KÜNYE
T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 17 Nisan 2025
- 26. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No
- 2023/430 - 2025/502
- Esas no
- 2023/430
- Karar no
- 2025/502
- İncelenen kararın mahkemesi
- ANKARA 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 23.12.2022
- Numarası
- 2021/490 Esas 2022/944 Karar
- Davanın konusu
- Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan
- Yazılma tarihi
- 15.05.2025
Karar Metni
1.537 kelime·8 dk okuma·3 bölüm
İlk Derece Mahkemesince verilen karara karşı davacı vekili ve davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI
Davacı vekili, 07.09.2020 tarihinde dava dışı sürücü idaresinde olup davalı sigorta şirketine zorunlu mali sorumluluk sigortası ile sigortalı ... plakalı araç ile davacının idaresindeki ... plakalı aracın çarpışması sonucunda meydana gelen kazada davacının ağır şekilde yaralandığını, geçici ve sürekli iş göremezliğe maruz kaldığını ve bakıcı ihtiyacı doğduğunu, kazanın meydana gelmesinde davalının asli kusurlu olduğunu, davalı sigorta şirketine yapılan başvurudan ve arabuluculuk aşamasından sonuç alınamadığını, davanın 6100 sayılı HMK’nın 107. maddesi uyarınca belirsiz alacak davası olarak açıldığını belirterek,
talep artırım hakkı saklı kalmak kaydıyla 9.800,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatı, 100,00 TL geçici iş göremezlik tazminatı ve 100,00 TL bakıcı gideri olmak üzere 10.000,00 TL maddi tazminatın kaza tarihinden itibaren avans faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiş, yargılama sırasında sürekli iş göremezlik tazminatı tutarını 410.000,00 TL, bakıcı gideri talebini 8.829,00 TL olarak artırmıştır.
Davalı vekili, davaya bakmaya İstanbul Anadolu Mahkemelerinin yetkili olup davanın yetkisiz mahkemede açıldığını, davacı tarafça usulüne uygun başvuru yapılmadığını, eksik belge ile başvuru halinde doğrudan dava yoluna gitme hakları bulunmadığını, davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddi gerektiğini, tazminat hesabının Genel Şartlar hükümlerine uygun olarak yapılması gerektiğini, kazanın meydana gelmesinde sigortalı araç sürücüsünün kusuru bulunmadığını, emniyet kemeri kullanımının belirsiz olduğunu ve müterafik kusur nedeniyle tazminattan indirim yapılması gerektiğini, davacının avans faizi talebinin reddi gerektiğini, muaccel alacak bulunmadığından kaza tarihinden itibaren faize hükmedilemeyeceğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece, davanın trafik kazasından kaynaklanan yaralanma nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkin olduğu, üç kişilik trafik bilirkişi heyetinden alınan 08.06.2022 tarihli raporda alternatifli olarak kusur oranlarının belirtildiği, kaza tespit tutanağındaki tespit ile uyumlu olarak kazanın meydana gelmesinde davacı sürücünün asli kusurlu olduğu,
sigortalı araç sürücüsünün tali kusurlu olduğu kabul edilerek ve aktüer bilirkişi tarafından ibraz edilen 01.10.2022 tarihli ek rapordaki davacı sürücünün % 75 oranında, sigortalı araç sürücüsünün % 25 oranında kusurlu olması durumuna göre yapılan hesaplama esas alınarak davanın kısmen kabulü ile sürekli ve geçici iş göremezlik tazminat toplamı 111.442,05 TL ile 2.207,25 TL bakıcı gideri tazminat toplamı olmak üzere toplam 113.649,30 TL'nin temerrüt tarihi olan 07.07.2021 tarihinden itibaren işleyecek yasıl faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiş,
hükme karşı davacı vekili ve davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili istinaf dilekçesinde, kazanın meydana gelmesine sigortalı araç sürücüsünün asli kusurlu olarak sebebiyet verdiğini, mahkemenin kusur değerlendirmesine ilişkin gerekçenin hatalı olduğunu, kusura ilişkin bilirkişi heyeti raporunda ihtimalli olarak değerlendirme yapıldığını, sigortalı araç sürücüsünün alkollü şekilde araç kullandığını ve şerit ihlali ile kazaya sebebiyet verdiğini, bilirkişi heyeti tarafından sigortalı araç sürücüsünün beyanları esas alınarak rapor düzenlendiğini, bilirkişi raporuna itirazları doğrultusunda üniversite veya Adli Tıp Kurumu Genişletilmiş Uzmanlar Kurulundan rapor alınması gerektiğini,
arabuluculuk ücretinin tamamının haksız çıkan davalı üzerinde bırakılması gerekirken kabul ve reddedilen kısımlara göre hüküm altına alınmasının doğru olmadığını, mahkemece hüküm altına alınan tazminata avans faizi uygulanması gerektiğini, faiz başlangıç tarihine ilişkin gerekçenin hatalı olduğunu, davalı sigorta şirketine 12.10.2020 tarihinde başvuruda bulunulduğunu, davacının maluliyet oranının yargılama sırasında alınan 31.01.2022 tarihli raporda belirlenen oranın üzerinde olduğunu, asgari ücrette ve davacının gelirinde meydana gelecek artışların dikkate alınması gerektiğini belirterek istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davalı vekili istinaf dilekçesinde, kazanın meydana gelmesinde sigortalı araç sürücüsüne atfı kabil kusur bulunmadığını ve davanın reddi gerektiğini, sorumluluklarının sigortalı araç sürücüsünün kusuru oranında olduğunu, kaza tespit tutanağına göre asli ve tam kusurlunun davacı olduğunu, kusura ilişkin uyuşmazlık konusunda uzman bilirkişiden rapor alınması gerektiğini, tazminat hesabının Genel Şartlar’da belirtilen esaslara göre yapılması gerektiğini, geçici iş göremezlik ve bakıcı gideri taleplerinin teminat dışında olup reddi gerektiğini,
kazanın meydana gelmesinde davacının müterafik kusuru bulunması nedeniyle tazminattan indirim yapılması gerektiğini, davacının koruyucu tertibat kullandığının belirsiz olduğunu, emniyet kemerinin yaralanmaya etkisi incelenmeden karar verilmesinin doğru olmadığının belirterek istinaf başvurusunda bulunmuştur.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE
6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca resen gözetilmesi gereken hususlar ve ileri sürülen istinaf sebepleri ile sınırlı olarak dosya içindeki bilgi ve belgeler, Mahkeme kararının gerekçesi, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesi ile yapılan inceleme sonucunda;
Davacı vekili, davacının idaresindeki araç ile dava dışı sürücünün idaresinde olup davalı sigorta şirketine zorunlu mali sorumluluk sigortası ile sigortalı aracın karıştığı kaza sonucunda davacının yaralandığını belirterek sürekli iş göremezlik tazminatı, geçici iş göremezlik tazminatı ve bakıcı gideri taleplerinde bulunmuş, mahkemece kazanın meydana gelmesinde davacı sürücünün asli kusurlu, sigortalı araç sürücüsünün tali kusurlu olduğu, 01.10.2022 tarihli aktüer bilirkişi ek raporundaki tespit ve hesaplamalar esas alınarak davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, karara karşı davacı vekili ve davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
1-Dosya içeriğinden, 07.09.2020 tarihinde kaza tespit tutanağına göre dava dışı ... idaresindeki ... plakalı araç ile sokak kavşağına geldiği esnada, sürücü ... idaresindeki ... plakalı aracı ile Akkuzulu Sokaktan Barış Caddesine çıktığında ... plakalı aracın ön kısmı ile ... plakalı aracın sol yan kısmına çarpması sonucunda kaza meydana geldiği ve davacı sürücüsünün 2918 sayılı Kanun'un 57/1-b-5 maddesi kuralını, davalıya zorunlu mali sorumluluk sigortası ile sigortalı araç sürücüsü ...'ın 2918 sayılı Kanun'un 52/1-a maddesi kuralını ihlal ettiğini belirtildiği,
kazaya ilişkin Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 2020/26657 sayılı soruşturma dosyasında alınan 30.10.2020 tarihli bilirkişi raporunda kazanın meydana gelmesinde davacı sürücünün asli, sigortalı araç sürücüsünün tali kusurlu olduğu, Elmadağ Asliye Ceza Mahkemesinin 2021/436 Esas, 2022/237 Karar sayılı dosyasında alınan 31.12.2021 tarihli raporda davacı sürücünün asli, sigortalı araç sürücüsünün tali kusurlu olduğunun belirtildiği, 17.03.2022 tarihli kararla dava dışı ...'ın cezalandırılmasına ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği anlaşılmıştır.
Mahkemece yargılama sırasında trafik bilirkişisinden alınan 04.03.2022 tarihli raporda, kazanın üç yönlü kontrolsüz kavşakta meydana geldiği, kavşak ortak alanında meydana gelen trafik kazalarında geçiş önceliğinin, geçiş hakkının bulvar, cadde ve sokaktan gelinip gelinmediğine göre değil, yolun bölünmüş yol olup olmadığına, dur, yol ver, ana yol gibi yatay ve düşey trafik işaretleriyle belirleneceği belirtiltikten sonra sigortalı araç sürücüsünün kontrolsüz kavşakta geçiş hakkı kurallarına uymaması ve alkollü araç kullanması nedeniyle %75 oranında kusurlu olduğu, davacı sürücünün % 25 oranında kusurlu olduğunun belirtildiği,
06.05.2022 tarihli raporda aynı kusur oranlarının belirtildiği, üç kişilik bilirkişi heyetinden alınan 08.06.2022 tarihli raporda alternatifli olarak rapor düzenlendiği, ... plakalı aracın Akkuzulu Sokak üzerinden seyirle kavşağa yaklaştığı kabul edildiğinde düz giden araca ilk geçiş hakkını vermesi gerektiğinden davacı sürücüsünün % 75 oranında, sigortalı araç sürücüsünün % 25 oranında kusurlu olduğu,
davacı sürücünün Barış caddesi üzerinde seyri sırasında gerisinden gelmekte olan sürücü ...'ın direksiyon hakimiyetini kaybederek önden seyreden aracın sol yan kısmından çarptığı kabul edildiğinde sigortalı araç sürücüsünün % 100 oranında kusurlu olduğu, davacı sürücünün kusursuz olduğunun belirtildiği, mahkemece davacı sürücüsünün asli, sigortalı araç sürücüsünün tali kusurlu olduğu kabul edilerek yargılama sürdürülmüş ise de kusura ilişkin alınan bilirkişi raporlarında kazanın meydana geliş şekli, ihlal edilen trafik kuralları ve kusur oranları arasında çelişki bulunduğu,
kusur durumuna ilişkin araştırmanın hüküm vermeye yeterli olmadığı anlaşılmıştır.
Bu durumda öncelikle kazaya ilişkin Elmadağ Asliye Ceza Mahkemesinin 2021/436 Esas, 2022/237 Karar sayılı dosyasının getirtilmesi, daha sonra kaza tespit tutanağı, ifade tutanakları, çarpışma noktası, kazanın meydana geldiği kavşağın niteliği, daha önce düzenlenen raporlar ve toplanan tüm deliller değerlendirilerek maddi vakıanın ve kazanın meydana geliş şeklinin açıklığa kavuşturulması için Karayolları Genel Müdürlüğü Fen heyetinden üç kişilik makine mühendisi bilirkişi heyetinden gerekçeli, denetime ve hüküm vermeye elverişli rapor alınması, kusur durumunun açıklığa kavuşturularak varılacak sonuç çerçevesinde karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile karar verilmiş olması doğru görülmemiştir.
2-26.04.2016 tarihinde 2918 Sayılı Yasanın 99. maddesinde yapılan değişiklik ile getirilen "Sigortacılar, hak sahibinin zorunlu mali sorumluluk sigortası Genel Şartlarıyla belirlenen belgeleri, sigortacının merkez veya kuruluşlarından birine ilettiği tarihten itibaren sekiz iş günü içinde Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası sınırları içinde kalan miktarları hak sahibine ödemek zorundadırlar." düzenlemesi gereğince, sigortanın temerrüdü için sigorta şirketine müracaat zorunludur.
Somut olayda dava dilekçesinde davacı tarafından davalı sigorta şirketine 12.10.2020 tarihinde başvuruda bulunulduğu ve 13.10.2020 tarihinde tebliğ edildiği ve eksik evrakın ikmaline ilişkin dilekçe ve eklerinin 27.11.2020 tarihinde tebliğ edildiğinin belirtildiği, bu durumda davacı tarafça sigorta şirketine yapılan başvuruya ilişkin tüm kayıt ve belgeler dosyaya getirilerek 2918 sayılı Kanun'un 99. maddesi hükmü ve yukarıda açıklanan ilkelere göre değerlendirilerek temerrüt tarihinin açıklığa kavuşturulması,
buna göre faiz başlangıç tarihinin belirlenmesi gerekirken eksik inceleme ile faiz başlangıç tarihinin belirlenmiş olması doğru görülmemiştir.
Davacı vekili ile davalı vekilinin istinaf başvurularının açıklanan nedenlerle kabulü ile hükmün, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6. maddesi uyarınca kaldırılmasına ve dosyanın yeniden görülmek üzere kararı veren ilk derece Mahkemesine gönderilmesine, kaldırma sebeplerine göre sair istinaf sebeplerinin incelenmesine şimdilik yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesi, E. 2023/430, K. 2025/502, 17 Nisan 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama