KÜNYE
T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 26 Haziran 2025
- Esas no
- 2023/549
- Karar no
- 2025/869
- Başkan
- —
- İncelenen kararın mahkemesi
- ANKARA 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 24.01.2023
- Numarası
- ....
- Davanın konusu
- Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat
- Yazılma tarihi
- 03.07.2025
Karar Metni
3.421 kelime·17 dk okuma·4 bölüm
İlk Derece Mahkemesince verilen karara karşı davacılar vekili ile davalılar ... ve ... vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI
Asıl davada davacılar vekili, 18.09.2015 tarihinde davalı ...’a ait olup davalı ... idaresinde bulunan davalı ... şirketine zorunlu mali sorumluluk sigortası ile sigortalı aracın, okul önünde bulunan 16 yaşındaki davacılardan ... ile ...’ya çarparak yaralanmalarına neden olduğunu, davacı ...’nun bir ayağının diz altından koptuğunu, her iki davacının ve ailelerinin maddi ve manevi olarak zarar gördüğünü belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla iş gücü kaybı nedeniyle 1.000,00 TL maddi tazminatın kaza tarihinden itibaren işletilecek avans faizi ile birlikte tüm davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak ... ödenmesine,
1.000,00 TL tedavi gideri ile 1.000,00 TL bakıcı gideri olmak üzere 2.000,00 TL'nin kaza tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte tüm davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacı ...'ya ödenmesine, ...’nun ayağının kopması nedeniyle 100.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işletilecek avans faizi ile birlikte davalı ... şirketi dışındaki diğer davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacı ...'ya ödenmesine,
...'nun babası ve annesi olan davacılar ... ile ... için 20.000,00’er TL manevi tazminatın davalı ... şirketi dışındaki davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak bu davacılara ödenmesine, ...'nun kardeşi ... için 10.000,00 TL manevi tazminatın ... dışındaki davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak bu davacıya ödenmesine, davacı ...'ın ayağının kırılması ve defalarca ameliyat olması nedeniyle 30.000,00 TL manevi tazminatın davalılardan kaza tarihinden itibaren işletilecek ... şirketi dışında olmak kaydıyla müştereken ve müteselsilen alınarak bu davacıya ödenmesine,
davacı ...'ın annesi ... ve babası ...için 10.000,00 'er TL manevi tazminatın davalı ... şirketi dışındaki davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak bu davacılara ödenmesine karar verilmesini talep etmiş, ıslah dilekçesi ile davacı ... yönünden maluliyete ilişkin tazminat talebini 89.662,42 TL olarak ıslah etmiş, 28.11.2022 tarihli dilekçesi ile davacı ... yönünden iş göremezlik tazminatı talebini 172.111,77 TL ve bakıcı gideri talebini 13.762,50 TL olarak artırmıştır.
Davalılar ... ve ... vekili, davanın Aile Mahkemesinde görülmesi gerektiğini, aksi halde velilere husumet yöneltilemeyeceğini bildirerek davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, davanın esası yönünden kaza ile ilgili davalıların da büyük üzüntü yaşadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Davalı ... şirketi vekili, kaza yapan aracın davalı şirket tarafından 07.04.2015 - 16.10.2015 döneminde ZMMS poliçesiyle sigortalı olduğunu, izinsiz olarak sürücü belgesi olmayan kişi tarafından alınıp kullanılan aracın teminat kapsamında sayılamayacağını ve teminat dışı haller kapsamına gireceğini ve bu nedenle ... şirketi yönünden davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Birleşen Ankara 8. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2016/907 Esas nolu dosyasında davacılar ... ve ... vekili dava dilekçesinde, davalı ...'a ait olup davalı ...'un idaresinde ve davalı ... şirketine ... şirketine zorunlu mali sorumluluk sigortası ile sigortalı aracın, okul bahçe duvarı üzerinde oturan davacı küçüklere çarpması sonucu davacıların yaralanmalarına neden olduğu belirtilerek davacı ... için şimdilik 1.000,00 TL sürekli ve geçici iş gücü kaybı tazminatı, 1.000,00 TL bakıcı gideri ve davacı ... için geçici iş göremezlik tazminatı kapsamında 1.000,00 TL'nin tüm davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, bu dava asıl dava ile birleştirilmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece, 05.03.2019 tarihli ve 2015/1446 Esas, 2019/129 Karar sayılı kararla asıl davanın davalı ... şirketi yönünden feragat nedeniyle reddine, davalı ... yönünden kısmen kabulüne, birleşen davanın davalı ... şirketi yönünden feragat nedeniyle reddine, davalı ... yönünden karar verilmesine yer olmadığına ilişkin olarak verilen karara karşı davacılar vekili ve davalılar ..., ... ve ... vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Dairenin 24.11.2021 tarihli ve 2019/1558 Esas, 2021/2174 Karar sayılı kararı kaldırılmış, kaldırma kararı uyarınca yapılan yargılamada,
22.02.2022 tarihli ara kararı ile davalı ... yönünden davanın tefrik edilmesine karar verilmiş, diğer davalılar yönünden yapılan yargılama sonunda, asıl ve birleşen davanın trafik kazasından kaynaklanan yaralanma nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkin olduğu, 01.02.2018 tarihli bilirkişi raporunda kazanın meydana gelmesinde davalı sürücünün %100 oranında kusurlu olduğu, davacılar ... ve ...'ın kusursuz olduğunun belirtildiği,
Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı tarafından düzenlenen 20.10.2016 tarihli raporda davacı ...'nun % 45 oranında çalışma gücünden kaybettiği, 9 ay süreyle iş göremez halde kaldığı, 9 ay bakım ihtiyacı bulunduğu, davacı ...'ın % 3,3 oranında çalışma gücünden kaybettiği, 9 ay süreyle iş göremez halde kaldığı, ve 9 ay bakım ihtiyacı bulunduğunun belirtildiği, davalı ... şirketi tarafından yapılan ödeme nedeniyle hakkındaki davadan feragat edildiği, önceki hükme karşı maddi tazminat miktarı yönünden davacılar tarafından istinaf başvurusunda bulunulmadığı,
davalılar lehine oluşan usuli kazanılmış haklar nazara alınarak maddi tazminatın hüküm altına alınması gerektiği, davacı ... ve ...'ın davalılar ... ile ...’a karşı maddi tazminat istemi yönünden asıl davada hüküm tesis edilmiş olduğundan birleşen davada karar verilmesine yer olmadığı,
manevi tazminatın takdirine ilişkin ilkeler nazara alınarak asıl davada davacı ...’nun davalılar ... ile ...’a karşı maddi tazminat isteminin kısmen kabulü ile 89.662,42 TL maddi tazminatın 28.09.2015 tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte davalılar ... ile ...’dan (baba ...’a karşı açılıp görevsizlik nedeniyle tefrik edilen dava nedeniyle tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla) müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacı ...’ya ödenmesine, fazlaya dair istemin reddine, davacı ...’nun davalı ...
Sigortaya karşı maddi tazminat isteminin vaki feragat nedeniyle reddine, davacıların manevi tazminat istemlerinin kısmen kabulü ile davacı ... yönünden 60.000,00 TL, davacı ... yönünden 12.000,00 TL, davacı ... yönünden 12.000,00 TL, davacı ... yönünden 6.000,00 TL, davacı ... yönünden 18.000,00 TL, davacı ... yönünden 6.000,00 TL, davacı ... yönünden 6.000,00 TL olmak üzere her bir davacı yönünden takdir olunan manevi tazminatın,
28.09.2015 tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte davalılar ... ile ...’dan (baba ...’a karşı açılıp görevsizlik nedeniyle tefrik edilen dava nedeniyle tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla) müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacılara ödenmesine, fazlaya dair istemin reddine, birleşen davada davacıların davalı ...
Sigortaya karşı açtığı davanın vaki feragat nedeniyle reddine, davacı ...’nun davalılar ... ile ...’a karşı maddi tazminat istemi yönünden asıl davada hüküm tesis edilmiş olmakla karar verilmesine yer olmadığına, davacı ...’ın davalılar ... ile ...’a karşı açtığı dava yönünden maddi tazminat istemi karşılanmış olmakla karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş, hükme karşı davacılar vekili ile davalılar ... ve ... vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacılar vekili istinaf dilekçesinde, mahkemece 22.11.2022 tarihli ara kararıyla taraflarına ıslah için süre verildiğini, daha önce ıslah dilekçesi sunulmuş ve kaldırma kararı sonrasında tahkikat devam edilerek 28.11.2022 tarihli dilekçesinin ıslah dilekçesi olarak kabul edilmesinin talep edildiğini, mahkemece istinaf kararı sonrasında alınan bilirkişi raporu doğrultusunda ve 28.11.2022 tarihli dilekçedeki talep doğrultusunda karar verilmesi gerekirken davacı ...’nun talebinin daha azına karar verilmiş olmasının doğru olmadığını, ayrıca bakıcı giderinden kaynaklanan 13.762,50 TL maddi tazminat talebi hakkında da değerlendirme yapılmadığını,
davacılar için maddi tazminatın eksik hesaplandığını, kabul edilen manevi tazminat tutarlarının davacıların yaralanmasının niteliği, sonuçlarının vehameti karşısında elem ve ıstırabı teskin etmekten çok uzak olduğunu, kazanın travmasının tüm aile üyelerine elem ve ıstırap yaşattığını, elem ve acı hiçbir şekilde giderilememiş olacağını belirterek istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davalılar ... ve ... vekili, davacı tarafça gerekçeli karar tebliğ edilmeden istinaf başvurusunda bulunulduğunu, gerekçeli kararın ayrıca taraflar talep etmeden tebliğe çıkartıldığını, bu nedenle gerekçeli kararın usulüne uygun şekilde tebliğ edilmesi talebini içerir dilekçe sunulduğunu, gerekçeli karar ve istinaf dilekçesinin taraflara usulüne uygun tebliğinin gerçekleştirilmediğini, davacılar dosyaya sunulan 08.02.2017 tarihli ibraname ve sulh anlaşması ile tüm talep ve haklarından feragat ettiklerini, davalı ... şirketi yönünden davanın reddedildiğini, davalılar yönünden ise tazminata hükmedildiğini, feragatin bölünemeyeceğini,
kusura ilişkin bilirkişi raporuna itirazın reddedildiğini, kaza mahallinde keşif yapılarak kusur durumunun belirlenmesi gerektiğini, hüküm altına alınan manevi tazminatın kaza tarihinden işleyecek faizi de hesaplandığında davalıların sosyal ve ekonomik durumuna göre ödenmesi mümkün olmayan bir miktar olduğunu belirterek istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca ileri sürülen istinaf sebepleri ile sınırlı olarak dosya içindeki bilgi ve belgeler, Mahkeme kararının gerekçesi, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesi ile yapılan inceleme sonucunda;
Davacılar vekili, 18.09.2015 tarihinde davalıların sürücüsü, işleteni ve zorunlu mali sorumluluk sigortacısı olduğu aracın okul önünde bulanan yaya konumundaki davacılar ... ve ... çarparak yaralanmasına neden olduğunu belirterek asıl davada iş göremezlik tazminatı, tedavi gideri ve manevi tazminat, birleşen davada geçici iş göremezlik tazminatı ve sürekli iş göremezlik tazminatı talebinde bulunmuş, mahkemece Dairenin 24.11.2021 tarihli ve 2019/1558 Esas, 2021/2174 Karar sayılı kararı uyarınca yapılan yargılamada, 22.02.2022 tarihli ara kararı ile davalı ... yönünden dava tefrik edilmiş,
diğer davalılar yönünden yapılan yargılamada davalı ... şirketi yönünden asıl ve birleşen davanın feragat nedeniyle reddine, davalılar ... ve ... yönünden asıl davanın kısmen kabulüne, birleşen davada karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş, hükme karşı davacılar vekili ile davalılar ... ve ... vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
1-18.09.2015 tarihinde kaza tespit tutanağına göre 14.02.1999 doğumlu sürücü ... idaresindeki ... plakalı araç ile seyir halinde iken inişe dik eğimli yolda karşı yönden gelen araca çarpmamak için manevra yaptığı esnada okul bahçe duvarında oturmakta olan yaya davacılar ... ve ...'ya çarpması sonucunda kaza meydana geldiği, davalı sürücünün 2918 sayılı Kanun'un 52/1.b maddesi kuralını ihlal ettiği, davacı yayaların kural ihlali bulunmadığının belirtildiği,
makine mühendisi bilirkişi tarafından düzenlenen 01.02.2018 tarihli raporda kusur durumuna ilişkin yapılan değerlendirmede sürücü belgesiz ...'un yerleşim yeri dahilinde bulunduğu anlaşılan olay yerinde aracının hızını, yok ve teknik özellikleri ile görüş, yol, hava ve trafik durumunun gerektirdiği şartlara uydurmamakla, aracı hızlı kullanmakla karşı yönden gelmekte olan aracın mevcudiyetini görüp idrak ettiğinde,
sürücülükte yeterli bilgi ve deneyime haiz olmadığından karşıdan gelmekte olan araç ile çarpışacağı korkusu ile paniğe kapılarak sola ani manevra yapması akabinde aracın direksiyon hakimiyetini kaybettiği ve duvar üzerinde oturmakta olan davacılara çarptığı olayda % 100 oranında kusurlu olduğu, davacı yayaların kusursuz olduğunun belirtildiği, raporun kaza tespit tutanağı, toplanan deliller ve kazanın meydana geliş şekline uygun olarak düzenlendiği anlaşıldığından davalılar vekilinin kusura ilişkin istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir.
2-Asıl ve birleşen davanın davacıları ... ve .... yaralanması nedeniyle geçici iş göremezlik tazminatı, sürekli iş göremezlik tazminatı, bakıcı gideri ve tedavi gideri talepleriyle açıldığı, asıl davada ayrıca davacı ... ile annesi, babası ve kardeşi için manevi tazminat, davacı ... ile annesi ve babası için manevi tazminat talep edildiği, yargılama sırasında davalı ... ... Türk ...
Şirketi tarafından poliçe teminat limitleri dahilinde davacı ... için 290.000,00 TL maddi tazminat, 30.000,00 TL işlemiş faiz, davacı ... için 30.000,00 TL maddi tazminat, 3.000,00 TL işlemiş faiz ve yargılama giderleri ile vekalet ücreti olmak üzere toplam 400.705,00 TL ödeme yapılması üzerine davalı ... ... yönünden davadan feragat edildiği anlaşılmıştır.
Mahkemece Dairenin kaldırma kararı uyarınca aktüer bilirkişiden 28.09.2022 tarihli rapor alındığı ve davacılar vekili tarafından 28.11.2022 tarihli dilekçedeki talepleri doğrultusunda karar verilmesi gerektiği ileri sürülmüş ise de mahkemenin 05.03.2019 tarihli önceki kararındaki maddi tazminat miktarına, tedavi gideri ve bakıcı giderine ilişkin hükme yönelik olarak davacılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmadığı, maddi tazminata ilişkin hüküm yönünden davalılar lehine kazanılmış hak oluştuğu ve davalıların ... şirketinin olay tarihinde geçerli olan poliçe teminat limiti üzerinde kalan tazminattan sorumlu tutulduğu,
davacıların ... şirketi hakkındaki feragat beyanının ... şirketinin sorumlu olduğu teminat limiti ile sınırlı olduğu nazara alınarak maddi tazminat talepleri yönünden yazılı şekilde karar verilmiş olmasında usul ve esas yönünden hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmıştır.
3-Tarafların manevi tazminata ilişkin hükme yönelik istinaf başvurusunun incelenmesinde, 6098 TBK'nın 56. maddesinde “Hâkim, bir kimsenin bedensel bütünlüğünün zedelenmesi durumunda, olayın özelliklerini göz önünde tutarak, zarar görene uygun bir miktar paranın manevi tazminat olarak ödenmesine karar verir.
Ağır bedensel zarar veya ölüm hâlinde, zarar görenin veya ölenin yakınlarına da manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verilebilir.” hükmüne, aynı Kanun'un 51.maddesinde “Hâkim, tazminatın kapsamını ve ödenme biçimini, durumun gereğini ve özellikle kusurun ağırlığını göz önüne alarak belirler.” hükmüne yer verilmiştir.
Buna göre hâkimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir.
Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22.06.1966 tarihli ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı'nın gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir.
Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hâkim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir. Manevi tazminatın miktarı bir taraf için zenginleşme aracı, diğer taraf için de yıkım olmamalıdır. Manevi tazminatın miktarının belirlemesinde her olaya göre değişen özel hal ve şartlar gözetilmelidir.
Hâkimin bu takdir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu, olayın ağırlığı, olay tarihi gibi özellikleri göz önünde tutması ve buna göre manevi tazminat takdir etmesi gerektiği açıkça ortadadır. (HGK 23.06.2004, 13/291-370)
Somut olay yukarıda açıklanan Kanun hükümleri ve ilkeler doğrultusunda değerlendirildiğinde, 18.09.2015 tarihinde davalı ...'a ait olup davalı ... idaresindeki aracın yaya konumundaki davacılar ... ve ... çarparak yaralanmalarına neden olduğu, 01.02.2018 tarihli raporda kazanın meydana gelmesinde davalı sürücünün % 100 oranında kusurlu olduğunun belirtildiği, Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı tarafından düzenlenen 20.10.2016 tarihli raporda davacı ...'nun % 45 oranında çalışma gücünden kaybettiği, 9 ay süreyle iş göremez halde kaldığı, 9 ay bakım ihtiyacı bulunduğu,
davacı ...'ın % 3,3 oranında çalışma gücünden kaybettiği, 9 ay süreyle iş göremez halde kaldığı ve 9 ay bakım ihtiyacı bulunduğunun belirtildiği, kazanın meydana geliş şekli, tespit edilen kusur durumu, olayın meydana geliş şeklinin davacılar üzerinde etkisi, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, kaza tarihindeki (2015) paranın alım gücü nazara alındığında davacılar ..., ..., ... ile ..., ... ve ... için belirlenen manevi tazminat tutarlarının uygun takdir edildiği anlaşılmıştır.
Davalılar ... ve ... vekilinin tüm, davacılar vekilinin adı geçen davacılar yönünden yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Davacı ... hakkındaki manevi tazminata ilişkin hükme yönelik istinaf başvurusunun incelenmesinde, kazada yaralanan davacı ... hakkında düzenlenmiş tedavi belgeleri ve rapordan kaza nedeniyle sol bacak proksimal 1/3'ten itibaren ampute olduğu, sağ ayakta üç yerden kırık olduğu, ameliyat olduğu, 7 gün yoğun bakımda kaldığı, 2 gün serviste kaldığı, 1,5 ay fizik tedavi altığı, bir yıl okula gidemediği,
davacının kaza nedeniyle yaralanmasının niteliği ve tedavi süreci, kaza tarihindeki (2015) paranın alım gücü toplanan tüm delillerle birlikte değerlendirildiğinde belirlenen manevi tazminat miktarının hak ve nesafet kuralları çerçevesinde daha yüksek olması gerektiği sonuç ve kanaatine varılarak davacı ... vekilinin manevi tazminata yönelik istinaf başvurusunun kabulü ile 100.000,00 TL manevi tazminatın davalılar ... ve ...'dan tahsiline karar vermek gerekmiş, ilk derece mahkemesi kararının açıklanan nedenle kaldırılmasına,
istinaf sebebi yapılmayan hususlar ve kesinleşen yönler korunarak HMK'nın 353/1.b.2. maddesi gereğince yeniden esas hakkında aşağıdaki şekilde hüküm kurulmasına karar verilmiştir.
II - İSTİNAF HARÇ VE YARGILAMA GİDERLERİ YÖNÜNDEN
1-Davalılar .... istinaf başvurusu nedeniyle alınması gereken 17.414,24 TL harçtan peşin alının 3.760,41 TL harcın mahsubu ile bakiye 13.653,83 TL harcın bu davalılardan tahsil edilerek Hazineye gelir kaydına,
2-Davacılar tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde iadesine,
3-İstinaf başvurusu nedeniyle davacı tarafça yapılan 60,00 TL yargılama gideri ile 492,00 TL istinaf başvuru harcının davalılar ... ve ...'dan tahsil edilerek davacılara verilmesine,
3-İstinaf başvurusu nedeniyle davalılar tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerlerinde bırakılmasına,
4-Başvuran taraflarca yatırılan delil ve gider avansından kullanılmayan kısmın HMK'nın 333.maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde yatırana iadesine,
5-Kararın taraflara tebliğine,
Dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda HMK’nın 361.maddesi gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki (2) haftalık süre içerisinde Yargıtay’da TEMYİZ YOLU AÇIK olmak üzere 26.06.2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
Başkan
Üye
Üye
Katip
* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesi, E. 2023/549, K. 2025/869, 26 Haziran 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama