaları; kanuni temsilin söz konusu olduğu hâllerde, temsilcinin gerekli niteliğe sahip bulunması” dava şartları arasında sayılmış olup aynı Kanun’un “Dava şartlarının incelenmesi” başlıklı 115/1. maddesinde “Mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler.” düzenlemelerine yer verilmiş ve devamında dava şartı noksanlığının tespiti halinde uygulanacak hükümler düzenlenmiştir.
Somut olayda davanın 30.03.1988 doğumlu ...'a velayeten ... tarafından açıldığı, davacı vekili tarafından ibraz edilen Gülyalı Noterliğinin 28.06.2018 tarihli ve 259 yevmiye numaralı vekaletnamesinin Ordu 2. Sulh Hukuk Mahkemesinin 02.05.2018 tarihli ve 2018/348 Esas, 2018/572 Karar sayılı kararına istinaden düzenlendiğinin belirtildiği, ne var ki mahkemece davacının kısıtlanmasına ilişkin karar örneğinin getirtilmediği, dava şartı niteliğindeki kanuni temsil hususu araştırılmadan yargılamanın sürdürüldüğü anlaşılmıştır.
Bu durumda davacının kısıtlanmasına ilişkin dosyanın getirtilerek kısıtlılık halinin devam edip etmediğinin belirlenmesi, dava şartı niteliğindeki kanuni temsil koşullarının mevcut olup olmadığının açıklığa kavuşturulması ve TMK'nın 462/8. Maddesi gereğince vesayet makamı tarafından dava açılmasına izin verildiğine ilişkin kararın dosyaya ibrazının sağlanması gerekirken anılan hususun göz ardı edilmiş olması doğru değildir.
2-Davacı vekilinin kusur durumuna ilişkin istinaf başvurusunun incelenmesinde, 14.12.2017 tarihinde kaza tespit tutanağına göre dava dışı sürücü idaresindeki ... plakalı aracın sağ şeritte ilerlerken yine sağ şeritte yolda yürüyen davacıya çarpması sonucunda kazanın meydana geldiği, kazada ... plakalı kamyonet sürücüsünün 2918 sayılı Kanun'un 84. maddesinde belirtilen sürücülere ait kusurlardan 52/1-a maddesi kuralını ihlal ettiği, sağ şeritte yolda yürüyen davacı ...'un 2918 sayılı Kanun'un 68/1-a.2 maddesi kuralını ihlal ettiğinin belirtildiği,
kazaya ilişkin Ordu 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 2018/461 Esas, 2019/734 Karar sayılı dosyasında dava dışı sürücü ...hakkında taksirle bir kişinin yaralanmasına neden olma suçundan yapılan yargılamada, Adli Tıp Kurumu Ankara Trafik ihtisas Dairesinden alınan 06.09.2019 tarihli raporda, kazanın meydana gelmesinde sürücü ...'ın hızını ve sürüşünü mahal şartlarına göre ayarlamadığı, sağında banket çizgisi üzerinde yürüyen ve uzağından geçmeye özen göstermediği yayaya çarpması nedeniyle asli kusurlu olduğu, davacı yayanın tali kusurlu olduğunun belirtildiği,
mahkemece toplanan delillere göre olay günü saat 18.12 sıralarında sanığın kullandığı ... plakalı aracı ile seyir halinde iken aracının ağ ön ve sağyan kısımları ile, yolun sağındaki banket çizgisinden yaya olarak ilerleyen katılana çarptığı, kazanın meydana gelmesinde sanığın asli kusurlu olduğu gerekçesiyle sürücü ...'ın cezalandırılmasına, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği ve kararın 03.01.2020 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır.
Mahkemece yargılama sırasında Adli Tıp Kurumu Ankara Trafik İhtisas Dairesinden alınan 25.03.20196 tarihli raporda, kaza tespit tutanağı, tüm ifadeler, çarpmanın yeri ve tekmil veriler nazara alındığında mevcut verilerden meskun mahalde, gece vakti, aydınlatmanın bulunduğu olay yerinde yayanın yolun sağında yürüdüğü esnada kazanın meydana geldiği kanaatine varıldığı ve dava dışı sürücünün % 60 oranında, davacı yayanın % 40 oranında kusurlu olduğunun belirtildiği, öğretim üyelerinden oluşan üç kişilik bilirkişi heyetinden alınan 24.09.2019 tarihli raporda kaza yerinde yayaların yürümesine ayrılan bir yer olmadığı,
yolun sağında banket olduğu ve davacı yayanın banket varken araçlara ayrılan asfalt kaplama üzerinde yürüdüğü belirtilerek davacı yayanın taşıt yolunda yürümemesi, banketten yürümesi gerekirken bu kurala uymadığı gerekçesiyle % 85 oranında, sigortalı araç sürücüsünün % 15 oranında kusurlu olduğunun belirtildiği, Adli Tıp Kurumu Ankara Trafik İhtisas Dairesi Genişletilmiş Uzmanlar Kurulundan alınan 14.03.2022 tarihli raporda Karayolları Genel Müdürlüğü 19.08.2021 tarihli cevabında olay mahallinin meskun mahal dışı olduğu, olay yerindeki azami hız limitinin kamyonetler için 85 km/h olduğunun belirtildiği,
meskun mahal dışı olay yerinde emniyet şeridinden yürümeyip sağ şerit üzerinde yürüyen davacı yayanın kazada asli kusurlu olacağı, kamyonet sürücüsünün ise sağ şerit içerisinde yürüyen yaya nedeniyle zamanında etkin fren ve direksiyon tedbiri almamakla kazada alt düzeyde tali kusurlu olduğu gerekçesiyle davacı yayanın % 85 oranında kusurlu olduğu, sigortalı araç sürücünün % 15 oranında kusurlu olduğunun belirtildiği,
mahkemece bu kusur durumu esas alınarak karar verilmiş ise de hükme esas alınan bilirkişi heyeti raporlarındaki kaza yerine ve çarpma noktasına ilişkin tespitler ile kesinleşen ceza mahkemesi kararındaki tespitlerin farklı olduğu, kusur durumuna ilişkin yapılan araştırma ve incelemenin hüküm vermeye yeterli olmadığı anlaşılmıştır.
6098 sayılı TBK’nın 74. maddesi “Hâkim, zarar verenin kusurunun olup olmadığı, ayırt etme gücünün bulunup bulunmadığı hakkında karar verirken, ceza hukukunun sorumlulukla ilgili hükümleriyle bağlı olmadığı gibi, ceza hâkimi tarafından verilen beraat kararıyla da bağlı değildir. Aynı şekilde, ceza hâkiminin kusurun değerlendirilmesine ve zararın belirlenmesine ilişkin kararı da, hukuk hâkimini bağlamaz” hükmünü içermektedir.
Hukuk hakiminin kural olarak ceza mahkemesinin beraat kararı ile bağlı olmadığı ancak aynı olay nedeniyle ceza yargılamasında hükme dayanak alınan maddi olgularla ve özellikle “fiilin hukuka aykırılığı” konusunda tamamen bağlı olacağı gerek öğreti, gerekse de yargısal uygulamada istikrarla kabul edilmektedir. Hal böyle olunca, maddi olayları ve yasak eylemlerin varlığını saptayan ceza mahkemesi kararı, taraflar yönünden kesin delil niteliğini taşır.
(HGK, 24.12.2014 gün ve 2014/4-846 Esas, 2014/1091Karar) Hukuk hâkimi ceza mahkemesi kararındaki fiilin hukuka aykırılığını ve illiyet bağını belirleyen maddi olgularla ve ceza mahkemesince verilen mahkûmiyet kararı ile bağlıdır.
Bu durumda kazaya ilişkin kesinleşen Ordu 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 2018/461 Esas, 2019/734 Karar sayılı dosyasında ... plakalı aracı ile seyir halinde iken aracının sağ ön ve sağ yan kısımları ile, yolun sağındaki banket çizgisinden yaya olarak ilerleyen katılana çarptığı, kazanın meydana gelmesinde sanığın asli kusurlu olduğu gerekçesiyle sigortalı araç sürücüsünün cezalandırılmasına karar verildiği, ceza yargılamasında kabul edilen maddi vakıaya göre kazanın davacının banket çizgisinde yürüdüğü esnada meydana geldiğinin belirlendiği,
kazanın meydana geliş şekli, yeri ve çarpma noktası buna göre değerlendirilerek Karayolları Genel Müdürlüğü Fen heyetinden üç kişilik makine mühendisi bilirkişiden kusura ilişkin gerekçeli, denetime ve hüküm vermeye elverişli rapor alınması, tahkikatın eksiksiz olarak tamamlanması ve varılacak sonuç çerçevesinde karar verilmesi için hükmün kaldırılmasına karar vermek gerekmiştir.
Davacı vekilinin istinaf başvurusunun açıklanan nedenlerle kabulü ile hükmün, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6. maddesi uyarınca kaldırılmasına ve dosyanın yeniden görülmek üzere kararı veren ilk derece Mahkemesine gönderilmesine, kaldırma sebeplerine göre sair istinaf sebeplerinin incelenmesine şimdilik yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesi, E. 2023/365, K. 2025/483, 11 Nisan 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama